Nûr suresi

Nûr suresi, 35. ayet

Nûr suresi, 35. ayet. ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَٰلَ لِلنَّاسِ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

allâhü nûru-ssemâvâti vel'arḍ. meŝelü nûrihî kemişkâtin fîhâ miṣbâḥ. elmiṣbâḥu fî zücâceh. ezzücâcetü keennehâ kevkebün dürriyyüy yûḳadü min şeceratim mübâraketin zeytûnetil lâ şerḳiyyetiv velâ garbiyyetiy yekâdü zeytühâ yüḍîü velev lem temseshü nârun. nûrun `alâ nûr. yehdi-llâhü linûrihî mey yeşâ'. veyaḍribü-llâhü-l'emŝâle linnâs. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

Diyanet İşleri

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 32–38 · surenin 35. ayeti / 64
  1. Nûr 32

    Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

  2. Nûr 33

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe" yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükatebe yapın. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

  3. Nûr 34

    Andolsun, biz size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik.

  4. 35

    Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

  5. Nûr 36–37

    (36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

  6. Nûr 38

    (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. “Allah göklerin ve yerin nurudur.” Maddi ve manevi bütün nurlar O’ndandır. Şöyle ki Allah zatı ile nurdur. O’nun hicabı da nurdur. Eğer bu hicabı açacak olsa yüzünün parıltıları gözünün ulaştığı tüm mahlukatını yakar. Arş, Kürsi, güneş, ay ve nur/ışık da O’nunla aydınlanmış/nurlanmıştır, cennet de O’nun nuru ile aydınlanmıştır. Manevi nur da bütünü ile Allah’tandır. O’nun kitabı da nurdur, şeriatı da nurdur. Peygamberlerinin ve mü’min kullarının kalbindeki iman ve marifetullah da bir nurdur. Yüce Allah’ın nuru olmasa karanlıklar üst üste yığılırdı. O bakımdan Allah’ın nurunun bulunmadığı her yerde karanlık vardır, sıkıntı vardır.

“Nurunun” yani kendisine ilettiği Kur’ân nurunun ve mü’minlerin kalplerindeki iman nurunun “misali içinde kandil bulunan bir kandil yuvasına benzer.” Çünkü kandil yuvası kandilin nurunu bir arada tutar, dağılmasını önler. “Bu kandil, bir cam (fanus) içindedir. O cam ise” saflığı, temizliği ve göz kamaştırıcılığı itibari ile “parıltısı inciyi andıran bir yıldız gibidir.” İnci gibi parıldayan camın içerisindeki “bu kandil, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulur.” Yani onun ışığı, en ileri derecede aydınlık saçan zeytin yağından tutuşturulur ki bu yağ da zeytin ağacından elde edilir. Bu zeytin ağacı ise gündüzün sonunda güneş almayıp yalnızca doğuya bakan, gündüzün ilk saatlerinde güneş almayıp yalnızca batıya bakan bir ağaç değildir. Doğuya da batıya da aidiyeti söz konusu olmadığına göre o, yeryüzünün ortalarında bir yerdedir. Şam bölgesinde yetişen zeytinler böyledir. Oradaki zeytin ağaçları günün erken saatlerinde de geç saatlerinde de güneş alır. Bu yüzden oranın zeytinleri gâyet güzel ve kaliteli olur. Bu da yağının daha saf ve berrak olmasını sağlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “ki bu ağacın yağı” saf ve berrak oluşundan dolayı “neredeyse kendisine ateş değmese bile ışık verir.” Ona ateş değdiğinde ise oldukça ileri derecede aydınlık verir. “(Ateş değdiğinde ise o) nur üstüne nur olur.” Bir taraftan ateşin nuru, diğer taraftan zeytin yağının ışığı.

üce Allah’ın verdiği bu misalin açıklaması, onun mü’minin durumuna ve Allah’ın mü’minin kalbindeki nuruna uygunluğu şöyledir: Yüce Allah’ın mü’mini üzerinde yarattığı fıtrat, saf zeytin yağı durumundadır. O fıtratı ile temizdir, ilâhi öğretileri kabule ve şeriate uygun amele hazırdır. Bu fıtrata ilim ve iman ulaştı mı o nur, kalbinde yanar, tıpkı ateşin kandilin fitilini tutuşturması gibi. Bu mü’min, kötü maksatlardan Yüce Allah’ın buyruklarını yanlış anlamaktan yana da arınmıştır. Onun kalbine iman ulaştı mı büyük çapta bir aydınlık verir. Çünkü o, bulandırıcı her bir unsurdan arınmıştır. Bu da inci gibi parıldayan cam fanusun tertemiz olmasına benzer. Böylelikle mü’min hakkında fıtratın nuru, imanın nuru, ilmin nuru, marifetin saflığı bir arada bulunmuş olur. İşte bu, nur üstüne nurdur.

u, Yüce Allah’ın nurundan bir tecelli olduğundan ve herkes de böyle bir nura sahip olmaya da elverişli olmadığından dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah dilediği kimseyi nuruna hidâyet eder.” O, saf ve tertemiz olduğunu ve bununla birlikte daha da temizlenip arınacağını ve böylelikle gelişeceğini bildiği kimseler arasından dilediklerini bu nuruna iletir. “Allah” buyruklarını akledip kavrasınlar diye bir lütuf ve bir ihsan olmak üzere ve hak batıldan ayırt edilsin diye “insanlar için misaller getirir.” Çünkü misaller, akıl ile kavranılan soyut manaları, somut bir şekilde anlatırlar. Böylelikle kullar da bu misalleri açık şekilde bilir ve anlar. “Allah her şeyi çok iyi bilendir.” O’nun bilgisi her şeyi kuşatmıştır. O halde şunu bilin ki O’nun verdiği misaller eşyanın hakikatlerini ve tafsilatını, bunların kulların maslahatına olduğunu bilen bir zatın verdiği misallerdir. Bu yüzden siz de bu misalleri iyice anlamaya, akledip kavramaya çalışın. Bunlara karşı itirazla, karşı çıkmakla vakit geçirmeyin. Çünkü O bilir, siz bilmezsiniz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah, göklerin ve yerin nurudur. Orada bulunanlara hidayet edendir. Müminin kalbinde O'nun nurunun misali; üzerinde pencere olmayan bir duvarda aydınlanmak için yapılan bir kandillik içinde bulunan kandil gibidir. Bu kandil kristal bir fanusun içinde olan bir kandildir. Söz konusu fanus sanki inciye benzer bir yıldız gibi etrafı aydınlatır. Bu kandilin yağı mübarek bir ağaçtan tutuşturulur. Bu ağaç ne sabah ve ne de akşam güneşin ışıklarından kendisini engelleyen herhangi bir şeyin olmadığı zeytin ağacıdır. Onun yağı; berraklığı sebebi ile tutuşturulmasa dahi aydınlık verir. Kendisine ateş değmese dahi ışık saçar. Bir de tutuşturulmuş olsa etrafı çok aydınlatır. Kandilin nuru cam kristalin nurunun üstündedir. İşte hidayet nuru Müminin kalbinde parıldadığında böyle olur. Yüce Allah dilediği kulunu Kur'an'a tabi kılarak muvaffak kılar. İşte Yüce Allah; kimi şeyleri o şeylerin benzerlerini örnek vererek böylece açıklar. Yüce Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kelimeler

48 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱللَّهُ allahu Allah kök: اله
  2. نُورُ nuru nurudur kök: نور
  3. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin kök: سمو
  4. وَٱلْأَرْضِ ۚ vel'erdi ve yerin kök: ارض
  5. مَثَلُ meselu benzer kök: مثل
  6. نُورِهِۦ nurihi O'nun nuru kök: نور
  7. كَمِشْكَوٰةٍۢ kemişkatin bir kandile kök: شكو
  8. فِيهَا fiha içinde bulunan
  9. مِصْبَاحٌ ۖ misbahun lamba kök: صبح
  10. ٱلْمِصْبَاحُ l-misbahu lamba kök: صبح
  11. فِى fi içerisindedir
  12. زُجَاجَةٍ ۖ zucacetin cam kök: زجج
  13. ٱلزُّجَاجَةُ z-zucacetu cam kök: زجج
  14. كَأَنَّهَا keenneha sanki (gibidir)
  15. كَوْكَبٌۭ kevkebun bir yıldız kök: كوكب
  16. دُرِّىٌّۭ durriyyun inciden kök: درر
  17. يُوقَدُ yukadu yakılır kök: وقد
  18. مِن min -ndan
  19. شَجَرَةٍۢ şeceratin bir ağacı(nın yağı)- kök: شجر
  20. مُّبَـٰرَكَةٍۢ mubaraketin mübarek kök: برك
  21. زَيْتُونَةٍۢ zeytunetin zeytin kök: زيت
  22. لَّا la ne
  23. شَرْقِيَّةٍۢ şerkiyyetin doğudan kök: شرق
  24. وَلَا ve la ve ne de
  25. غَرْبِيَّةٍۢ garbiyyetin batıdan kök: غرب
  26. يَكَادُ yekadu öyle ki neredeyse kök: كود
  27. زَيْتُهَا zeytuha onun yağı kök: زيت
  28. يُضِىٓءُ yudi'u ışık verir kök: ضوا
  29. وَلَوْ velev ve eğer
  30. لَمْ lem
  31. تَمْسَسْهُ temseshu değmese (bile) kök: مسس
  32. نَارٌۭ ۚ narun ateş kök: نور
  33. نُّورٌ nurun nur kök: نور
  34. عَلَىٰ ala üstüne
  35. نُورٍۢ ۗ nurin nur kök: نور
  36. يَهْدِى yehdi hidayet eder kök: هدي
  37. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  38. لِنُورِهِۦ linurihi nuruna kök: نور
  39. مَن men kimseyi
  40. يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği kök: شيا
  41. وَيَضْرِبُ ve yedribu misaller verir kök: ضرب
  42. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  43. ٱلْأَمْثَـٰلَ l-emsale benzetmelerle kök: مثل
  44. لِلنَّاسِ ۗ linnasi insanlara kök: نوس
  45. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  46. بِكُلِّ bikulli her kök: كلل
  47. شَىْءٍ şey'in şeyi kök: شيا
  48. عَلِيمٌۭ alimun bilir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضوا (6 geçiş) · Aynı kök: وقد (11 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: غرب (19 geçiş) · Aynı kök: برك (32 geçiş)

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kök: وقد (11 geçiş) · Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

  • Aynı kök: وقد (11 geçiş) · Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

  • Aynı kök: ضوا (6 geçiş) · Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…

  • Aynı kök: غرب (19 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…

  • Aynı kök: شكو (3 geçiş)

    Yakub, "Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi.

  • Aynı kök: شكو (3 geçiş)

    Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun durumu, içinde kandil bulunan bir oyuk gibidir. O kandil, cam (billur) bir fanus içindedir. O fanus da sanki inci (görünümlü) bir gezegen gibidir ki doğuya da batıya da ait olmayan bereketli bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağ ile) tutuşturulur. O (ağac)ın yağı, kendisine ateş değmese bile neredeyse nûr (ışık) verir. (Bu), nûr üstüne nûrdur. Allah dileyeni (layık gördüğü) kimseyi nûruna ulaştırır. Allah insanlara (işte böyle) örnekler verir. Allah her şeyi bilendir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Yüce Allah'ın mutlak otoritesini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Al-i İmrân 3:2, 26-27; En‘âm 6:101-103; Şûrâ 42:11; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.

Mustafa İslamoğlu

Allah göklerin ve yerin nuru(nun kaynağı)dır. O'nun nurunun sembolü, içinde kandil bulunan bir ışık mahalli gibidir. O kandil kristal bir fanus içindedir. Öyle bir fanus ki, sanki inci gibi (parıldayan) bir gezegen. O kandil, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından elde edilmiş bir yakıtla tutuşturulur. Öyle ışıltılı bir yağ ki, neredeyse ateş değmeden bile ışık saçacak: nur üstüne nurdur! Allah, isteyeni nurunun (peşine takarak) doğru yola iletmeyi diler. İşte Allah insanlara böyle misaller vermektedir: zira her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen yalnızca Allah'tır.

Muhammed Esed

Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru içinde kandil bulunan bir oyuk(tan yayılan ışığa) benzer. O kandil ki sırça fanus içindedir; o fanus ki, inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır sanki! Ve o kandilin yakıtı, ne doğuda ne de batıda eşine rastlanmayan mübarek bir zeytin ağacından alınmaktadır. Ve o ağacın yağı (öyle arı duru, öyle parlak ki) neredeyse ateş değmeden de ışık verecek: Nur üstüne nur! Allah, (erişmek isteyeni) nuruna eriştirir; işte (bunun içindir ki) Allah insanlara örnekler vermektedir; çünkü her şeyi bütün boyutlarıyla (yalnızca) Allah bilir.

Ahmed Hulusi

Allah, semaların ve arzın nurudur (NUR, ilimdir - candır - datadır; semalar ve arzın hakikati ilimden {DATA} ibarettir)! O'nun nurunun (ilminin varlığı ve açığa çıkışı) misali şuna benzer: İçinde lamba (bilinç) bulunan bir kandil (beyin) gibidir. . . O lamba da bir sırça (şuur) kapsamındadır! O sırça (şuur) sanki inciden bir yıldız (yaradılış amacına göre işlevlenmiş Esma bileşimi) gibidir ki, doğu ve batıya (mekan ve zamana) ait olmayan mübarek bir ağaçtan (insani hakikatin), yani zeytinden (TEK'lik şuuruna sahip olması) tutuşturulur! O ağacın yağı (şuurdaki hakikat müşahedesi) neredeyse kendisine bir nar (arınma çalışmaları) dokunmasa da ışık saçar! Nur'un ala nur'dur (Esma ilminin birimsel ilim suretinde açığa çıkışı). . . Allah (insanın hakikati olan Esma mertebesi) dilediği kimseyi kendi nuruna (kendi hakikati ilmine) erdirir! Allah insanlar için misaller veriyor. . . Allah her şeyi (Esma özellikleriyle, o şey olduğu için) Bilen'dir.

Ali Bulaç

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.

Ali Özek ve heyeti

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nûrunun misali, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nispet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) misaller getirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Ali Rıza Safa

Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır. O'nun aydınlığının örneği, içinde ışık kaynağı bulunan bir aydınlatıcı gibidir. Işık kaynağı, koruyucu cam içindedir. Koruyucu cam, inciden bir gezegene benzer. Ne doğuya ne de batıya özgü olmayan, kutsal zeytin ağacından tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse ateş değmeden Aydınlık verir. Aydınlık üzerine aydınlıktır. Allah, dilediğini aydınlığına eriştirir. Zaten Allah, insanlar için örnekler verir. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, içinde kandil bulunan bir oyuğa/lambaya benzer. Kandil, bir cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldızdır. Ne doğuya ne batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır. Öyle ki, ateş değmese de neredeyse yağı ışık verir. O, nur üstüne nurdur. Allah dileyen kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bilir.

Edip Yüksel

ALLAH göklerin ve yerin ışığıdır. Işığının örneği şuna benzer: İçinde lamba bulunan bir oyuk... Lamba bir cam kap içindedir. O cam kap ise, inci gibi (parlak ve yuvarlak) bir gezegen gibidir. Yakıtı, ne batıya ne de doğuya bağıntısı olmayan, zeytinyağı üreten bereketli bir ağaçtandır. Yağı, neredeyse ateş değmeden aydınlık verir. Işık üzerine ışıktır. ALLAH dileyeni/dilediğini ışığına ulaştırır. İşte ALLAH halka böyle örnekler verir. ALLAH her şeyi bilir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bu örnek, Kuran'ın önemli özelliklerini anlatır. Kuran, Tanrı'nın ışığını ileten bir lamba gibidir. Kuran, şifreli bir matematiksel sistemle mükemmel biçimde korunmasına rağmen saydam bir dile sahiptir (cam kap). Tanrı'nın bilgisini yansıtır (incimsi gezegen). Mesajı evrensel olup belli bir ırk veya coğrafya ile sınırlı değildir (ne doğuya ne batıya bağıntılı olmayan yakıt). * Mesajı, gönülleri gerçeği onaylamaya açık olanları az bir gayretle karanlıklardan aydınlığa çıkaracak bir özelliktedir (neredeyse ateş değmeden aydınlatır). Buna rağmen, anlam içinde anlama, mesaj içinde mesaja sahiptir (ışık üzerine ışık). Onu anlamak Tanrı'nın bir lütfudur ve onu öğreten O'dur (Tanrı dileyeni/dilediğini ışığına ulaştırır).

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH göklerin ve yerin ışığıdır. Işığının örneği şuna benzer: içinde lamba bulunan bir oyuk... Lamba bir cam kap içindedir. O cam kap ise, incimsi bir gezegen gibidir. Yakıtı, ne batıya ne de doğuya bağıntısı olmayan, zeytinyağı üreten bereketli bir ağaçtandır. Yağı, neredeyse ateş değmeden aydınlık verir. Işık üzerine ışıktır. ALLAH dileyeni/dilediğini ışığına ulaştırır. İşte ALLAH halka böyle örnekler verir. ALLAH her şeyi bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru içinde bir kandil bulunan bir oyma hücre misalidir. Kandil, bir sırça içindedir. Bu sırça sanki inciden bir yıldızdır; ne doğuya, ne de batıya nisbet edilen mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulur. Onun yağı hemen hemen ateş dokunmasa bile ışık verir; nur üstüne nur! Allah, dilediğini kendi nuruna yöneltir ve insanlara birçok misaller verir. Allah, herşeyi bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah, Semavat-ü Arzın nurudur, nurunun temsili sanki bir mişkat; içinde bir mısbah, mısbah bir sırçada, sırça sanki bir kevkebi dürri (bir inci yıldız), mübarek bir ağaçtan tutuşturulur: bir zeytundan ki ne şarkidir ne garbi, yağı hemen hemen ateş dokunmasa bile zıya verir, nur üzerine nur, Allah nuruna dilediğini hidayet buyurur ve insanlar için meseller darb eyler ve Allah, her şey'e alimdir

Erhan Aktaş

Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır. dipnot 1 O'nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, hak eden kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gökleri ve yeri aydınlatandır. İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkaran vahiydir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır. dipnot 1 O'nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, hak eden dipnot 2 kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gökleri ve yeri aydınlatandır. İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkaran vahiydir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır dipnot 1 . O'nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, dileyen kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gökleri ve yeri aydınlatandır. İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkaran vahiydir.

Gültekin Onan

Tanrı, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir, sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Tanrı, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Tanrı insanlar için örnekler verir. Tanrı, her şeyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

Allah, göklerin ve yerin nuurudur. Onun nuurunun sıfatı, sanki içinde bir çerağ bulunan bir hücredir. O çerağ bir sırça (kandil) içindedir. O sırça (kandil) de sanki bir inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nisbeti olmayan mübarek bir ağacdan, zeytinden tutuşdurulub yakılır. Onun yağı, kendisine bir ateş dokunmasa da, hemen hemen ışık verir. (Bu ışık da) nuur üstüne nuurdur, Allah kimi dilerse onu nuruna kavuşdurur. Allah insanlar için meseller irad eder. Allah, her şey'i hakkıyle bilendir.

İbni Kesir

Allah; göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali; içinde çerağ bulunan bir kandil yuvası gibidir. O çerağ bir sırça içindedir. Sırça sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nisbeti olmayan mübarek bir ağaçtan, zeytinden tutuşturulup yakılır. Ateş değmese dahi, neredeyse yağın kendisi aydınlatacak. Nur üstüne nurdur. Allah; dilediğini nuruna kavuşturur. Allah; insana misaller verir. Ve Allah; her şeyi bilendir.

Mehmet Alagaş

(34-36) Kesin olan şu ki, biz size açıklayıcı ayetlerimizi indirdik, sizden önce geçmiş olanlardan örnekler / misaller ve sakınanlar için öğüt / vaaz indirdik. Allah semaların ve arzın nurudur. (Semalar ve arz Allah’ın ziyası ile nurlanır , ziya ışık kaynağı nur ise kaynaktan yansıyandır) Onun nuru, yuva içindeki / oyuk içindeki lambaya benzer, o lamba da bir cam içindedir, O cam da inci bir gezegen gibidir, (Küresel cam fanus) mübarek bir ağacın yağından ateşlenir / tutuşturulur, doğusu da yoktur batısı da yoktur (Tüm yönleri aydınlatır) neredeyse o ağacın yağı, ateş temas etmese dahi, ışık kaynağı olacak / ziya olacak, ışık üzerine ışık / nur üstüne nur. (Yağ da nur, yanan yağda nur) Allah, nuruna dilediği kimseyi iletir, Allah bu örnekleri / misalleri insanlar için verir , Allah her şeyi bilendir. O’nun isminin yükseltilmesine ve hatırlanıp düşünülmesine Allah’ın izin verdiği evlerin içindedir (nurlu evler), oralarda / evlerde Allah sabah ve akşam üstün tutulur / tesbih edilir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandillik gibidir. O kandil, kristal bir fanus içindedir. O, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulan, parıltısı inciyi andıran bir yıldız gibidir. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) misaller getirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Süleyman Ateş

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, içinde lamba bulunan bir kandile benzer. Lamba cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doğuya ve ne batıya mensub olmayan mübarek bir zeytin ağacı(nın yağı)ndan yakılır. (Öyle mübarek bir ağaç) Ki, neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir. Işığı parıl, parıldır. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlara misaller verir. Allah her şeyi bilir.

Süleymaniye Vakfı

Allah göklerin ve yerin nuru /aydınlatıcısıdır. Onun aydınlatmasının örneği şudur: Duvarda bir oyuk dipnot 1 , oyuğun içinde bir kandil, kandil bir cam fanus içinde. O cam fanus da sanki elmastan oluşan bir gezegen. Kandil, doğu tarafına da batı tarafına da ait olmayan bereketli zeytin ağacının yağından yakılır dipnot 2 . Yağı, ateş almamışken bile neredeyse ışık saçar. Nur üstüne nur! Allah, gereğini yapanı dipnot 3 kendi nuruna yöneltir. Allah insanlara örnekler verir. Allah her şeyi bilir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada kelimenin asıl anlamı "kör pencere" dir. Orası küçük bir hücre gibi olduğundan, okuyucunun kolay anlaması için, oyuk kelimesi tercih edilmiştir. Oyuğa konan lamba, onun her tarafını aydınlatır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yağlık zeytin, Güneş ışığını sabahtan akşama kadar tam alan ağacın zeytinidir. Böyle bir ağacın yağ kalitesi ve parlaklığı üst seviyede olur.
  3. metne dön, dipnot 3
    Şae (شاء) fiili için bkz. Nur 24/21. ayetin dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri aydınlatan Allah'tır. O'nun aydınlatması, içinde kandil bulunan kör pencerede oluşan aydınlık gibi (parlak ve bütün ayrıntıları gösterecek şekilde) olur. Kandil camın içindedir; cam da sanki inciyi andıran bir yıldızdır. İçindeki yakıt ise doğuya da batıya da ait olmayan bereketli zeytin ağacındandır dipnot 1 . Yağı, ateş dokunmasa bile ışık yayar gibi parlaktır. Işık, ışık üstüne! Allah, aydınlanmayı tercih edeni kendi ışığına yöneltir ve insanlara örnekler verir. Allah her şeyi bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ağaç ile ilgili bir bilgim yok. Bilen varsa lütfen söylesin.

Şaban Britch

Allah göklerin ve yerin Nur'udur. O’nun (kendisiyle kulların yolunu) aydınlattığı nurunun örneği, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba bir cam içindedir. O lamba bir cam içindedir. Cam sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Ne doğuda (güneşin yalnız doğduğunda) ve ne de batıda (güneşin yalnız batımında vurmadığı) olmayan mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Ona ateş değmese bile neredeyse yağı ışık verecek Nur üstüne nur! Allah dilediği kimseyi nuruna yöneltir. Allah, bu örnekleri insanlar için veriyor. Allah, her şeyi hakkıyla biliyor.

Şaban Piriş

Allah göklerin ve yerin aydınlatıcısıdır. O'nun aydınlatmasının örneği, içinde ışık bulunan bir kandil yuvası gibidir. O ışık bir cam içindedir. Cam sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek zeytin ağacından yakılır. Ona ateş değmese bile neredeyse yağı ışık verecek. Nur üstüne nur! Allah dilediği kimseyi nuruna yöneltir. Allah, bu örnekleri insanlar için veriyor. Allah, her şeyi hakkıyla biliyor.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, göklerin ve yerin Nur'udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah is the Fountain-Head of physical and spiritual light illuminating the heavens and the earth. His light is beyond all comparison, (to be perceived by the human mind), it may be likened to the radiance emitting from a lustrous recess where a lamp stands enclosed in a glass tube or encased in glass featuring extraordinary brilliance as if it were an extra ordinary bright star lit by spiritual invisible combustion from a blessed tree, an olive tree (an ancient emblem of peace) standing in the open, never lost to view. It is not confined to the east nor to the west. Its oil almost emits light although not touched by a flame. Majestic light superimposed upon splendorous light attendant upon a manifestation of Allah Who attracts to His spiritual light whom He will, and Allah discourses to people parables by which moral and spiritual relations are typically set forth, and He is 'Alimun of all things.

Abdul Haleem

God is the Light of the heavens and earth. His Light is like this: there is a niche, and in it a lamp, the lamp inside a glass, a glass like a glittering star, fuelled from a blessed olive tree from neither east nor west, whose oil almost gives light even when no fire touches it- light upon light- God guides whoever He will to his Light; God draws such comparisons for people; God has full knowledge of everything-

Abdullah Yusuf Ali

Allah is the Light of the heavens and the earth. The Parable of His Light is as if there were a Niche and within it a Lamp: the Lamp enclosed in Glass: the glass as it were a brilliant star: Lit from a blessed Tree, an Olive, neither of the east nor of the west, whose oil is well-nigh luminous, though fire scarce touched it: Light upon Light! Allah doth guide whom He will to His Light: Allah doth set forth Parables for men: and Allah doth know all things.

Abul A'la Maududi

Allah dipnot 1 is the Light of the heavens and the earth. dipnot 2 His Light (in the Universe) may be likened to a niche wherein is a lamp, and the lamp is in the crystal which shines in star-like brilliance. It is lit from (the oil) of a blessed olive tree dipnot 3 that is neither eastern nor western. dipnot 4 Its oil well nigh glows forth (of itself) though no fire touched it: Light upon Light. dipnot 5 Allah guides to His Light whom He wills. dipnot 6 Allah sets forth parables to make people understand. Allah knows everything. dipnot 7

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    From here the discourse is directed towards the hypocrites, who were bent upon starting mischief in the Islamic community, and were as active from within as the unbelievers were from without to harm the Islamic movement and the body politic of Islam. As these people professed belief, and apparently belonged to the Muslim community, and had blood relationships with the Muslims, especially with the Ansar, they were better placed to start and spread mischief. The result was that even some sincere Muslims, due to simplicity or weakness, became tools in their hands and even their supporters. But in spite of their profession of faith, the lure of worldly gains had utterly blinded them to the light that was spreading in the world through the teachings of the Quran and the Prophet Muhammad (peace be upon him). The indirect address to the hypocrites here has three things in view. Firstly, to admonish them, for the first and foremost demand of Allah’s providence and His mercy is to go on admonishing the misguided and the erring one till the last in spite of his persistence in mischief and wickedness. Secondly, to differentiate clearly between belief and hypocrisy so that every right thinking person from the Muslim community should be able to distinguish between a true believer and a hypocrite. Then if anybody, in spite of this differentiation, falls a prey to the machinations of the hypocrites or supports them, he should himself be responsible for his conduct.
  2. metne dön, dipnot 2
    Thirdly, to warn the hypocrites clearly and plainly that Allah’s promises for the believers are meant only for those who sincerely believe and then fulfill the demands and requirements of their faith. These promises are not meant for anybody who poses himself as a Muslim. The hypocrites and the sinful people therefore should not cherish any hope that they will have any share in these.
  3. metne dön, dipnot 3
    The phrase heavens and the earth in the Quran is generally used for the universe. Thus the verse would also mean: Allah is the light of the whole universe.
  4. metne dön, dipnot 4
    Light is something which makes things visible; which is itself manifest and helps make other things manifest. The human mind conceives light in this very sense. Absence of light is termed darkness, invisibility and obscurity. On the other hand, when there is visibility and things become exposed to view, man says there is light. Allah has been called Light' in this basic sense, and not in the sense of a beam of light which travels at the speed of 186,000 miles per second and stimulates the optic nerve through the retina. This conception of light has nothing to do with the reality of the meaning for which human mind has coined this word; rather the word light is used for all those lights which we experience in this physical world. All human words used for Allah are used in their basic sense and meaning, and not with reference to their physical connotation. For instance, when, the word sight is used with respect to Allah, it does not mean that Allah has an eye like men and animals with which He sees. Similarly when we say that Allah hears or grips or grasps, it does not mean that He hears through ears, or grips or grasps with the hand like us. These words are used in a metaphorical sense and only a man of very poor intelligence would have the misconception that hearing or seeing or grasping is not possible except in the limited and specific sense in which we experience it. Similarly it will be shortsightedness to interpret the word light in the sense of physical light rays emanating from a luminous body and affecting the retina. This word is not applicable to Allah in its limited sense, but in its absolute sense. That is, He alone in this universe is the real and prime cause of manifestation, otherwise there is nothing but darkness here. Everything which gives light and illuminates other things has received its light from Him; it has no light of its own.
  5. metne dön, dipnot 5
    The word light is also used for knowledge, and ignorance is termed as darkness. Allah is the Light of the universe in this sense too, because the knowledge of reality and of right guidance can be obtained from Him alone; without having recourse to His Light, there will be nothing but darkness of ignorance and the resultant vice and wickedness in the world.
  6. metne dön, dipnot 6
    "Blessed": yielding multiple benefits.
  7. metne dön, dipnot 7
    Which is neither in the east nor in the west: which grows in an open plane or on a hill, where it gets sunshine from morning till evening. Such an olive tree yields the oil which gives a bright light. On the other hand, a tree which gets sunlight only from the east or only from the west, yields thick oil which gives weak light.

Aisha Bewley

Allah is the Light of the heavens and the earth. The metaphor of His Light is that of a niche in which is a lamp, the lamp inside a glass, the glass like a brilliant star, lit from a blessed tree, an olive, neither of the east nor of the west, its oil all but giving off light even if no fire touches it. Light upon Light. Allah guides to His Light whoever He wills and Allah makes metaphors for mankind and Allah has knowledge of all things.

Al-Hilali & Khan

Allâh is the Light of the heavens and the earth. The parable of His Light is as (if there were) a niche and within it a lamp: the lamp is in a glass, the glass as it were a brilliant star, lit from a blessed tree, an olive, neither of the east (i.e. neither it gets sun-rays only in the morning) nor of the west (i.e. nor it gets sun-rays only in the afternoon, but it is exposed to the sun all day long), whose oil would almost glow forth (of itself), though no fire touched it. Light upon Light! Allâh guides to His Light whom He wills. And Allâh sets forth parables for mankind, and Allâh is All-Knower of everything.

Ali Quli Qarai

Allah is the Light of the heavens and the earth. The parable of His Light is a niche wherein is a lamp —the lamp is in a glass, the glass as it were a glittering star— lit from a blessed olive tree, neither eastern nor western, whose oil almost lights up, though fire should not touch it. Light upon light. Allah guides to His Light whomever He wishes. Allah draws parables for mankind, and Allah has knowledge of all things.

Amatul Rahman Omar

Allâh is the Extensive Light of the heavens and the earth. His light can be compared to a (lustrous) pillar on which a lamp is put. The lamp is inside a crystal globe. The globe of glass is as if it were a glittering star. It (- the lamp) is lit by (the oil of) a blessed olive tree which belongs neither to the east nor to the west (rather welds the whole world in its fold). Its oil is likely to glow forth of itself even if no fire touch it. This (lamp) is a combination of many lights over and over. Allâh guides towards His light whoever desires (to be enlightened). And Allâh sets forth excellent parables for the people, and Allâh alone has full knowledge of every thing.

Arthur John Arberry

God is the Light of the heavens and the earth; the likeness of His Light is as a niche wherein is a lamp (the lamp in a glass, the glass as it were a glittering star) kindled from a Blessed Tree, an olive that is neither of the East nor of the West whose oil wellnigh would shine, even if no fire touched it; Light upon Light; (God guides to His Light whom He will. ) (And God strikes similitudes for men, and God has knowledge of everything.)

Bijan Moeinian

God is the light of the heavens and the earth. Imagine a concave mirror behind a lamp which is placed inside a glass container. Imagine this container being like a bright, pearl-like star. Imagine the lamp being fueled by a blessed oil-producing tree, that you cannot find neither in the east nor in the west. Its oil is almost self-radiating; needs no fire to ignite it. Light upon light is the God’s light with which He guides whoever He wills. God thus explains (difficult to understand matters) so that mankind have some idea. Know that God knows everything.

E. Henry Palmer

God is the light of the heavens and the earth; His light is as a niche in which is a lamp, and the lamp is in a glass, the glass is as though it were a glittering star; it is lit from a blessed tree, an olive neither of the east nor of the west, the oil of which would well-nigh give light though no fire touched it,- light upon light!- God guides to His light whom He pleases; and God strikes out parables for men, and God all things doth know.

Edip-Layth

God is the Light of the heavens and the earth. The example of His light is like a concave mirror within a lamp, the lamp is within a glass, the glass is like a radiant planet, which is lit from a blessed olive tree that is neither of the east nor of the west, its oil nearly radiates light even if not touched by fire. Light upon light. God guides to His light those whom He pleases. God sets forth parables for mankind; God is aware of all things.

George Sale

God is the light of heaven and earth: The similitude of his light is as a niche in a wall, wherein a lamp is placed, and the lamp inclosed in a case of glass; the glass appears as it were a shining star. It is lighted with the oil of a blessed tree, an olive neither of the east, nor of the west: It wanteth little but that the oil thereof would give light, although no fire touched it. This is light added unto light: God will direct unto his light whom He pleaseth. God propoundeth parables unto men; for God knoweth all things.

Hamid S. Aziz

Now have We sent down to you clear revelations, and the example of those who have passed away before you, and as an admonition to those who fear (avoid) evil.

Mahmoud Ghali

Allah is The Light of the heavens and the earth; the similitude of His Light is as a niche wherein is a lamp, the lamp in a glass, the glass as it were a glittering planet-kindled from a Blessed Tree, an olive that is neither eastern nor western, whose oil would almost illuminate, even if no fire touched it, Light upon Light; Allah guides to His Light whomever He decides, and Allah strikes similitudes for mankind, and Allah is Ever-Knowing of everything.

Marmaduke Pickthall

Allah is the Light of the heavens and the earth. The similitude of His light is as a niche wherein is a lamp. The lamp is in a glass. The glass is as it were a shining star. (This lamp is) kindled from a blessed tree, an olive neither of the East nor of the West, whose oil would almost glow forth (of itself) though no fire touched it. Light upon light. Allah guideth unto His light whom He will. And Allah speaketh to mankind in allegories, for Allah is Knower of all things.

Mohamed Ahmed - Samira

God is the light of the heavens and the earth. The semblance of His light is that of a niche in which is a lamp, the flame within a glass, the glass a glittering star as it were, lit with the oil of a blessed tree, the olive, neither of the East nor of the West, whose oil appears to light up even though fire touches it not, -- light upon light. God guides to His light whom He will. So does God advance precepts of wisdom for men, for God has knowledge of everything.

Muhammad Asad

God is the Light of the heavens and the earth. The parable of His light is, as it were, that of a niche containing a lamp; the lamp is [enclosed] in glass, the glass [shining] like a radiant star: [a lamp] lit from a blessed tree - an olive-tree that is neither of the east nor of the west the oil whereof [is so bright that it] would well-nigh give light [of itself] even though fire had not touched it: light upon light! God guides unto His light him that wills [to be guided]; and [to this end] God propounds parables unto men, since God [alone] has full knowledge of all things.

Mustafa Khattab

Allah is the Light of the heavens and the earth. His light[1] is like a niche in which there is a lamp, the lamp is in a crystal, the crystal is like a shining star, lit from ˹the oil of˺ a blessed olive tree, ˹located˺ neither to the east nor the west,[2] whose oil would almost glow, even without being touched by fire. Light upon light! Allah guides whoever He wills to His light. And Allah sets forth parables for humanity. For Allah has ˹perfect˺ knowledge of all things.

Progressive Muslims

God is the Light of the heavens and the Earth. The example of His light is like a concave mirror within a lamp, the lamp is within a glass, the glass is like a radiant planet, which is lit from a blessed olive tree that is neither of the east nor of the west, its oil nearly gives off light even if not touched by fire. Light upon light, God guides to His light whom He pleases. And God sets forth parables for mankind, and God is aware of all things.

Rashad Khalifa

GOD is the light of the heavens and the earth. The allegory of His light is that of a concave mirror behind a lamp that is placed inside a glass container. The glass container is like a bright, pearl-like star. The fuel thereof is supplied from a blessed oil-producing tree, that is neither eastern, nor western. Its oil is almost self-radiating; needs no fire to ignite it. Light upon light. GOD guides to His light whoever wills (to be guided). GOD thus cites the parables for the people. GOD is fully aware of all things.

Sahih International

Allah is the Light of the heavens and the earth. The example of His light is like a niche within which is a lamp, the lamp is within glass, the glass as if it were a pearly [white] star lit from [the oil of] a blessed olive tree, neither of the east nor of the west, whose oil would almost glow even if untouched by fire. Light upon light. Allah guides to His light whom He wills. And Allah presents examples for the people, and Allah is Knowing of all things.

Sam Gerrans

God is the light of the heavens and the earth. The likeness of His light is as a niche wherein is a lamp — the lamp in a glass, the glass as it were a shining star — lit from a blessed tree, an olive neither of East nor West; its oil would nigh illuminate, though no fire touched it: — light upon light! — God guides to His light whom He wills! And God strikes similitudes for men; and God knows all things.

Shabbir Ahmed

Allah is the Light of the heavens and the earth. (And the Qur'an is the Light of Allah (5:15), (42:52)). The example of His Light (the Qur'an) is that of a lamp that is placed inside a niche enclosed in glass that shines like a radiant star. This lamp is kindled from a blessed tree - olive - neither of the East nor of the West. Its Light issues forth in all directions. The oil glows by itself even though no fire has touched it. Light upon Light. Allah guides to His Light anyone who seeks guidance. And Allah sets forth allegories for mankind. And Allah does know all things (and how to make you understand that light needs no aid to show itself (20:51), (41:42)).

Syed Vickar Ahamed

Allah is the Light of the heavens and the earth. The parable of His Light is as though there is a Niche (opening) and within it is a Lamp: The Lamp is enclosed in glass: The glass as if it was (itself) a bright star: Lit from a blessed Tree, an Olive, neither of the East nor of the West, whose Oil is almost (by itself) bright, even though fire never touched it: Light upon Light! Allah guides whomever He wills to His Light: And Allah sets forth parables for mankind: And Allah knows all things.

Taqi Usmani

Allah is the Light of the heavens and the earth. The example of His light is that of a niche, in which there is a lamp; the lamp is in a glass - the glass looks like a brilliant star - it is lit by (the oil of) a blessed tree, the olive, which is neither eastern, nor western. Its oil is about to emit light even though the fire has not touched it - (it is) light upon light. Allah guides to His light whomsoever He wills; Allah describes examples for the people, and Allah knows everything well.

The Monotheist Group

God is the Light of the heavens and the earth. The example of His light is like a niche within which there is a lamp, the lamp is encased in a glass, the glass is like a radiant planet, which is lit from a blessed olive tree that is neither of the east nor of the west, its oil nearly gives off light even if not touched by fire. Light upon light, God guides to His light whom He pleases. And God sets forth examples for the people, and God is aware of all things.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩