Tevbe suresi

Tevbe suresi, 47. ayet

Tevbe suresi, 47. ayet. لَوْ خَرَجُوا۟ فِيكُم مَّا زَادُوكُمْ إِلَّا خَبَالًا وَلَأَوْضَعُوا۟ خِلَٰلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ ٱلْفِتْنَةَ وَفِيكُمْ سَمَّٰعُونَ لَهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

lev ḫaracû fîküm mâ zâdûküm illâ ḫabâlev veleevḍa`û ḫilâleküm yebgûnekümü-lfitneh. vefîküm semmâ`ûne lehüm. vellâhü `alîmüm biżżâlimîn.

Diyanet İşleri

Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 44–50 · surenin 47. ayeti / 129
  1. Tevbe 44

    Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.

  2. Tevbe 45

    Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

  3. Tevbe 46

    Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, "Oturun, oturan acizlerle beraber" denildi.

  4. 47

    Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

  5. Tevbe 48

    Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.

  6. Tevbe 49

    Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.

  7. Tevbe 50

    Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

47. “Eğer sizinle birlikte (savaşa) çıksalardı içinizde fesadı artırmaktan” yani cihad gücünüzün eksiltmekten “başka bir şey yapmazlardı ve mutlaka mutlaka sizi fitneye düşürme arzusuyla aranızı bozmaya çalışırlardı.” Aranızda fitneyi ve kötülüğü körüklemek için çalışır, birliğinizi dağıtmaya gayret ederlerdi. Onlar, aranızda fitne çıkartmaya ve düşmanlık sokmaya gayretle çalışırlardı.

“Aranızda” aklî güçleri zayıf olup “onlara kulak verecekler” onlara aldanarak çağrılarını kabul edecek kimseler “de vardır.” Bu durumda onlar sizi yardımsız bırakmaya, aranızda kötülükler yaymaya ve düşmanlarınızla savaşmaktan alıkoymaya son derece gayret ederlerken, üstelik aranızda da onların söylediklerini kabul edecek ve onlardan öğüt almak isteyecek kimseler de bulunurken eğer onlar, mü’minlerle birlikte savaşa çıksalardı onlara verecekleri sayısız zararı var sen hesap et! Gerçekten Yüce Allah'ın, onların mü’min kulları ile birlikte savaşa çıkmalarını engellemesi, mükemmel bir ilahî hikmet ve mü’min kulları için de büyük bir rahmettir. O, onlara fayda sağlamayacak, aksine zarar verecek unsurları aralarına katmamakla onlara büyük bir lütufta bulunmuştur.

“Allah zalimleri çok iyi bilendir.” O nedenle kullarına bu zalimlerden nasıl sakınacaklarını öğretir, onlarla içli dışlı olmaktan dolayı meydana gelecek çeşitli fesat ve kötülükleri de beyan eder.

Daha sonra Yüce Allah, bu münafıkların daha önceden birtakım kötülükler yapmaya kalkıştıklarını da hatırlatarak şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu münafıkların sizinle beraber cihada çıkmamaları, çıkmalarından daha hayırlıdır. Eğer sizinle beraber çıkmış olsalardı, size zelillik, bozgunculuk ve şüphe atmaktan başka bir şey katmazlardı. Yine sizi bölmek için saflarınızda laf taşımayı yaymak için çabalarlardı. -Ey Müminler!- Sizin içinizden onların yalan olarak yaydıkları şeylere kulak verip bunları kabul edip yayacak kimseler vardı. Böylece içinizde ayrılık meydana gelirdi. Allah Teâlâ, münafıklardan zalim olan kimselerin, Müminlerin arasında hileleri, şüpheleri yayan kimseler olduklarını bilendir.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَوْ lev eğer
  2. خَرَجُوا۟ haracu çıkmış olsalardı kök: خرج
  3. فِيكُم fikum sizin içinizde
  4. مَّا ma
  5. زَادُوكُمْ zadukum size bir katkıları olmazdı kök: زيد
  6. إِلَّا illa başka
  7. خَبَالًۭا habalen bozgunculuktan kök: خبل
  8. وَلَأَوْضَعُوا۟ veleevdeu ve hemen sokulurlardı kök: وضع
  9. خِلَـٰلَكُمْ hilalekum aranıza kök: خلل
  10. يَبْغُونَكُمُ yebgunekumu sizi düşürmek için kök: بغي
  11. ٱلْفِتْنَةَ l-fitnete fitneye kök: فتن
  12. وَفِيكُمْ ve fikum ve içinizde de vardı
  13. سَمَّـٰعُونَ semmaune kulak verenler kök: سمع
  14. لَهُمْ ۗ lehum onlara
  15. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  16. عَلِيمٌۢ alimun bilir kök: علم
  17. بِٱلظَّـٰلِمِينَ biz-zalimine zalimleri kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri…

  • Aynı kök: خبل (2 geçiş)

    Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler.…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki…

  • Aynı kök: خلل (13 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni…

  • Aynı kök: وضع (26 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde, ağızlarıyla "İnandık" diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Aranızda (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka hiçbir katkıları olmazdı ve mutlaka size (karşı) fitne (çıkarmak) isteyerek aranıza sokulurlardı. dipnot 1 İçinizde, onlara iyice kulak verenler de vardır. Allah zalimleri bilendir. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki [le evda‘û] fiilinin başında yer alan [lâ] edatı Neml 27:21'deki [le ezbehannehû] ifadesinde olduğu gibi [lâ] şeklinde yazılsa da manayı "pekiştirici" bir anlam verecek şekilde [le] diye okunmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet grubunda yani Tevbe 9:45-47'de münafıkların yalancılıkları ve döneklikleri üzerinde durulmakta ve müslümanların böylesi bir tavır içerisine girmemeleri gerektiğine dikkat çekilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Eğer sizinle birlikte sefere çıkmış olsalardı, sorun çıkarmaktan başka size bir katkıları olmayacaktı. Zira içinizden kendilerini can kulağıyla dinleyecek olanları görüp aranıza daha fazla fitme sokmak amacıyla saflarınıza daha bir sokulacaklardı: ama Allah o zalimleri çok iyi bilmektedir.

Muhammed Esed

Bu (münafıklar) sizinle beraber (siz ey inananlar) sefere çıksalar da, aranıza nifak sokmaktan başka bir şey yapmayacaklar ve içinizde kendilerine kulak verenler olduğunu görüp aranıza fitne sokmak amacıyla saflarınıza sokulacaklardı; ne var ki, Allah kötülük peşinde olanlar hakkında eksiksiz bilgi sahibidir.

Ahmed Hulusi

Eğer sizinle sefere çıksalardı, size dertten başka katkıları olmayacaktı. Mutlaka fitne arzulayarak aranıza sokulurlardı. . . İçinizde onları dinleyenler var. Allah zalimleri (Esma'sıyla onların hakikati olarak) Bilen'dir.

Ali Bulaç

Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Allah, zulmedenleri bilir.

Ali Özek ve heyeti

Eğer içinizde (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı, içinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir.

Ali Rıza Safa

Sizinle birlikte çıksalardı, bozgunculuk yapmaktan başka katkıları olmayacaktı. Çünkü sizi birbirinize düşürmek için aranıza katılacaklardı. Üstelik aranızdan, onlara kulak verenler vardı. Allah, haksızlık yapanları zaten bilir.

Bayraktar Bayraklı

Şayet onlar sizinle beraber savaşa çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve fitne çıkarmak için aranıza koşarlardı. İçinizde onlara kulak verenler vardır. Allah, haksızlık yapanları bilir.

Edip Yüksel

Sizinle çıksalardı, size yalnız karışıklık katarlardı, aranıza fitne ve çekişme sokarlardı. İçinizde de onlara kulak verenler var. ALLAH zalimleri çok iyi Bilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizinle çıksalardı, size yalnız karışıklık katarlardı, aranıza fitne ve çekişme sokarlardı. İçinizde de onlara kulak verenler var. ALLAH zalimleri çok iyi Bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer içinizde çıkmış olsalardı, bozgunculuk çıkarmaktan başka bir faydaları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek maksadıyla aralarınıza saldıracaklardı. İçinizde onları dinleyecekler de vardı. Allah o zalimleri bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer içinizde çıkmış olsalardı bozgunluk etmekten başka bir faideleri olmıyacak ve sizi fitneye uğratmak maksadiyle aralarınıza saldıracaklardı, içinizde de onları dinliyecekler vardı, Allah o zalimleri bilir

Erhan Aktaş

Eğer sizinle çıksalardı, bozgunculuktan başka bir şey yapmazlardı; sizi fitneye düşürmek için koşuştururlardı. İçinizde, onlara kulak verecekler de olurdu. Kuşkusuz Allah, zalimleri en iyi bilendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer sizinle çıksalardı, bozgunculuktan başka bir şey yapmazlardı; sizi fitneye düşürmek için koşuştururlardı. İçinizde, onlara kulak verecekler de olurdu. Kuşkusuz Allah, zalimleri en iyi bilendir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer sizinle çıksalardı, bozgunculuktan başka bir şey yapmazlardı; sizi fitneye düşürmek için koşuştururlardı. İçinizde, onlara kulak verecekler de olurdu. Kuşkusuz Allah, zalimleri en iyi bilendir.

Gültekin Onan

Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Tanrı, zulmedenleri bilir.

Hasan Basri Çantay

Eğer içinizde onlar da (savaşa) çıksalardı sizde şer ve fesadı artırmakdan başka bir şey yapmazlar, aranıza muhakkak ki fitne sokmak isteyerek (bozgunculuğa) koşarlardı. İçinizde onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah o zaalimleri çok güzel bilendir.

İbni Kesir

Eğer onlar da aranızda çıksalardı size şer ve fesadı arttırmaktan başka bir şey yapmazlar ve aranıza muhakkak bir fitne sokmak isteyerek koşarlardı. İçinizde onlara iyice kulak verenler de var. Allah; zalimleri çok iyi bilendir.

Mehmet Alagaş

(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.

Rowwad Tercüme Merkezi

Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda (koğuculuk yaparak) koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah zalimleri bilendir.

Süleyman Ateş

Sizin içinizde (sefere) çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı. Sizi birbirinize düşürmek için hemen aranıza sokulurlardı, içinizde de onlara kulak verenler vardı. Allah zalimleri bilir.

Süleymaniye Vakfı

Zaten sizinle birlikte çıksalardı, kafanızı karıştırma dışında bir katkıları olmazdı. Bir de aranıza girer, kesinlikle fitne dipnot 1 fesat çıkarmaya çalışırlardı. İçinizde onlara kulak verenler vardır. Allah o zalimleri bilir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizinle birlikte çıksalardı, kafanızı karıştırma dışında bir katkıları olmazdı. Aranıza girer, fitne çıkarmaya çalışırlardı. İçinizde onlara kulak verecek olanlar vardır. Allah yanlış yapanları bilir.

Şaban Britch

Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda (koğuculuk yaparak) koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah zalimleri bilendir.

Şaban Piriş

Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, ancak sizi bozmaya çalışırlar ve fitneye düşürmek için aranıza sokulurlardı. İçinizde onlara kulak kabartanlar vardır. Allah zalimleri bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Aranızda sefere çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacaktı; sizi fitneye uğratmak isteğiyle aranıza sokulacaklardı. İçinizde onlara gerçekten kulak verecekler de vardı. Alah, zalimleri iyice biliyor.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had they joined you in battle, they would have caused discord and hastened to sow dissension, slander and thoughts of sedition among you, And among you are attentive hearers who bow down their ears to them. Allah is 'Alimun of all the wrongful of actions.

Abdul Haleem

They would only have given you trouble if they had gone out [to battle] with you: they would have scurried around, trying to sow discord among you, and some of you would willingly have listened to them- God knows exactly who does evil.

Abdullah Yusuf Ali

If they had come out with you, they would not have added to your (strength) but only (made for) disorder, hurrying to and fro in your midst and sowing sedition among you, and there would have been some among you who would have listened to them. But Allah knoweth well those who do wrong.

Abul A'la Maududi

[9:47] Had they gone forth with you, they would have only added to your trouble, and would have run about in your midst seeking to stir up sedition among you, whereas there are among you some who are prone to lend ears to them. Allah knows well the wrong-doers.

Aisha Bewley

If they had gone out among you, they would have added nothing to you but confusion. They would have scurried about amongst you seeking to cause conflict between you, and among you there are some who would have listened to them. Allah knows the wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

Had they marched out with you, they would have added to you nothing except disorder, and they would have hurried about in your midst (spreading corruption) and sowing sedition among you - and there are some among you who would have listened to them. And Allâh is the All-Knower of the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers).

Ali Quli Qarai

Had they gone forth with you, they would have only added to your troubles, and they would have surely spread rumours in your midst, seeking to cause sedition among you. They have some spies among you, and Allah knows best the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

Had they set forth with you (O believers!) they would have only added to your trouble, and they would have moved about hurriedly in your midst seeking to create disruption among you, and there are some spies in your midst who would have listened to them on their (- your enemies) behalf. And Allâh is Well-Aware of these wrong-doers.

Arthur John Arberry

Had they gone forth among you, they would only have increased you in trouble, and run to and fro in your midst, seeking to stir up sedition between you; and some of you would listen to them; and God knows the evildoers.

Bijan Moeinian

If they had marched with you, they would not have created nothing but trouble for you. They would have created created confusions and disputes. There would have been some, among you, who would have listened to them. God knows very well those who are unjust to their souls.

E. Henry Palmer

Had they gone forth with you they would but have made you more trouble, and they would have hurried about amongst you craving a sedition; amongst you are some who would have listened to them; but God knows those who are unjust!

Edip-Layth

Had they come out with you they would have added nothing but disorder, and they would have hurried about seeking a test among you. There are some amongst you who listen to them. God is aware of the wicked.

George Sale

If they had gone forth with you, they had only been a burden unto you, and had run to and fro between you, stirring you up to sedition; and there would have been some among you, who would have given ear unto them: An God knoweth the wicked.

Hamid S. Aziz

Had they gone forth with you they would have made you naught but more trouble, and they would have hurried about amongst you creating a sedition; and amongst you are some who would have listened to them; but Allah knows those who are evil-workers.

Mahmoud Ghali

And if they had gone out among you, in no way would they have increased you except in confusion, and would indeed have hurried about amidst you inequitably seeking to stir up sedition (Or: temptation) between you; and (some of) you are constant listeners to them; and Allah is Ever-Knowing of the unjust. .

Marmaduke Pickthall

Had they gone forth among you they had added to you naught save trouble and had hurried to and fro among you, seeking to cause sedition among you; and among you there are some who would have listened to them. Allah is Aware of evil-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

Had they gone out with you, they would only have been a hindrance and let loose confusion among you to create discord; for there are some in your midst who spy for them. But God knows who are the wicked.

Muhammad Asad

Had these [hypocrites] set out with_ you, [O believers,] they would have added nothing to you save the evil of corruption, and would surely have scurried to and fro in your midst, seeking to stir up discord among you, seeing that there are in your midst such as would have lent them ear: but God has full knowledge of the evildoers.

Mustafa Khattab

Had they gone forth with you ˹believers˺, they would have been nothing but trouble for you, and would have scrambled around, seeking to spread discord in your midst. And some of you would have eagerly listened to them. And Allah has ˹perfect˺ knowledge of the wrongdoers.

Progressive Muslims

Had they come out with you they would have added nothing but disruption, and they would have hurried about seeking to cause for you an ordeal; and there are some amongst you who listen to them. God is aware of the wicked.

Rashad Khalifa

Had they mobilized with you, they would have created confusion, and would have caused disputes and divisions among you. Some of you were apt to listen to them. GOD is fully aware of the transgressors.

Sahih International

Had they gone forth with you, they would not have increased you except in confusion, and they would have been active among you, seeking [to cause] you fitnah. And among you are avid listeners to them. And Allah is Knowing of the wrongdoers.

Sam Gerrans

Had they gone forth with you, they would have increased you only in ruin, and been active in your midst seeking means of denial for you; and among you are eager listeners to them; and God knows the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

Even if they had gone forth they would have only caused trouble and run to and fro seeking sedition among you. In your ranks are some apt to listen to them and in your ranks are spies of the enemy. Allah knows the wrongdoers.

Syed Vickar Ahamed

If they had come out with you, they would not have added to your (strength) but only (have created) disorder, going here and there in your middle and causing rebellion among you, and there would be some from you who would listen to them. But Allah knows well those who do wrong.

Taqi Usmani

And had they set out with you, they would have added nothing for you but trouble, and would have run around in your midst seeking mischief against you. Still, among you there are those who spy for them. Allah is aware of the wrongdoers.

The Monotheist Group

Had they gone with you they would have added nothing except disruption, and they would have hurried about seeking to cause for you an ordeal; and there are some among you who listen to them. God is aware of the wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 47. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 47. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 47. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩