Tevbe suresi

Tevbe suresi, 66. ayet

Tevbe suresi, 66. ayet. لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

lâ ta`teẕirû ḳad kefertüm ba`de îmâniküm. in na`fü `an ṭâifetim minküm nü`aẕẕib ṭâifetem biennehüm kânû mücrimîn.

Diyanet İşleri

Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 63–69 · surenin 66. ayeti / 129

Konu Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar Tevbe 60–72 3

  1. Tevbe 63

    Allah'a ve Resulüne karşı gelen kimseye, içinde ebedi kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.

  2. Tevbe 64

    Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır."

  3. Tevbe 65

    Şayet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, O'nun ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"

  4. 66

    Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.

  5. Tevbe 67

    Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.

  6. Tevbe 68

    Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lanet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.

  7. Tevbe 69

    (Ey münafıklar!), siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de (dünya zevkine) daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 65–66. ayetler için yazılmıştır.

65-66. “Şayet onlara” müslümanları ve dinlerini tenkit eden sözleri hakkında “soracak olursan...” Onlardan bir kesim Tebûk gazvesi’nde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile ashabını kastederek: “Bizler şu okuyucularımız kadar midelerine düşkün, bunlar kadar dilleri yalan söyleyen ve düşmanla karşılaştıkları vakit bunlar kadar korkak kimseler görmedik.” demişler, bu ve benzeri sözler söylemişlerdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözleri öğrendiği haberi kendilerine ulaşınca da onun yanına giderek ondan özür dilemeye ve: “Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk” yani biz, tenkit ve ayıplama maksadı gütmeden, laf olsun diye konuşuyorduk. Yüce Allah ise onların bu mazeretlerinin gerçek olmadığını, bu konuda yalan söylediklerini beyan ederek şöyle buyurmaktadır:

Onlara “de ki: Allah ile O’nun âyetleri ve Rasûlü ile mi alay ediyordunuz?” Allah ve Rasûlü ile alay etmek ise küfürdür, kişiyi dinden çıkartır. Çünkü din Allah’ın, O’nun dininin ve peygamberlerinin tazim edilmesi esası üzerine kuruludur. Bunlardan herhangi birisi ile alay etmek, bu esasa aykırı ve tamamen zıttır. Bundan dolayı onlar, Allah Rasûlüne gelip bu sözleri söyleyerek özür beyan ettiklerinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara sadece: “Allah ile O’nun âyetleri ile ve Rasûlü ile mi eğleniyordunuz? Özür dilemeyin, siz iman ettikten sonra gerçekten kâfir oldunuz” diyor, başka bir şey söylemiyordu.

“İçinizden bir grubu” tevbeleri, Allah’tan mağfiret dilemeleri ve pişmanlıkları dolayısı ile “affetsek bile” aranızdan “bir gruba günahkâr kimseler oldukları için” küfür ve münafıklıklarını sürdürdüklerinden ötürü “azap edeceğiz.”

Bu âyet-i kerimelerde içinde herhangi bir hususu gizleyen özellikle de Allah’ın dinine karşı tuzak kurma mahiyetinde, Allah’ın âyetleri ve Rasûlü ile alay etme maksadını güderek bir şeyler saklayan kimsenin bu sırrını Yüce Allah’ın şüphesiz ortaya çıkartacağına, o kimseyi rezil ederek en ağır şekilde cezalandıracağına delil vardır. Aynı şekilde Allah’ın Kitabından herhangi bir şey ile ve Rasûlünden sabit olmuş Sünnet ile alay eden yahut bunu küçümseyen ya da Peygamber ile alay eden ya da onu küçümseyen herhangi bir kimsenin, Yüce Allah’ı inkar etmiş bir kâfir olduğuna da delil vardır. Bununla birlikte büyük olsa dahi her türlü günahtan yapılacak tevbe makbuldür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Boşuna yalan özürler ile özür dilemeyin. İçinizde gizlemiş olduğunuz inkârınızı alay etmek suretiyle açığa vurdunuz. İçinizden bir grubu, nifakı terk edip ondan tövbe etmeleri ve Allah'a karşı ihlaslı olmaları sebebi ile bağışlasak bile diğer bir gruba, nifak üzerinde ısrar etmeleri ve bundan tövbe etmemeleri sebebi ile azap edeceğiz.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. تَعْتَذِرُوا۟ tea'teziru hiç özür dilemeyin kök: عذر
  3. قَدْ kad andolsun
  4. كَفَرْتُم kefertum siz inkar ettiniz kök: كفر
  5. بَعْدَ bea'de sonra kök: بعد
  6. إِيمَـٰنِكُمْ ۚ imanikum inandıktan kök: امن
  7. إِن in eğer
  8. نَّعْفُ nea'fu affetsek bile kök: عفو
  9. عَن an
  10. طَآئِفَةٍۢ taifetin bir kısmını kök: طوف
  11. مِّنكُمْ minkum sizden
  12. نُعَذِّبْ nuazzib azab edeceğiz kök: عذب
  13. طَآئِفَةًۢ taifeten bir kısmına da kök: طوف
  14. بِأَنَّهُمْ biennehum dolayı
  15. كَانُوا۟ kanu kök: كون
  16. مُجْرِمِينَ mucrimine suç işlediklerinden kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşarat), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

90 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Boşuna) özür dilemeyin! (Çünkü) siz iman ettikten sonra elbette kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile suçlu olduklarından dolayı bir gruba da azap edeceğiz. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet dinden dönenlerin öldürülmemesi gerektiğinin en önemli delillerinden birisidir.

Mustafa İslamoğlu

Bahane üretmeyin! Doğrusu siz, inandığınızı (açıkladıktan) sonra da küfre saptınız. Bir kısmınızı suçu savunmalarından dolayı cezalandıracağız.

Muhammed Esed

(Boşuna anlamsız) mazeretler ileri sürmeyin! Böylece sizler düpedüz hakkı inkar etmiş oldunuz, hem de (ondan yana) inancınız(ı açıkladık)dan sonra!" (Bu olayla ilgi derecesine göre) içinizden bir kısmınızın günahını bağışlasak bile, suça gömülüp gitmelerinden ötürü, ötekileri azaba uğratacağız.

Ahmed Hulusi

Mazeret beyan etmeyin! İmanınızdan sonra gerçekten hakikat bilgisini inkar eden oldunuz! Bir kısmınızı affetsek bile, suçlarında ısrarlı olmaları sebebiyle diğerlerine azabımızı yaşatacağız.

Ali Bulaç

Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkara saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız.

Ali Özek ve heyeti

(Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile, bir gruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz.

Ali Rıza Safa

Özür dilemeyin; inandıktan sonra nankörlük ettiniz. Aranızdan bir bölümünü bağışlasak bile, suça batmış olmaları yüzünden, bir bölümünüzü cezalandıracağız.

Bayraktar Bayraklı

Özür dilemeyiniz!Şüphesiz, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir grubu affetsek bile, bir gruba da suç işlemekte olduklarından dolayı azap ederiz.

Edip Yüksel

Özür dilemeyiniz. Siz onayladıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile, suç işlemiş oldukları için bir kısmını cezalandıracağız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Özür dilemeyiniz. Siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile, suç işlemiş oldukları için bir kısmını cezalandıracağız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sakın boşuna özür dilemeyin, siz iman ettiğinizi söyledikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmınızı bağışlasak da, bir kısmına suçlarında ısrar etmelerinden dolayı azap edeceğiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biyhude i'tizar etmeyin, iyman ettiğinizi söyledikten sonra küfürünüzü açığa vurdunuz, içinizden bir kısmını afvedersek bir kısmını cürümlerinde ısrar ettiklerinden dolayı azabımıza uğratacağız

Erhan Aktaş

Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz iman ettikten sonra kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz inandıktan sonra Kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz inandıktan sonra gerçeği yalanlayarak nankörlük ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.

Gültekin Onan

Özür belirtmeyin. Siz inandıktan sonra küfrettiniz. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu, günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız.

Hasan Basri Çantay

(Bihude) özür dilemiye kalkmayın. Siz iman (etdiğinizi ikramdan sonra küfretdiniz. içinizden bir zümreyi afvetsek bile (diğer) bir güruhunu — onlar mücrim (cürümlerinde musir) kimseler oldukları için — azablandıracağız.

İbni Kesir

Mazeret beyan etmeyin, gerçekten siz, inanmanızdan sonra küfrettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, mücrimler oldukları için bir topluluğa azab ederiz.

Mehmet Alagaş

(61-66) Onlardan kimileri de O bir kulaktır (işittiğini beyine aktaran bir organ) diyerek nebiyi incitiyorlar, de ki o kulak sizin hayrınızadır, Allah’a iman eder, müminlere iman eder, sizden iman edenler için de bir rahmettir, Allah’ın Resulünü incitenler için acıtıcı bir azap vardır. Sizin hoşnutluğunuzu / rızanızı kazanmak için yemin ederler, eğer iman ediyorlarsa Allah’ın ve Resulünün rızası daha gerçektir. (Sizi razı etmelerinden daha gerçekçidir) Bilmiyorlar mı? O kişi ki Allah’a ve Resulüne karşı koyarsa muh akkak ki onun için içinde kalıcı olacağı cehennem vardır, bu çok büyük bir rezilliktir. Münafıklar, aleyhlerine bir sûre indirilmesinden ve kalplerinde olanların haber verilmesinden ürkerler de ki dalga geçin, muhakkak ki Allah, o ürktüğünüz şeyleri çıkaracak olandır. Sorgularsan da diyecekler ki biz şaka ediyorduk, oyu n oynuyorduk (Ciddi değildik) De ki Allah’ın ayetleri ve O’nun Resulü ile mi dalga geçiyordunuz / eğleniyorsunuz? Özür dilemeyin / mazeret sunmayın, imanınızdan sonra kesin bir şekilde küfret tiniz, sizden bir grubu affetsek bile bir gruba suçlu olmalarından dolayı azap edeceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Özür beyan etmeyin. İman ettikten sonra kâfir oldunuz. İçinizden (af dileyen) bir kısmınızı bağışlasak bile, suçlu oldukları için bir kısmınıza azap edeceğiz.

Süleyman Ateş

Hiç özür dilemeyin, siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile suç işlediklerinden dolayı bir kısmına da azab edeceğiz.

Süleymaniye Vakfı

(Ey münafıklar) Hiç mazeret üretmeyin! Siz inanıp güvendikten sonra kafir oldunuz / ayetleri görmezden geldiniz. İçinizden (tövbe edecek /dönüş yapacak) bir kesimi affetsek bile, diğer kesime azap edeceğiz. Çünkü onlar suça batmış kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sakın bahane üretmeyin; siz inanıp güvendikten sonra kafir oldunuz. İçinizden bir kesimini bağışlasak bile, bir kesimini cezalandıracağız. Çünkü onlar suçludurlar.

Şaban Britch

Özür beyan etmeyin. İman ettikten sonra kâfir oldunuz. İçinizden (af dileyen) bir kısmınızı bağışlasak bile, suçlu oldukları için bir kısmınıza azap edeceğiz.

Şaban Piriş

Özür beyan etmeyin. İnandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir kısmınızı bağışlasak bile; suçlu oldukları için bir kısmınızı cezalandıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Özür beyan etmeyin; imanınızdan sona küfre saptınız. İçinizden bir grubu affetsek bile diğer bir grubu, günaha batmış kişiler oldukları için azaba uğratacağız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do not vindicate your grievous wrong now by a prologue and an apology You have turned renegades. If We forgive some of you because of coming back to their senses, We will punish others who are indeed wicked.

Abdul Haleem

Do not try to justify yourselves; you have gone from belief to disbelief.’ We may forgive some of you, but We will punish others: they are evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

Make ye no excuses: ye have rejected Faith after ye had accepted it. If We pardon some of you, We will punish others amongst you, for that they are in sin.

Abul A'la Maududi

[9:66] Now, make no excuses. The truth is, you have fallen into unbelief after having believed. Even if We were to forgive some of you, We will surely chastise others because they are guilty.

Aisha Bewley

Do not try to excuse yourselves. You have become kafir after having iman. If one group of you is pardoned, another group will be punished for being evildoers.’

Al-Hilali & Khan

Make no excuse; you disbelieved after you had believed. If We pardon some of you, We will punish others amongst you because they were Mujrimûn (disbelievers, polytheists, sinners, criminals.).

Ali Quli Qarai

Do not make excuses. You have disbelieved after your faith.’ If We forgive a group among you, We will punish another group, for they have been guilty.

Amatul Rahman Omar

`Make no (false) excuses (now), you have certainly disbelieved after your confession of belief. Even if We forgive one party of you, We will punish the (people of the) other party for they are steeped in sin.'

Arthur John Arberry

Make no excuses. You have disbelieved after your believing. If We forgive one party of you, We will chastise another party for that they were sinners.'

Bijan Moeinian

Let them know that by engagement in such activities they have proven their lack of belief (after having accepted Islam. ) If I decide to forgive some of them [in account of their stupidity], I will surely punish [the rest of] them as they are guilty ones.

E. Henry Palmer

Make no excuse! Ye have misbelieved after your faith; if we forgive one sect of you, we will torment another sect, for that they sinned!

Edip-Layth

Do not apologize, for you have rejected after your acknowledgement. Even if We pardon one group from you, We will punish another group, because they were criminals.

George Sale

Offer not an excuse: Now are ye become infidels, after your faith. If we forgive a part of you, we will punish a part, for that they have been wicked doers.

Hamid S. Aziz

Make no excuse! You have disbelieved after your (confession of) faith; if We forgive one party of you, We will punish another party because they were guilty.

Mahmoud Ghali

Do not excuse yourselves. You have readily disbelieved after your belief; in case We are clement towards a section of you, We will torment (another) section, for that they have been criminals.".

Marmaduke Pickthall

Make no excuse. Ye have disbelieved after your (confession of) belief. If We forgive a party of you, a party of you We shall punish because they have been guilty.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not make excuses: You turned unbelievers after having come to faith. If We pardon a section of you (for being frivolous), We shall punish the other for being guilty (of deliberate sin).

Muhammad Asad

Do not offer [empty] excuses! You have indeed denied the truth after [having professed] your belief [in it] - Though We may efface the sin of some of you, We shall chastise others - seeing that they were lost in sin.

Mustafa Khattab

Make no excuses! You have lost faith after your belief. If We pardon a group of you,[1] We will punish others for their wickedness.

Progressive Muslims

Do not apologize, for you have rejected after your belief. If We pardon one group from you, We will punish another group. That is because they were criminals.

Rashad Khalifa

Do not apologize. You have disbelieved after having believed. If we pardon some of you, we will punish others among you, as a consequence of their wickedness.

Sahih International

Make no excuse; you have disbelieved after your belief. If We pardon one faction of you - We will punish another faction because they were criminals.

Sam Gerrans

Make no excuses; you have denied after your faith; if We pardon a number of you, a number of you will We punish because they were lawbreakers.

Shabbir Ahmed

"Make no excuse. You have disbelieved after your confession of belief." If We forgive a group of you, there is another group whom We shall punish since they have violated human rights by stealing the fruit of others' labor." (Unless they restore their rights (4:17), (9:102), (25:70), (27:11)).

Syed Vickar Ahamed

"You do not make excuses: You have rejected Faith after you had accepted it. If We pardon some of you, We will punish others among you:" (This is) because they were in sin.

Taqi Usmani

Make no excuses. You became disbelievers (by mocking at Allah and His Messenger) after you had professed Faith. If We forgive some of you (who repent and believe), We shall punish others (who carry on their hypocrisy), because they were guilty.

The Monotheist Group

Do not apologize, for you have rejected after your belief. If We pardon one group from you, We will punish another group. That is because they were criminals.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 66. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 66. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 66. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩