Şuarâ suresi

Şuarâ suresi, 99. ayet

Şuarâ suresi, 99. ayet. وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

vemâ eḍallenâ ille-lmücrimûn.

Diyanet İşleri

"Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şuarâ 96–102 · surenin 99. ayeti / 227

Konu İbrâhim'in duası ve mahşer sahnesi Şuarâ 69–104 3

  1. Şuarâ 96

    Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:

  2. Şuarâ 97

    "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

  3. Şuarâ 98

    "Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."

  4. 99

    "Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."

  5. Şuarâ 100

    "İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."

  6. Şuarâ 101

    "Candan bir dostumuz da yok."

  7. Şuarâ 102

    "Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 96–104. ayetler için yazılmıştır.

96-98. “Onlar” yani İblis’in azgın orduları, tapındıkları put ve heykellerle “çekişerek derler ki: Allah’a yemin olsun ki biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeydik. Çünkü sizi” ibadet, sevgi, korku, ümit vb. hususlarında “âlemlerin Rabbi ile denk tutuyorduk.” Ve O’na dua ve ibadet ettiğimiz gibi size de dua ve ibadet ediyorduk. Böylelikle kendi sapıklıklarını açıkça görmüş olacaklardır. Yüce Allah’ın kendilerini cezalandırmaktaki adaletini ve bu cezanın son derece yerinde olduğunu ikrar ve itiraf edeceklerdir. Onlar, bu sahte ilahlarını ancak ibadet hususunda âlemlerin Rabbine denk kabul ediyorlardı. Yoksa yaratmada denk tutmuyorlardı. Buna delil ise “âlemlerin Rabbi” sözleridir. Yani onlar, Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu ve bu arada kendi put ve heykellerinin de rabbi olduğunu ikrar ve itiraf ediyorlardı.

99. “Ama bizi günahkârlardan başkası” doğruluk ve hidâyet yolundan “saptırmadı.” Onlar, bizi bunun yerine sapıklığın ve fıskın yoluna çağırdılar. Sözü edilen günahkarlar, cehennem ateşine çağıran önderlerdir.

100-101. “Artık bizim” bu vakitte bizi azaptan kurtarmak için bize şefaat edecek “ne bir şefaatçimiz var. Ne de candan bir dostumuz.” Dünyada görülegeldiği üzere asgari bir miktarda bize fayda sağlayacak samimi bir yakınımız da yok. Böylelikle her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklar, kazandıklarının karşılığını görecekler. Salih amel işlemek maksadıyla dünyaya döndürülmeyi temenni ederek şöyle diyecekler:

102. “Keşke (dünyaya) dönme imkânımız olsa da” oraya döndürülsek de “mü’minlerden olsak?” Bu yolla da azaptan kurtulup mükâfatı hak etsek? Ama ne mümkün! Onlaırn bu arzularını gerçekleştirmelerine müsaade edilmeyecektir. Zira artık onların rehin alınan canları, kesinlikle salınmayacaktır.

103-104. “Şüphesiz bunda” size sözünü ettiğimiz ve anlattığımız bu hususlarda sizin için “bir ibret vardır. Fakat” bunca âyetin indirilmiş olmasına rağmen “onların çoğu iman etmezler. Şüphe yok ki Rabbin Azizdir, Rahimdir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Bizi hak yoldan saptıranlar Allah'ı bırakıp da bizi kendilerine ibadet etmeye davet eden o günahkârlardan başkası değildi."

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَآ ve ma
  2. أَضَلَّنَآ edellena bizi saptıramazlar kök: ضلل
  3. إِلَّا illa bakası
  4. ٱلْمُجْرِمُونَ l-mucrimune suçlulardan kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bizi, o suçlulardan başkası saptırmadı.

Mustafa İslamoğlu

ne ki bizi saptıran, yalnızca günahı hayat tarzı haline getiren şu kimselerdi;

Muhammed Esed

yine de (sizi tanrılaştırarak) yoldan çıkmamıza günah (önderlerimiz) sebep oldu!

Ahmed Hulusi

"Bizi ancak o suçlular (hakikati inkar edenler) saptırdı. "

Ali Bulaç

"Bizi suçlu günahkarlardan başka saptıran olmadı."

Ali Özek ve heyeti

Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.

Ali Rıza Safa

"Bizi saptıran, o suçlulardan başkası değildi!"

Bayraktar Bayraklı

- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

Edip Yüksel

"Bizi saptıranlar suçlulardı."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bizi saptıranlar suçlulardı.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bizi hep o suçlular şaşırtmıştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bizi hep o mücrimler şaşırtmıştı

Erhan Aktaş

"Ve bizi hep o mücrimler saptırdı."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ve bizi hep o mucrimler dipnot 1 saptırdı."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

Gültekin Onan

"Bizi suçlu günahkarlardan başka saptıran olmadı."

Hasan Basri Çantay

"Bizi o mücrimlerden başkası sapdırmadı".

İbni Kesir

Ve bizi suçlulardan başka da saptıran olmamıştı.

Mehmet Alagaş

(90-104) Cennet sakınanlar için yaklaştırıldı, cehennem azgınlara gösterildi / ibraz edildi ve nerede Allah’ın dışında taptıklarınız? Yardım edebiliyorlar mı veyahut yardım görüyorlar mı? diye onlara soruldu. Azgınlar ve iblisin ordularının hepsi ona / cehenneme, yüzüstü / yere kapaklanmış halde atılırlar. Orada çekişirlerken / hasımlaşırlarken derler ki, Allah'a yemin olsun biz kesinlikle a paçık bir sapıklık içindeydik, alemlerin rabbi ile sizleri / başka taptıklarımızı aynı seviyede tutuyorduk. Bizleri ancak siz suçlular saptırdınız, bize ne bir aracı / bir şefaatçi ve de candan bağlı biri yoktur, bize bir defa daha / bir kere daha verilse de inananlardan olsak. İşte bu kesinlikle ayettir onların çoğunluğu / ekserisi iman eden olmadı. Muhakkak ki senin Rabbin, O, saygıdeğerdir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bizi o suçlulardan başkası saptırmadı.

Süleyman Ateş

"Ama bizi saptıran o suçlulardır."

Süleymaniye Vakfı

Bizi yoldan çıkaranlar sadece bu suçlulardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bizi yoldan çıkaranlar, şu günahkarlardan başkası değildir.

Şaban Britch

Bizi hep o günahkârlar saptırdı.

Şaban Piriş

Bizi hep o günahkarlar şaşırtmıştı.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bizi saptıran, o suçlulardan başkası değildi."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And they add:" no one led us by the nose to the maze of error but the wicked who were given to sin and steeped in crime"

Abdul Haleem

It was the evildoers who led us astray,

Abdullah Yusuf Ali

"'And our seducers were only those who were steeped in guilt.

Abul A'la Maududi

It is none but those steeped in guilt who led us into this error, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is how the followers will treat their religious leaders and guides, whom they served and revered like deities in the world, whose words and patterns of behavior they took as authoritative and before whom they presented all sorts of offerings in the world. In the Hereafter when the people will find that their guides had misled them and caused their ruin as well as their own, they will hold them responsible for it and will curse them. The Quran has presented this horrible scene of the Hereafter at several places so as to admonish the blind followers to see and judge carefully whether their guides in this world were leading them on the right path or not. For instance: As each generation will be entering Hell, it will curse its preceding generation till all generations shall be gathered together there; then each succeeding generation will say regarding the preceding one: O Lord, these were the people who led us astray; therefore give them a double chastisement of the Fire. Allah will reply: There is a double chastisement for everyone but you know it not. (Surah Al-Aaraf, Ayat 38). And the disbelievers will say: Our Lord, bring those jinns and men before us, who led us astray so that we may trample them under our feet and put them to extreme disgrace. (Surah Ha Mim Sajdah, Ayat 29). And they will say: Our Lord, we obeyed our chiefs and our great men and they misled us from the right path; our Lord, give them a double chastisement and curse them with a severe curse. (Surah Al-Ahzab, Ayat 67-68).

Aisha Bewley

It was only the evildoers who misguided us

Al-Hilali & Khan

And none has brought us into error except the Mujrimûn [Iblîs (Satan) and those of human beings who commit crimes, murderers, polytheists, oppressors].

Ali Quli Qarai

And no one led us astray except the guilty.

Amatul Rahman Omar

`And none but those who cut off their ties with Allâh led us astray,

Arthur John Arberry

It was naught but the sinners that led us astray;

Bijan Moeinian

"What criminals were those who misled us. "

E. Henry Palmer

but it was only sinners who led us astray.

Edip-Layth

"None misled us except the criminals."

George Sale

And none seduced us but the wicked.

Hamid S. Aziz

"'When we made you equal to the Lord of the Worlds!

Mahmoud Ghali

And in no way did anybody lead us into error except the criminals.

Marmaduke Pickthall

It was but the guilty who misled us.

Mohamed Ahmed - Samira

No one but the sinners led us astray.

Muhammad Asad

yet they who have seduced us [into believing in you] are the truly guilty ones!

Mustafa Khattab

And none led us astray other than the wicked.

Progressive Muslims

"And none misled us except the criminals. "

Rashad Khalifa

"Those who misled us were wicked.

Sahih International

And no one misguided us except the criminals.

Sam Gerrans

“And none but the lawbreakers led us astray,

Shabbir Ahmed

It is these guilty leaders who misled us.

Syed Vickar Ahamed

" ‘And none has led us astray except those who were criminals, (deeply) soaked in sin;

Taqi Usmani

and it is only the sinners who misguided us.

The Monotheist Group

"And none misled us except the criminals."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 99. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 99. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şuarâ suresi, 99. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩