Diyanet İşleri
Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
Neml suresi
Neml suresi, 86. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِيَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
elem yerav ennâ ce`alne-lleyle liyeskünû fîhi vennehâra mübṣirâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yü'minûn.
Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış Neml 82–93 3
Her ümmetten ayetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.
Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: "Siz benim ayetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!"
Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.
Onlar görmüyorlar mı ki, biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.
Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na gelirler.
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
86. Yani onlar şu çok büyük delili ve pek muazzam nimeti görmüyorlar mı? Bu, Yüce Allah’ın onlara gece ve gündüzü amade kılmasıdır.
ece karanlığında çalışmayı bırakıp yorgunluklarından dinlensinler ve ertesi gün çalışmaya hazırlansınlar diye geceyi yaratmıştır. Gündüzün aydınlık kılınması da geçimlerini sağlamak ve işlerini görmek maksadıyla etrafa dağılsınlar diyedir.
“Şüphesiz bunda” Allah’ın vahdâniyetinin kemaline, nimetlerinin dört bir yandan kendilerini kuşatmış olduğuna dair “iman eden bir toplum için deliller vardır.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yeniden dirilişi inkâr edenler, geceyi onların uykuyla sükûnet bulması için, gündüzü ise görsünler ve işlerine koştursunlar diye aydınlık kıldığımıza bakmazlar mı? Muhakkak bu sürekli tekrar eden ölümde ve ardından gelen dirilişte iman eden topluluklar için apaçık deliller vardır.
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: ليل (92 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Gece ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: ليل (92 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise aydınlık kılandır. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: ليل (92 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece…
Aynı kök: ليل (92 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Aynı kök: ليل (92 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun…
Aynı kök: ليل (92 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
"Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin."
Aynı kök: نهر (113 geçiş)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı hiç mi düşünmediler? İman eden bir topluluk için şüphesiz ki bunda dersler vardır. dipnot 1
Hem onlar, geceyi bağrında dinlensinler diye (karanlık), gündüzü de (hayatın çift kutuplu yasasını) görsünler diye (aydınlık) kıldığımızı hiç mi düşünmediler? Elbet bunda inanacak bir toplum için, alınacak bir ders mutlaka vardır.
öyle ya: geceyi, içinde sükun bulsunlar diye (derin ve kuşatıcı); gündüzü de, (olup biteni) görsünler diye (aydınlık) yaptığımızın farkında değiller miydi? Şüphesiz, bunda, inanmak isteyen insanlar için çıkarılacak dersler vardır!
Görmediler mi ki, biz geceyi onda sükun bulsunlar diye ve gündüzü de görülesi kıldık. . . Muhakkak ki bu olayda iman eden bir toplum için elbette işaretler vardır.
Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır.
Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı görmediler mi? İman eden bir kavim için elbette bunda birçok ibretler vardır.
Geceyi, içinde dinlenmeleri için, gündüzü de görmeleri için yaptığımızı görmüyorlar mı? Aslında, işte bunda, inanan bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.
Geceyi dinlensinler diye karanlık, gündüzü çalışsınlar diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda inanacak toplum için dersler vardır.
Geceyi dinlenmelerine elverişli, gündüzü de aydınlık yaptığımızı görmediler mi? Gerçeği onaylayan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.
Geceyi dinlenmelerine elverişli, gündüzü de aydınlık yaptığımızı görmediler mi? İnanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.
Onlar, içinde istirahat etsinler diye geceyi, göz açmaları için gündüzü yarattığımızı görmediler mi? Kesinlikte bunda iman edecek bir topluluk için birçok ibretler vardır.
Görmediler mi biz içinde sükun bulsunlar diye geceyi yaptık, göz açmak üzere de gündüzü. Elbette bunda iyman edecek bir kavm için ayetler var
Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda iman eden toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda inanan toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Dinginlik için geceyi nasıl karanlık, iş görmeleri için gündüzü de nasıl aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? Kuşkusuz bunda inanan toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, inanan bir kavim için bunda ayetler vardır.
İçinde sükun (ve istiraahat) bulmaları için geceyi, aydınlıkla gözlerini açmaları için gündüzü yaratdığımızı görmediler mi? Bunda iman edecek bir kavm için elbette kat'i ibretler vardır.
Görmediler mi ki; Biz, dinlenesiniz diye size geceyi karanlık, çalışasınız diye de gündüzü aydınlık olarak yarattık. Doğrusu bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.
(86-93) Görmüyorlar mı biz geceyi sükûnet yeri yaptık gündüzü de görünebilir yaptık. İşte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. O gün sûra üfürülür, Allah'ın istedikleri hariç yerde ve göklerde kim varsa o gün panikler , hepsi ona boynu öne eğik gelirler. Dağları gördün mü sen onları n sabit olduklarını değerlendirirsin, oysa ki o nlar bulutların yürüdüğü gibi yürürler, Allah'ın sanatı / üretimi öyledir , her şeyi en iyi şekilde yapar. Kesinlikle o yaptıklarınızdan haberdardır. Kim güzelliklerle gelirse ona daha hayırlısı vardır, O günün paniğinden emin olurlar. Kim de kötülükle gelirse yüzleri ateşe atılır, sadece yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Kesinlikle ben haram kılınmış bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum , her şey onundur , teslim olanlardan olmakla ve Kur'an'ı sözlü okumakla / tilavet etmekle emrolundum. Kim yola girerse kesinlikle kendi nefsi için yola girmiştir , kimde sapar ise de ki muhakkak ki ben sadece uyarıcılardanım. Allah'ım sana hamd olsun de, sana ayetlerini gösterecek ve sen de onları tanıyacaksın, Allah onların yaptıklarından Gafil değildir / duyarsız değildir.
Bizim geceyi o vakitte dinlensinler diye yarattığımızı, gündüzü de aydınlık kıldığımızı görmediler mi? İşte bunda iman eden bir toplum için ayetler/deliller vardır.
Görmediler mi, biz geceyi, içinde istirahat etmeleri için yarattık, gündüzü de aydınlık yaptık. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.
Geceyi içinde dinlensinler diye, gündüzü de aydınlatıcı olarak oluşturduğumuzu görmediler mi? İnanan bir topluluk için bunda belgeler vardır dipnot 1 .
Görmezler mi ki, dinlensinler diye geceyi, aydınlatsın diye gündüzü yarattık. İnanan bir toplum için bunda belgeler vardır.
Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gündüzü de aydınlık kıldık. İşte bunda iman eden bir toplum için ayetler/ deliller vardır.
Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gündüzü de aydınlık kıldık. İşte bunda inanacak bir toplum için işaretler vardır.
Görmedin mi; biz geceyi, içinde dinlensinler diye, gündüzü de gösterici bir ışık olsun diye oluşturduk. İşte bunda, inanan bir topluluk için elbette ibretler vardır.
Did they not see that We designated for them a period of darkness - the night- to take their natural repose and recuperate*, and a period filled with light -the day- to have clear perception of things and acquire experience of the activities of human existence! phenomena emblematic indeed of Allah's Omnipotence and Authority that are appreciated and faithfully recognized by people who bow down their ears to the truth.
Did they not see that We gave them the night for rest, and the day for light? There truly are signs in this for those who believe.
See they not that We have made the Night for them to rest in and the Day to give them light? Verily in this are Signs for any people that believe!
Did they not perceive that We had made the night so that they may repose in it and made the day clear and shining. dipnot 1 Surely there are Signs in this for those who believe. dipnot 2
Do they not see that We have made the night for them to rest in and the day for seeing? There are certainly Signs in that for people who have iman.
See they not that We have made the night for them to rest therein, and the day sight-giving? Verily, in this are Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) for the people who believe.
Do they not see that We made the night that they may rest in it, and the day to provide visibility. There are indeed signs in that for a people who have faith.
Do they not consider that We have made the night for them to rest and (have made) the day for giving light. Surely, in this there are signs for a people who would believe.
Have they not seen how We made the night for them, to repose in it, and the day, to see? Surely in that is a sign for a people who are believers.
Have they not seen how I have created the night for their rest and the day for their activities. This alone is a proof enough for the believers.
Did they not see that we have made the night for them to rest in and the day to see by? verily, in that are signs to people who believe.
Did they not see that We made the night for them to rest in, and the day to see in? In that are signs for a people who have faith.
Do they not see that We have ordained the night, that they may rest therein, and the day giving open light? Verily herein are signs unto people who believe.
And the Word shall be fulfiled concerning them because they did wrong, and they will not be able to speak.
Have they not seen that We have made the night for them to rest in it, and the daytime a beholder? (1) Surely in that are indeed signs for a people who believe.
Have they not seen how We have appointed the night that they may rest therein, and the day sight-giving? Lo! therein verily are portents for a people who believe.
Do they not see that We made the night for them to rest, the day to make things clear? Indeed there are signs in this for people who believe.
for, were they not aware that it is We who had made the night for them, so that they might rest therein, and the day, to make [them] see? In this, behold, there are messages indeed for people who will believe!
Do they not see that We made the night for them to rest in and the day bright?[1] Surely in this are signs for those who believe.
Did they not see that We made the night for them to rest in, and the day to see in In that are signs for a people who have faith.
Have they not seen that we made the night for their rest, and the day lighted? These should be sufficient proofs for people who believe.
Do they not see that We made the night that they may rest therein and the day giving sight? Indeed in that are signs for a people who believe.
Have they not considered that We made the night that they might rest therein, and the day sight-giving? In that are proofs for people who believe.
Do they not see that We have made the Night for them to rest in and the Day to give them light? Verily, in this are signs for any people who will believe. (The Divine Laws are as operational in the human society as they are in the Universe).
Do they not see that We have made the night for them to rest and the day to give them light? Surely, in this are Signs for any people who believe!
Did they not see that We made the night, so that they may have rest in it, and (made) the day to make them see? Surely, in this there are signs for a people who believe.
Did they not see that We made the night for them to reside in, and the day to see in? In that are signs for a people who have faith.