Diyanet İşleri
Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Musa!"
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 36. ayet. قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَٰمُوسَىٰ
ḳâle ḳad ûtîte sü'leke yâ mûsâ.
Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Musa!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
"Seni çok tespih edelim diye",
"Seni çok zikredelim diye."
"Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."
Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Musa!"
"Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
"Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Musa, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
36. Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurdu: “İstediğin sana verildi, ey Mûsâ!” Yani bütün isteklerini sana bağışladık. Senin göğsüne genişlik vereceğiz, işini kolaylaştıracağız ve dilindeki bağı çözeceğiz ki seni iyice anlasınlar. Ayrıca kardeşin Hârûn ile de gücüne güç katacağız. “...Ve size öyle bir güç vereceğiz ki âyetlerimiz sayesinde size ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar galip geleceksiniz.” (el-Kasas, 28/35)
Mûsâ’nın bu dileklerde bulunması, Yüce Allah’ı kemal derecesinde tanıdığına, ileri derecede zeki ve kavrayışlı olduğuna, işleri bildiğine ve son derece samimi olduğuna delildir. Çünkü Allah’a davet edip insanlara yol gösteren biri özellikle de davet olunacak kişi inatçı, kibirli ve azgın birisi ise ondan gelecek eziyetlere ve musibetlere karşı geniş bir kalbe, tam bir tahammülkârlığa, ne demek istediğini ve maksadını açıkça ifade edebilmek için akıcı bir dile ihtiyaç duyar. Hatta bu konumdaki birisinin anlaşılır ve akıcı bir dile sahip olması, en çok ihtiyaç duyduğu şeydir. Çünkü davetçi ile davet ettiği kimseler arasında karşılıklı söz alış-verişi ve tartışmalar olacaktır. Davetçi de hakkın güzelliğini ortaya koymak ve onu gücü yettiği kadar güzelce açıklamak durumundadır ki hakkı nefislere sevdirebilsin ve batıldan nefret duyulmasını sağlasın. Bununla beraber davetçinin işinin kolaylaştırılmasına da ihtiyacı vardır. Tâ ki her bir işi usulüne göre yapsın, Allah’ın yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet etsin, en güzel yol hangisiyse onunla mücadele edebilsin. İnsanlarla herkese haline uygun muamelede davranabilsin. Bunun tamamlanması ve gerçekleşebilmesi için de bu niteliklere sahip olan kimsenin maksadını gerçekleştirmesinde kendisine yardımcı olacak destekçilerinin de olması gerekir. Çünkü belli bir hususta yükselecek sesler çoğalacak olursa onun etkili olması kaçınılmazdır. İşte bundan dolayı Mûsâ, bütün bu hususları Allah’tan diledi ve bu istekleri de ona verildi.
nsanlara gönderilmiş olan peygamberlerin durumuna dikkatle bakacak olursak onların kendi durumları ile orantılı olarak bu özelliklere sahip olduklarını görürüz. Özellikle de onların sonuncuları ve en faziletleri olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem için bu böyledir. O, bütün kemal sıfatlarında en yüksek zirveye çıkarılmıştır. Kalbin genişliği, işin kolaylaştırılması, dilinin fesahati, güzel bir şekilde maksadını açıklayıp beyan etmesi, ashab ve onlardan sonrakiler gibi hak üzere -ondan başkasına nasip olmamış- yardımcılara sahip olması O’na verilenlerden bazılarıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah Teâlâ: "Ey Musa! Talep ettiğin şeyi sana verdik." diye buyurdu.
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah) şöyle demişti: "Ey Musa! İstediklerin sana elbette verildi.
(Rab) dedi ki: "Doğrusu Ey Musa, işte istediklerin sana verilmiştir;
(Allah:) "İşte istediğin her şey sana verildi, ey Musa!" dedi.
"İstediğin sana verildi, ya Musa!" dedi.
(Allah) Dedi ki: "Ey Musa istediğin sana verilmiştir."
Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana verildi.
Dedi ki: "İstediğin sana verilmiştir; ey Musa!"
Allah, "Ey Musa! İstediğin sana verildi"dedi.
Dedi ki: "Dilediğin sana verildi, Musa."
Dedi ki: 'Dilediğin sana verildi, Musa.'
Allah: "Haydi, erdirildin dileğine, ey Musa!" buyurdu.
Haydi! Buyurdu: irdirildin dileğine ya Musa
"Ey Musa! İstediğin sana verildi." dedi.
"Ey Musa! İstediğin sana verildi." dedi.
"Ey Musa! İstediğin sana verildi." dedi.
(Tanrı ) Dedi ki: "Ey Musa istediğin sana verilmiştir."
Buyurdu: "Ey Musa, istediğin sana verilmişdir".
Buyurdu: Ey Musa; istediğin sana verilmiştir.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
"Ey Mûsâ! İstediklerin sana verilmiştir." diye buyurdu.
(Allah) buyurdu: "Ey Musa, istediğin sana verildi."
Allah dedi ki: "Musa! İstediklerin verildi dipnot 1 .
Allah dedi ki "Musa! Bütün isteklerin verildi."
Ey Musa! İstediklerin sana verilmiştir, dedi.
-Ey Musa istediklerin sana verilmiştir, dedi.
Buyurdu: "İstediğin sana verildi, ey Musa."
"And there, " Allah said, "you are granted your humble request Q Mussa".
God said, ‘Moses, your request is granted.
(Allah) said: "Granted is thy prayer, O Moses!"
He said: "Moses, your petition is granted.
He said, ‘Your request has been granted, Musa.
(Allâh) said: "You are granted your request, O Mûsâ (Moses)!
He said, ‘Moses, your request has been granted!
(The Lord) said, `Moses! you are granted what you have prayed for.
Said He, 'Thou art granted, Moses, thy petition.
I said: "Moses, your wishes are granted. "
He said, 'Thou art granted thy request, O Moses!
He said, "You have been given what you asked O Moses."
God replied, now hast thou obtained thy request, O Moses:
"Verily, Thou art He who is ever Seeing of us!"
Said He, "You are already granted (Literally: brought) your request, O Mûsa (Moses).
He said: Thou art granted thy request, O Moses.
He answered: "Granted is your prayer, O Moses.
Said He: "Thou art granted all that thou hast asked for, O Moses!
Allah responded, "All that you requested has been granted, O Moses!
He said: "You have been given what you asked O Moses. "
He said, "Your request is granted, O Moses.
[ Allah ] said, "You have been granted your request, O Moses.
He said: “Thou hast been granted thy request, O Moses.
God said, "O Moses! All your requests are granted. (10:89).
(Allah) said: "Your prayer is granted, O Musa (Moses)!
He said, "You have been granted your request O Mūsā.
He said: "You have been given what you asked O Moses."