Diyanet İşleri
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 132. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vekefâ billâhi vekîlâ.
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kadınlar hakkında fetva ve adalet Nisâ 127–134 3
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
Eğer ayrılırlarsa, Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Allah, lütfu geniş olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de "Allah'a karşı gelmekten sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkar ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Allah, zengindir, övülmeye layıktır.
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir.
Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki), dünya sevabı da, ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 131–132. ayetler için yazılmıştır.
131. Yüce Allah geniş, kapsamlı ve azametli mülkünden haber vermektedir. Bu mülk, O’nun her türüyle yönetim ve idare sahibi olmasını, kaderî ve şer’î her türlü tasarrufta bulunmasını gerektirir. Öncekilere de sonrakilere de, ilk gelen kitap ehline de sonra kendilerine kitap verdiği kimselere de emir ve yasakları ihtiva eden ve bunlara riayeti gerektiren takvâ emrini vermesi de O’nun şer’î tasarrufunun bir tecellisidir. Ahkâmı teşri etmesi, bu emrin gereğini yerine getirenleri mükâfatlandırması, onu ihmal edip riâyet etmeyenleri de can yakıcı bir azapla cezalandırması da bu tasarrufun kapsamı içerisindedir. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: “Eğer” Allah’a karşı takvâyı terk etmek sureti ile “nankörlük ederseniz/küfre saparsanız” ve Allah’a, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşarsanız şüphesiz siz böyle yapmakla ancak kendinize zarar vermiş olursunuz. Allah’a hiçbir zarar veremeyeceğiniz gibi O’nun mülkünü eksiltmiş de olamazsınız. O’nun sizden daha hayırlı, daha üstün ve daha çok kulları vardır. Hepsi de O’na itaat ederler, O’nun emrine boyun eğerler. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Eğer küfre saparsanız/nankörlük ederseniz şüphesiz göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah Ganîdir” Yani harcamanın eksiltmediği, infakın azaltmadığı, gece ve gündüz bol bol ihsanda bulunduğu rahmetinin hazinelerinden sadır olan kuşatıcı, kapsamlı ve kamil bir cömertlik ve ihsan sahibidir. Eğer göklerde ve yerde bulunan herkes başından sonuna kadar bir araya gelip de onların her birisi isteyebildiği her şeyi istese ve Allah da onların isteklerini verse bu bile O’nun mülkünü eksiltmez. Çünkü O Cevad’dır, Vâcid’dir, Mâcid’dir (cömertir, ihsanı bol olandır, en üstün şerefli olandır). O’nun ihsan ve bağışı da bir kelimedir, azabı da bir kelimedir. Zira O bir şeyi diledi mi ona sadece: “Ol” der, o da oluverir. Bütün sıfatlarının kâmil olması da O’nun Ğanî (hiçbir şeye muhtaç olmayan, zengin) oluşunun bir gereğidir. Çünkü eğer O, herhangi bir bakımdan eksik olmuş olsaydı O’nda o eksikliği tamamlamaya yönelik bir çeşit muhtaçlık söz konusu olurdu. Aksine O, her türlü kemal sıfatına sahiptir. Bu sıfatın da kemaline sahiptir. O’nun Ğanî oluşunun kemal derecede olmasının bir tecellisi de eş ve çocuk edinmemesi, mülkünde ortağının, yardımcısının bulunmaması, mülkünün idaresinin hiçbir alanında bir yardımcıya muhtaç olmamasıdır. Ulvi ve sufli alemin bütün hal ve durumlarında Allah’a muhtaç olmaları, küçük büyük bütün ihtiyaçlarını O’ndan istemeleri de O’nun Ğanî oluşunun kemal derecesinde olmasından dolayıdır. İşte bu sıfatının bir tecellisi olarak O, bütün bu istekleri, dilek ve ihtiyaçları yerine getirmiş, onları varlıklı kılmış, ihtiyaçtan kurtarmış, lütfu ile onlara ihsanda bulunmuş ve onları hidayete iletmiştir.
“Hamîddir” Bu da şanı Yüce Allah’ın üstün ve şerefli isimlerinden birisi olup O’nun, her türlü hamde, sevgiye, övgü ve ikrama layık ve hak sahibi olduğunu ifade etmektedir. Çünkü cemal ve celâl sıfatlarını ihtiva eden hamd sıfatları ile muttasıf olmasından ve bütün yaratıklarına uçsuz bucaksız nimetleri ihsan etmiş olmasından ötürü O, her durumda hamde ve övgüye layık olandır.
“Ğanî ve Hamîd” şerefli isimlerinin yanyana gelmesi ne kadar da güzeldir! O, hiçbir şeye muhtaç olmayan Ğani’dir ve her türlü övgüye layık olan ve övülen Hamid’dir. O, hem Ğanî olma yönünden kemal derecesindedir, hem de Hamîd olma yönünden kemal derecesindedir. Bu iki ismin bir arada bulunması da ayrı bir kemal derecesini ifade eder.
132. Daha sonra Yüce Allah yine mülkünün, göklerde ve yerde bulunan her şeyi kuşattığını ve kendinsin her şeyin “vekil”i olduğunu tekrarlamaktadır. Yani O, her şeyin idaresini bilen ve bunu hikmete uygun bir şekilde gerçekleştirendir. Bu da “vekil” oluşun kemal derecesidir. Çünkü bir şeye vekil olmak, hem üzerinde vekil olunan şeyi bilmeyi, hem de onu yerine getirme ve idare etme kudretine sahip olmayı gerektirir. Ayrıca bu idarenin, hikmet ve maslahata uygun olması da gerekir. Bunlardan herhangi birisi eksik olursa bu, “vekil”in eksikliğini gösterir. Allah ise her türlü eksiklikten münezzehtir. Yani O, kâmil kudrete sahip ve üzerinizde etkin iradeye sahip, Ğanî ve Hamîd olandır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Göklerde, yerde her ne varsa hepsinin mülkü yalnızca Allah'a aittir. O, itaat edilmeyi hak edendir. mahlukatının bütün işlerinin yönetimini yüklenmiş olarak Allah yeter.
Aynı kök: كفي (33 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Sana "baş üstüne" derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah,…
Aynı kök: كفي (33 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e…
Aynı kök: كفي (33 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
"Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!"
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir. Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.
Evet, göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'a aittir ve güven kapısı olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde olan her şey Allaha aittir ve hiç kimse Allah kadar güvene layık olamaz.
Semalar ve arzda ne varsa Allah içindir (El Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği manaların seyri için)! Vekiyl olarak, El Esma'sıyla seni yaratan Allah yeterlidir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Koruyucu olarak, Allah yeterlidir.
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Vekil olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Koruyucu olarak ALLAH yeter.
Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH'ındır. Koruyucu olarak ALLAH yeter
Allah'ındır bütün göklerdeki ve yerdeki! Dayanılacak (vekil) olarak da Allah yeter!
Allahındır bütün göklerdeki, yerdeki; dayanılacak (vekil) de Allah yeter
Göklerde ve yerde olan her şey, yalnızca Allah'ındır. Vekil dipnot 1 olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde olan her şey, yalnızca Allah'ındır. Vekil dipnot 1 olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde olan her şey, yalnızca Allah'ındır. Vekil dipnot 1 olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde ne varsa Tanrı'nındır. Vekil olarak Tanrı yeter.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır. (Güvenilib dayanılacak) bir vekil olarak da Allah yeter.
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
(131-134) Semalarda ve yerde ne varsa Allah’ındır, kesin olan şu ki size de sizden öncekilerden kitap verdiklerimize de “Allah’tan sakının” tavsiyesinde bulunduk. Eğer küfrederlerse muhakkak ki semalarda ve arzda ne varsa Allah’ındır , Allah zengindir, övülendir. Semalarda ve arzda ne varsa Allah’ındır , vekil olarak da Allah yeterlidir , eğer isterse ey insanlar sizi giderir / yok eder ve diğerlerini getirir, Allah bunu yapmaya güç yetirir. Kim dünya sevabını isterse dünya sevabı da Ahiret sevabı da Allah’ın yanındadır, Allah işitendir görendir.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Evet! Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Vekil /dayanak olarak Allah yeter.
Evet! Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Vekil olarak da Allah yeter.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak da Allah yeter.
Hem göklerdekiler hem yerdekiler Allah içindir. Vekil olarak Allah yeter.
And to Allah belong all that is in the heavens and all that is on earth, and enough is Allah to be your Tutelary Guardian Who exercises protecting vigilance over you.
Yes, indeed, everything in the heavens and the earth belongs to God, and He is enough for those who trust in Him.
Yea, unto Allah belong all things in the heavens and on earth, and enough is Allah to carry through all affairs.
And to Allah belongs all that is in the heavens and all that is in the earth; and Allah suffices for help and protection.
What is in the heavens and in the earth belongs to Allah. Allah suffices as a Guardian.
And to Allâh belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. And Allâh is Ever All-Sufficient as Disposer of affairs.
To Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth, and Allah suffices as trustee.
And to Allâh belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth and Sufficient is Allâh as Disposer of affairs.
To God belongs all that is in the heavens and in the earth; God suffices for a guardian.
The One Who owns whatever is in the heavens and the earth is enough to be depended upon.
God's is what is in the heavens and what is in the earth! and God sufficeth for a guardian!
To God is all that is in the heavens and all that is in the earth; and God is enough as a Caretaker.
for unto God belongeth whatsoever is in heaven and on earth, and God is a sufficient protector.
Yea, unto Allah belong all things in the heavens and on the earth! And Allah suffices as Defender.
And to Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth; and Allah suffices for an Ever-Trusted Trustee.
Unto Allah belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. And Allah is sufficient as Defender.
For all that is in the heavens and the earth belongs to God; and God is sufficient as guardian.
And unto God belongs all that is in the heavens and all that is on earth; and none is as worthy of trust as God.
To Allah ˹alone˺ belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And Allah is sufficient as a Trustee of Affairs.
And to God is all that is in the heavens and all that is in the Earth; and God is enough as a Caretaker.
To GOD belongs everything in the heavens and the earth, and GOD is the only Protector.
And to Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And sufficient is Allah as Disposer of affairs.
And to God belongs what is in the heavens and what is in the earth; and God is sufficient as disposer of affairs.
Unto Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth. And Allah is Sufficient as Guardian (to carry through all affairs of the Universe).
Yes, to Allah belong all things in the heavens and on earth, and Allah is Enough to complete all affairs (Wakil).
To Allah belongs what is in the heavens and what is in the earth, and Allah is enough to trust in.
And to God is all that is in the heavens and the earth; and God is enough as a Caretaker.