Diyanet İşleri
"Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 44. ayet. فَقُولَا لَهُۥ قَوْلًا لَّيِّنًا لَّعَلَّهُۥ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَىٰ
feḳûlâ lehû ḳavlel leyyinel le`allehû yeteẕekkeru ev yaḫşâ.
"Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ'nın çağrılışı ve Firavun'a gönderilişi Tâhâ 9–48 3
"Ben seni kendim için seçtim."
"Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."
"Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."
"Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."
Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz."
Allah, şöyle dedi: "Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm."
"Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' "
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
44. “Ona yumuşak söz söyleyin.” Yumuşaklıkla, nazik, latif, ağır gelmeyecek sözler söyleyin. Sözleriniz edeplice olsun, kaba ve bayağı olmasın. Konuşmanızda kabalık, fiillerinizde de haşinlik olmasın. “Belki” yumuşak söz sebebiyle kendisine fayda verecek şeyleri “düşünüp öğüt alır” ve onları yerine getirir; “yahut” kendisine zarar verecek şeylerden “korkar” ve onları terk eder. Çünkü yumuşak söz söylemek, buna davet eder. Kaba söz söylemek ise dinleyeni o sözü söyleyenden uzaklaştırır. Yüce Allah, bu yumuşak sözün ne olduğunu bir başka buyruğunda şöyle açıklamaktadır: “De ki: Arınmak ister misin? İster misin ki sana Rabbine giden yolu göstereyim de böylece (O’ndan) korkasın.” (en-Naziat, 79/18-19) Hiç şüphesiz bu sözlerde düşünen kimsenin açıkça göreceği şekilde bir incelik ve yumuşaklık vardır ve bu sözler, kaba da değildir. Evvela davetini hiçbir kimsenin herhangi bir şekilde kötü karşılamayacağı, teklif ve danışma anlamında bir soru şeklinde ifade etmiştir. Daha sonra aslı şirkten temizlenmek olan “arınmaya”, çeşitli pisliklerden temizlenmeye davet etti ki her bir selim akıl bunun gereğini elbette kabul eder. Bununla birlikte “Ben seni arındırayım” dememiş, “Arınmak ister misin?” deyip bunu ona nispet etmiştir. Daha sonra onu kendisini yetiştirip besleyen, şükür ile karşılık verilmesi gereken açık ve gizli nimetleri ona ihsan eden Rabbinin yoluna davet edip bu nimetleri de söz konusu ederek şöyle demiştir: “İster misin ki sana Rabbine giden yolu göstereyim de böylece (O’ndan) korkasın.” Firavun, güzelliği kalpleri etkileyen bu yumuşak sözleri kabul etmeyince artık hiçbir öğüdün ona fayda vermeyeceği ortaya çıkmış oldu. Onun için de Yüce Allah, onu güçlü ve muktedir olanın yakalayışı ile yakaladı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ona, içinde sertlik olmayan güzel söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır ve Allah'tan korkar da tövbe eder.
Aynı kök: لين (5 geçiş) · Aynı kök: خشي (48 geçiş)
Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir.…
Aynı kök: لين (5 geçiş)
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…
Aynı kök: لين (5 geçiş)
(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Harun: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"
Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ona yumuşak söz söyleyin; umulur ki (gerçeği) hatırlar veya saygı duyar!" dipnot 1
Fakat ona konuşurken yumuşak bir üslup kullanın! (O zaman) belki söz dinler, ya da en azından (daha ileri gitmekten) çekinir.
Ama onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki aklını başına toplar, yahut (böylece, en azından kendisine) gözdağı verilmiş olur."
"Ona yumuşak söz söyleyiniz! Belki düşünüp değerlendirir yahut haşyet duyar!"
"Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar."
Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar .
"Onunla, yumuşak bir dille konuşun; böylece, belki öğüt alır veya korkar!"
"Ona yumuşak söz söyleyin, belki düşünür veya saygı duyar."
"Ona yumuşak bir dil kullanın; olur ki öğüt alır veya saygı duyar."
'Ona yumuşak bir dil kullanın; olur ki öğüt alır veya saygı duyar.'
Varın da ona yumuşak dille söyleyin; belki dinler veya korkar."
Varın da ona belki dinler veya korkar diye yumuşak dille söyleyin
"Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya huşu dipnot 1 duyar."
"Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya huşu dipnot 1 duyar."
Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya çekinip sakınır.
"Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar."
(Gidin de) ona yumuşak söz söyleyin. Olur ki nasıyhat dinler, yahud (Allahdan) korkar.
Ve ona yumuşak söz söyleyin, belki nasihat dinler veya korkar.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.
"Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar."
Ona yumuşak bir dille hitap edin. Belki aklını başına alır veya çekinir dipnot 1 ."
Ona yumuşak söz söyleyin. Belki aklını başına alır veya korkar."
Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.
Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.
"Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; belki öğüt alır, yahut ürperir."
"And speak gently to him, so that he might hopefully be brought to his senses and entertain a profound reverence for Allah".
Speak to him gently so that he may take heed, or show respect.’
"But speak to him mildly; perchance he may take warning or fear (Allah)."
and speak to him gently, perhaps he may take heed or fear (Allah)." dipnot 1
But speak to him with gentle words so that hopefully he will pay heed or show some fear. ’
"And speak to him mildly, perhaps he may accept admonition or fear (Allâh)."
Speak to him in a soft manner; maybe he will take admonition or fear. ’
`But speak to him a gentle speech, may be he pays heed and fears (the consequences). '
yet speak gently to him, that haply he may be mindful, or perchance fear. '
"Talk to him in a nice manner so that he may listen to your admonition and mind the consequences of his rebellion. "
and speak to him a gentle speech, haply he may be mindful or may fear. '
"So say to him soft words, perhaps he will remember or take heed."
And speak mildly unto him; peradventure he will consider, or will fear our threats.
"Go you both to Pharaoh. Verily, he is outrageous (transgresses beyond bounds).
So speak (you both) leniently (Literally: say a lenient) to him, that possibly he would remind himself or would be apprehensive. "
And speak unto him a gentle word, that peradventure he may heed or fear.
Speak to him gently. He may possibly take heed or may come to have fear."
But speak unto him in a mild manner, so that he might bethink himself or [at least] be filled with apprehension.
Speak to him gently, so perhaps he may be mindful ˹of Me˺ or fearful ˹of My punishment˺."
"So say to him soft words, perhaps he will remember or take heed. "
"Speak to him nicely; he may take heed, or become reverent."
And speak to him with gentle speech that perhaps he may be reminded or fear [ Allah ]. "
“And speak to him a gentle word, that he might take heed, or fear.”
Speak to him nicely, so that he may take heed and fear the consequences of his actions. "
"And speak to him mildly; In case he may take the warning or fear (Allah). "
So speak to him in soft words. May be, he accepts the advice or fears (Allah)".
"So say to him soft words, perhaps he will remember or be concerned."