Sâffât suresi

Sâffât suresi, 145. ayet

Sâffât suresi, 145. ayet. فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ

fenebeẕnâhü bil`arâi vehüve seḳîm.

Diyanet İşleri

Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 142–148 · surenin 145. ayeti / 182

Konu Yûnus Sâffât 139–148 3

  1. Sâffât 142

    Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.

  2. Sâffât 143–144

    (143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

  3. 145

    Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

  4. Sâffât 146

    Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

  5. Sâffât 147

    Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

  6. Sâffât 148

    Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

145. “Biz onu (balığın karnından) hasta bir halde çıkarıp açık bir alana bıraktık.” Balık onu karnından açık bir yere attı. Orası bomboştu ve kimse yoktu. Hatta belki ağaç ve gölge dahi bulunmuyordu. Bu sırada kendisi balığın karnında hapis kaldığından ötürü hastalanmıştı. O kadar ki hali, adeta yumurtadan çıkmış tüysüz bir civcivi andırıyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz onu, balığın karnından bina ve ağaçların olmadığı ıssız bir yere attık. Balığın karnında uzun bir süre kaldığı için bedeni zayıf ve halsizdi.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَنَبَذْنَـٰهُ fenebeznahu onu attık kök: نبذ
  2. بِٱلْعَرَآءِ bil-ara'i ağaçsız çıplak bir yere kök: عري
  3. وَهُوَ vehuve ve o
  4. سَقِيمٌۭ sekimun hasta bir halde iken kök: سقم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عري (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûnus · Aynı kök: نبذ (12 geçiş)

    Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

  • Aynı kök: سقم (2 geçiş)

    (88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.

  • Aynı kök: عري (3 geçiş)

    "Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

  • Aynı kök: نبذ (12 geçiş)

    Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa, içlerinden birtakımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.

  • Aynı kök: نبذ (12 geçiş)

    Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab'ı (Tevrat'ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Nînevâ — Adad Kapısı

    Arkeoloji

    Nînevâ — Adad Kapısı

    Yûnus kıssası, İslâmî gelenekte Nînevâ ile ilişkilendirilir. Kur'an bir koordinat vermez.

    Ayet: Yûnus 98 · Sâffât 139-148

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Fredarch
    Tarih
    1990-04
    Lisans
    CC BY-SA

    Fredarch · http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Adad_gate_exterior_entrance_north3.JPG · CC BY-SA 3.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hâlsiz bir vaziyette onu kıyıya çıkarmıştık.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda Biz onu bitkin bir halde ıssız ve çorak bir kıyıya çıkarttık;

Muhammed Esed

ama biz o'nu manevi çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık,

Ahmed Hulusi

Biz Onu hasta (yıpranmış - sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bıraktık.

Ali Bulaç

Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.

Ali Özek ve heyeti

Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.

Ali Rıza Safa

Sonunda, Onu, gücü tükenmiş bir durumda boş bir kıyıya attık. dipnot 381

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 381
    Yunus peygamberin kaçması ve çekilen kurada yitirdiği için balık tarafından yutulması ve sonunda Allah tarafından kurtarılması, Tevrat,
    Yunus 1:3 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yunus 1:3

    Ne var ki, Yunus RABbin huzurundan Tarşişe kaçmaya kalkıştı. Yafaya inip Tarşişe giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, RABden uzaklaşmak için Tarşişe doğru yola çıktı.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,7,17 ve 2:1,2,10 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Ne var ki, Yunus, Rabbin önünden Tarşiş'e kaçmaya kalkıştı. Yafa'ya indi ve Tarşiş'e giden bir gemi buldu. Rab'den uzaklaşmak için Tarşiş'e doğru yola çıktı. Sonra, denizciler, şöyle dedi: ‘Gelin kura çekelim; bakalım bu bela kimin yüzünden başımıza geldi?' Kura çektiler; Yunus'a düştü. Rab, Yunus'u yutmak için büyük bir balık hazırladı. Yunus, üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı. Balığın karnından, Allahı Rabbe, şöyle yakarışta bulundu: ‘Ya Rab! Sıkıntı içinde sana yakardım; beni yanıtladın. Ölüler diyarının bağrından yardım istedim; sesimi işittin.' Rab, balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu."

Bayraktar Bayraklı

Onu bitkin bir halde açık araziye attık.

Edip Yüksel

Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,

Elmalılı Hamdi Yazır

Hemen biz onu alana attık hasta idi

Erhan Aktaş

Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.

Gültekin Onan

Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.

Hasan Basri Çantay

İşte biz onu, kendisi de hasta olarak, açık bir yere (çıkarıb) bırakdık.

İbni Kesir

Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.

Mehmet Alagaş

(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.

Süleyman Ateş

(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.

Süleymaniye Vakfı

Sonra onu, hasta haldeyken çıplak bir alana attık dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Enbiya 21/88. Aynı olay Tevrat /
    Yunus 2:10 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yunus 2:10

    RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    pasajında da anlatılmaktadır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onu açık bir alana attık; hastaydı.

Şaban Britch

Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde boş bir yere çıkardık.

Şaban Piriş

Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We made the fish regurgitate him in the open on the desert shore feeble and sickly.

Abdul Haleem

but We cast him out, sick, on to a barren shore,

Abdullah Yusuf Ali

But We cast him forth on the naked shore in a state of sickness,

Abul A'la Maududi

But We threw him on a wide bare tract of land while he was ill; dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, when the Prophet Jonah (peace be upon him) confessed his fault, and began to glorify Allah like a true and sincere believer, the fish spat him up on the beach by Allah’s command. The beach was a bare plain, without any vegetation on it, or anything to provide him shade, or any means of food.

Aisha Bewley

So We cast him up onto the beach and he was sick;

Al-Hilali & Khan

But We cast him forth on the naked shore while he was sick,

Ali Quli Qarai

Then We cast him on a bare shore, and he was sick.

Amatul Rahman Omar

Then (it came to pass) that We cast him on a bare and wide tract of land and he was completely worn out and sick.

Arthur John Arberry

but We cast him upon the wilderness, and he was sick,

Bijan Moeinian

I ordered him to be thrown out in a bare shore; absolutely exhausted.

E. Henry Palmer

But we cast him on to the barren shore; and he was sick;

Edip-Layth

So We threw him on the shore while he was sick.

George Sale

And We cast him on the naked shore, and he was sick:

Hamid S. Aziz

Then We cast him on to the desert shore while he was sick.

Mahmoud Ghali

Then We flung him off upon the naked (shore) and he was ailing.

Marmaduke Pickthall

Then We cast him on a desert shore while he was sick;

Mohamed Ahmed - Samira

So We cast him, sick, on a barren shore,

Muhammad Asad

but We caused him to be cast forth on a desert shore, sick [at heart] as he was,

Mustafa Khattab

But We cast him onto the open ˹shore˺, ˹totally˺ worn out,

Progressive Muslims

So We threw him on the shore while he was sick.

Rashad Khalifa

We had him thrown up into the desert, exhausted.

Sahih International

But We threw him onto the open shore while he was ill.

Sam Gerrans

But We cast him on the bare shore when he was sick,

Shabbir Ahmed

(He freed himself and swam to safety. ) Then We cast him on the shore, while he was exhausted. (68:49).

Syed Vickar Ahamed

But We cast (threw) him on the open shore while he was (still) sick,

Taqi Usmani

Then We cast him ashore in the open while he was ill,

The Monotheist Group

So We threw him on the shore while he was sick.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 145. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 145. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 145. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩