Diyanet İşleri
Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 96. ayet. قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ
ḳâlû vehüm fîhâ yaḫteṣimûn.
Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3
(91-93) Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.
(94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.
Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:
"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
"Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."
"Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 96–104. ayetler için yazılmıştır.
96-98. “Onlar” yani İblis’in azgın orduları, tapındıkları put ve heykellerle “çekişerek derler ki: Allah’a yemin olsun ki biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydik. Çünkü sizi” ibadet, sevgi, korku, ümit vb. hususlarında “âlemlerin Rabbi ile denk tutuyorduk.” Ve O’na dua ve ibadet ettiğimiz gibi size de dua ve ibadet ediyorduk. Böylelikle kendi sapıklıklarını açıkça görmüş olacaklardır. Yüce Allah’ın kendilerini cezalandırmaktaki adaletini ve bu cezanın son derece yerinde olduğunu ikrar ve itiraf edeceklerdir. Onlar, bu sahte ilahlarını ancak ibadet hususunda âlemlerin Rabbine denk kabul ediyorlardı. Yoksa yaratmada denk tutmuyorlardı. Buna delil ise “âlemlerin Rabbi” sözleridir. Yani onlar, Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ve bu arada kendi put ve heykellerinin de rabbi olduğunu ikrar ve itiraf ediyorlardı.
99. “Ama bizi günahkârlardan başkası” doğruluk ve hidâyet yolundan “saptırmadı.” Onlar, bizi bunun yerine sapıklığın ve fıskın yoluna çağırdılar. Sözü edilen günahkarlar, cehennem ateşine çağıran önderlerdir.
100-101. “Artık bizim” bu vakitte bizi azaptan kurtarmak için bize şefaat edecek “ne bir şefaatçimiz var. Ne de candan bir dostumuz.” Dünyada görülegeldiği üzere asgari bir miktarda bize fayda sağlayacak samimi bir yakınımız da yok. Böylelikle her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklar, kazandıklarının karşılığını görecekler. Salih amel işlemek maksadıyla dünyaya döndürülmeyi temenni ederek şöyle diyecekler:
102. “Keşke (dünyaya) dönme imkânımız olsa da” oraya döndürülsek de “mü’minlerden olsak?” Bu yolla da azaptan kurtulup mükâfatı hak etsek? Ama ne mümkün! Onlaırn bu arzularını gerçekleştirmelerine müsaade edilmeyecektir. Zira artık onların rehin alınan canları, kesinlikle salınmayacaktır.
103-104. “Şüphesiz bunda” size sözünü ettiğimiz ve anlattığımız bu hususlarda sizin için “bir ibret vardır. Fakat” bunca âyetin indirilmiş olmasına rağmen “onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'tan başkasına ibadet edip O'ndan başka ortaklar edinen müşrikler, Allah' ı bırakıp da ibadet ettikleri ile cehennemde çekişerek şöyle derler:
Aynı kök: خصم (18 geçiş)
İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar.…
Aynı kök: خصم (18 geçiş)
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…
Aynı kök: خصم (18 geçiş)
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Cehennemlikler) orada birbirleriyle çekişerek şöyle diyeceklerdir:
Onlar orada birbirleriyle atışırken şöyle derler:
O Gün orada onlar, birbirlerini suçlayarak derler ki:
Onlar orada tartışarak dediler ki:
Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:
orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:
Orada, birbirleriyle çekişerek, şöyle derler:
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
Orada çekişerek şöyle konuşacaklar:
Orada çekişerek şöyle konuşacaklar:
onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler:
(95-96) Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler
Onlar, orada birbirleriyle çekişerek diyecekler ki:
Onlar, orada birbirleriyle çekişerek diyecekler ki:
Onlar, orada birbirleriyle çekişerek diyecekler ki:
Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki:
Orada birbiriyle çekişerek şöyle dediler:
Orada birbirleriyle çekişerek derler ki:
(90-104) Cennet sakınanlar için yaklaştırıldı, cehennem azgınlara gösterildi / ibraz edildi ve nerede Allah’ın dışında taptıklarınız? Yardım edebiliyorlar mı veyahut yardım görüyorlar mı? diye onlara soruldu. Azgınlar ve iblisin ordularının hepsi ona / cehenneme, yüzüstü / yere kapaklanmış halde atılırlar. Orada çekişirlerken / hasımlaşırlarken derler ki, Allah'a yemin olsun biz kesinlikle a paçık bir sapıklık içindeydik, alemlerin rabbi ile sizleri / başka taptıklarımızı aynı seviyede tutuyorduk. Bizleri ancak siz suçlular saptırdınız, bize ne bir aracı / bir şefaatçi ve de candan bağlı biri yoktur, bize bir defa daha / bir kere daha verilse de inananlardan olsak. İşte bu kesinlikle ayettir onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı. Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.
Orada birbirleriyle çekişerek, şöyle derler:
Onlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki:
Onlar orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler:
Orada onlar biri birleriyle tartışırken şöyle derler:
Orada, birbirleriyle çekişerek, şöyle derler:
Orada, birbirleriyle çekişerek, şöyle derler:
Onun içinde birbiriyle çekişirlerken şöyle derler:
And when all have been thronged -in Hell- and have exchanged angry altercation, they -the infidels- shall express their thoughts in words:
There they will say to their gods, as they bicker among themselves,
"They will say there in their mutual bickerings:
There they will quarrel with one another and the erring ones will say (to their deities):
Arguing in it with one another, they will say,
They will say while contending therein,
They will say, as they wrangle in it [together],
They will say disputing therein (- in the Hell) among themselves,
They shall say, as they dispute there one with another,
Therein they will dispute with one another saying:. .
'They shall say, while they quarrel therein,
They said, while they were disputing therein:
The seduced shall dispute therein with their false gods, saying,
"And the hosts of Iblis all together!
They will say, (as) they stood therein, adversaries with each other,
And they will say, when they are quarrelling therein:
Disputing among themselves they will say:
And there and then, blaming one another, they [who had grievously sinned in life] will exclaim:
There the deviant will cry while disputing with their idols,
They said, while they were disputing therein:
They will say as they feud therein,
They will say while they dispute therein,
They will say while they dispute therein:
And right away, blaming one another, they will exclaim,
They will say, while they quarrel in there:
They will say when they will be quarreling there with each other,
They said, while they were disputing therein: