Bakara suresi

Bakara suresi, 6. ayet

Bakara suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

inne-lleẕîne keferû sevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 3–9 · surenin 6. ayeti / 286
  1. Bakara 3

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  2. Bakara 4

    Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

  3. Bakara 5

    İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.

  4. 6

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  5. Bakara 7

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  6. Bakara 8

    İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.

  7. Bakara 9

    Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. “Gerçekten o küfre saplananları” Yüce Allah küfre saplananların, yani “küfür” kendilerinin sıfatı ve varlıklarının ayrılmaz bir niteliği haline dönüşmüş olan, küfrün boyası ile boyanmış kimselerin hiçbir şekilde bundan vazgeçmeyeceklerini, hiçbir öğüdün onları etkilemeyeceğini ve küfürleri üzere devam edeceklerini haber vermektedir. Dolayısıyla da “…uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.”

“Küfr”ün hakikati, Allah Rasûlü’nün getirdiklerinin bir kısmını veya tamamını bile bile reddetmektir. İşte bu kâfirlere yapılan davetin -onlar aleyhine kesin delilin ortaya konulmasından başka- bir faydası olmaz. Âdetâ bu buyruklarla onların iman edeceklerinden yana Allah Rasûlü’nün umudu kesilmek istenmekte ve Artık sen böyleleri için üzülme, onların iman etmeyişlerine üzülerek kendini helâk etme, denmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz Yüce Allah'ın sapıklıkları ve inatları üzerinde devam edip iman etmeyecek kimseler hakkındaki sözü gerçekleşmiştir. Senin onları uyarıp uyarmaman onlar için birdir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne elbette
  2. ٱلَّذِينَ ellezine ki
  3. كَفَرُوا۟ keferu inkar edenler kök: كفر
  4. سَوَآءٌ seva'un eşittir kök: سوي
  5. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  6. ءَأَنذَرْتَهُمْ eenzertehum onları uyarman kök: نذر
  7. أَمْ em yada
  8. لَمْ lem
  9. تُنذِرْهُمْ tunzirhum uyarmasan da kök: نذر
  10. لَا la
  11. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmazlar kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur.

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

40 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki kâfir olanları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Yâsîn 36:6. Burada uyarı görevinin sürdüğü, ancak inkârcıların uyarılardan etkilenmemesi dile getirilmektedir. Uyarının gerekliliği, amacı, uyarıdan kimlerin yararlanacağı vs. ile ilgili mesajlar: Mâide 5:63, 79; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9; Ğâşiye 88:21.

Mustafa İslamoğlu

Şu bir gerçek ki, küfre şartlanmış o kimseleri ha uyarmışsın ha uyarmamışsın, onlar için (ikisi de) bir: iman etmezler.

Muhammed Esed

Unutma ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar için kendilerini uyarıp uyarmaman fark etmez; onlar inanmazlar.

Ahmed Hulusi

Hakikati örten - inkar edenleri uyarsan da uyarmasan da fark etmez, iman etmezler!

Ali Bulaç

Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar.

Ali Özek ve heyeti

Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Ali Rıza Safa

Aslında, nankörlük edenleri uyarsan da uyarmasan da değişmez; inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenleri uyarsan da uyarmasan da, onlar için aynıdır; iman etmezler.

Edip Yüksel

İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar onaylamazlar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Tanrı'yı ve/veya mesajını reddetmek için karar verenler, seçtikleri o yönde yardım görürler. * Onlar böyle bir ön karara bağnazca sarıldıkları sürece hiçbir kanıtı ve hidayeti göremezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma o küfre saplananlar, ha inzar etmişin bunları ha etmemişin onlarca müsavidir, imana gelmezler

Erhan Aktaş

Şu bir gerçektir ki: Kafirleri dipnot 1 uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şu bir gerçektir ki: Kafirleri dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şu bir gerçektir ki: Gerçeği yalanlayan nankörleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

Gültekin Onan

Şüphesiz, kafirleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir / aynıdır; onlar inanmazlar.

Hasan Basri Çantay

Şu muhakkak ki küfr edenleri inzar etsen de onlarca bir, kendilerini inzar etmesen de inanmazlar.

İbni Kesir

Şüphesiz ki o küfretmiş olanları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Mehmet Alagaş

(1-7) Elif Lâm Mim, Bu, içerisinde şüphe olmayan kitaptır, sakınanlara / muttakilere yol göstericidir / kılavuzdur, muttakiler öylelerdir ki gayba iman ederler, namazı kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden harcarlar / infak ederler (hakkı olandan başkaları için harcarlar, harcama yetkisini onlara verirsen zekat yahut sadaka olur, onlar için sen harcarsan infak olur) Muttakiler öylelerdir ki sana indirilene ve senden önce indirilen ne varsa iman ederler ve diğer hayata / ahirete de inanmışlardır / ikna olmuşlardır, Onlar, Rablerinden bir kılavuz üzeredirler ve işte onlar , kurtuluşa erenlerdir. Kafirler öyleleridir ki onları uyarsan da yahut uyarmasan da bu onlar için aynıdır , onlar iman etmezler, Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürledi, görmeleri üzerinde de perde vardır, onlara çok büyük bir azap / azametli bir azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.

Süleyman Ateş

İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir; inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenleri /ayetleri görmezlikte direnenleri dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da onlar için fark etmez; inanıp güvenmezler. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arapçada "küfr", örtme; "kafir", örten anlamına gelir (Müfredat). Kur'an'da kafirin ilk örneği İblis'tir (Bakara 2/34). Allah ona, Adem'e secde etmesini emrettiği halde etmemiş, "Sana emrettiğimde secde etmemene yol açan engel neydi?" diye sorduğunda da "Ben ondan daha değerliyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın." (A'raf 7/12) diyerek, sanki Allah ona, neden yaratıldığını sormuş gibi farklı bir cevapla, kendine verilen emrin üstünü örtmüş ve davranışında ısrarcı olmuştu. Bu sebeple kafirlik kelimesini en iyi karşılayan ifade "görmemekte direnmek"tir. Bir kişi, Allah'ın ayetlerine inandıktan sonra onlardan bir tanesini dahi görmemekte direnirse üstünü örtmüş ve kafir olmuş olur (Al-i İmran 3/86-90, 106, Neml 27/14). Bu kişi, direnmesine sebep olan şeyi Allah'ın seviyesine çıkardığı için de müşrik olur. Bundan dolayı her kafir, müşrik; her müşrik de kafirdir (Al-i İmran 3/151).
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetleri görmezlikte direnenler için fark etmese de Müslümanların onları, uygun ortamlarda (A'la 87/9-12) uyarmaya devam etmesi gerekir (A'raf 7/163-166, Hicr 15/94, Yasin 36/10).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kafirleri (ayetleri görmezlikten gelenleri) dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da fark etmez; onlar inanıp güvenmezler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Küfür, örtme; kafir, örten demektir (Müfredat). Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu anlayan bir kişi, ondaki ayetlerden birini bile görmek veya duymak istemeyince onun üstünü örtmüş ve kafir olmuş olur.

Şaban Britch

Kâfirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Şaban Piriş

Kafirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen korkutsan da korkutmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

As to those who deny Allah, not lifting to Him their inward sight, it is all the same to them whether you warn them O Muhammad of menacing danger and misfortune or not;

Abdul Haleem

As for those who disbelieve, it makes no difference whether you warn them or not: they will not believe.

Abdullah Yusuf Ali

As to those who reject Faith, it is the same to them whether thou warn them or do not warn them; they will not believe.

Abul A'la Maududi

As for those who have rejected (these truths), dipnot 1 it is all the same whether or not you warn them, for they will not believe.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, those people who do not meet these six requirements, or reject all or any one of the fundamentals set out above.

Aisha Bewley

As for those who are kafir, it makes no difference to them whether you warn them or do not warn them, they will not have iman.

Al-Hilali & Khan

Verily, those who disbelieve, it is the same to them whether you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) warn them or do not warn them, they will not believe.

Ali Quli Qarai

As for the faithless, it is the same to them whether you warn them or do not warn them, they will not have faith.

Amatul Rahman Omar

As for those who are bent upon denying (the truth), they would not believe, because it is all the same to them whether you warn them or do not warn them.

Arthur John Arberry

As for the unbelievers, alike it is to them whether thou hast warned them or hast not warned them, they do not believe.

Bijan Moeinian

As far as the disbelievers are concerned, in spite of your (Mohammad’s) warning, they do not care at all and they will never believe [in submission to the will of God. ]

E. Henry Palmer

Verily, those who misbelieve, it is the same to them if ye warn them or if ye warn them not, they will not believe.

Edip-Layth

As for those who do not appreciate, whether you warn them or do not warn them, they will not acknowledge.

George Sale

As for the unbelievers, it will be equal to them whether thou admonish them, or do not admonish them; they will not believe.

Hamid S. Aziz

Verily, those who disbelieve, it is the same to them if you warn them or if you warn them not, they will not believe.

Mahmoud Ghali

Surely, the ones who have disbelieved, it is equal to them whether you have warned them or have not warned them, they do not believe.

Marmaduke Pickthall

As for the Disbelievers, Whether thou warn them or thou warn them not it is all one for them; they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.

Muhammad Asad

BEHOLD, as for those who are bent on denying the truth - it is all one to them whether thou warnest them or dost not warn them: they will not believe.

Mustafa Khattab

As for those who persist in disbelief, it is the same whether you warn them or not—they will never believe.

Progressive Muslims

As for those who reject, whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Rashad Khalifa

As for those who disbelieve, it is the same for them; whether you warn them, or not warn them, they cannot believe.,

Sahih International

Indeed, those who disbelieve - it is all the same for them whether you warn them or do not warn them - they will not believe.

Sam Gerrans

Those who ignore warning, it is the same to them whether thou hast warned them or thou hast not warned them; they do not believe:

Shabbir Ahmed

As for those who have chosen denial in advance (because of blind following, arrogance, peer pressure and self-interest), it does not matter whether you admonish them or not.

Syed Vickar Ahamed

As to those (people) who reject Faith, it is the same to them whether you warn them or do not warn them; They will not believe.

Taqi Usmani

Surely for those who have disbelieved, it is all the same whether you warn them or you warn them not: they do not believe.

The Monotheist Group

As for those who reject, whether you warn them or do not warn them, they will not believe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩