34. sure

Sebe' Suresi سبإ

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Kıyamet gelecektir; inkâr edenlerin iddiaları 1–9 karşılaştır — Kıyamet gelecektir; inkâr edenlerin iddiaları
  2. Dâvûd ve Süleymân 10–14 karşılaştır — Dâvûd ve Süleymân
  3. Sebe' halkı ve Arim seli 15–21 karşılaştır — Sebe' halkı ve Arim seli
  4. Şefaat, rızık ve bütün insanlara gönderilen peygamber 22–30 karşılaştır — Şefaat, rızık ve bütün insanlara gönderilen peygamber
  5. Büyüklük taslayanlarla zayıf görülenlerin çekişmesi 31–38 karşılaştır — Büyüklük taslayanlarla zayıf görülenlerin çekişmesi
  6. Rızkın ölçüsü ve meleklerin şahitliği 39–45 karşılaştır — Rızkın ölçüsü ve meleklerin şahitliği
  7. "Size tek bir şeyi öğütlüyorum"; hak geldi 46–54 karşılaştır — "Size tek bir şeyi öğütlüyorum"; hak geldi

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kıyamet gelecektir; inkâr edenlerin iddiaları 1–9

  1. Sebe' suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ

    elḥamdü lillâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi velehü-lḥamdü fi-l'âḫirah. vehüve-lḥakîmü-lḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Yaptığını mükemmel yapmak dipnot 1 , göklerde ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'a özgüdür dipnot 2 . Yaptığını mükemmel yapmak, Ahirette de ona özgüdür. O, kararları doğru olan, her şeyin iç yüzünü bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hamd, birini yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür." demek, en üstün övgüdür. Övgünün bir diğer çeşidi olan "şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için 'güzel' yerine 'mükemmel' kelimesini kullandık.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 1. ayet

  2. Sebe' suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 2. ayet. يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ ٱلرَّحِيمُ ٱلْغَفُورُ

    ya`lemü mâ yelicü fi-l'arḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ ya`rucü fîhâ. vehüve-rraḥîmü-lgafûr.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 2. ayet

  3. Sebe' suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 3. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَأْتِينَا ٱلسَّاعَةُ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَآ أَصْغَرُ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرُ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    veḳâle-lleẕîne keferû lâ te'tîne-ssâ`ah. ḳul belâ verabbî lete'tiyenneküm `âlimi-lgaybi. lâ ya`zübü `anhü miŝḳâlü ẕerratin fi-ssemâvâti velâ fi-l'arḍi velâ aṣgaru min ẕâlike velâ ekberu illâ fî kitâbim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler şöyle dediler: "O saat /yeniden diriliş saati bize gelmez." De ki: "Hayır! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki o saat size mutlaka gelecektir dipnot 1 . Göklerde ve yerde, ister zerre ağırlığında ister ondan küçük, ister daha büyük olsun, hiçbir şey onun bilgisinden kaçmaz, hepsinin apaçık yazılı bir kaydı tutulur dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunların hepsi, meydana gelmeden hemen önce kayda geçirilir (Hadid 57/22-23). Ayrıca bkz. Al-i İmran 3/5, En'am 6/59, Yunus 10/61, Neml 27/75, Lokman 31/16.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 3. ayet

  4. Sebe' suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 4. ayet. لِّيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

    liyecziye-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti. ülâike lehüm magfiratüv verizḳun kerîm.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 4. ayet

  5. Sebe' suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 5. ayet. وَٱلَّذِينَ سَعَوْ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ

    velleẕîne se`av fî âyâtinâ mü`âcizîne ülâike lehüm `aẕâbüm mir riczin elîm.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 5. ayet

  6. Sebe' suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 6. ayet. وَيَرَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ ٱلْحَقَّ وَيَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

    veyere-lleẕîne ûtü-l`ilme-lleẕî ünzile ileyke mir rabbike hüve-lḥaḳḳa veyehdî ilâ ṣirâṭi-l`azîzi-lḥamîd.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 6. ayet

  7. Sebe' suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 7. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍ يُنَبِّئُكُمْ إِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمْ لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍ

    veḳâle-lleẕîne keferû hel nedüllüküm `alâ racüliy yünebbiüküm iẕâ müzziḳtüm külle mümezzeḳin inneküm lefî ḫalḳin cedîd.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 7. ayet

  8. Sebe' suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 8. ayet. أَفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَم بِهِۦ جِنَّةٌۢ بَلِ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ فِى ٱلْعَذَابِ وَٱلضَّلَٰلِ ٱلْبَعِيدِ

    efterâ `ale-llâhi keẕiben em bihî cinneh. beli-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati fi-l`aẕâbi veḍḍalâli-lbe`îd.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 8. ayet

  9. Sebe' suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 9. ayet. أَفَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَىٰ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِن نَّشَأْ نَخْسِفْ بِهِمُ ٱلْأَرْضَ أَوْ نُسْقِطْ عَلَيْهِمْ كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّكُلِّ عَبْدٍ مُّنِيبٍ

    efelem yerav ilâ mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm mine-ssemâi vel'arḍ. in neşe' naḫsif bihimü-l'arḍa ev nüsḳiṭ `aleyhim kisefem mine-ssemâ'. inne fî ẕâlike leâyetel likülli `abdim münîb.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, önlerinde ve arkalarında olan göğe ve yere bakmadılar mı dipnot 1 ? Gerek görürsek dipnot 2 onları yerin dibine geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz dipnot 3 . Hiç şüphesiz bunda, Allah'a yönelen her kul için bir ayet /bir gösterge vardır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen neşe (نشأ) fiilinin kökü, "var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir (Müfredat). Allah her şeyi, bir ölçüye göre yaratır. (Kamer 54/49, Ra'd 13/8)
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 9. ayet

Dâvûd ve Süleymân 10–14

  1. Sebe' suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضْلًا يَٰجِبَالُ أَوِّبِى مَعَهُۥ وَٱلطَّيْرَ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلْحَدِيدَ

    veleḳad âteynâ dâvûde minnâ faḍlâ. yâ cibâlü evvibî me`ahû veṭṭayr. veelennâ lehü-lḥadîd.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 10. ayet

  2. Sebe' suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 11. ayet. أَنِ ٱعْمَلْ سَٰبِغَٰتٍ وَقَدِّرْ فِى ٱلسَّرْدِ وَٱعْمَلُوا۟ صَٰلِحًا إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    eni-`mel sâbigâtiv veḳaddir fi-sserdi va`melû ṣâliḥâ. innî bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı

    "Vücudu kaplayan zırhlar yap, örgüsündeki ölçüyü iyi belirle dipnot 1 !" Siz, iyi işler yapın. Ben yaptığınız her şeyi görmekteyim.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 11. ayet

  3. Sebe' suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 12. ayet. وَلِسُلَيْمَٰنَ ٱلرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ وَأَسَلْنَا لَهُۥ عَيْنَ ٱلْقِطْرِ وَمِنَ ٱلْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِۦ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ

    velisüleymâne-rrîḥa gudüvvuhâ şehruv veravâḥuhâ şehr. veeselnâ lehû `ayne-lḳiṭr. vemine-lcinni mey ya`melü beyne yedeyhi biiẕni rabbihî. vemey yezig minhüm `an emrinâ nüẕiḳhü min `aẕâbi-sse`îr.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 12. ayet

  4. Sebe' suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 13. ayet. يَعْمَلُونَ لَهُۥ مَا يَشَآءُ مِن مَّحَٰرِيبَ وَتَمَٰثِيلَ وَجِفَانٍ كَٱلْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَٰتٍ ٱعْمَلُوٓا۟ ءَالَ دَاوُۥدَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِىَ ٱلشَّكُورُ

    ya`melûne lehû mâ yeşâü mim meḥârîbe vetemâŝîle vecifânin kelcevâbi veḳudûrir râsiyât. i`melû âle dâvûde şükrâ. veḳalîlüm min `ibâdiye-şşekûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman ne isterse onu yaparlardı; has odalar, heykeller dipnot 1 , havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar dipnot 2 . Ey Davud ailesi! Görevlerinizi yerine getirmek için çalışın! Kullarımdan görevlerini yerine getirenler pek azdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, tapınma maksatlı olmayan heykellerin yapılabileceğini gösterir. Çünkü İbrahim aleyhisselam tapınma maksadıyla yapılan heykelleri kırmıştı (Enbiya 21/52).
    2. metne dön, dipnot 2
      Sebe 34/12 -13 ayetlerindeki erimiş bakırdan heykeller, havuz gibi çanaklar ve bu çanakları taşıyan hayvan şeklindeki ayaklardan, Tevrat'ta
      1. Krallar 7:13-45 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 7:13

      Kral Süleyman haber gönderip Surdan Hiramı getirtti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajlarında bahsedilmektedir (Enbiya 21/82, Sad 38/37-38).

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 13. ayet

  5. Sebe' suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 14. ayet. فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

    felemmâ ḳaḍaynâ `aleyhi-lmevte mâ dellehüm `alâ mevtih illâ dâbbetü-l'arḍi te'külü minseeteh. felemmâ ḫarra tebeyyeneti-lcinnü el lev kânû ya`lemûne-lgaybe mâ lebiŝû fi-l`aẕâbi-lmühîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman'ın ölümüne karar verdiğimizde, onun öldüğünü sadece, dayandığı şeyi kemiren bir kara hayvanı onlara gösterdi dipnot 1 . Süleyman yere yığılınca cinler anladı ki, eğer gaybı bilselerdi dipnot 2 o aşağılayıcı azap içinde kalmazlardı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "minsee" kelimesine tefsir ve meallerde "değnek" anlamı verilir ama bu doğru değildir. Çünkü değneğe dayalı iken ölen kişi hemen yere yığılır. Bu, Süleyman aleyhisselamın oturduğu yerde üzerine dayandığı bir şey olabilir. Buradaki kara hayvanı da "ağaç kurdu" olamaz. Çünkü onun böyle bir şeyi kemirmesi uzun zaman alır. Bu, köstebek veya kunduz gibi büyük bir kemirgen olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 14. ayet

Sebe' halkı ve Arim seli 15–21

  1. Sebe' suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 15. ayet. لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍ فِى مَسْكَنِهِمْ ءَايَةٌ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا۟ مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

    leḳad kâne lisebein fî meskenihim âyeh. cennetâni `ay yemîniv veşimâl. külû mir rizḳi rabbiküm veşkürû leh. beldetün ṭayyibetüv verabbün gafûr.

    Süleymaniye Vakfı

    Sebeliler için oturdukları yerde bir ayet /gösterge vardı: sağlı sollu bahçeler. (Onlara şöyle denmişti:) "Rabbinizin verdiği rızıktan yiyin ve ona karşı görevlerinizi yerine getirin dipnot 1 ! Şehriniz tertemiz bir şehir, Rabbiniz ise kusurları örten bir Rabdir!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 15. ayet

  2. Sebe' suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 16. ayet. فَأَعْرَضُوا۟ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ ٱلْعَرِمِ وَبَدَّلْنَٰهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَىْ أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَىْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ

    fea`raḍû feerselnâ `aleyhim seyle-l`arimi vebeddelnâhüm bicenneteyhim cenneteyni ẕevâtey ükülin ḫamṭiv veeŝliv veşey'im min sidrin ḳalîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama onlar aldırmadılar; biz de üzerlerine Arim selini dipnot 1 gönderdik. Onların bahçelerini; buruk yemişli ağaçlar, ılgın ağaçları ve biraz da sidre ağacı dipnot 2 olan iki bahçeye çevirdik dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arim "set, baraj; büyük sel ve şiddetli yağmur" demektir. Tarih kitaplarına göre, Arap Yarımadasının güneyinde bulunan Sebe krallığının başkenti Maryaba (Me'rib) kurak bir bölgede olduğu için, şehrin güneyindeki Yesran ve kuzeyindeki Abyan ovalarının, iki dağ arasındaki dar geçit üzerine yapılan Arim Barajı ile sulandığı aktarılmaktadır. Daha sonra yıkılan bu baraj nedeni ile ovalar büyük hasar görmüş ve kullanılamaz bir hale gelmişlerdir. (DİA: Sebe, Arim, Me'rib).
    2. metne dön, dipnot 2
      Türkçede bu ağaca, Arabistan kirazı denir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 16. ayet

  3. Sebe' suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 17. ayet. ذَٰلِكَ جَزَيْنَٰهُم بِمَا كَفَرُوا۟ وَهَلْ نُجَٰزِىٓ إِلَّا ٱلْكَفُورَ

    ẕâlike cezeynâhüm bimâ keferû. vehel nücezî ille-lkefûra.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 17. ayet

  4. Sebe' suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 18. ayet. وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ ٱلْقُرَى ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا قُرًى ظَٰهِرَةً وَقَدَّرْنَا فِيهَا ٱلسَّيْرَ سِيرُوا۟ فِيهَا لَيَالِىَ وَأَيَّامًا ءَامِنِينَ

    vece`alnâ beynehüm vebeyne-lḳura-lletî bâraknâ fîhâ ḳuran żâhiratev veḳaddernâ fîhe-sseyr. sîrû fîhâ leyâliye veeyyâmen âminîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlarla bereketli kıldığımız kentler arasında biri diğerinden görünen kentler oluşturduk. Oralarda yapılacak yolculuğun ölçüsünü de koyduk. "Geceler ve günler boyunca güven içinde yolculuk yapın!"(dedik.)

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 18. ayet

  5. Sebe' suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 19. ayet. فَقَالُوا۟ رَبَّنَا بَٰعِدْ بَيْنَ أَسْفَارِنَا وَظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ وَمَزَّقْنَٰهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

    feḳâlû rabbenâ bâ`id beyne esfârinâ veżalemû enfüsehüm fece`alnâhüm eḥâdîŝe vemezzaḳnâhüm külle mümezzeḳ. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.

    Süleymaniye Vakfı

    "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzat dipnot 1 " dediler ve kendilerine yanlış yaptılar. Biz de onları bölük pörçük ederek hikayelere konu yaptık. Her durumda sabreden /duruşunu bozmayan ve daima şükreden /görevlerini yerine getiren herkes için bunda (daha nice) ayetler /göstergeler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sebeliler, "Yolculuklarımızın mesafesini uzat" diyerek, mevcut rahat ve güvenli ticaret alanlarından daha fazlasını istemişlerdi. Tehlikeli ve güvensiz olsa da daha uzak bölgelere ulaşmak istiyorlardı. Onların bu doyumsuzluğu, yanlışlara ve kötü sonuçlara sebep olmuştur.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 19. ayet

  6. Sebe' suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 20. ayet. وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ إِبْلِيسُ ظَنَّهُۥ فَٱتَّبَعُوهُ إِلَّا فَرِيقًا مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    veleḳad ṣaddeḳa `aleyhim iblîsü żannehû fettebe`ûhü illâ ferîḳam mine-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İblis, onlar hakkındaki öngörüsünün doğru olduğunu gördü; mümin bir kesim dipnot 1 dışında herkes ona uydu dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada mümin bir kesimin olması, Süleyman aleyhisselamın tebliğinin onlara ulaştığını gösterir. Sebe 34/15'te geçen şu ifade, bu tebliğin bir örneğidir: "Rabbinizin verdiği rızıktan yiyin ve ona karşı görevlerinizi yerine getirin! Şehriniz tertemiz bir şehir, Rabbiniz ise kusurları örten bir Rabb'dir!"
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 20. ayet

  7. Sebe' suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 21. ayet. وَمَا كَانَ لَهُۥ عَلَيْهِم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يُؤْمِنُ بِٱلْـَٔاخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فِى شَكٍّ وَرَبُّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ

    vemâ kâne lehû `aleyhim min sülṭânin illâ lina`leme mey yü'minü bil'âḫirati mimmen hüve minhâ fî şekkin. verabbüke `alâ külli şey'in ḥafîż.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 21. ayet

Şefaat, rızık ve bütün insanlara gönderilen peygamber 22–30

  1. Sebe' suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 22. ayet. قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا لَهُمْ فِيهِمَا مِن شِرْكٍ وَمَا لَهُۥ مِنْهُم مِّن ظَهِيرٍ

    ḳuli-d`ü-lleẕîne za`amtüm min dûni-llâh. lâ yemlikûne miŝḳâle ẕerratin fi-ssemâvâti velâ fi-l'arḍi vemâ lehüm fîhimâ min şirkiv vemâ lehû minhüm min żahîr.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah ile aranızda olduğunu iddia ettiklerinize yalvarın bakalım dipnot 1 ! Onların göklerde ve yerde zerre kadar yetkileri yoktur. Oralarda onların bir ortaklıkları olmadığı gibi Allah'ın onlardan bir destekçisi de yoktur."

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 22. ayet

  2. Sebe' suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 23. ayet. وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۥ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ ٱلْحَقَّ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ

    velâ tenfe`u-şşefâ`atü `indehû illâ limen eẕine leh. ḥattâ iẕâ füzzi`a `an ḳulûbihim ḳâlû mâẕâ ḳâle rabbüküm. ḳâlü-lḥaḳḳ. vehüve-l`aliyyü-lkebîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Onun katında şefaat, lehine onay verdiği kimseden başkasına fayda sağlamaz dipnot 1 . İçlerindeki dehşet giderilince onlara; "Rabbiniz ne demişti?" diye sorulur: "Tamamıyla gerçeği söylemiş" derler. O yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan başkasının şefaat yetkisi olmadığı için (En'am 6/51; Secde 32/4; Zümer 39/43-44) şefaati ancak onun yetki vereceği kişiler yapabilirler. Ahirette, kimileri doğrudan cennete gideceklerdir. Bunlar, büyük günah işlemedikleri (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya sevapları günahlarından fazla olduğu için (A'raf 7/8, Karia 101/6-7) cehennemin hışırtısını dahi duymayacaklardır (Enbiya 21/101-103). Bilerek şirk günahı işlemediği halde (Al-i İmran 3/105-106) günahı sevabından fazla olanlar ise cehennemde cezalarını çektikten sonra (Nisa 4/115-116, Karia 101/8-11) cennete gireceklerdir (Meryem 19/68-72). Cennet ile cehennem arasında bir sur olacaktır (Hadid 57/12-15). Surun yüksek yerleri A'raf'tır (Fahrettin er-Razi). Cennete gidenler oradan cehenneme bakabileceklerdir (Saffat 37/50-59). A'raf üzerinde, herkesi yüzlerinden tanıyan değerli şahsiyetler olacaktır (A'raf 7/46). Çünkü o gün kafirlerin yüzü kara, müminlerininki ak olur (Al-i İmran 3/106-107). Allah'ın şefaatten yararlanma hakkı verdikleri, yüzleri ak olanlardır (Meryem 19/87). Onlara kimin şefaat edeceğini de Allah belirleyecektir (Taha 20/109, Sebe 34/23). Bunlar, şefaatten sonra cennete girecekler (A'raf 7/46-49) ve oradaki yakınlarının yanlarına yerleştirileceklerdir (Tur 52/21).

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 23. ayet

  3. Sebe' suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 24. ayet. قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُلِ ٱللَّهُ وَإِنَّآ أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَىٰ هُدًى أَوْ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    ḳul mey yerzüḳuküm mine-ssemâvâti vel'arḍ. ḳuli-llâhü veinnâ ev iyyâküm le`alâ hüden ev fî ḍalâlim mübîn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 24. ayet

  4. Sebe' suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 25. ayet. قُل لَّا تُسْـَٔلُونَ عَمَّآ أَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    ḳul lâ tüs'elûne `ammâ ecramnâ velâ nüs'elü `ammâ ta`melûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 25. ayet

  5. Sebe' suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 26. ayet. قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَهُوَ ٱلْفَتَّاحُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳul yecme`u beynenâ rabbünâ ŝümme yefteḥu beynenâ bilḥaḳḳ. vehüve-lfettâḥu-l`alîm.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 26. ayet

  6. Sebe' suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 27. ayet. قُلْ أَرُونِىَ ٱلَّذِينَ أَلْحَقْتُم بِهِۦ شُرَكَآءَ كَلَّا بَلْ هُوَ ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳul erûniye-lleẕîne elḥaḳtüm bihî şürakâe kellâ. bel hüve-llâhü-l`azîzü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah'a ortak saydıklarınızı gösterin bana!". Hayır, asla gösteremezsiniz dipnot 1 ! O, daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 27. ayet

  7. Sebe' suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 28. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا كَآفَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    vemâ erselnâke illâ kâffetel linnâsi beşîrav veneẕîrav velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 28. ayet

  8. Sebe' suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 29. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 29. ayet

  9. Sebe' suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 30. ayet. قُل لَّكُم مِّيعَادُ يَوْمٍ لَّا تَسْتَـْٔخِرُونَ عَنْهُ سَاعَةً وَلَا تَسْتَقْدِمُونَ

    ḳul leküm mî`âdü yevmil lâ teste'ḫirûne `anhü sâ`atev velâ testaḳdimûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 30. ayet

Büyüklük taslayanlarla zayıf görülenlerin çekişmesi 31–38

  1. Sebe' suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 31. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ بِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَلَا بِٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ ٱلْقَوْلَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ لَوْلَآ أَنتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ

    veḳâle-lleẕîne keferû len nü'mine bihâẕe-lḳur'âni velâ billeẕî beyne yedeyh. velev terâ iẕi-żżâlimûne mevḳûfûne `inde rabbihim. yerci`u ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin-lḳavle. yeḳûlü-lleẕîne-stuḍ`ifû lilleẕîne-stekberû levlâ entüm lekünnâ mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler şöyle dediler: "Bu Kur'an'a da bundan öncekilere de asla inanmayacağız dipnot 1 ! "Yanlışlara dalan bu kişileri, Rablerinin huzurunda durdurulduklarında biri diğerini itham ederken bir görsen! Ezilenler, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz kesinkes mümin olurduk." derler dipnot 2 .

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 31. ayet

  2. Sebe' suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 32. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوٓا۟ أَنَحْنُ صَدَدْنَٰكُمْ عَنِ ٱلْهُدَىٰ بَعْدَ إِذْ جَآءَكُم بَلْ كُنتُم مُّجْرِمِينَ

    ḳâle-lleẕîne-stekberû lilleẕîne-stuḍ`ifû enaḥnü ṣadednâküm `ani-lhüdâ ba`de iẕ câeküm bel küntüm mücrimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Büyüklük taslayanlar da ezilenlere şöyle derler: "O rehber /kitap size geldikten sonra sizi biz mi engelledik? Aslında siz de suça dalmış kimselerdiniz dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 32. ayet

  3. Sebe' suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 33. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ بَلْ مَكْرُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ إِذْ تَأْمُرُونَنَآ أَن نَّكْفُرَ بِٱللَّهِ وَنَجْعَلَ لَهُۥٓ أَندَادًا وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَجَعَلْنَا ٱلْأَغْلَٰلَ فِىٓ أَعْنَاقِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    veḳâle-lleẕîne-stuḍ`ifû lilleẕîne-stekberû bel mekru-lleyli vennehâri iẕ te'mürûnenâ en nekfüra billâhi venec`ale lehû endâdâ. veeserrü-nnedâmete lemmâ raevu-l`aẕâb. vece`alne-l'aglâle fî a`nâḳi-lleẕîne keferû. hel yüczevne illâ mâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ezilenler büyüklük taslayanlara: "Hayır! Sizler, gece gündüz plan kurup Allah'ı görmezlikten gelmemizi ve ona benzer nitelikte varlıkları(n olduğunu dipnot 1 ) kabul etmemizi emrediyordunuz." derler dipnot 2 . Boyunlarına taktığımız halkalar içinde dipnot 3 o azabı görünce de içten içe pişman olurlar dipnot 4 . Onlara, sadece yaptıklarının cezası çektirilir dipnot 5 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki endad (أنداد) kelimesinin tekili nidd'dir (نِدٌّ). Nidd, "bir şeyin benzeri ve işlerinde ona muhalefeti olan varlık" anlamındadır (el-Ayn). Müşrikler, Allah ile ortak özelliklere sahip olduğuna inandıkları varlıkları araya koyarak isteklerini, onların aracılığı ile Allah'a kabul ettireceklerine inanırlar. Bakara 2/22, 165, İbrahim 14/30, Zümer 39/8, Fussilet 41/9. <b>
    2. metne dön, dipnot 2
      </b><b> </b>Şuara 26/96-102.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 33. ayet

  4. Sebe' suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 34. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    vemâ erselnâ fî ḳaryetim min neẕîrin illâ ḳâle mütrafûhâ innâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 34. ayet

  5. Sebe' suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 35. ayet. وَقَالُوا۟ نَحْنُ أَكْثَرُ أَمْوَٰلًا وَأَوْلَٰدًا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

    veḳâlû naḥnü ekŝeru emvâlev veevlâdev vemâ naḥnü bimü`aẕẕebîn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 35. ayet

  6. Sebe' suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 36. ayet. قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    ḳul inne rabbî yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdiru velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbim, tercih ettiği kişi için dipnot 1 rızkı genişletir de daraltır da dipnot 2 . Ama insanların çoğu bunu bilmez."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 36. ayet

  7. Sebe' suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 37. ayet. وَمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُكُم بِٱلَّتِى تُقَرِّبُكُمْ عِندَنَا زُلْفَىٰٓ إِلَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَزَآءُ ٱلضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا۟ وَهُمْ فِى ٱلْغُرُفَٰتِ ءَامِنُونَ

    vemâ emvâlüküm velâ evlâdüküm billetî tüḳarribüküm `indenâ zülfâ illâ men âmene ve`amile ṣâliḥâ. feülâike lehüm cezâu-ḍḍi`fi bimâ `amilû vehüm fi-lgurufâti âminûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 37. ayet

  8. Sebe' suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 38. ayet. وَٱلَّذِينَ يَسْعَوْنَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

    velleẕîne yes`avne fî âyâtinâ mü`âcizîne ülâike fi-l`aẕâbi muḥḍarûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 38. ayet

Rızkın ölçüsü ve meleklerin şahitliği 39–45

  1. Sebe' suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 39. ayet. قُلْ إِنَّ رَبِّى يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَهُۥ وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن شَىْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُۥ وَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

    ḳul inne rabbî yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min `ibâdihî veyaḳdiru leh. vemâ enfaḳtüm min şey'in fehüve yuḫlifüh. vehüve ḫayru-rrâziḳîn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 39. ayet

  2. Sebe' suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 40. ayet. وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ أَهَٰٓؤُلَآءِ إِيَّاكُمْ كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

    veyevme yaḥşüruhüm cemî`an ŝümme yeḳûlü lilmelâiketi ehâülâi iyyâküm kânû ya`büdûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 40. ayet

  3. Sebe' suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 41. ayet. قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم بَلْ كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ ٱلْجِنَّ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ

    ḳâlû sübḥâneke ente veliyyünâ min dûnihim. bel kânû ya`büdûne-lcinn. ekŝeruhüm bihim mü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Melekler şöyle diyecekler: "Haşa! Biz sana içten boyun eğeriz. Bizim velimiz /en yakınımız onlar değil, sensin. Onlar bize değil, görmedikleri varlıklara kulluk ediyor, çoğu onlara inanıyordu dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cin kelimesinin kök anlamı duyu organlarından gizli kalan şeydir (Müfredat) Mekkeli müşrikler, Allah ile aralarına girdiğine inandıkları meleklere kulluk ettiklerini söylüyorlardı. Hiçbiri melekleri görmediği için Melekler ve onlar gibi olanların kendilerine değil, görmedikleri varlıklara ibadet ettiklerini ifade etmektedirler (Nisa 4/117,172, İsra 17/40, Enbiya 21/26-29, Zuhruf 43/19, Necm 53/19-28).

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 41. ayet

  4. Sebe' suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 42. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا يَمْلِكُ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ نَّفْعًا وَلَا ضَرًّا وَنَقُولُ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

    felyevme lâ yemlikü ba`ḍuküm liba`ḍin nef`av velâ ḍarrâ. veneḳûlü lilleẕîne żalemû ẕûḳû `aẕâbe-nnâri-lletî küntüm bihâ tükeẕẕibûn.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 42. ayet

  5. Sebe' suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 43. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّا رَجُلٌ يُرِيدُ أَن يَصُدَّكُمْ عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُكُمْ وَقَالُوا۟ مَا هَٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ مُّفْتَرًى وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    veiẕâ tütlâ `aleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâlû mâ hâẕâ illâ racülüy yürîdü ey yeṣuddeküm `ammâ kâne ya`büdü âbâüküm. veḳâlû mâ hâẕâ illâ ifküm müfterâ. veḳâle-lleẕîne keferû lilḥaḳḳi lemmâ câehüm in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara ayetlerimiz, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okunduğunda "Bu sadece, atalarınızın kulluk ettiklerinden sizi uzaklaştırmak isteyen bir adamdır" derler ve şunu eklerler: "Bu (okuduğu) sadece düzmecedir, uydurulmuştur!" Kafirlik edenler, kendilerine bu gerçek geldiğinde şunu da derler: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir dipnot 1 !"

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 43. ayet

  6. Sebe' suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 44. ayet. وَمَآ ءَاتَيْنَٰهُم مِّن كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَا وَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ قَبْلَكَ مِن نَّذِيرٍ

    vemâ âteynâhüm min kütübiy yedrusûnehâ vemâ erselnâ ileyhim ḳableke min neẕîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Oysa onlara okuyup (bir şeyler) öğrenecekleri hiçbir kitap vermemiştik dipnot 1 . Onlara senden önce herhangi bir uyarıcı da göndermemiştik dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekkelilerin ataları olan İbrahim ve İsmail aleyhisselama kitap verilmiştir (Bakara 2/136, Al-i İmran 3/84, En'am 6/83-89, Meryem 19/54). Ancak bu ayet, o kitapların Muhammed aleyhisselamın muhatabı olan Mekkelilere ulaşmadığını göstermektedir (En'am 6/155-157, Zuhruf 43/21).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 44. ayet

  7. Sebe' suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 45. ayet. وَكَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَمَا بَلَغُوا۟ مِعْشَارَ مَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ فَكَذَّبُوا۟ رُسُلِى فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    vekeẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim vemâ belegû mi`şâra mâ âteynâhüm fekeẕẕebû rusülî. fekeyfe kâne nekîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerinden öncekiler de yalana sarıldılar. Üstelik bunlar, öncekilere verdiklerimizin onda birine bile ulaşamadılar dipnot 1 . Öncekiler elçilerimi yalanladılar da benim onları tanımamam neymiş (gördüler) dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rum 30/9, Fatır 35/44, Mü'min 40/21, Muhammed 47/10. Nuh kavmine verilen bilgi ve imkanlar bugün hayal edilemeyecek boyutlardadır (Nuh 71/13-20).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 45. ayet

"Size tek bir şeyi öğütlüyorum"; hak geldi 46–54

  1. Sebe' suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 46. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَعِظُكُم بِوَٰحِدَةٍ أَن تَقُومُوا۟ لِلَّهِ مَثْنَىٰ وَفُرَٰدَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۟ مَا بِصَاحِبِكُم مِّن جِنَّةٍ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌ لَّكُم بَيْنَ يَدَىْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

    ḳul innemâ e`iżuküm bivâḥideh. en teḳûmû lillâhi meŝnâ vefürâdâ ŝümme tetefekkerû. mâ biṣâḥibiküm min cinneh. in hüve illâ neẕîrul leküm beyne yedey `aẕâbin şedîd.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Size tek bir şeyi, Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkıp düşünmenizi tavsiye ediyorum. Arkadaşınızda cinlerin bir etkisi yoktur dipnot 1 . O, çetin bir azabın öncesinde sizin için yalnızca bir uyarıcıdır dipnot 2 ."

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 46. ayet

  2. Sebe' suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 47. ayet. قُلْ مَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    ḳul mâ seeltüküm min ecrin fehüve leküm. in ecriye illâ `ale-llâh. vehüve `alâ külli şey'in şehîd.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 47. ayet

  3. Sebe' suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 48. ayet. قُلْ إِنَّ رَبِّى يَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    ḳul inne rabbî yaḳẕifü bilḥaḳḳ. `allâmü-lguyûb.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 48. ayet

  4. Sebe' suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 49. ayet. قُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَمَا يُبْدِئُ ٱلْبَٰطِلُ وَمَا يُعِيدُ

    ḳul câe-lḥaḳḳu vemâ yübdiü-lbâṭilü vemâ yü`îd.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 49. ayet

  5. Sebe' suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 50. ayet. قُلْ إِن ضَلَلْتُ فَإِنَّمَآ أَضِلُّ عَلَىٰ نَفْسِى وَإِنِ ٱهْتَدَيْتُ فَبِمَا يُوحِىٓ إِلَىَّ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ قَرِيبٌ

    ḳul in ḍaleltü feinnemâ eḍillü `alâ nefsî. veini-htedeytü febimâ yûḥî ileyye rabbî. innehû semî`un ḳarîb.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Eğer sapmışsam, sapmam sadece kendi aleyhimedir. Doğru yola girmişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği şey (Kur'an) sebebiyledir. O dinleyen, (kullarına) çok yakın olandır dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 50. ayet

  6. Sebe' suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 51. ayet. وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ فَزِعُوا۟ فَلَا فَوْتَ وَأُخِذُوا۟ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ

    velev terâ iẕ fezi`û felâ fevte veüḫiẕû mim mekânin ḳarîb.

    Süleymaniye Vakfı

    Dehşete kapıldıkları, kaçma imkanlarının kalmadığı ve (ölüm melekleri tarafından) kolayca dipnot 1 yakalandıkları sırada onları bir görsen dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kolayca" şeklinde tercüme edilen ifade lafzen "mekan-ı karib" yani "yakın bir yer"dir. Eceli gelen kişi, ölüm meleklerinden kaçamayacağı için onlar onu, bulunduğu yerde kolayca yakalar, canını alırlar (En'am 6/61).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 51. ayet

  7. Sebe' suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 52. ayet. وَقَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِهِۦ وَأَنَّىٰ لَهُمُ ٱلتَّنَاوُشُ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

    veḳâlû âmennâ bih. veennâ lehümü-ttenâvuşü mim mekânim be`îd.

    Süleymaniye Vakfı

    O zaman "Ona (Kur'an'a) iman ettik!" derler ama onlara göre çok uzak bir yerde kalan imana ulaşmaları nasıl mümkün olur!

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 52. ayet

  8. Sebe' suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 53. ayet. وَقَدْ كَفَرُوا۟ بِهِۦ مِن قَبْلُ وَيَقْذِفُونَ بِٱلْغَيْبِ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

    veḳad keferû bihî min ḳabl. veyaḳẕifûne bilgaybi mim mekânim be`îd.

    Süleymaniye Vakfı

    Oysa daha önce onu görmezlikte direnmişlerdi, çok uzak bir yerde olan gayb (algılayamadıkları ahiret) hakkında da atıp tutuyorlardı.

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 53. ayet

  9. Sebe' suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Sebe' suresi, 54. ayet. وَحِيلَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ مَا يَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِأَشْيَاعِهِم مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ فِى شَكٍّ مُّرِيبٍۭ

    veḥîle beynehüm vebeyne mâ yeştehûne kemâ fu`ile bieşyâ`ihim min ḳabl. innehüm kânû fî şekkim mürîbün.

    Süleymaniye Vakfı

    Tıpkı bundan önce emsallerine yapıldığı gibi onlarla çok arzu ettikleri şey arasına set çekilmiştir dipnot 1 . Onlar, kendilerini ikilemde bırakan bir şüphe içinde idiler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün kafirler, ruhları bedenlerinden alınırken dünyaya geri çevrilmek isterler. Ama önlerinde, yeniden dirilecekleri güne kadar bir engel vardır (Müminun 23/99-100).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Sebe' suresi, 54. ayet