Diyanet İşleri
Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 66. ayet. لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ
lâ ta`teẕirû ḳad kefertüm ba`de îmâniküm. in na`fü `an ṭâifetim minküm nü`aẕẕib ṭâifetem biennehüm kânû mücrimîn.
Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar Tevbe 60–72 3
Allah'a ve Resulüne karşı gelen kimseye, içinde ebedi kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.
Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır."
Şayet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, O'nun ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"
Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.
Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lanet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.
(Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 65–66. ayetler için yazılmıştır.
65-66. “Şayet onlara” müslümanları ve dinlerini tenkit eden sözleri hakkında “soracak olursan...” Onlardan bir kesim Tebûk gazvesi’nde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile ashabını kastederek: “Bizler şu okuyucularımız kadar midelerine düşkün, bunlar kadar dilleri yalan söyleyen ve düşmanla karşılaştıkları vakit bunlar kadar korkak kimseler görmedik.” demişler, bu ve benzeri sözler söylemişlerdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözleri öğrendiği haberi kendilerine ulaşınca da onun yanına giderek ondan özür dilemeye ve: “Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk” yani biz, tenkit ve ayıplama maksadı gütmeden, laf olsun diye konuşuyorduk. Yüce Allah ise onların bu mazeretlerinin gerçek olmadığını, bu konuda yalan söylediklerini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:
Onlara “de ki: Allah ile O’nun âyetleri ve Rasûlü ile mi alay ediyordunuz?” Allah ve Rasûlü ile alay etmek ise küfürdür, kişiyi dinden çıkartır. Çünkü din Allah’ın, O’nun dininin ve peygamberlerinin tazim edilmesi esası üzerine kuruludur. Bunlardan herhangi birisi ile alay etmek, bu esasa aykırı ve tamamen zıttır. Bundan dolayı onlar, Allah Rasûlüne gelip bu sözleri söyleyerek özür beyan ettiklerinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara sadece: “Allah ile O’nun âyetleri ile ve Rasûlü ile mi eğleniyordunuz? Özür dilemeyin, siz iman ettikten sonra gerçekten kâfir oldunuz” diyor, başka bir şey söylemiyordu.
“İçinizden bir grubu” tevbeleri, Allah’tan mağfiret dilemeleri ve pişmanlıkları dolayısı ile “affetsek bile” aranızdan “bir gruba günahkâr kimseler oldukları için” küfür ve münafıklıklarını sürdürdüklerinden ötürü “azap edeceğiz.”
Bu âyet-i kerimelerde içinde herhangi bir hususu gizleyen özellikle de Allah’ın dinine karşı tuzak kurma mahiyetinde, Allah’ın âyetleri ve Rasûlü ile alay etme maksadını güderek bir şeyler saklayan kimsenin bu sırrını Yüce Allah’ın şüphesiz ortaya çıkartacağına, o kimseyi rezil ederek en ağır şekilde cezalandıracağına delil vardır. Aynı şekilde Allah’ın Kitabından herhangi bir şey ile ve Rasûlünden sabit olmuş Sünnet ile alay eden yahut bunu küçümseyen ya da Peygamber ile alay eden ya da onu küçümseyen herhangi bir kimsenin, Yüce Allah’ı inkar etmiş bir kâfir olduğuna da delil vardır. Bununla birlikte büyük olsa dahi her türlü günahtan yapılacak tevbe makbuldür.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Boşuna yalan özürler ile özür dilemeyin. İçinizde gizlemiş olduğunuz inkârınızı alay etmek suretiyle açığa vurdunuz. İçinizden bir grubu, nifakı terk edip ondan tövbe etmeleri ve Allah'a karşı ihlaslı olmaları sebebi ile bağışlasak bile diğer bir gruba, nifak üzerinde ısrar etmeleri ve bundan tövbe etmemeleri sebebi ile azap edeceğiz.
Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Aynı kök: عذر (12 geçiş)
Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Boşuna) özür dilemeyin! (Çünkü) siz iman ettikten sonra elbette kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile suçlu olduklarından dolayı bir gruba da azap edeceğiz. dipnot 1
Bahane üretmeyin! Doğrusu siz, inandığınızı (açıkladıktan) sonra da küfre saptınız. Bir kısmınızı suçu savunmalarından dolayı cezalandıracağız.
(Boşuna anlamsız) mazeretler ileri sürmeyin! Böylece sizler düpedüz hakkı inkar etmiş oldunuz, hem de (ondan yana) inancınız(ı açıkladık)dan sonra!" (Bu olayla ilgi derecesine göre) içinizden bir kısmınızın günahını bağışlasak bile, suça gömülüp gitmelerinden ötürü, ötekileri azaba uğratacağız.
Mazeret beyan etmeyin! İmanınızdan sonra gerçekten hakikat bilgisini inkar eden oldunuz! Bir kısmınızı affetsek bile, suçlarında ısrarlı olmaları sebebiyle diğerlerine azabımızı yaşatacağız.
Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkara saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız.
(Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile, bir gruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz.
Özür dilemeyin; inandıktan sonra nankörlük ettiniz. Aranızdan bir bölümünü bağışlasak bile, suça batmış olmaları yüzünden, bir bölümünüzü cezalandıracağız.
Özür dilemeyiniz!Şüphesiz, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir grubu affetsek bile, bir gruba da suç işlemekte olduklarından dolayı azap ederiz.
Özür dilemeyiniz. Siz onayladıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile, suç işlemiş oldukları için bir kısmını cezalandıracağız.
Özür dilemeyiniz. Siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile, suç işlemiş oldukları için bir kısmını cezalandıracağız.
Sakın boşuna özür dilemeyin, siz iman ettiğinizi söyledikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmınızı bağışlasak da, bir kısmına suçlarında ısrar etmelerinden dolayı azap edeceğiz.
Biyhude i'tizar etmeyin, iyman ettiğinizi söyledikten sonra küfürünüzü açığa vurdunuz, içinizden bir kısmını afvedersek bir kısmını cürümlerinde ısrar ettiklerinden dolayı azabımıza uğratacağız
Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz iman ettikten sonra kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.
Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz inandıktan sonra Kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.
Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz inandıktan sonra gerçeği yalanlayarak nankörlük ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.
Özür belirtmeyin. Siz inandıktan sonra küfrettiniz. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu, günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız.
(Bihude) özür dilemiye kalkmayın. Siz iman (etdiğinizi ikramdan sonra küfretdiniz. içinizden bir zümreyi afvetsek bile (diğer) bir güruhunu — onlar mücrim (cürümlerinde musir) kimseler oldukları için — azablandıracağız.
Mazeret beyan etmeyin, gerçekten siz, inanmanızdan sonra küfrettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, mücrimler oldukları için bir topluluğa azab ederiz.
(61-66) Onlardan kimileri de O bir kulaktır (işittiğini beyine aktaran bir organ) diyerek nebiyi incitiyorlar, de ki o kulak sizin hayrınızadır, Allah’a iman eder, müminlere iman eder, sizden iman edenler için de bir rahmettir, Allah’ın Resulünü incitenler için acıtıcı bir azap vardır. Sizin hoşnutluğunuzu / rızanızı kazanmak için yemin ederler, eğer iman ediyorlarsa Allah’ın ve Resulünün rızası daha gerçektir. (Sizi razı etmelerinden daha gerçekçidir) Bilmiyorlar mı? O kişi ki Allah’a ve Resulüne karşı koyarsa muh akkak ki onun için içinde kalıcı olacağı cehennem vardır, bu çok büyük bir rezilliktir. Münafıklar, aleyhlerine bir sûre indirilmesinden ve kalplerinde olanların haber verilmesinden ürkerler de ki dalga geçin, muhakkak ki Allah, o ürktüğünüz şeyleri çıkaracak olandır. Sorgularsan da diyecekler ki biz şaka ediyorduk, oyu n oynuyorduk (Ciddi değildik) De ki Allah’ın ayetleri ve O’nun Resulü ile mi dalga geçiyordunuz / eğleniyorsunuz? Özür dilemeyin / mazeret sunmayın, imanınızdan sonra kesin bir şekilde küfret tiniz, sizden bir grubu affetsek bile bir gruba suçlu olmalarından dolayı azap edeceğiz.
Özür beyan etmeyin. İman ettikten sonra kâfir oldunuz. İçinizden (af dileyen) bir kısmınızı bağışlasak bile, suçlu oldukları için bir kısmınıza azap edeceğiz.
Hiç özür dilemeyin, siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile suç işlediklerinden dolayı bir kısmına da azab edeceğiz.
(Ey münafıklar) Hiç mazeret üretmeyin! Siz inanıp güvendikten sonra kafir oldunuz / ayetleri görmezden geldiniz. İçinizden (tövbe edecek /dönüş yapacak) bir kesimi affetsek bile, diğer kesime azap edeceğiz. Çünkü onlar suça batmış kimselerdir.
Sakın bahane üretmeyin; siz inanıp güvendikten sonra kafir oldunuz. İçinizden bir kesimini bağışlasak bile, bir kesimini cezalandıracağız. Çünkü onlar suçludurlar.
Özür beyan etmeyin. İman ettikten sonra kâfir oldunuz. İçinizden (af dileyen) bir kısmınızı bağışlasak bile, suçlu oldukları için bir kısmınıza azap edeceğiz.
Özür beyan etmeyin. İnandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir kısmınızı bağışlasak bile; suçlu oldukları için bir kısmınızı cezalandıracağız.
Özür beyan etmeyin; imanınızdan sona küfre saptınız. İçinizden bir grubu affetsek bile diğer bir grubu, günaha batmış kişiler oldukları için azaba uğratacağız.
Do not vindicate your grievous wrong now by a prologue and an apology You have turned renegades. If We forgive some of you because of coming back to their senses, We will punish others who are indeed wicked.
Do not try to justify yourselves; you have gone from belief to disbelief.’ We may forgive some of you, but We will punish others: they are evildoers.
Make ye no excuses: ye have rejected Faith after ye had accepted it. If We pardon some of you, We will punish others amongst you, for that they are in sin.
[9:66] Now, make no excuses. The truth is, you have fallen into unbelief after having believed. Even if We were to forgive some of you, We will surely chastise others because they are guilty.
Do not try to excuse yourselves. You have become kafir after having iman. If one group of you is pardoned, another group will be punished for being evildoers.’
Make no excuse; you disbelieved after you had believed. If We pardon some of you, We will punish others amongst you because they were Mujrimûn (disbelievers, polytheists, sinners, criminals.).
Do not make excuses. You have disbelieved after your faith.’ If We forgive a group among you, We will punish another group, for they have been guilty.
`Make no (false) excuses (now), you have certainly disbelieved after your confession of belief. Even if We forgive one party of you, We will punish the (people of the) other party for they are steeped in sin.'
Make no excuses. You have disbelieved after your believing. If We forgive one party of you, We will chastise another party for that they were sinners.'
Let them know that by engagement in such activities they have proven their lack of belief (after having accepted Islam. ) If I decide to forgive some of them [in account of their stupidity], I will surely punish [the rest of] them as they are guilty ones.
Make no excuse! Ye have misbelieved after your faith; if we forgive one sect of you, we will torment another sect, for that they sinned!
Do not apologize, for you have rejected after your acknowledgement. Even if We pardon one group from you, We will punish another group, because they were criminals.
Offer not an excuse: Now are ye become infidels, after your faith. If we forgive a part of you, we will punish a part, for that they have been wicked doers.
Make no excuse! You have disbelieved after your (confession of) faith; if We forgive one party of you, We will punish another party because they were guilty.
Do not excuse yourselves. You have readily disbelieved after your belief; in case We are clement towards a section of you, We will torment (another) section, for that they have been criminals.".
Make no excuse. Ye have disbelieved after your (confession of) belief. If We forgive a party of you, a party of you We shall punish because they have been guilty.
Do not make excuses: You turned unbelievers after having come to faith. If We pardon a section of you (for being frivolous), We shall punish the other for being guilty (of deliberate sin).
Do not offer [empty] excuses! You have indeed denied the truth after [having professed] your belief [in it] - Though We may efface the sin of some of you, We shall chastise others - seeing that they were lost in sin.
Make no excuses! You have lost faith after your belief. If We pardon a group of you,[1] We will punish others for their wickedness.
Do not apologize, for you have rejected after your belief. If We pardon one group from you, We will punish another group. That is because they were criminals.
Do not apologize. You have disbelieved after having believed. If we pardon some of you, we will punish others among you, as a consequence of their wickedness.
Make no excuse; you have disbelieved after your belief. If We pardon one faction of you - We will punish another faction because they were criminals.
Make no excuses; you have denied after your faith; if We pardon a number of you, a number of you will We punish because they were lawbreakers.
"Make no excuse. You have disbelieved after your confession of belief." If We forgive a group of you, there is another group whom We shall punish since they have violated human rights by stealing the fruit of others' labor." (Unless they restore their rights (4:17), (9:102), (25:70), (27:11)).
"You do not make excuses: You have rejected Faith after you had accepted it. If We pardon some of you, We will punish others among you:" (This is) because they were in sin.
Make no excuses. You became disbelievers (by mocking at Allah and His Messenger) after you had professed Faith. If We forgive some of you (who repent and believe), We shall punish others (who carry on their hypocrisy), because they were guilty.
Do not apologize, for you have rejected after your belief. If We pardon one group from you, We will punish another group. That is because they were criminals.