Tevbe suresi

Tevbe suresi, 46. ayet

Tevbe suresi, 46. ayet. وَلَوْ أَرَادُوا۟ ٱلْخُرُوجَ لَأَعَدُّوا۟ لَهُۥ عُدَّةً وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ ٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

velev erâdü-lḫurûce lee`addû lehû `uddetev velâkin kerihe-llâhü-mbi`âŝehüm feŝebbeṭahüm veḳîle-ḳ`udû me`a-lḳâ`idîn.

Diyanet İşleri

Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, "Oturun, oturan acizlerle beraber" denildi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 43–49 · surenin 46. ayeti / 129
  1. Tevbe 43

    Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?

  2. Tevbe 44

    Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.

  3. Tevbe 45

    Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

  4. 46

    Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, "Oturun, oturan acizlerle beraber" denildi.

  5. Tevbe 47

    Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

  6. Tevbe 48

    Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.

  7. Tevbe 49

    Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. Yüce Allah cihaddan geri kalan münafıkların durumunu beyan ederek onların durumlarında, savaşa çıkma isteklerinin olmadığını gösteren ve ileri sürdükleri mazeretlerin asılsız olduğunu ortaya koyan birtakım deliller olduğunu ifade etmektedir. Çünkü gerçek mazeret, kulun bütün gücünü ortaya koyup savaşa çıkmanın sebeplerini gerçekleştirmeye çalışmakla birlikte dinen geçerli bir engel ile karşılaşan kimsenin mazeretidir. Kişi ancak bu şekilde mazur görülebilir. Bu münafıklara gelince “eğer onlar (savaşa) çıkmak isteselerdi, elbet bunun için bir hazırlık yaparlardı.” Gerekli hazırlıkları yapar ve imkânları ölçüsünde savaşa çıkma sebeplerini yerine getirirlerdi. Fakat onlar savaşa çıkmak için hazırlık yapmadıkların için onların savaşa çıkma niyetleri olmadığı anlaşılmış olmaktadır.

“Fakat Allah onların” sizinle birlikte gazaya “çıkmalarını hoş görmedi de onları” kader ve kazası gereği “alıkoydu.” Savaşa çıkma emrini vermek ve buna teşvik etmekle birlikte, yine bunu gerçekleştirme kudretini onlara bahşetmekle beraber hikmeti gereği onlara yardımcı olmamayı murad etti. Onları yardımsız bıraktı ve alıkoydu “ve kendilerine” savaşa çıkmamakta mazur olanlardan ve kadınlardan oluşan “oturanlarla beraber oturun, denildi.” Daha sonra Yüce Allah, bundaki hikmeti söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer onlar, Allah yolunda cihada çıkmak istediklerine dair iddialarında samimi olsalardı cihat için hazırlık yaparlardı. Fakat Allah; onların seninle çıkmalarını çirkin gördü de çıkmak onlara ağır geldi. Böylece (cihada çıkmak yerine) evlerinde oturmayı tercih ettiler.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve eğer
  2. أَرَادُوا۟ eradu isteselerdi kök: رود
  3. ٱلْخُرُوجَ l-huruce çıkmak kök: خرج
  4. لَأَعَدُّوا۟ leeaddu yaparladı kök: عدد
  5. لَهُۥ lehu onun için
  6. عُدَّةًۭ uddeten bir hazırlık kök: عدد
  7. وَلَـٰكِن velakin fakat
  8. كَرِهَ kerihe hoşlanmadı kök: كره
  9. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  10. ٱنۢبِعَاثَهُمْ nbiaasehum davranışlarından kök: بعث
  11. فَثَبَّطَهُمْ fesebbetahum ve onları durdurdu kök: ثبط
  12. وَقِيلَ ve kile ve denildi kök: قول
  13. ٱقْعُدُوا۟ k'udu oturun kök: قعد
  14. مَعَ mea beraber
  15. ٱلْقَـٰعِدِينَ l-kaidine oturanlarla kök: قعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: كره (41 geçiş)

    Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قعد (31 geçiş)

    "Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı)…

  • Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.

  • Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…

  • Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.

  • Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar (savaşa) çıkmak isteselerdi elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların katılmasını uygun görmedi ve onları geri bıraktırdı. Onlara "Oturanlarla (kadın ve çocuklarla) birlikte oturun!" dendi.

Mustafa İslamoğlu

Hem, eğer (gerçekten) sefere çıkmak isteselerdi elbet bir hazırlığa girişirlerdi; fakat Allah onların kalkış biçimlerini beğenmedi, bu yüzden de onları alıkoydu. Adeta onlara, "(Sefere ehil olmayıp) oturanlarla birlikte siz de oturun!" denildi.

Muhammed Esed

Çünkü, (gerçekten seninle sefere) çıkmak isteselerdi, elbette, bunun için bir hazırlık yaparlardı: zaten Allah onların kalkış tarzlarını beğenmedi ve bu yüzden onları (seferden) alıkoydu; Ve kendilerine: "Peki, (sizler de) evlerinizde oturun bakalım, (öteki) oturanlarla beraber" denildi.

Ahmed Hulusi

Eğer (onlar sefere) çıkmak dileselerdi elbette onun için bir hazırlıkları olurdu. Fakat Allah onların sefere çıkmalarını gereksiz gördü de, onları sefere çıkarttırmadı: "Oturun, oturanlarla beraber" denildi.

Ali Bulaç

Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.

Ali Özek ve heyeti

Eğer onlar (savaşa) çıkmak isteselerdi elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranışlarını çirkin gördü ve onları geri koydu; onlara «Oturanlarla (kadın ve çocuklarla) beraber oturun!» denildi.

Ali Rıza Safa

Çıkmak isteselerdi, bunun için kesinlikle hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, edimlerinden hoşlanmadığı için onları engelledi. Ve şöyle denildi: "Oturanlarla birlikte oturun!"

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlar savaşa çıkmak isteselerdi ona bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranışlarını çirkin gördü ve onları alıkoydu; onlara, "Aciz olanlarla beraber oturunuz" denildi.

Edip Yüksel

Savaşa çıkmayı istemiş olsalardı, onun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat ALLAH onların katkısını istemedi ve onları yüreksiz ve isteksiz yaptı. Kendilerine, "Oturanlarla birlikte oturun!" denildi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Savaşa çıkmayı istemiş olsalardı, onun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat ALLAH onların katkısını istemedi ve onları yüreksiz ve isteksiz yaptı. Kendilerine, "Oturanlarla birlikte oturun!" denildi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer cihada çıkmayı isteselerdi, mutlaka onun için hazırlık görürlerdi, fakat Allah, davranmalarını istemedi de onları alıkoydu ve: "Oturun, oturanlarla beraber!" denildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer cihada çıkmayı dileselerdi elbet onun için hazırlık görürlerdi, lakin davranmalarını Allah istemedi de onları alıkoydu ve oturun oturanlarla beraber denildi.

Erhan Aktaş

Eğer çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, onların davranışlarını kötü gördü de kendilerini alıkoydu ve onlara: "Oturanlarla beraber siz de oturun." denildi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, onların davranışlarını kötü gördü de kendilerini alıkoydu ve onlara: "Oturanlarla beraber siz de oturun." denildi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, onların davranışlarını kötü gördü de kendilerini alıkoydu ve onlara: "Oturanlarla beraber siz de oturun." denildi.

Gültekin Onan

Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Tanrı, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.

Hasan Basri Çantay

Eğer onlar (harbe) çıkmak isteselerdi elbet bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların davranmalarını çirkin gördü de kendilerini (korkaklıkları ve tenbellikleri yüzünden evlerinde) alıkoydu. Onlara: "Oturun oturanlarla beraber" denildi.

İbni Kesir

Eğer onlar çıkmak isteselerdi; elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların davranışlarını çirkin gördü de kendilerini alıkoydu. Ve: Oturun oturanlarla beraber, denildi.

Mehmet Alagaş

(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların davranışlarını kerih gördü de onları alıkoydu. "Geride kalanlarla (acizlerle) beraber oturun!" denildi.

Süleyman Ateş

Eğer (cihada) çıkmak isteselerdi, onun için bir hazırlık yaparladı. Fakat Allah, onların davranışlarından hoşlanmadığı için onları durdurdu: "Oturan(kadın ve çocuk)larla beraber oturun!" denildi.

Süleymaniye Vakfı

Eğer savaşa çıkmak isteselerdi kesinlikle bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah, tutum ve davranışlarından hoşlanmadı da üzerlerine bir ağırlık çökertti. Onlara: "(Savaşa gelemeyip) oturanlarla birlikte siz de oturun." denildi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah, tutumlarını çirkin buldu da onları bocalattı. Onlara: "Oturanlarla birlikte siz de oturun." denildi.

Şaban Britch

Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların davranışlarını kerih gördü de onları alıkoydu. "Geride kalanlarla (acizlerle) beraber oturun!" denildi.

Şaban Piriş

Eger savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, davranışlarını çirkin gördü de onları alıkoydu. 'Acizlerle beraber oturun.!' denildi.

Yaşar Nuri Öztürk

Sefere çıkmak isteselerdi elbette ki, bir sefer hazırlığına girişirlerdi. Ama Allah, harekete geçmelerini istemedi de onları yerlerine çiviledi ve "oturun, oturanlarla beraber" denildi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had they been disposed in mood and mind to obey such advice as Allah inclines them to propound, they would have made all preparations necessary for overpowering the assailant who is quick, skillful and deadly. But being fully aware of their innermost thoughts and of what their breasts forge, Allah disliked their participation in the campaign, and discouraged them and impelled them to the feeling of utter demoralization and it was decided that they join the stay-at-home.

Abdul Haleem

If they had really wanted to go out [to battle] with you, they would have made preparations, but God was loath to let them rise up and made them hold back. It was said, ‘Stay with those who stay behind.’

Abdullah Yusuf Ali

If they had intended to come out, they would certainly have made some preparation therefor; but Allah was averse to their being sent forth; so He made them lag behind, and they were told, "Sit ye among those who sit (inactive)."

Abul A'la Maududi

[9:46] Had they truly intended to march forth to fight, they would have certainly made some preparation for it. But Allah was averse to their going forth, so He made them lag behind, and they were told: "Stay behind with those that are staying behind."

Aisha Bewley

If they had really desired to go out, they would have made proper preparations for it, but Allah was averse to their setting out so He held them back and they were told: ‘Stay behind with those who stay behind. ’

Al-Hilali & Khan

And if they had intended to march out, certainly, they would have made some preparation for it; but Allâh was averse to their being sent forth, so He made them lag behind, and it was said (to them), "Sit you among those who sit (at home)."

Ali Quli Qarai

Had they desired to go forth, they would have surely made some preparations for it; but Allah was averse to arouse them, so He held them back, and it was said [to them], ‘Be seated with those who sit back. ’

Amatul Rahman Omar

If they had (really) intended to go forth they would certainly have made some preparations (for the expedition), but Allâh disliked their attending (to their duty) and He held them back and it was said (to them), `Remain back with those who stay behind. '

Arthur John Arberry

If they had desired to go forth, they would have made some preparation for it; but God was averse that they should be aroused, so He made them pause, and it was said to them, 'Tarry you with the tarriers. '

Bijan Moeinian

Had they really have any enthusiasm, they would have prepared themselves to go to the war. It was God Who resented their participation (for their lack of sincerity) and they were told to stay behind with those [children and women] who stay behind.

E. Henry Palmer

Had they wished to go forth, they would have prepared for it a preparation; but God was averse from their starting off, and made them halt, and they were told to sit with those who sit.

Edip-Layth

If they had gone with you then they would have taken all preparation for it, but God disliked their being sent forth, so He hindered them, and they were told: "Stay with those who have stayed."

George Sale

If they had been willing to go forth with thee, they had certainly prepared for that purpose a provision of arms and necessaries: But God was averse to their going forth; wherefore He rendered them slothful, and it was said unto them, sit ye still with those who sit still.

Hamid S. Aziz

Had they wished to go forth, they would certainly have prepared some equipment; but Allah was averse from their being sent forth, and held them back, and they were told "Sit you with the inactive (sedentary or passive). "

Mahmoud Ghali

And if they had been willing to go out (among you), they would indeed have made some preparation (Literally: prepared a preparation) for it; but Allah hated that they should be sent forth, so He discouraged them, and it was said to them, "Sit with the ones sitting back. ".

Marmaduke Pickthall

And if they had wished to go forth they would assuredly have made ready some equipment, but Allah was averse to their being sent forth and held them back and it was said (unto them): Sit ye with the sedentary!

Mohamed Ahmed - Samira

If they had intended to go out (to fight) they would surely have made preparations. But God did not like their setting forth, and they were held back and told: "Stay at home with those who stay behind."

Muhammad Asad

For, had they been [truly] desirous of setting out [with thee], they would surely have made some preparation therefor: but God was averse to their taking the field, and so He caused them to hold back when it was said, "[You may] stay at home with all [the others] who stay at home. "

Mustafa Khattab

Had they ˹really˺ intended to march forth, they would have made preparations for it. But Allah disliked that they should go, so He let them lag behind, and it was said ˹to them˺, "Stay with those ˹helpless˺ who remain behind."

Progressive Muslims

And if they had gone with you then they would have taken all precautions for it, but God disliked them coming forth, so He made them lag behind, and they were told: "Stay with those who have stayed. "

Rashad Khalifa

Had they really wanted to mobilize, they would have prepared for it thoroughly. But GOD disliked their participation, so He discouraged them; they were told, "Stay behind with those who are staying behind."

Sahih International

And if they had intended to go forth, they would have prepared for it [some] preparation. But Allah disliked their being sent, so He kept them back, and they were told, "Remain [behind] with those who remain."

Sam Gerrans

And had they wished to go forth, they would have made preparation for it. But God was averse to their being sent forth, and held them back, and it was said: “Sit with those that sit.”

Shabbir Ahmed

If they wanted to go forth, they would have made necessary preparation. Allah disliked their participation for their reluctance, and held them back. (The Prophet's permission had) said to them, "Stay behind with those who are sitting back."

Syed Vickar Ahamed

If they had wanted to come out, then truly they would have made some preparation for it; But Allah was against their being sent forth; So He made them fall behind, and they were told, "Sit among those who sit (inactive at home). "

Taqi Usmani

Had they wished to set out, they would have made some preparation for it, but Allah disliked their going forth, so He made them lag behind, and it was said to them, "Stay back with those who are staying back."

The Monotheist Group

And if they had wanted to go then they would have taken all precautions for it, but God disliked them coming forth, so He made them lag behind, and they were told: "Stay with those who have stayed."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩