Nisâ suresi

Nisâ suresi, 105. ayet

Nisâ suresi, 105. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِمَآ أَرَىٰكَ ٱللَّهُ وَلَا تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا

innâ enzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi litaḥküme beyne-nnâsi bimâ erâke-llâh. velâ tekül lilḫâinîne ḫaṣîmâ.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 102–108 · surenin 105. ayeti / 176

Konu Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar Nisâ 105–115 3

  1. Nisâ 102

    (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

  2. Nisâ 103

    Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

  3. Nisâ 104

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  4. 105

    (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

  5. Nisâ 106

    Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. Nisâ 107

    Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez.

  7. Nisâ 108

    Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah'tan gizlenmezler. Halbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

105. Yüce Allah, kulu ve Rasûlüne Kitabı hak ile indirdiğini haber vermektedir. Yani bu Kitabı ona indirirken şeytanlar tarafından ona batıl herhangi bir şey iliştirilmesine karşı korunmuş olarak indirilmiştir. Bu Kitap hak ile inmiştir, muhtevası da haktır. Haberleri doğrudur, emir ve yasakları adaletin ta kendisidir: “Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından eksiksizdir.” (el-En’am, 6/115)

Yüce Allah Kitabı Kerîm’ini Rasûlüne insanlar arasında onunla hükmetsin diye indirdiğini de haber vermektedir. Bir başka âyet-i kerimede de şöyle buyurmaktadır: “İnsanlara kendilerine ne indirildiğini açıklayasın, onlar da iyice düşünsünler diye sana da bu zikri (Kur’ân’ı) indirdik.” (en-Nahl, 16/44)

Buradaki âyet-i kerimenin anlaşmazlık ve uyuşmazlık hususlarında insanlar arasında hüküm verme hakkında, diğerinin (Nahl suresindeki ayetin) de usûlü ve fürûu ile dinin tamamının açıklanması hakkında olabileceği gibi her iki âyet-i kerimenin aynı anlamda olma ihtimali de vardır. Bu durumda bu âyet-i kerimede insanlar arasında hüküm vermek, hem birbirlerinin canlarına, namuslarına, mallarına vb. haklarına dair aralarında hükmetmeyi, hem de itikadi konularda ve diğer ahkam ile ilgili meselelerde hüküm vermeyi kapsar.

Yüce Allah’ın: “Allah’ın sana gösterdiği şekilde” buyruğu, kendi arzuna göre hükmetmen için değil, aksine Allah’ın sana öğrettiği ve bildirdiği şekilde hükmetmen için, demektir. Bu da Yüce Allah’ın: “O, kendi hevâsından bir şey söylemez, o bildirilen bir vahiyden başkası değildir” (en-Necm, 53/3-4) buyruğuna benzemektedir. Bu buyruk, Peygamberin Yüce Allah’tan alıp tebliğ ettiği bütün ahkâm ve diğer hususlarda ismet sıfatına sahip olduğunun, ayrıca hüküm vermek için ilim ve adaletinin şart kılındığının delilidir. Bu da Yüce Allah’ın: “Allah’ın sana gösterdiği şekilde” buyurup: “Uygun gördüğün şekilde” diye buyurmamasından ve insanlar arasında hüküm vermeyi Kitabı bilme şartına bağlamasından anlaşılmaktadır

Şanı Yüce Allah insanlar arasında adaleti ve dengeyi ihtiva edecek şekilde hüküm vermeyi emretmekle birlikte adaletin zıddı olan haksızlık ve zulmü de yasaklayarak: “Hainlerin savunucusu olma” buyurmaktadır. Yani sen, hak olmayan bir şeyi iddia etmek yahut da üzerindeki bir hakkı inkâr etmek sureti ile hainlik ettiğini bildiğin -ki ister bunu bilerek, ister zanna dayalı yapsın fark etmez- bir kimse adına mücadele verme, onu savunmaya kalkışma.

Bu buyruk, batıl bir konuda davacı olmanın, dine dayalı anlaşmazlık konularında ve dünyevi haklarda haksız olan kimseye vekalet etmenin (onu savunmanın) haram kılındığına delildir. Ayrıca ayetin mefhumu haksız olduğu bilinmeyen kimse lehine vekâleten davacı olmanın caiz olduğunu göstermektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- İnsanların bütün işlerinde hevâ ve görüşüne göre değil de, Allah’ın sana öğrettiği ve ilham ettiği şekilde onların aralarında hükmetmen için biz sana tamamen doğruları içeren Kur’an’ı indirdik. Öyle ise sen de, onlardan haklarını arayıp, isteyenleri geri çevirerek, hainlerin canlarını ve emanetlerini savunma.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّآ inna muhakkak biz
  2. أَنزَلْنَآ enzelna indirdik ki kök: نزل
  3. إِلَيْكَ ileyke sana
  4. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı kök: كتب
  5. بِٱلْحَقِّ bil-hakki gerçek ile kök: حقق
  6. لِتَحْكُمَ litehkume hüküm veresin diye kök: حكم
  7. بَيْنَ beyne arasında kök: بين
  8. ٱلنَّاسِ n-nasi insanlar kök: نوس
  9. بِمَآ bima biçimde
  10. أَرَىٰكَ erake sana gösterdiği kök: راي
  11. ٱللَّهُ ۚ llahu Allah'ın kök: اله
  12. وَلَا ve la
  13. تَكُن tekun olma kök: كون
  14. لِّلْخَآئِنِينَ lilhainine hainlerin kök: خون
  15. خَصِيمًۭا hasimen savunucusu kök: خصم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خون (16 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Eğer sana hainlik etmek isterlerse, (bil ki) onlar daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Allah,…

  • Aynı kök: خصم (18 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda…

  • Aynı kök: خون (16 geçiş)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: خون (16 geçiş)

    Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez.

  • Aynı kök: خصم (18 geçiş)

    İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar.…

  • Aynı kök: خصم (18 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…

  • Ortak kavram: Hikmet

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…

  • Ortak kavram: Hikmet

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitabı (Kur'an'ı) bir amaç ile indirdik; dipnot 1 hainlerden taraf olma! dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Nisâ 4:65, En‘âm 6:114, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesaj açıktır: Hz. Muhammed de diğer insanlar da hüküm verirken Kur'an ile hüküm vermelidir; çünkü vahyin indiriliş amacı hayatın, Yüce Allah'ın gösterdiği şekilde yaşanmasıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müfessirler bu ayetlerin çoğunun, Tu‘me İbn Ubeyrık hakkında indirildiği konusunda ittifak etmişlerdir. Bu iniş sebebi olayının nasıl meydana geldiği konusunda değişik rivayetler vardır. Tu‘me bir zırh çalmıştı. Bu zırh kendisinden istendiği zaman, bu hırsızlığı yahudilerden birinin üzerine atmıştı. Onunla o yahudinin kavmi arasında davalaşma iyice kızışınca münafık Tu‘me'nin sülalesi Hz. Muhammed'e gelerek, bu dava konusunda kendilerine yardım etmesini ve bu hırsızlık işini o yahudinin yaptığına hükmetmesini istemişlerdi. Hz. Muhammed de (onların sözüne güvenerek) bunu yapmak isteyince, işte bu ayet nazil olmuştu (Semerkandî, [Bahru'l-‘Ulûm], I, 335-336).

Mustafa İslamoğlu

Biz sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm verebilesin diye hakikatin ifadesi olan bu vahyi indirdik; sakın hainlere taraftar olma!

Muhammed Esed

Biz sana, hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik ki insanlar arasında Allahın sana öğrettiğine göre hüküm verebilesin. O halde ihanet edenlerle tartışmaya girme,

Ahmed Hulusi

Kesinlikle biz inzal ettik sana hakikat bilgisini, Hak olarak insanlar arasında Allah'ın gösterdiği ile hüküm vermen için. Hainleri savunma!

Ali Bulaç

Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.

Ali Özek ve heyeti

Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!

Ali Rıza Safa

Allah'ın sana gösterdiği biçimde, insanlar arasında yargı vermen için, Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik; sakın alçaklık yapanları savunma.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye, sana kitabı bir amaç için indirdik; o halde ihanet edenlere taraf olma!.

Edip Yüksel

Halkın arasında ALLAH'ın sana gösterdiği gibi yargı veresin diye Biz sana gerçeği içeren kitabı indirdik. Hainlerden yana olma.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Halkın arasında ALLAH'ın sana gösterdiği gibi yargı veresin diye Biz sana gerçeği içeren kitabı indirdik. Hainlerden yana olma.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu Biz sana gerçeğin ta kendisi olan kitab (Kur'an)'ı indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Elhak biz sana bihakkın kitab indirdik ki insanlar arasında Allahın sana gösterdiği vechile hukm edesin; hainlere müdafaa vekili olma

Erhan Aktaş

Biz, insanlar arasında, Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye, Kitap'ı hakikat dipnot 1 olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeklik. Doğruluğu kesin olan. Dosdoğru olan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, insanlar arasında, Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye, Kitap'ı hakikat dipnot 1 olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeklik olarak, doğruluk.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, insanlar arasında, Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye, Kitap'ı hakk olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma.

Gültekin Onan

Şüphesiz, Tanrı'nın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, biz sana kitabı — Allahın sana gösterdiği vech ile insanlar arasında hükmetmen için — hak olarak indirdik, Haainlere bir müdafaacı olma.

İbni Kesir

Dosdoğrusu Biz, sana kitabı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin. Hainlerin savunucusu olma.

Mehmet Alagaş

(105-106) Muhakkak ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde karar verebilmen / hüküm verebilmen için gerçek olarak kitabı sana indirdik , hainler için çekişmeye girme / savunmaya girme, Allah’tan bağışlanma dile , muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin diye hak olarak indirdik. Hainlerin savunucusu olma!

Süleyman Ateş

Biz sana Kitabı gerçek ile indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hainlerin savunucusu olma!

Süleymaniye Vakfı

Gerçekleri içeren bu kitabı sana biz indirdik ki sana gösterdiğimiz dipnot 1 şekilde dipnot 2 insanlar arasında hüküm veresin dipnot 3 . Hainlerin savunucusu olma.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İltifat, bkz Nisa 4/33'ün dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüce Allah, Kur'an'ın açıklanmasını kendi üzerine almış, bu konuda nebiler dahil kimseye bir yetki vermemiş (Hud 11/1-2), açıklamaları bir usule göre yapmış (A'raf 7/52), usulün ana kavram ve ilkelerini kitabında bildirmiştir (Fussilet 41/3; Zuhruf 43/2-3; Yusuf 12/1-2). Kur'an ayetlerinin "muhkem" ve "müteşabih" olarak ikiye ayrılması (Al-i İmran 3/7), bunların, "mesani" prensibine (Zümer 39/23) göre anlam kümeleri oluşturup her konuda detaylara ulaşma imkanı sunması bu usulün birer parçasıdır. Ayrıca Kur'an, bu detaylara ulaşmak isteyenler için Arap diline (Nahl 16/103; Şu'ara 26/195; Yusuf 12/2; Ra'd 13/37; Taha 20/113; Zümer 39/28; Şura 42/7; Ahkaf 46/12), fıtrata (Rum 30/30; Fussilet 41/53), Resulullah'ın örnekliğine (Ahzab 33/21) ve ekip çalışmalarına (Fussilet 41/3) dikkat çekmektedir. Ayette geçen "bima erakellah / Allah'ın sana gösterdiği şekilde" ifadesi, Kur'an'ın içerdiği sonsuz çözümlere /hikmete ulaşmak ve bunları hayata uygulamak için bu usulün takip edilmesinin zorunlu olduğunu gösterir.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gerçekleri içeren bu kitabı sana biz indirdik ki insanlar arasında Allah'ın gösterdiği yöntemle hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma.

Şaban Britch

Şüphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin diye hak olarak indirdik, hainlerin savunucusu olma.

Şaban Piriş

Şüphesiz biz, sana kitabı insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm veresin diye hak olarak indirdik, hainlerin savunucusu olma.

Yaşar Nuri Öztürk

Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have revealed to you O Muhammad the Book –the Quran– in truth and in agreement with reality so that you Judge between the people in the manner shown to you by Allah. And so do not be deceived by the wicked who attempt to prejudice you and deceive you into using your authority to favour and vindicate those characterized with treachery

Abdul Haleem

We have sent down the Scripture to you [Prophet] with the truth so that you can judge between people in accordance with what God has shown you. Do not be an advocate for those who betray trust.

Abdullah Yusuf Ali

We have sent down to thee the Book in truth, that thou mightest judge between men, as guided by Allah: so be not (used) as an advocate by those who betray their trust;

Abul A'la Maududi

(O Messenger!) We have revealed to you this Book with the Truth so that you may judge between people in accordance with what Allah has shown you. So do not dispute on behalf of the dishonest, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These and certain other verses which occur a little later on (see verses 113 ff.) deal with an important matter, related to an incident that took place around the time they were revealed. The incident involved a person called Tu'mah or Bashir ibn Ubayriq of the Banu Zafar tribe of the Ansar. This man stole an Ansari's coat of mail. While the investigation was in progress, he put the coat of mail in the house of a Jew. Its owner approached the Prophet (peace be on him) and expressed his suspicion about Tu'mah. But Tu'mah, his kinsmen and many of the Banu Zafar colluded to ascribe the guilt to the Jew. When the Jew concerned was asked about the matter he pleaded that he was not guilty. Tu'mah's supporters, on the other hand, waged a vigorous propaganda campaign to save Tu'mah's skin. They argued that the wicked Jew, who had denied the Truth and disbelieved in God and the Prophet (peace be on him), was absolutely untrustworthy, and his statement ought to be rejected outright. The Prophet (peace be on him) was about to decide the case against the Jew on formal grounds and to censure the plaintiff for slandering Banu Ubayriq, but before he could do so, the whole matter was laid bare by a revelation from God. (For the traditions cited here, see the commentary of Ibn Kathir on this verse - Ed.) It is obvious that the Prophet (peace be on him) would have committed no sin if he had given judgement on the evidence before him. Judges are quite often faced with such situations. False evidence is given in order to obtain wrong verdicts. The time when this case came up for decision was a time of severe conflict between Islam and unbelief. Had the Prophet (peace be on him) issued a wrong judgement on the basis of the evidence before him, it would have provided the opponents of Islam with an effective weapon against the Prophet (peace be on him) as well as against the entire Islamic community, and even Islam itself. They could have spread the word that the Prophet (peace be on him) and his followers were not concerned about right and justice: it would have been claimed that they were guilty of the same prejudice and chauvinism against which they had themselves been preaching. It was specifically to prevent this situation that God intervened in this particular case. In this and the following (verses 105 ff.) the Muslims were strongly censured for supporting criminals for no other reason than either family or tribal solidarity and were told that they should not allow prejudice to interfere with the principle of equal justice for all. Man's instinctive honesty revolts against the idea of supporting one's own kin even when they are wrong, and denying others their legitimate rights.

Aisha Bewley

We have sent down the Book to you with the truth so that you can judge between people according to what Allah has shown to you. But do not be an advocate for the treacherous.

Al-Hilali & Khan

Surely, We have sent down to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) the Book (this Qur’ân) in truth that you might judge between men by that which Allâh has shown you (i.e. has taught you through Divine Revelation), so be not a pleader for the treacherous.

Ali Quli Qarai

Indeed We have sent down to you the Book with the truth, so that you may judge between the people by what Allah has shown you; do not be an advocate for the traitors,

Amatul Rahman Omar

We have surely revealed to you this perfect Book comprising the truth, that you judge between the people (enlightened) by that knowledge which Allâh has given you, and do not become a partisan of the dishonest.

Arthur John Arberry

Surely We have sent down to thee the Book with the truth, so that thou mayest judge between the people by that God has shown thee. So be not an advocate for the traitors;

Bijan Moeinian

I (God) have revealed this book to you (Mohammad, as well as all Muslims) so that you use it as a source of reference in your judgments [and establishing a God pleasing justice] between people. Therefore, do not be like the [previous] treacherous [who left the laws of the Lord aside and established their own convenient "civil" laws as dictated by Satan.]

E. Henry Palmer

Verily, we have revealed to thee the Book in truth that thou mayest judge between men of what God has shown thee; so be not with the treacherous a disputant;

Edip-Layth

We have revealed to you the book with truth that you may judge between the people according to what God has shown you, and do not be an advocate for the treacherous.

George Sale

We have sent down unto thee the book of the Koran with truth; that thou mayest judge between men through that wisdom which God sheweth thee therein; and be not an advocate for the fraudulent;

Hamid S. Aziz

Verily, We have revealed to you the Book in truth that you may judge between men by what Allah has shown you; so plead not for (or be used as an advocate by) the treacherous;

Mahmoud Ghali

Surely, We have sent down to you (i. e. the prophet) the Book with the Truth that you judge among mankind by whatever Allah has shown you; and do not be a constant adversary of the treacherous.

Marmaduke Pickthall

Lo! We reveal unto thee the Scripture with the truth, that thou mayst judge between mankind by that which Allah showeth thee. And be not thou a pleader for the treacherous;

Mohamed Ahmed - Samira

We have sent down to you the Book containing the truth, in whose light you should judge among the people as God has shown you, and do not be a contender for deceivers.

Muhammad Asad

BEHOLD, We have bestowed upon thee from on high this divine writ, setting forth the truth, so that thou may judge between people in accordance with what God has taught thee. Hence, do not contend with those who are false to their trust,

Mustafa Khattab

Indeed, We have sent down the Book to you ˹O Prophet˺ in truth to judge between people by means of what Allah has shown you. So do not be an advocate for the deceitful.

Progressive Muslims

We have revealed to you the Scripture with truth that you may judge between the people by that which God has shown you, and do not be an advocate for the treacherous.

Rashad Khalifa

We have sent down to you the scripture, truthfully, in order to judge among the people in accordance with what GOD has shown you. You shall not side with the betrayers.

Sahih International

Indeed, We have revealed to you, [O Muúammad], the Book in truth so you may judge between the people by that which Allah has shown you. And do not be for the deceitful an advocate.

Sam Gerrans

We have sent down to thee the Writ with the truth, that thou mightest judge between men by what God has shown thee; and be thou not an advocate for the treacherous;

Shabbir Ahmed

We have sent down the Book to you (O Prophet) in Absolute Truth. Rule and judge among people according to what Allah has shown you (in this Revelation). You shall not advocate for those who are known to have violated their pledges and trusts and betrayed the works assigned to them.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have sent down to you (O Muhammad) the Book in truth that you might judge between men, as guided by Allah: So be not (used) as a representative by those who betray their trust;

Taqi Usmani

Surely, We have revealed to you the Book with the truth, so that you may judge between people according to what Allah has shown you. Do not be an advocate for those who breach trust.

The Monotheist Group

We have revealed to you the Book with the truth that you may judge between the people by that which God has shown you, and do not be an advocate for the treacherous.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 105. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 105. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 105. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩