Diyanet İşleri
"Seni çok tespih edelim diye",
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 33. ayet. كَىْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا
key nüsebbiḥake keŝîrâ.
"Seni çok tespih edelim diye",
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–34. ayetler için yazılmıştır.
33-34. Daha sonra Mûsâ bundan umduğu faydayı söz konusu ederek şunları söyledi: “Tâ ki seni çok tesbih edelim, seni çok analım.” Mûsâ aleyhisselam bütün ibadetlerin temelinin ve dinin etrafında dönüp durduğu odak noktanın Allah’ı anmak olduğunu bildiğinden Yüce Allah’tan kardeşini kendisiyle birlikte iyilik ve takvâ hususunda birbirleriyle yardımlaştıkları bir destek kılmasını ve böylelikle her ikisinin de tesbih, tehlil ve bunun dışındaki çeşitli ibadetlerle Allah’ı çokça zikretme imkanına kavuşmalarını istedi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ta ki seni çokça tespih edelim.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…
Aynı kıssa: Hz. Hârûn · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
(Musa), "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" dedi.
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
"Allah, çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ındır. Hepsi O'na boyun eğmiştir.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bu sayede seni çok tesbih edelim (yüceltelim).
ki, zaten yüce olan adını çok daha yüceltelim;
ki, (birlikte) Senin yüceler yücesi adını (insanların katında) daha yükseklere çıkaralım,
"Ki seni çokça tespih edelim. "
"Böylece seni çok tesbih edelim."
Böylece seni bol bol tesbih edelim.
"Seni, çok yüceltelim!"
-"Böylece seni gereği gibi noksan sıfatlardan uzak tutalım ve gereği gibi analım."
"Ki seni çokça yüceltelim."
'Ki seni çokça yüceltelim.'
ki Seni çok tesbih edelim
Ki seni çok tesbih edelim
"Ki Seni çok tesbih dipnot 1 edelim."
"Ki Seni çok tesbih dipnot 1 edelim."
"Ki Seni çok tesbih dipnot 1 edelim."
"Böylece seni çok tesbih edelim."
"Taki Seni çok tesbih edelim".
Ki seni daha çok tesbih edelim.
(9-41) Sana Musa anlatısı \ hadisesi ulaştı mı? Ateş gördüğü vakit, yakın çevresine dedi ki , siz durun ben bir ateş fark ettim. Belki ondan bir kor parçası getiririm yahut Ateş'in yanında bir yol gösterici bulurum . Ona ulaştığında, Ey Musa! diye seslenildi. Şüphesiz senin Rabbin benim, ayakkabılarını / nalınlarını çıkar, sen kutsal Tuva vadisindesin. Ben seni seçtim, sana vahyedileni dinle. Ben Allah'ım, benden başka ilah yoktur, bana ibadet et, beni hatırlamak için namaz kıl Muhakkak saate ulaşılacaktır, her nefsin yaptığıyla cezalandırılması için nerede / ne zaman ulaşılacağını gizledim. Ona inanmayan ve keyfine / hevasına tabi olan kişi, ona / saate inanmaktan seni alıkoymasın sonra helak olursun. Ey Musa! şu elindeki nedir? Dedi. O asamdır dedi ben ona dayanırım Davarlarıma onunla yaprak silkelerim. Onunla başka hacetlerimi de gideririm. Ey Musa! Onu Bırak dedi. Onu bıraktığında o hareketli bir yılan oldu. Korkma ve al onu dedi. Onu ilk durumuna geri döndüreceğiz. Elini koynuna sok bembeyaz kusursuz bir şekilde çıksın bu da diğer bir ayetimiz. Sana daha büyük ayetlerimizden göstermemiz için Firavuna git, o gerçekten azgınlaştı. Musa Rabbim göğsümü genişlet dedi. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Sözümü anlasınlar. Yakın çevremden bana sorumluluk alabilecek birini ver. Kardeşim Harun'u. Cesaretimi güçlendir. Onu İşime ortak eyle. Seni çok üstün tutalım. Seni çok hatırlayıp analım. Muhakkak ki sen bizi görmektesin. Sana istediğin verildi Ey Musa! dedi. Zaten sana bir kere daha minnette bulunmuştuk. Bir vakit annene, vahy edeceğimiz şeyleri şöyle vahy etmiştik. Onu / Musa’yı tabuta ve tabutu da deryaya koy, Derya onu sahile bıraksın. Onun ve benim düşmanım olan kişinin seni alması ve gözetimim de yetiştirilebilmen için, senin üzerine benden bir sev ecenlik te bıraktım. Ardından kız kardeşin yürüyerek gitmiş onlara size bu çocuğun bakımını üstlenecek birini göstereyim mi demişti. Böylece s eni annene geri döndürdük, ki annenin gözleri aydınlansın ve de hüzünlenmesin. Ve sen bir nefsi de / bir kişiyi de öldürdün. Seni gamdan / kederden kurtardık. Seni çeşitli sınamalarla sınadık. Medyen halkı içinde senelerce kaldın sonra kaderin üzere buraya / Tuva vadisine geldin. Ey Musa, seni kendime seçtim.
Seni çokça tesbih edebilelim.
"Ki seni çok tesbih edelim,"
Böylece sana daha çok ibadet edelim.
Böyle yap ki sana çok ibadet edelim.
Ki seni çokça tesbih edebilelim.
ki seni çokça tesbih edebilelim.
"Taki seni çokça tespih edelim."
"So that much we glorify You and extoll Your glorious attributes",
so that we can glorify You much
"That we may celebrate Thy praise without stint,
that we may abundantly extol Your glory;
so that we can glorify You much
"That we may glorify You much,
so that we may glorify You greatly,
`That we may glorify You over and over;
So shall we glorify Thee,
so that we glorify you together and….
that we may celebrate Thy praises much
"So that we may glorify You plenty."
That we may praise thee greatly,
"And let him share my task,
That we may extol You much,
That we may glorify Thee much
That we may sing Your praises much,
so that [together] we might abundantly extol Thy limitless glory
so that we may glorify You much
"So that we may glorify You plenty. "
"That we may glorify You frequently.
That we may exalt You much
“That we might glorify Thee much,
That both of us strive hard together.
"That we may recite your Praise much,
so that we proclaim Your purity in abundance
"So that we may glorify You plenty."