Bakara suresi

Bakara suresi, 48. ayet

Bakara suresi, 48. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

vetteḳû yevmel lâ teczî nefsün `an nefsin şey'ev velâ yuḳbelü minhâ şefâ`atüv velâ yü'ḫaẕü minhâ `adlüv velâ hüm yünṣarûn.

Diyanet İşleri

Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 45–51 · surenin 48. ayeti / 286

Konu Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap Bakara 47–53 3

  1. Bakara 45

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  2. Bakara 46

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

  3. Bakara 47

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

  4. 48

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

  5. Bakara 49

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.

  6. Bakara 50

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  7. Bakara 51

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

48. “Ve öyle bir günden korunun ki” o günde “hiç kimse” isterse Peygamberler ve salihler gibi şerefli kimseler olsunlar “başka bir kimseye” isterse bu yakın akrabalarından olsun “hiçbir” ne küçük, ne büyük “fayda veremez.” İnsana o gün ancak dünyada iken yaptığı amelin faydası olacaktır.

“Kimseden şefaat de kabul edilmez.” Allah’ın, kendisine şefaat edilecek olan hakkında izni ve rızası olmaksızın kimse kimseye şefaat edemeyecektir. Allah ise ancak rızası talep edilerek yapılan ve Peygamber’in gösterdiği yola ve sünnete uygun olan amelden razı olur.

“Kimseden fidye de alınmaz.” Eğer bütün yeryüzündekiler bir o kadarı da beraber zulmedenlerin olsa Kıyamet gününde Allah'ın azabından kurtulmak için mutlaka onu feda ederlerdi. Ama bu onlardan kabul olunmayacaktır. “Onlara yardım da edilmez.” yani, hoşlarına gitmeyen durumdan kurtarılmazlar. Böylelikle bu buyruklarda Yüce Allah kıyamet günü yaratılmışlardan yararlanmanın hiçbir şekilde söz konusu olamayacağını ortaya koymaktadır. Şöyle ki:

“Hiç kimse (o günde) başka bir kimseye hiçbir fayda veremez.” buyruğu fayda sağlama hakkındadır. “Onlara yardım da edilmez.” buyruğu ise zararları bertaraf etmek hakkındadır. Burada fayda verecek olanın fayda sağlama konusunda müstakil olduğu konulardaki fayda sağlama nefyedilmektedir. “kimseden şefaat kabul edilmez ve kimseden fidye de alınmaz.” Bu ise, kişinin fayda imkânı bulunan kimselerden talepte bulunarak bir fayda görmesinin söz konusu olmayacağını ifade etmektedir. Gerek bir karşılıkla -fidye gibi-, gerekse karşılıksız olarak -şefaat gibi- hiçbir şeyin faydası olmayacaktır. Bu da kulun kalbinin yaratılmışlara duyduğu güven bağının kesilmesini gerektirmektedir. Çünkü kul artık yaratılmışların zerre ağırlığı kadar kendisine bir fayda sağlama imkânına sahip olmadığını bilmektedir. Buna karşılık kul, kalbini her türlü menfaati sağlayan ve her türlü zararı önleyen Allah’a bağlamalıdır. Yalnızca O’na, hiçbir ortak koşmaksızın ibadet etmeli ve O’na ibadet etmek için O’ndan yardım istemelidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendiniz ile kıyamet gününün azabı arasında emirleri yerine getirip yasakları terk ederek korunak edinin. O gün kimse kimseye fayda sağlayamaz. O günde bir zararı def etmek veya bir fayda sağlamak için Allah'ın izni olmadan bir kimsenin (başka bir kimseye) şefaati kabul edilmez. Yeryüzü dolusu altın dahi olsa fidye olarak kabul edilmez. O günde onlara yardımcı olacak kimse yoktur. Şefaatçinin fayda vermediği, fidyenin kabul edilmediği ve yardımcının da olmadığı zaman kaçış nereyedir?

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱتَّقُوا۟ vetteku ve sakının kök: وقي
  2. يَوْمًۭا yevmen günden kök: يوم
  3. لَّا la
  4. تَجْزِى teczi cezalandırılmaz kök: جزي
  5. نَفْسٌ nefsun hiç kimse kök: نفس
  6. عَن an -den(günahından)
  7. نَّفْسٍۢ nefsin kimse- kök: نفس
  8. شَيْـًۭٔا şey'en bir şey kök: شيا
  9. وَلَا ve la
  10. يُقْبَلُ yukbelu kabul edilmez kök: قبل
  11. مِنْهَا minha kimseden
  12. شَفَـٰعَةٌۭ şefaatun şefaat da kök: شفع
  13. وَلَا ve la
  14. يُؤْخَذُ yu'hazu ve alınmaz kök: اخذ
  15. مِنْهَا minha ondan
  16. عَدْلٌۭ adlun fidye de kök: عدل
  17. وَلَا ve la ve yapılamaz
  18. هُمْ hum onlara
  19. يُنصَرُونَ yunsarune hiçbir yardım kök: نصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…

  • Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi…

  • Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Adalet

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Adalet · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah'tan başka ne…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Öyle bir güne karşı takvâlı (duyarlı) olun ki (o gün) kimse, kimseden hiçbir şey gideremez; onlardan şefaat kabul edilmez; dipnot 1 kendilerinden fidye alınmaz; dipnot 2 onlara yardım da edilmez. dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaatle ilgili ayetler Zümer 39:43-44. ayetleriyle birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Bakara 2:123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Bakara 2:123; En‘âm 6:164; İsrâ 17:15; ‘Ankebût 29:12; Lokmân 31:33; Fâtır 35:18; Zümer 39:7; Necm 53:38; Mümtehine 60:3.

Mustafa İslamoğlu

Hiç kimsenin hiç kimse adına hiçbir şey ödemeyeceği, kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kurtuluş akçesi alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün (dehşetinden) korunun!

Muhammed Esed

Ve hiçbir insanın ötekine en ufak bir yararının dokunmayacağı, hiç kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği Gün(ün mutlaka gelip çatacağı) bilinciyle yaşasanıza!

Ahmed Hulusi

Kimsenin kimseyi kurtarmak için bir şey ödeyemeyeceği süreçten korunun; (o süreçte) ne (birbirine) şefaat kabul edilir, ne fidye ödenerek biri kurtarılabilir ne de onlara yardım gelir.

Ali Bulaç

Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.

Ali Özek ve heyeti

Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefâat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.

Ali Rıza Safa

Ve kimsenin, kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, kimsenin ara buluculuğunun kabul edilmeyeceği, kimseden kurtulmalık alınmayacağı ve onlara yardım da edilmeyeceği günden sakının.

Bayraktar Bayraklı

Hiç kimsenin başkasına fayda veremeyeceği, şefaatin kabul edilmeyeceği, fidye alınmayacağı ve yardım yapılmayacağı bir günden sakınınız.

Edip Yüksel

Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Şefaat mitolojisi dünyanın birçok dininde yaygın bir inançtır. Şefaat "ikilemek" anlamına gelir. Allah'ı yeterli görmeyenler bunu putlaştırdıkları peygamberler ve velilerin kendilerini Din Gününde Allah'ın mahkemesinde "kurtarma" veya "aracılık ile kayırma" diye bir dini dogma uydurdular. * Şeytan yani Sapkın, Muhammed'in tüm ümmeti için şefaat edeceği yalanını müslümanların inancına sokmuştur. Kuran bu sapkın inancı reddeder; Muhammed hiç kimseyi kurtaramaz. Muhammed'in şefaat ederek kendilerini Allah'tan kurtaracaklarına inananlar, Muhammed'in ahiretteki biricik şikayetine muhatap olacak ve umdukları şefaat tam tersine gerçekleşecek (25:30). * Kuran'a göre şefaat, gerçeğe tanıklık etmekten ibarettir (20:109; 43:86; 78:38). * Her gün namazlarında okudukları Açılış (Fatiha) suresiyle sadece Allah'tan yardım isteyeceğine söz veren sözde müslümanların, namazdan hemen sonra, kendilerini işitmeyen, kendisine bile yarar ve zarar vermekten aciz olan Muhammed'den (39:30 ve 16:20, 21) yardım dilemeleri ne büyük bir çelişkidir! * Açılış suresinde geçen "Maliki yevmid-Din"; yani "Yargı gününün Sahibi" ifadesi, konuyu tek başına açıklamaya yeter (82:17-19). * Ayrıca 2:123, 254; 3:80; 5:109; 6:51; 6:70, 82, 94; 7:53; 9:80; 10:3, 18; 13:14-16; 19:87; 33:64-68; 34:23, 41; 39:3, 44; 43:86; 53:19-23; 74:48; 83:11 ayetlerine bakınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine birşey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve kimsenin kimseden bir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul olunmayacağı, kimseden fidyenin alınmayacağı ve kimsenin kurtarılamayacağı bir günden sakının!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve öyle bir günden korunun ki kimse kimseden bir şey ödeyemez, kimseden şefaat de kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, hem onlar kurtarılacak da değillerdir.

Erhan Aktaş

Öyle bir günden korunup sakının ki: Hiç kimse bir başkasına yardım edemez. Kimseden şefaat dipnot 1 kabul edilmez. Kimseden fidye de alınmaz. Kimseye yardım da edilmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir. Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyle bir günden korunup sakının ki: Hiç kimse bir başkasına yardım edemez. Kimseden şefaat dipnot 1 kabul edilmez. Kimseden fideye de alınmaz. Kimseye yardım da edilmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin şefaat edebileceğine inanmak kesinlikle şirktir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hiç kimsenin başkası adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden şefaatin dipnot 1 kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden korunup sakının.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an, "şefaat edilme" anlayışını ve inancını kesin olarak reddetmektedir. Kur'an'a göre, kesinlikle şefaat yoktur. Bu nedenle şefaatin varlığına inanan bir kimse Allah'a eş koşmuş sayılır.

Gültekin Onan

Kimsenin kimse yerine birşey ödeyemeyeceği, aracılık (şefaat) kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da edilmeyeceği bir günden sakının.

Hasan Basri Çantay

Ve öyle bir günden korkun ki (o günde) hiçbir kimse, hiçbir kimse namına bir şey ödeyemez. Ondan her hangi bir şefaat kabul olunmaz. Ondan bir fidye (bedel) alınmaz, onlara (Allahın azabından kurtulmak hususunda) yardım da edilmez.

İbni Kesir

Ve öyle bir günden korkun ki; o günde kimse, kimse için bir şey ödeyemez. Şefaat kabul edilmez. Fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.

Mehmet Alagaş

(47-50) Ey İsrailoğulları size nimet olarak verdiğim nimetleri hatırlayın, kesinlikle ben sizi alemlere üstün kıldım, bir kişinin başka bir kişiye herhangi bir karşılık veremeyeceği , herhangi bir aracılığın kabul edilmeyeceği , herhangi bir bedelin alınmayacağı ve herhangi yardımın görülemeyeceği O günden sakının. Sizi bir vakit firavun ailesinden kurtardık , size kötü bir azap uyguluyordu, oğullarınızı boğazlıyor kadınlarınızı diri / sağ bırakıyorlardı. (Kadınların rahimlerinde çocuk aradıkları ve bulduklarını aldıkları söylenir) İşte bunda, çok büyük olan Rabbinizden bir sınama vardı, o zaman sizin için denizi ayırdık, sizi kurtardık, firavun ailesini boğduk ve siz de bakıyordunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) bir şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

Süleyman Ateş

Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, kimsenin cezasını çekmez (borcunu ödemez); kimseden şefaat (aracılık, iltimas) da kabul edilmez; kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım yapılmaz.

Süleymaniye Vakfı

Kimsenin kimseden bir şeyi savamayacağı, dipnot 1 kimsenin şefaatinin dipnot 2 kabul edilmeyeceği, kimseden (kurtuluşu için) bir bedel alınmayacağı dipnot 3 ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği dipnot 4 bir gün konusunda yanlış yapmaktan sakının!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Şefaat, birine yardımcı olmak veya birinden bir şey istemek için onunla bir araya gelmektir. Daha çok saygın ve üst derecede olan birinin alt derecede olan birini yanına alması anlamında kullanılır. İyi veya kötü bir işte bir başkasıyla yardımlaşmak da şefaat sayılır (Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir yani yardım edip destek olabilirler (Nisa 4/85). Ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/123, 255, En'am 6/51, Secde 32/4, İnfitar 82/17-19).
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat dipnot 1 kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredat). Ayet, mahşer günü kimseye şefaat edilmeyeceğini açıkça bildirmektedir. Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaate (birinden destek alma hakkına) sahip olamayacaktır." (Meryem 19/86-87) İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir.

Şaban Britch

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

Şaban Piriş

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve korkun o günden ki, hiç bir benlik bir başka benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiç bir benlikten şefaat kabul edilmez, hiç bir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And guard yourselves against the horror, the Day when no soul shall be allowed to pay the debt owed to Allah by another, nor shall humble intercession be accepted from any one on behalf of another, nor shall the equivalent in ransom pay for the expiation of the guilt of another nor shall any tutelary protector, other than Allah, be a very present help in the inevitable trouble"

Abdul Haleem

Guard yourselves against a Day when no soul will stand in place of another, no intercession will be accepted for it, nor any ransom; nor will they be helped.

Abdullah Yusuf Ali

Then guard yourselves against a day when one soul shall not avail another nor shall intercession be accepted for her, nor shall compensation be taken from her, nor shall anyone be helped (from outside).

Abul A'la Maududi

Fear the Day when no one shall avail another, when no intercession will be accepted, when no one will be ransomed, and no criminal will receive any help. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A major reason for the degeneration of the Israelites was the corruption of their beliefs about the After that since they were related to those venerable saints and pious men who had dedicated themselves entirely to the service of God in the past, the, would be forgiven by the grace of those great men. They believed that once they had bound themselves firmly to those men of God, it would become impossible for God to punish them. Such false reliance made them negligent of true religious piety and enmeshed them in a life of sin and wickedness. Hence, as well as reminding the Children of Israel of God's favour upon them, it was necessary to refute all the false ideas which they cherished.

Aisha Bewley

Have fear of a Day when no self will be able to compensate for another in any way. No intercession will be taken from it, no ransom taken from it, and none will be helped.

Al-Hilali & Khan

And fear a Day (of Judgement) when a person shall not avail another, nor will intercession be accepted from him nor will compensation be taken from him nor will they be helped.

Ali Quli Qarai

Beware of the day when no soul shall compensate for another, neither any intercession shall be accepted from it, nor any ransom shall be received from it, nor will they be helped.

Amatul Rahman Omar

And guard yourself against (the agony of) the day when no human being shall avail another in anyway, nor an intercession be accepted on anyone's behalf, nor any compensation be taken from them, nor will they be helped.

Arthur John Arberry

and beware of a day when no soul for another shall give satisfaction, and no intercession shall be accepted from it, nor any counterpoise be taken, neither shall they be helped.

Bijan Moeinian

Beware of the day that no one can be of help to anyone else, no intercession will be accepted, no ransom can be paid for the guilty one nor is any help available.

E. Henry Palmer

Fear the day wherein no soul shall pay any recompense for another soul, nor shall intercession be accepted for it, nor shall compensation be taken from it, nor shall they be helped.

Edip-Layth

Beware of a day where no person can avail another person, nor will any intercession be accepted from it, nor will any ransom be taken, nor will they have supporters.

George Sale

Dread the day wherein one soul shall not make satisfaction for another soul, neither shall any intercession be accepted from them, nor shall any compensation be received, neither shall they be helped.

Hamid S. Aziz

Fear the day wherein no soul shall pay any recompense for another soul, nor shall intercession be accepted for it, nor shall compensation be taken from it, nor shall they be helped.

Mahmoud Ghali

And protect yourselves against a Day (when) no self will recompense for another self in anything and no intercession will be accepted from it, nor any justice (i. e. compensation) be taken from it, neither will they be vindicated. (Or: granted victory)

Marmaduke Pickthall

And guard yourselves against a day when no soul will in aught avail another, nor will intercession be accepted from it, nor will compensation be received from it, nor will they be helped.

Mohamed Ahmed - Samira

Take heed of the day when no man will be useful to man in the least, when no intercession matter nor ransom avail, nor help reach them.

Muhammad Asad

and remain conscious of [the coming of] a Day when no human being shall in the least avail another, nor shall intercession be accepted from any of them, nor ransom taken from them, and none shall be succoured.

Mustafa Khattab

Guard yourselves against the Day on which no soul will be of help to another. No intercession[1] will be accepted, no ransom taken, and no help will be given.

Progressive Muslims

And beware of a Day where no soul can avail another soul, nor will any intercession be accepted from it, nor will any ransom be taken, nor will they have supporters.

Rashad Khalifa

Beware of the day when no soul can avail another soul, no intercession will be accepted, no ransom can be paid, nor can anyone be helped.

Sahih International

And fear a Day when no soul will suffice for another soul at all, nor will intercession be accepted from it, nor will compensation be taken from it, nor will they be aided.

Sam Gerrans

And be in prudent fear of a day no soul will avail a soul anything, nor will intercession be accepted from it, nor will compensation be taken from it; nor will they be helped.

Shabbir Ahmed

And beware of the Day when all actions will encounter Absolute Justice (and contrary to your thinking) no person will avail another, and neither intercession, nor any compensation will be accepted. And no one will be helped (except by their own actions).

Syed Vickar Ahamed

Then guard yourself against a Day when one soul shall be of no use to another nor shall intervention be accepted for her, nor shall any compensation be taken from her nor shall anyone be helped (from outside).

Taqi Usmani

and guard yourselves against a day when no one shall stand for anyone in anything, nor shall intercession be accepted on anyone’s behalf, nor shall ransom be taken from him, and neither shall any be given support.

The Monotheist Group

And beware of a Day when no soul can avail another soul, nor will any intercession be accepted from it, nor will any ransom be taken, nor will they have supporters.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩