Diyanet İşleri
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Bakara suresi
Bakara suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
inne-lleẕîne keferû sevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnkâra saplananlar Bakara 6–7 3
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
6. “Gerçekten o küfre saplananları” Yüce Allah küfre saplananların, yani “küfür” kendilerinin sıfatı ve varlıklarının ayrılmaz bir niteliği haline dönüşmüş olan, küfrün boyası ile boyanmış kimselerin hiçbir şekilde bundan vazgeçmeyeceklerini, hiçbir öğüdün onları etkilemeyeceğini ve küfürleri üzere devam edeceklerini haber vermektedir. Dolayısıyla da “…uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.”
“Küfr”ün hakikati, Allah Rasûlü’nün getirdiklerinin bir kısmını veya tamamını bile bile reddetmektir. İşte bu kâfirlere yapılan davetin -onlar aleyhine kesin delilin ortaya konulmasından başka- bir faydası olmaz. Âdetâ bu buyruklarla onların iman edeceklerinden yana Allah Rasûlü’nün umudu kesilmek istenmekte ve Artık sen böyleleri için üzülme, onların iman etmeyişlerine üzülerek kendini helâk etme, denmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz Yüce Allah'ın sapıklıkları ve inatları üzerinde devam edip iman etmeyecek kimseler hakkındaki sözü gerçekleşmiştir. Senin onları uyarıp uyarmaman onlar için birdir.
Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
Aynı kök: سوي (83 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki kâfir olanları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler. dipnot 1
Şu bir gerçek ki, küfre şartlanmış o kimseleri ha uyarmışsın ha uyarmamışsın, onlar için (ikisi de) bir: iman etmezler.
Unutma ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar için kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez; onlar inanmazlar.
Hakikati örten - inkar edenleri uyarsan da uyarmasan da fark etmez, iman etmezler!
Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar.
Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
Aslında, nankörlük edenleri uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.
İnkar edenleri uyarsan da uyarmasan da, onlar için aynıdır; iman etmezler.
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar onaylamazlar. dipnot 1
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanmazlar.
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler.
Amma o küfre saplananlar, ha inzar etmişin bunları ha etmemişin onlarca müsavidir, imana gelmezler
Şu bir gerçektir ki: Kafirleri dipnot 1 uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
Şu bir gerçektir ki: Kafirleri dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Şu bir gerçektir ki: Gerçeği yalanlayan nankörleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
Şüphesiz, kafirleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir / aynıdır; onlar inanmazlar.
Şu muhakkak ki küfr edenleri inzar etsen de onlarca bir, kendilerini inzar etmesen de inanmazlar.
Şüphesiz ki o küfretmiş olanları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
(1-7) Elif Lâm Mim, Bu, içerisinde şüphe olmayan kitaptır, sakınanlara / muttakilere yol göstericidir / kılavuzdur, muttakiler öylelerdir ki gayba iman ederler, namazı kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden harcarlar / infak ederler (hakkı olandan başkaları için harcarlar, harcama yetkisini onlara verirsen zekat yahut sadaka olur, onlar için sen harcarsan infak olur) Muttakiler öylelerdir ki sana indirilene ve senden önce indirilen ne varsa iman ederler ve diğer hayata / ahirete de inanmışlardır / ikna olmuşlardır, Onlar, Rablerinden bir kılavuz üzeredirler ve işte onlar , kurtuluşa erenlerdir. Kafirler öyleleridir ki onları uyarsan da yahut uyarmasan da bu onlar için aynıdır , onlar iman etmezler, Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürledi, görmeleri üzerinde de perde vardır, onlara çok büyük bir azap / azametli bir azap vardır.
Kâfirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar.
Kafirlik edenleri /ayetleri görmezlikte direnenleri dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez; inanıp güvenmezler. dipnot 2
Kafirleri (ayetleri görmezlikten gelenleri) dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da fark etmez; onlar inanıp güvenmezler.
Kâfirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Kafirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen korkutsan da korkutmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.
As to those who deny Allah, not lifting to Him their inward sight, it is all the same to them whether you warn them O Muhammad of menacing danger and misfortune or not;
As for those who disbelieve, it makes no difference whether you warn them or not: they will not believe.
As to those who reject Faith, it is the same to them whether thou warn them or do not warn them; they will not believe.
As for those who have rejected (these truths), dipnot 1 it is all the same whether or not you warn them, for they will not believe.
As for those who are kafir, it makes no difference to them whether you warn them or do not warn them, they will not have iman.
Verily, those who disbelieve, it is the same to them whether you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) warn them or do not warn them, they will not believe.
As for the faithless, it is the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not have faith.
As for those who are bent upon denying (the truth), they would not believe, because it is all the same to them whether you warn them or do not warn them.
As for the unbelievers, alike it is to them whether thou hast warned them or hast not warned them, they do not believe.
As far as the disbelievers are concerned, in spite of your (Mohammad’s) warning, they do not care at all and they will never believe [in submission to the will of God. ]
Verily, those who misbelieve, it is the same to them if ye warn them or if ye warn them not, they will not believe.
As for those who do not appreciate, whether you warn them or do not warn them, they will not acknowledge.
As for the unbelievers, it will be equal to them whether thou admonish them, or do not admonish them; they will not believe.
Verily, those who disbelieve, it is the same to them if you warn them or if you warn them not, they will not believe.
Surely, the ones who have disbelieved, it is equal to them whether you have warned them or have not warned them, they do not believe.
As for the Disbelievers, Whether thou warn them or thou warn them not it is all one for them; they believe not.
As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
BEHOLD, as for those who are bent on denying the truth - it is all one to them whether thou warnest them or dost not warn them: they will not believe.
As for those who persist in disbelief, it is the same whether you warn them or not—they will never believe.
As for those who reject, whether you warn them or do not warn them, they will not believe.
As for those who disbelieve, it is the same for them; whether you warn them, or not warn them, they cannot believe.,
Indeed, those who disbelieve - it is all the same for them whether you warn them or do not warn them - they will not believe.
Those who ignore warning, it is the same to them whether thou hast warned them or thou hast not warned them; they do not believe:
As for those who have chosen denial in advance (because of blind following, arrogance, peer pressure and self-interest), it does not matter whether you admonish them or not.
As to those (people) who reject Faith, it is the same to them whether you warn them or do not warn them; They will not believe.
Surely for those who have disbelieved, it is all the same whether you warn them or you warn them not: they do not believe.
As for those who reject, whether you warn them or do not warn them, they will not believe.