Diyanet İşleri
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 15. ayet. إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا تَسْعَىٰ
inne-ssâ`ate âtiyetün ekâdü uḫfîhâ litüczâ küllü nefsim bimâ tes`â.
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
"Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuva'dasın."
"Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle."
"Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."
"Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."
"Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!"
"Şu sağ elindeki nedir ey Musa?"
Musa dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. “Kıyamet muhakkak gelecektir.” Yani gerçekleşmesi kaçınılmaz bir şeydir. “onun vaktini neredeyse (kendimden bile) gizli tutarım.” Bazı kıraatlerde olduğu gibi bu, “kendi nefsimde bile gizli tutarım” anlamındadır. Yüce Allah’ın şu buyruklarında olduğu gibi: “Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. De ki: Onun ilmi ancak Allah’ın nezdindedir.” (el-A’raf, 7/187); “Şüphesiz kıyametin bilgisi Allah nezdindedir.” (Lokman, 31/34) Kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgiyi Yüce Allah, bütün yaratılmışlardan saklı tutmuştur. Onu ne mukarreb bir melek, ne de gönderilmiş bir nebi bilir. Kıyametin kopmasındaki hikmet ise “her nefis” hayır ve şer türünden “çalıştığının karşılığını” görmesidir. Kıyamet, amellerin karşılıklarının görüleceği yurda açılan kapıdır: “Kötülük edenleri yaptıklarına karşılık cezalandırması, güzel amelde bulunanları da en güzeli ile mükâfatlandırması içindir.” (en-Necm, 53/31)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz ki kıyamet gelip vuku bulacaktır. Hiçbir canlı, vaktini bilmesin diye neredeyse onu büsbütün gizleyecektim. İnsanlar peygamberin kendilerine haber vermesiyle onun alametlerini bilirler. Kıyamet gelecek ve her nefis hayır ya da şer olarak yaptığının karşılığını alacaktır.
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…
Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Onlara şöyle denecektir: "Şüphesiz bu sizin için bir mükafattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür."
Aynı kök: خفي (34 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen…
Aynı kök: كود (24 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın…
Aynı kök: كود (24 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O (Son) Saat mutlaka gelecektir. dipnot 1 Herkese, peşinde koştuğu şeyin karşılığı verilsin diye neredeyse onu (kendimden bile) gizleyeceğim. dipnot 2
Çünkü, her ne kadar son saati (herkesten) gizli tutmuşsam da, herkese çabasının karşılığı verilsin diye Son Saat kesinlikle gelecektir.
"Çünkü, zamanını gizli tutmuş olsam da, herkese, (hayattayken) peşinden koştuğu şeylere göre hak ettiği karşılık verilebilsin diye, Son Saat mutlaka gelecektir.
Muhakkak o saat (ölüm) gelecektir. . . Her nefsin, kendisinden açığa çıkanların sonucunu görüp yaşaması için, onun zamanını gizleyeceğim.
"Şüphesiz, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim."
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyeceğim.
"Kuşkusuz, evrenlerin sonu gelecektir. Her benliğin, ardından koştuğu şeylerin karşılığını alması için, neredeyse onu gizleyecektim!" dipnot 246
Herkese uğraştığının karşılığı gösterilsin diye, zamanını neredeyse kendimden bilegizli tutacağım kıyamet mutlaka gelecektir.
O an elbette gelecektir. Herkes yaptığının karşılığını görsün diye Ben nerdeyse onu gizleyeceğim. dipnot 1
Dünyanın sonu elbette gelecektir. Herkes yaptığının karşılığını görsün diye Ben nerdeyse onu gizleyeceğim.
Çünkü Kıyamet mutlaka gelecektir; Ben hemen hemen onu gizliyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.
Çünkü saat muhakkak gelecek, ben, hemen hemen onu gizliyorum ki her nefis sa'yiyle cezalansın,
"Zamanını bildirmemiş olsam da herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 gelecektir."
"Zamanını bildirmemiş olsam da herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 gelecektir."
Zamanını bildirmemiş olsam da, herkesin yaptığının karşılığını görmesi için kuşkusuz ki o Sa'at dipnot 1 gelecektir.
"Şüphesiz, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim."
Çünkü o saat şübhesiz gelecekdir. Ben onu (n vaktini) hemen açıklayacağım geliyor ki herkes neye çalışıyorsa kendisine onunla mukaabele edilmiş olsun.
Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Her nefis işlediğinin karşılığını görsün diye onu neredeyse gizliyorum.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
"Muhakkak kıyamet saati gelecektir. Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini neredeyse büsbütün gizli tutacağım."
"(Kıyamet) Sa'at(i) mutlaka gelecektir. Herkesin, peşinde koştuğu işlerle cezalanması için, neredeyse onu gizleyeceğim."
O saat (mezardan kalkış saati), herkesin gösterdiği gayretin karşılığını görmesi için mutlaka gelecektir. Neredeyse onu saklı tutacaktım dipnot 1 .
Kıyamet saati gelecektir; herkes yaptığı şeyin karşılığını görsün diye neredeyse onu gizli tutacağım dipnot 1 .
Kıyamet gelmektedir. Herkes kendi işlediğinin karşılığını alsın diye neredeyse onu (kendi nefsimden bile) gizleyeceğim.
Kıyamet gelmektedir. Herkes kendi işlediğinin karşılığını alsın diye neredeyse onu gizleyeceğim.
"Kuşku duyma ki o saat gelecektir. Onu neredeyse gizleyeceğim ki, her benlik gayretinin karşılığını elde etsin."
" The predetermined Eventful Hour shall inevitably come to pass, I almost keep it from the knowledge of others so that each soul be requited with what is commensurate with its deeds,"
The Hour is coming––though I choose to keep it hidden––for each soul to be rewarded for its labour.
"Verily the Hour is coming - My design is to keep it hidden - for every soul to receive its reward by the measure of its Endeavour.
The Hour of Resurrection is coming. I have willed to keep the time of its coming hidden so that everyone may be recompensed in accordance with his effort. dipnot 1
The Hour is coming but I have concealed it so that every self can be repaid for its efforts.
"Verily, the Hour is coming - and I am almost hiding it from Myself - that every person may be rewarded for that which he strives.
Indeed the Hour is bound to come: I will have it hidden, so that every soul may be rewarded for what it strives for.
`Surely, the Hour (of Resurrection) is bound to come. I am about to unveil it, so that every soul may be rewarded in accordance with its endeavour.
The Hour is coming; I would conceal it that every soul may be recompensed for its labours.
"Know that there is such thing as the time of Resurrection. I have not revealed when it will take place (to provide a peaceful environment) so that every soul work towards earning his reward."
'Verily, the hour is coming, I almost make it appear, that every soul may be recompensed for its efforts.
"The moment is coming, I am almost keeping it hidden, so that every person will be recompensed with what it strived."
Verily the hour cometh: I will surely manifest the same, that every soul may receive its reward for that which it hath deliberately done.
"Verily, I am Allah; there is no God but Me! So serve Me, and be steadfast in prayer to remember Me.
Surely the Hour is coming up-I would almost conceal it-that every self may be recompensed for whatever it endeavors (to achieve).
Lo! the Hour is surely coming. But I will to keep it hidden, that every soul may be rewarded for that which it striveth (to achieve).
Verily the Hour (of the great change) is about to come. I keep it secret that every soul may be rewarded for its endeavour.
"Behold, [although] I have willed to keep it hidden, the Last Hour is bound to come, so that every human being may be recompensed in accordance with what he strove for [in life].
The Hour is sure to come. My Will is to keep it hidden, so that every soul may be rewarded according to their efforts.
"The Hour is coming, I am nearly keeping it hidden, so that every soul will be recompensed with what is strived. "
"The Hour (end of the world) is surely coming; I will keep it almost hidden, for each soul must be paid for its works.
Indeed, the Hour is coming - I almost conceal it - so that every soul may be recompensed according to that for which it strives.
“The Hour is coming — I almost conceal it — that every soul might be rewarded for that for which it strives;
Behold, the revolution is surely coming. But I Will to keep it hidden for the time-being. (You will be the pioneer of a great revolution, the signs of which are not yet visible). The purpose of this revolution will be for every person to get the fair compensation of his hard work (and bring an end to the hegemony of Pharaoh and his people).
"Surely the Hour (of Judgment) is coming— My plan is to keep it hidden— For every soul to get back its reward by the measure of its actions.
Surely, the Hour (i.e. the Day of Judgment) has to come. I would keep it secret, so that everyone is given a return for the effort one makes.
"The Hour is coming, I am nearly keeping it hidden, so that every soul will be recompensed with what it strived."