Diyanet İşleri
İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 75. ayet. وَمِنْهُم مَّنْ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنْ ءَاتَىٰنَا مِن فَضْلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
veminhüm men `âhede-llâhe lein âtânâ min faḍlihî leneṣṣaddeḳanne velenekûnenne mine-ṣṣâliḥîn.
İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar Tevbe 73–80 3
Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va'detti. Allah'ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.
Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!
Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resulü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.
Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.
Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.
Allah'ın, içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini ve Allah'ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
75. “Onlardan bazısı da” yani bu münafıklar arasından: “Eğer bize lütfundan ihsan ederse” dünyalıklardan bize bol bol verirse “andolsun ki sadaka vereceğiz ve kesinlikle salihlerden olacağız” akrabalık bağlarını gözeteceğiz, misâfire ikramda bulunacağız, hak yoluna yardımcı olacağız, güzel ve salih işlerde bulunacağız, “diyerek Allah’a söz vermiş” kimseler vardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Münafıklardan şöyle diyerek Yüce Allah'a söz verenler oldu: "Eğer Allah bize lütfundan verirse muhtaç olan kimselere vereceğiz ve amelleri düzgün olan salih kimselerden olacağız."
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice…
Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir.…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Allah, kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O, çok bağışlayandır, şükrün…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile…
Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan kimi de "(Allah) lütfundan bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve (özü sözü) iyilerden olacağız!" diye Allah'a söz vermişti.
Hem, onlar arasında "Eğer O'nun bağışladıklarından bize de bir şeyler düşerse, elbet biz de hayır hasenat için harcar, böylece biz de iyiler arasına karışmış oluruz!" diye Allah'a yemin edenler var.
Ve onlar arasında, "Doğrusu, eğer Allah bize cömertliğinden (bir şeyler) bahşederse, kuşkusuz biz de hayır için harcar (sadaka verir) ve hiç kuşkusuz dürüst ve erdemli kimselerden oluruz!" diye Allaha yemin edenler var.
Onlardan kimi de Allah'a vaatte bulundu: "Eğer bize fazlından verirse, andolsun ki kesinlikle sadaka vereceğiz ve elbette salihlerden olacağız. "
Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah'a ahdetmiştir.
Onlardan kimi de, «Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz sâlihlerden olacağız!» diye Allah'a and içti.
Oysa onlardan kimisi, Allah'a, şöyle söz vermişlerdi: "Kendi lütfundan bize verirse, kesinlikle karşılıksız yardımda bulunuruz ve kesinlikle erdemli olanlar arasında oluruz!"
Onlardan kimi de, "Eğer Allah, lütfundan bize de verirse elbette sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız" diye Allah'a and içti.
Hatta bazıları, "Bize lütfundan verirse, paramızı yardım için harcayacağız ve dürüst insanlardan olacağız" diye ALLAH'a söz verdiler.
Hatta bazıları, 'Bize lütfundan verirse, paramızı yardım için harcayacağız ve dürüst insanlardan olacağız,' diye ALLAH'a söz verdiler
Yine onlardan bir takımı "Allah bize bol lütufta bulunursa mutlaka zekatını veririz ve dürüstlerden oluruz!" diye söz vermişlerdi.
Yine onlardan kimi de Allaha şöyle ahdetmişlerdi: "eğer bize fadlından ihsan ederse her halde zekatını veririz ve her halde salihinden oluruz"
Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden dipnot 1 olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.
Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden dipnot 1 olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.
Onlardan kimi de, "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden dipnot 1 olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.
Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Tanrı'ya ahdetmiştir.
İçlerinden kimi de Allaha (şöyle) ahdetmişdi: "eğer bize lütf-ü, kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını vereceğiz, muhakkak saalihlerden olacağız".
İçlerinden kimi de: Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse; andolsun ki, muhakkak tasadduk edeceğiz ve muhakkak salihlerden olacağız, diye Allah'a ahdetmişlerdi.
(73-79) Ey Nebi, kafirler ve münafıklarla cihat et, onlara sert / kaba davran, onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü dönüş yeridir. Allah için demediklerine dair yemin ederler, oysa kesin olan şu ki küfür kelimesini dediler ve teslim olmalarından sonra kafir oldular, ulaşamadıkları / nail olamadıkları şeye yeltendiler, Allah’ın ve Resulünün fazlından onları zengin etmesi onların intikam almalarının nedeniydi , eğer hemen tövbe ederlerse onlar için hayırlıdır, eğer yüz çevirirlerse, Allah onlara acıtıcı bir azapla hem dünyada hem ahirette azap eder, arz da onlar için ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Onlardan birileri Allah’a eğer ki maddi ve manevi hazinesinden bize verirse kesinlikle bağlı kalacağız ve salihlerden olacağız diye söz vermişlerdi. Ardından onlara fazlından verdi, onunla ilgili cimrilik ettiler, yüz döndüler, sırt çevirdiler. Allah’a ve O’na verdikleri söze muhalif olmalarından / ters davranmalarından ve yalanlıyor olmalarından dolayı onların kalplerini O’nunla buluşacakları güne kadar nifaka döndür dü, Muhakkak ki Allah ’ın, gizlediklerini ve fısıldadıklarını bildiğini bilmiyorlar mı? Muhakkak ki Allah gaybları en iyi bilendir. Müminlerden gönüllü olarak sadakalar verenlere ve çabası dışında verecek bir şey bulamayanlara laf atarak laf atıp onlarla dalga geçenler, Allah’ta o nlarla dalga geçer, onlara acıtıcı bir azap vardır , onlar için bağışlanma dile yahut onlar için bağışlanma dileme, onlar için yetmiş kez de bağışlanma dilesen dahi Allah onları bağışlamayacaktır, bu onların Allah’ı ve O’nun Resulünü yok saymaları nedeniyledir, Allah yoldan çıkmış topluluğu rehberlik edip te yola iletmez. Allah’ın Resulün tersine / hilafına makatları üzere oturup geri kalanlar sevindiler / ferahladılar, Allah yolunda malları ile kendileri ile ceht etmeyi hoş karşılamadılar, bu sıcakta yerinizden ayrılmayın, de ki c ehennem ateşinin harareti daha şiddetlidir, keşke anlasalardı , o halde kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.
İçlerinde; "Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız." diye O’na söz verenler vardır.
Kimileri de: "Eğer Allah, lutfundan bize verirse elbette sadaka vereceğiz ve yararlı insanlardan olacağız!" diye Allah'a and içtiler.
Onların içinde "Eğer bize lütfundan verirse elbette biz de sadaka verir, iyilerden oluruz." diye Allah'a söz verenler de vardır.
İçlerinden bir kısmı da Allah'a şöyle söz vermişlerdi: "Bize cömertçe verirsen elbette zekat(sadaka) vereceğiz ve iyilerden olacağız."
İçlerinde; "Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız" diye O’na söz verenler vardır.
İçlerinde 'Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız.' diye O'na and verenler vardır.
İçlerinden bazıları da Allah'a şöyle ant içti: "Eğer Allah, lütfundan bize verirse, elbette sadaka dağıtacağız ve elbette iyilik ve barış için çalışanlardan olacağız."
Among them were some whose vows were pledged to Allah that if His grace abounded in them, they would give in benevolence and spend in divine service and be of those whose deeds are printed with wisdom and Piety!
There are some among them who pledged themselves to God, saying, ‘If God gives us some of His bounty, we shall certainly give alms and be righteous,’
Amongst them are men who made a covenant with Allah, that if He bestowed on them of His bounty, they would give (largely) in charity, and be truly amongst those who are righteous.
[9:75] Some of them made a covenant with Allah: "If Allah gives us out of His bounty, we will give alms and act righteously."
Among them there were some who made an agreement with Allah: ‘If He gives us of His bounty we will definitely give sadaqa and be among the righteous. ’
And of them are some who made a covenant with Allâh (saying): "If He bestowed on us of His Bounty, we will verily give Sadaqâh (Zakât and voluntary charity in Allâh’s Cause) and will be certainly among those who are righteous."
Among them are those who made a pledge with Allah: ‘If He gives us out of His grace, we will surely give the zakāt and we will surely be among the righteous. ’
Some among them are those who made a covenant with Allâh (saying), `If He grants us of His bounty we would most assuredly give alms and be certainly of the righteous (after reforming ourselves).
And some of them have made covenant with God: 'If He gives us of His bounty, we will make offerings and be of the righteous. '
Some of them pledged: "If the Lord increases our income, we will gladly contribute to the charity and lead a righteous life. "
And of them are some who make a treaty with God, that 'If He bring us of His grace, we will give alms and we will surely be among the righteous. '
Some of them pledged to God: "If He gives us from His bounty, then we will acknowledge and we will be amongst the reformed."
There are some of them who made a covenant with God, saying, verily if He give us of his abundance, we will give alms, and become righteous people.
And of them are some who make a treaty with Allah, saying, "If He give us of His bounty, we will give alms and become of the righteous. "
And of them are the ones who covenanted with Allah, "If He bring us of His Grace, indeed we will definitely donate (i. e., give alms) and indeed we will definitely be of the righteous.".
And of them is he who made a covenant with Allah (saying): If He give us of His bounty we will give alms and become of the righteous.
Some of them made a covenant with God: "If You give us in Your bounty we shall give alms and be upright. "
And among them are such as vow unto God, "If indeed He grant us [something] out of His bounty, we shall most certainly spend in charity, and shall most certainly be among the righteous!"
And there are some who had made a vow to Allah: "If He gives us from His bounty, we will surely spend in charity and be of the righteous."
And from them are those who pledged to God: "If He gives us from His bounty, then we will believe and we will be amongst the upright. "
Some of them even pledged: "If GOD showered us with His grace, we would be charitable, and would lead a righteous life."
And among them are those who made a covenant with Allah, [saying], "If He should give us from His bounty, we will surely spend in charity, and we will surely be among the righteous. "
And among them is he who made a covenant with God: “If He gives us of His bounty, we will give charity and be among the righteous.”
And among them are those who promise Allah, "If He gives us of His Bounty we will certainly spend in charity and will certainly become of the righteous, the ones who help others. "
And among them are men who made a promise with Allah, that if He granted to them from His bounty, they would give (substantially) in charity, and be truly from those who are righteous.
And among them there are those who made a pledge with Allah: "If He gives us (wealth) out of His grace, then, surely we shall give alms and shall be among the righteous."
And from them are those who pledged to God: "If He gives us from His bounty, then we will believe and we will be among the upright."