Diyanet İşleri
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Bakara suresi
Bakara suresi, 66. ayet. فَجَعَلْنَٰهَا نَكَٰلًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
fece`alnâhâ nekâlel limâ beyne yedeyhâ vemâ ḫalfehâ vemev`iżatel lilmütteḳîn.
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı Bakara 63–66 3
Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)" demiştik.
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
66. “Bunu orada bulunup görenler için de” yani orada hazır bulunan ümmetler, onların döneminde yaşayan ve onların haberlerini alan kimseler için “sonradan gelenler için de” onlardan sonra gelecek nesiller için de “ibretlik bir ceza” kıldık ki, böylelikle kullara karşı Allah’ın delili ortaya konulmuş olsun ve O’na isyandan vazgeçsinler. Fakat bu, ancak takva sahipleri için faydalı bir öğüt olabilir. Onların dışında kalanlar ise bu âyetlerden, mucize ve belgelerden gereği gibi faydalanamazlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz bu köyü etrafındaki köylere ve onlardan sonra geleceklere ibret olarak kıldık. Öyle ki; o köy halkının yaptıklarını yapıp aynı cezayı hak etmesinler. Allah’ın azabından ve koyduğu sınırları aşmaktan korkan takva sahipleri için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli) · Aynı kök: وعظ (25 geçiş)
Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…
Aynı kök: نكل (5 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli)
Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…
Aynı kök: نكل (5 geçiş)
(Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü'minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bunu öndekilere (onları görenlere) ve arkalarındakilere (ibretlik) bir ceza, muttakîler (duyarlı olanlar) için de bir öğüt kılmıştık.
Ve onları, hem ilk kuşaklar hem de sonraki nesiller için bir ibret vesikası, (taklitten) sakınanlar içinde uyarıcı bir örnek kıldık.
Ve onları hem kendi zamanları, hem de bütün gelecek zamanlar için uyarıcı bir örnek kıldık, Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara da ibret alınacak bir ders.
Bu; olayı yaşayanlara ve onlardan sonra gelenlere ibret bir ceza olsun; korunmak isteyenler de bundan öğüt alsınlar, diyedir.
Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık.
Biz bu (maymunlaşmış insanları) hadiseyi bizzat görenler ve sonradan gelenler için bir ibret dersi, müttakîler için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Böylece, bunu, aynı dönemde yaşayanlara ve sonra gelecek olanlara uyarıcı bir örnek; sorumluluk bilinci taşıyanlara da bir öğüt yaptık.
Biz bu cezayı, bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ders, sakınanlar için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Bu cezayı çağdaşlarına ve sonraki kuşaklara bir ibret ve erdemli insanlar için de bir öğüt yaptık.
Bu cezayı çağdaşlarına ve sonraki kuşaklara bir ibret ve erdemli insanlar için de bir öğüt yaptık.
Ve bu cezayı önündekilere ve sonrakilere bir ibret dersi ve korunacaklara da bir öğüt ve nasihat yaptık.
ve bu ukubeti önündekilere ve arkasındakilere bir dersi ibret ve korunacaklara bir va'z-u nasıhat olmak üzere yaptık.
Biz bunu, onlara ve onlardan sonra gelecek kuşaklara ibret; muttakilere dipnot 1 de bir öğüt olarak yaptık.
Biz bunu, yanında onlara ve onlardan sonra gelecek kuşaklara ibret; muttakilere dipnot 1 de bir öğüt olarak yaptık.
Biz bunu, onlara ve onlardan sonra gelecek kuşaklara ibret; muttakilere dipnot 1 de öğüt olarak yaptık.
Bunu çağdaşlarına / yanında olanlara (lima beyne yedeyha) ve sonraki kuşaklara / gelecek olanlara (halfeha) bir ceza / azab / ibret verici ceza (nekalen) ve muttakiler için de bir öğüt / nasihat (mevızaten) yaptık.
Binaen'aleyh onu hem önündekilere (o zaman hazır olanlara), hem ardındakilere (sonradan geleceklere) ibret verici ceza ve (mü'minlerden) takvaaye erenler de bir öğüd yaptık.
Artık bunu hem önündekilere, hem de ardındakilere ibret verici bir ceza, hem de müttakilere bir öğüt kıldık.
(6, 63, 65, 66) Bir vakit sizden söz almıştık ve Tur dağını üzerinize kaldırmıştık , size verdiklerimizi kuvvetlice tutun ve içindekileri de zikredin böylelikle belki sakınırsınız demiştik. Bunun ardından yüz çevirdiniz, Allah’ın üzerinizdeki fazileti ve rahmeti olmasaydı, hasara uğrayanlardan olurdunuz. Kesin olan şu ki, siz, cumartesine sizden kimlerin taciz de bulunduğunu bildiniz. Bizde onlara , “aşağılık maymunlar olun ” dedik. Bunu, mevcut olanlara ve artlarından gelenlere ibretlik ceza olarak verdik ve sakınanlara öğüt yaptık.
Böylece onların (maymunlara çevrilmiş insanların) akıbetini hem onu görenlere, hem de kendilerinden sonra geleceklere bir ibret ve Allah’tan korkanlar için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Ve bunu, önündekilere ve ardından geleceklere ibret bir ceza, (Allah'ın azabından) korunanlara da bir öğüt yaptık.
Bunu, o gün yaşayanlara ve arkadan gelenlere caydırıcı bir ders dipnot 1 ve yanlışlardan sakınanlara öğüt olsun diye yapmıştık.
Bunu, o gün yaşayanlara ve arkadan gelenlere ders ve müttakilere dipnot 1 öğüt olsun diye yapmıştık.
Böylece onların akıbetini hem önlerinde bulunanlar için, hem de kendilerinden sonra gelecekler için bir ibret ve Allah’tan korkanlar için de bir öğüt vesilesi yaptık.
Böylece onların akıbetini hem önlerinde bulunanlar için, hem de kendilerinden sonra gelecekler için bir ibret ve Allah'tan korkanlar için de bir öğüt vesilesi yaptık.
Bu durumu, o zamankilere ve onların ardından geleceklere ibret dolu bir ceza, takva sahiplerine de bir öğüt yaptık.
Such fateful attribute We ascribed to them was intended to serve as an example to their contemporaries and to those who would follow, as well as a caution to those who entertain the profound reverence dutiful to Allah.
We made this an example to those people who were there at the time and to those who came after them, and a lesson to all who are mindful of God.
So We made it an example to their own time and to their posterity, and a lesson to those who fear Allah.
And thus We made their end a warning for the people of their own time and for the succeeding generations, and an admonition to the God-fearing.
We made it an exemplary punishment for those there then, and those coming afterwards, and a warning to those who have taqwa.
So We made this punishment an example to their own and to succeeding generations and a lesson to those who are Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2).
So We made it an exemplary punishment for the present and the succeeding [generations], and an advice to the Godwary.
Thus We made this (incident) an example to learn a lesson from, for those present at the time (of its occurrence) and (also) for those who came after it and an admonition to all those who guard against evil.
And We made it a punishment exemplary for all the former times and for the latter, and an admonition to such as are godfearing.
In this manner, I made them an example for God respecting people of their time, as well as for the generations to come
Thus we made them an example unto those who stood before them, and those who should come after them, and a warning unto those who fear.
We did this as a punishment for what they had done on it and afterwards, and a reminder to the righteous.
And we made them an example unto those who were contemporary with them, and unto those who came after them, and a warning to the pious.
Thus We made them an example unto those who stood before them, and those who should come after them, and a warning unto those who fear Allah.
So We made it (i. e. the city "and its population") an (exemplary) torture for their own (Literally: between its two hands) and what is behind it (i.e. succeeding "generations") and an admonition for the pious.
And We made it an example to their own and to succeeding generations, and an admonition to the Allah-fearing.
And whom We made an example for the people (of the day) and those after them, and warning for those who fear God.
and set them up as a warning example for their time and for all times to come, as well as an admonition to all who are conscious of God.
So We made their fate an example to present and future generations, and a lesson to the God-fearing.
And We did this as a punishment for what they had done in it and also afterwards, and a reminder to the righteous.
We set them up as an example for their generation, as well as subsequent generations, and an enlightenment for the righteous.
And We made it a deterrent punishment for those who were present and those who succeeded [them] and a lesson for those who fear Allah.
And We made it an exemplary lesson for their time, and that following it, and an admonition to those of prudent fear.
And We made it a lesson to their times and for the future generations who would (learn from history and) choose to walk aright.
So We made it an example to (others in) their own time and to their generations, and a lesson to those who fear Allah.
Thus, We made it a deterrent for those around and (those who came) after them - and a lesson for the God-fearing.
So it was that We made it into an example for what had happened in it and also what had passed, and a reminder to the righteous.