Diyanet İşleri
"Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 35. ayet. إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًا
inneke künte binâ beṣîrâ.
"Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
"Onu işime ortak et."
"Seni çok tespih edelim diye",
"Seni çok zikredelim diye."
"Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."
Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Musa!"
"Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
35. “Şüphe yok ki sen bizi hakkıyla görensin.” Bizim halimizi, zayıflığımızı, acizliğimizi ve bütün hususlarda sana muhtaç olduğumuzu bilirsin. Sen bizi bizzat kendimizden daha iyi görürsün, bize bizzat kendimizden daha çok merhametlisin. Bu istediğimizi bize lütfet ve sana yaptığımız bu duamızı kabul buyur!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz ki sen bizi görmektesin. Bizim hiçbir işimiz sana gizli kalmaz.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki sen bizi görensin."
Kuşku yok ki Sen, bizi daima görüp duruyorsun!"
Muhakkak ki, Sen bizi bütün varlığımızla görmektesin!"
"Muhakkak ki sen bizi Basıyr'sin!"
"Şüphesiz sen bizi görüyorsun."
Şüphesiz sen bizi görmektesin.
"Kuşkusuz, Sen, bizi görüyorsun!"
"Şüphesiz sen, bizi görmektesin."
"Sen, elbette bizi Görensin."
'Sen, elbette bizi Görensin.'
Şüphe yok ki, Sen bizi görüp duruyorsun."
Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun
"Sen, bizim her halimizi görmektesin."
"Sen, bizim her halimizi görmektesin."
"Sen, bizim her halimizi görmektesin."
"Şüphesiz sen bizi görüyorsun."
"Şübhe yok ki Sen bizi hakkıyle görensin".
Şüphesiz ki Sen, bizi görmektesin.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Çünkü sen bizi hakkıyla görensin.
"Şüphesiz sen, bizi görmektesin."
Sen bizi elbette daima görmektesin."
Çünkü Sen bizi görmektesin."
Şüphesiz sen bizi görmektesin.
Şüphesiz sen bizi görmektesin.
"Kuşkusuz sen, bizi görmektesin."
"For, You have regarded us with an eye of favour".
You are always watching over us.’
"For Thou art He that (ever) regardeth us."
Verily, You have always watched over us."
for You are watching us. ’
"Verily You are Ever a Well-Seer of us."
Indeed You see us best. ’
`Surely, You are indeed Ever-Watchful over us. '
Surely Thou seest into us. '
"Lord, I trust that you always watch over us. "
'Verily, Thou dost ever behold us!'
"You Have been watcher over us."
for thou regardest us.
"And much remember Thee.
Surely You have been Ever-Beholding us. "
Lo! Thou art ever Seeing us.
Surely You know us well. "
Verily, Thou seest all that is within us!"
for truly You have ˹always˺ been overseeing us."
"You Have been watcher over us. "
"You are Seer of us."
Indeed, You are of us ever Seeing. "
“Thou dost see us.”
It is a great feeling that You watch us every moment. "
"Verily, You (Allah) are He, Who (always) looks over (and sees) us. "
You are certainly watchful over us."
"You Have been seer over us."