Diyanet İşleri
Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 49. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ٱئْذَن لِّى وَلَا تَفْتِنِّىٓ أَلَا فِى ٱلْفِتْنَةِ سَقَطُوا۟ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ
veminhüm mey yeḳûlü-'ẕel lî velâ teftinnî. elâ fi-lfitneti seḳaṭû. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.
Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sefere çağrı ve ağırdan alanlar Tevbe 38–49 3
Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, "Oturun, oturan acizlerle beraber" denildi.
Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde, Allah'ın dini galip geldi.
Onlardan "Bana izin ver, beni fitneye (isyana) sevk etme" diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Şüphesiz ki cehennem, kafirleri elbette kuşatacaktır.
Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.
De ki: "Bizim başımıza ancak, Allah'ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü'minler, yalnız Allah'a güvensinler."
De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
49. Yani bu münafıklar arasından cihaddan geri kalmak için izin isteyen ve şaşılacak başka bir mazeret belirten kimseler de vardır ki bunlar şöyle derler: “Bana” geri kalmak için “izin ver” ve savaşa çıkararak “beni fitneye düşürme!” “Çünkü ben savaşa gidecek olursam Bizanslıların kadınlarını görürüm de onlara karşı kendimi tutamam.” Nitekim el-Ced b. Kays böyle demişti. Onun asıl maksadı ise riyakarlık ve münafıklık idi. O dili ile: Benim niyetim güzel ve iyidir; çünkü benim savaşa çıkmama, fitneye düşmeme sebep olur ve ben kötülüğe maruz kalırım. Çıkmayışım ise esenlikte kalmama ve kötülükten uzak olmama vesile olacaktır, diyordu.
Yüce Allah ise bu sözün yalan olduğunu beyan ederek: “Bilin ki onlar zaten fitnenin ortasına düşmüşlerdir” buyurmaktadır. Bu sözü söyleyenin maksadının samimi ve doğru olduğunu kabul etsek dahi savaştan geri kalmak büyük bir fesat, gerçekleşmesi kesin ve büyük bir fitnedir. Zira bu, Allah’a ve Rasûlüne isyan, oldukça büyük bir günaha ve büyük bir vebale karşı da cüretkârlıktır. Savaşa çıkmanın sebep olacağı kötülük ise geri kalmaya nispetle oldukça azdır ve böyle bir kötülüğün gerçekleşmesi de bir varsayımdan ibarettir. Bununla birlikte bu sözü söyleyenin, savaştan geri kalmaktan başka bir maksadı da yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah onları şöyle tehdit etmektedir: “Şüphe yok ki cehennem, kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.” Onların bu cehennemden kurtuluşları, kaçışları, yakalarını ondan kurtarmaları ve uzaklaşmaları mümkün olmayacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Münafıklar asılsız özürler ile senden özür dileyip şöyle derler: "-Ey Allah'ın resulü!- Bana cihattan geri kalmam için izin ver, seninle cihada çıkmak yükünü yükleme ki, düşman olan -Rumların- kadınlarının fitnesi sebebiyle bana bir günah isabet etmesin." Hayır! Onlar iddia ettiklerinden daha büyük bir fitneye düşmüşlerdir. İşte o fitne nifaktır ve savaştan geri kalmaktır. Muhakkak ki cehennem, kıyamet günü kâfirleri kuşatacaktır. Ondan hiç kimse kurtulamayacak ve hiç kimse ondan bir kaçış bulamayacaktır.
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri…
Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?
Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: سقط (8 geçiş)
Gaybın anahtarları yalnızca O'nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan öylesi de var ki: "Bana izin ver; beni fitneye düşürme!" der. Dikkat edin! Onlar zaten fitneye düşmüşlerdir. dipnot 1 Şüphesiz ki cehennem, kâfirleri mutlaka kuşatıcıdır.
Onlardan kimileri de "İzin ver bana, beni günaha sokma!" der. Şu işe bakın ki, baştan ayağa günaha gömüldüler: Üstelik, nankörlükte ısrar edenler bir de cehennem tarafından kuşatılacaktır.
Ve onların arasında, "(Evde kalmam için) bana izin ver; beni böylesine çetin bir sınava sokma!" diyen (niceleri) vardı. Ama işte (tam da böyle bir istekte bulunmakla sınavı zaten başından kaybetmiş ve) kötülüğün ayartısına yenik düşmüş oldular; ve (bunun bir sonucu olarak da) bilin ki, cehennem, hakkı tanımaktan kaçınanların hepsini er geç kuşatacaktır.
Onlardan bazısı: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" der. . . Dikkat edin, fitnenin ta içindedirler zaten! Muhakkak ki Cehennem (yanma şartları), hakikat bilgisini inkar edenleri (Esma'sıyla onların hakikati olarak) ihata eder!
Onlardan bir kısmı: "Bana izin ver ve beni fitneye katma" der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir. Hiç şüphesiz cehennem, o inkar edenleri mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır.
Onlardan öylesi de var ki: «Bana izin ver, beni fitneye düşürme» der. Bilesiniz ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdir. Cehennem, kâfirleri mutlaka kuşatacaktır.
Aralarından kimileri, "Bana izin ver ve beni sıkıntıya sokma!" derler. İyi bilmelisin ki, sıkıntının içine düşmüşlerdir. Kuşkusuz, nankörlük edenleri, kesinlikle cehennem kuşatacaktır.
Onlardan, "Bana izin ver, beni denemeye kalkma!" diyenler vardır. Dikkat ediniz ki, onlar zaten denenmektedirler. Cehennem, inkarcıları kuşatmıştır.
Onlardan bazıları, "Bana izin ver, beni sıkıntıya sokma" diyor. Onlar zaten bu tavırlarıyla sıkıntının içine düşmüşlerdir; kafirleri cehennem kuşatmaktadır.
Onlardan bazıları, 'Bana izin ver, beni sıkıntıya sokma,' diyor. Onlar zaten bu tavırlarıyla sıkıntının içine düşmüşlerdir; kafirleri cehennem kuşatmaktadır.
İçlerinden: "Aman bize izin ver, başımı derde sokma!" diyen de var. Bilmiş ol ki, asıl kendileri derde düştüler ve kesinlikle cehennem kafirleri kaplayacaktır.
İçlerinden "aman bana izin ver, başımı derde sokma" diyen de var. Bilmiş ol ki derde asıl kendileri düştüler ve her halde Cehennem kaplar elbette kafirleri
Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme. dipnot 1 " der. İyi bilmiş ol ki, onlar, fitneye düşmüşlerdir. Cehennem onları kuşatacaktır.
Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme. dipnot 1 " der. İyi bilmiş ol ki, onlar, fitneye düşmüşlerdir. Cehennem onları kuşatacaktır.
Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme. dipnot 1 " der. İyi bilmiş ol ki, onlar, fitneye düşmüşlerdir. Cehennem onları kuşatacaktır.
Onlardan bir kısmı: "Bana izin ver ve beni fitneye katma" der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir. Hiç şüphesiz cehennem, o kafirleri mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır.
Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye (isyana ve muhaalefete) düşürme" diyeceklerdir. Haberin olsun ki onlar zaten fitne çukuruna düşmüşlerdir. Cehennem ise o kafirleri her halde ve her halde çepçevre kuşatıcıdır.
Onlardan kimi de: Bana izin ver, beni fitneye düşürme, der. İyi bilin ki; onlar fitne içine düşmüşlerdir. Ve muhakkak ki cehennem, kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.
(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.
Onlardan: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme!" diyenler vardır. Bilin ki onlar fitneye düşmüşlerdi. Cehennem ise, o kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.
İçlerinden öylesi var ki: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" der. İyi bilin ki, onlar zaten fitneye düşmüşlerdir. Cehennem de kafirleri kuşatacaktır.
Onlardan kimi de "Bana izin ver de başımı sıkıntıya sokma dipnot 1 " der. Bil ki onlar, zaten sıkıntı içindedirler. Cehennem, kafirleri /ayetleri görmezlikte direnenleri elbette kuşatacaktır.
Onlardan kimi de "Bana müsaade et de başım belaya girmesin" der. Bil ki, onlar belanın içine zaten düşmüşlerdir. Alevli ateş, görmezlik eden o kafirleri elbette kuşatacaktır.
Onlardan: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme!" diyenler vardır. Bilin ki onlar fitneye düşmüşlerdi. Cehennem ise o kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır.
Onlardan: -Bana izin ver, beni fitneye düşürme, diyenler vardır. Haberiniz olsun ki onlar zaten fitne çukuruna düşmüşlerdir. Cehennem ise o kafirleri çepeçevre kuşatacaktır.
İçlerinden bazısı: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme." der. Dikkat edin, fitnenin ta içine kendileri düşmüşlerdir. Ve cehennem o nankörleri elbette çepeçevre kuşatacaktır.
Among them is he who asks you O Muhammad to exempt him from participating in the expedition lest he succumbs to temptation; He says to you: "Exempt me from this obligation and do not let me fall into temptation". Indeed, into error and impiety, into temptation and turmoil, into insurgency and insurrection of ignorance and into persecution by Heaven have they fallen, and Hell besets the infidels who deny Allah.
Some of them said, ‘Give me permission to stay at home: do not trouble me.’ They are already in trouble: Hell will engulf the disbelievers.
Among them is (many) a man who says: "Grant me exemption and draw me not into trial." Have they not fallen into trial already? and indeed Hell surrounds the Unbelievers (on all sides).
[9:49] And among them is he who says: "Grant me leave to stay behind, and do not expose me to temptation." Lo! They have already fallen into temptation. Surely Hell encompasses the unbelievers.
Among them are there some who say, ‘Give me permission to stay. Do not put temptation in my way.’ Have they not fallen into that very temptation? Hell hems in the kafirun.
And among them is he who says: "Grant me leave (to be exempted from Jihâd) and put me not into trial." Surely, they have fallen into trial. And verily, Hell is surrounding the disbelievers.
Among them there are some who say, ‘Give me leave, and do not put me to temptation. ’ Look! They have already fallen into temptation and indeed hell besieges the faithless.
And among these (hypocrites) are those who said (to you), `Grant us leave (to stay behind) and spare us the trial. ' Behold! they have already fallen into the trial. And certainly Gehenna encompasses the disbelievers (for punishing them).
Some of them there are that say, 'Give me leave and do not tempt me. ' Have not such men fallen into temptation? And surely Gehenna encompasses the unbelievers.
One of them came to you saying: "Let me stay behind and do not subject me to the temptation (of seeing beautiful Roman women and then committing a sin!)" Such a person is already tempted and encircled by the Hellfire.
Of them are some who say, 'Permit me, and do not try me!' Have they not fallen into the trial already, but hell shall encompass the misbelievers.
Some of them say, "Grant me leave, and do not test me." But it is in the test that they have indeed fallen, and hell is surrounding the ingrates.
There is of them who saith unto thee, give me leave to stay behind, and expose me not to temptation. Have they not fallen into temptation at home? But hell will surely encompass the unbelievers.
Of them are some who say, "Grant me exemption, and draw me not into trial (or temptation (of the beauty of the enemy women))" Have they not fallen into the trial already, but Hell surrounds the disbelievers.
And of them is he who says, "Give me permission (i. e., permission to be excused from fighting) and do not tempt me." Verily they have already fallen down into temptation; and surely Hell is indeed encompassing the disbelievers..
Of them is he who saith: Grant me leave (to stay at home) and tempt me not. Surely it is into temptation that they (thus) have fallen. Lo! hell verily is all around the disbelievers.
And (many a one) there is among them who says: "Allow me (to stay back at home), and put me not on trial. " Surely they have put themselves on trial already, and Hell will enclose the unbelievers from all sides.
And among them there was [many a one] who said, " Grant me permission [to remain at home], and do not put me to too hard a test!" Oh, verily, [by making such a request] they had [already failed in their test and] succumbed to a temptation to evil: and, behold, hell will indeed encompass all who refuse to acknowledge the truth!
There are some of them who say, "Exempt me and do not expose me to temptation."[1] They have already fallen into temptation. And Hell will surely engulf the disbelievers.
And from them are those who Say: "Grant me leave, and do not test me. " But it is in the test that they have indeed fallen, and Hell is surrounding the rejecters.
Some of them would say, "Give me permission (to stay behind); do not impose such a hardship on me." In fact, they have thus incurred a terrible hardship; Hell is surrounding the disbelievers.
And among them is he who says, "Permit me [to remain at home] and do not put me to trial. " Unquestionably, into trial they have fallen. And indeed, Hell will encompass the disbelievers.
And among them is he who says: “Grant thou me leave, and subject thou me not to means of denial.” Save into the means of denial have they fallen; and Gehenna encompasses the false claimers of guidance.
Of them is he who says, "Grant me leave, and draw me not into trial. " Have they not fallen into trial already? In fact, Hell is all around the disbelievers.
And among them is (many) a man who says: "Grant me exemption and do not bring me into trial. " Surely, are they not in trial already? And truly Hell is (all) around the disbelievers.
And among them there is one who says, "Allow me (to stay behind) and do not expose me to an ordeal."Look! They have already fallen into an ordeal, and certainly Jahannam (the Hell) has the disbelievers encircled.
And from them are those who say: "Grant me leave, and do not test me." But it is in the test that they have indeed fallen, and Hell is surrounding the rejecters.