Tevbe suresi

Tevbe suresi, 60. ayet

Tevbe suresi, 60. ayet. إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلْفُقَرَآءِ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْعَٰمِلِينَ عَلَيْهَا وَٱلْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلْغَٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

inneme-ṣṣadeḳâtü lilfüḳarâi velmesâkîni vel`âmilîne `aleyhâ velmüellefeti ḳulûbühüm vefi-rriḳâbi velgârimîne vefî sebîli-llâhi vebni-ssebîl. ferîḍatem mine-llâh. vellâhü `alîmün ḥakîm.

Diyanet İşleri

Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 57–63 · surenin 60. ayeti / 129

Konu Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar Tevbe 60–72 3

  1. Tevbe 57

    Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşarak oraya kaçarlardı.

  2. Tevbe 58

    İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.

  3. Tevbe 59

    Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz yalnız Allah'a rağbet eder (O'nun ihsanını ister)iz" deselerdi, kendileri için daha hayırlı olurdu.

  4. 60

    Sadakalar (zekatlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  5. Tevbe 61

    Yine onlardan peygamberi inciten ve "O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır" diyen kimseler de vardır. De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah'a inanır, mü'minlere inanır (güvenir). İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Allah'ın Resulünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır."

  6. Tevbe 62

    Sizi razı etmek için, Allah'a yemin ederler. Eğer gerçekten mü'min iseler (bilsinler ki), Allah ve Resulü'nü razı etmeleri daha önceliklidir.

  7. Tevbe 63

    Allah'a ve Resulüne karşı gelen kimseye, içinde ebedi kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu, büyük bir rezilliktir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

60. “Sadakalar” yani zekâtlar, çünkü müstehab olan sadakanın belli kimselere tahsis edilmesi söz konusu değildir, herkese verilebilir “ancak” sözü edilen şu kimselere verilir, onlardan başkasına verilmez. Çünkü Yüce Allah, zekâtların sadece burada sözü edilen sekiz ayrı kesime verilebileceğini belirtmiştir ki bunlar şunlardır:

1, 2- Fakirler ve yoksullar (miskinler): Burada fakir ve miskin birbirinden farklı iki ayrı kesimdir. Fakir; miskinden daha ileri derecede ihtiyaç sahibidir. Çünkü Yüce Allah, öncelikle fakirleri söz konusu etmektedir. Böyle bir durumda ise ancak daha önemli olan başa alınır. Fakir; hiçbir şey bulamayan yahut da kendisine yetecek miktarın yarısından daha azını bulabilen kimse şeklinde açıklanırken; miskin/yoksul, ihtiyacının yarısını ve ondan fazlasını bulmakla birlikte yeterli miktarın tümünü bulamayan kimse şeklinde açıklanmıştır. Çünkü kendisine yetecek miktarın tümünü bulacak olursa zengin olur. İşte bu iki kesime fakirlik ve yoksulluklarını ortadan kaldıracak miktarda zekâttan pay verilir.

3- Zekat işinde çalışanlara: Bunlar, zekâtı muhafaza etmek, zekât vermesi gerekenlerden zekâtı toplamak, zekât olarak alınan hayvanların çobanlığını yapmak yahut zekâtı taşımak, yazıcılığını yapmak vb. gibi zekât ile ilgili herhangi bir iş ve faaliyette bulunan herkestir. İşte bunlara da çalışmaları dolayısı ile işlerinin karşılığı olan ücret zekat malından verilir.

4- Kalpleri (İslam’a) ısındırılmak istenenler (el-muellefetu kulûbuhum): Kalbi ısındırılmak istenen kimseler, kavmi arasında sözü dinlenen efendiler olup ya İslâm’a girmesi umulan yahut kötülüğünden endişelenilen ya da ona yapılacak bağış ile imanının güçlenmesi beklenen veya kendisine verilen zakat sebebiyle onun konumundakilerin İslâm’a girmesi yahut da zekât vermeleri umulan kişilerdir. İşte böylelerine bu tür bir ısındırmayı ve maslahatı gerçekleştirecek miktarda zekâttan pay verilir.

5- Köleler: Bunlar, efendilerinden hürriyetlerini satın almak üzere sözleşme (mukâtebe akdi) yapmış kölelerdir. Bunlar kendilerini kölelikten kurtaracak kadar malı elde etmek için çalışırlar. İşte bu gibi kimselere zekâttan pay verilerek yardımcı olunur. Kâfirlerin hapsi/esareti altında olan müslüman bir kimsenin kurtarılması da bunun kapsamına -hem de daha öncelikli olarak- girer. Yine zekat malından köle azat etmek de caizdir. Çünkü bu da Yüce Allah’ın: “kölelere” buyruğunun kapsamı içerisindedir.

6- Borçlular: Bunlar iki kısımdır. Bir kısmı insanların arasını düzeltmek için borca girmiş olanlardır. Bu kişi iki grup insan arasındaki mevcut anlaşmazlık ve fitneyi kaldırıp onların aralarını düzeltmek için aracılık yaparak onlardan birisine veya hepsine mal bağışında bulunur. İşte bu durumdaki bir kimseye de bu gibi işlere daha çok gayrette bulunması amacıyla ve azmini güçlendirmek için -zengin dahi olsa- zekâttan bir pay verilir. İkinci tür borçlu ise kendi adına borç almakla birlikte daha sonra ödemekte zorlanan kimsedir. İşte böyle bir kimseye de borcunu ödeyecek miktar verilir.

7- Allah yolunda olan gaziler: Bunlar herhangi bir şekilde divana tâbi olmayan (devletten asker olarak maaş almayan) gönüllü gazilerdir. Bunlara da gazalarına yardımcı olacak şekilde silah yahut binek bedeli ya da kendisinin ve çoluk çocuğunun nafakasını karşılayacak şekilde zekâttan pay verilir ki kendisini cihada verebilsin ve bu konuda içi rahat olun.

Fukahadan pek çok kimse şöyle demektedir: Çalışıp kazanma gücü olmakla birlikte bir kimse kendisini ilim talebine adamışsa ona da zekâttan pay verilir. Çünkü ilim de Allah yolunda cihadın kapsamına girmektedir. Yine fukahânın dediğine göre farz haccı ifa etmesi için fakir bir kimseye de zekâttan pay verilebilir. Ancak bu görüş tartışmaya açıktır.

8- Yolda kalmışlar: Bunlar, kendi memleketlerinde bulunmayan ve yolculuk sırasında muhtaç düşen yabancılardır. Bu gibi kimselere de zekâttan kendilerini memleketlerine ulaştıracak kadar bir pay verilir.

İşte zekâtın sadece kendilerine verileceği sekiz grup bunlardır. “Bu, Allah tarafından belirlenmiş bir farzdır.” Allah bunu ilim ve hikmetine göre takdir ve tayin edip farz kılmıştır. “Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.”

Şunu da belirtelim ki bu sekiz sınıf iki grup altında toplanabilir: Birincisi, fakir, yoksul vb. kimselerde olduğu gibi bizatihi kendi ihtiyacı ve menfaati dolayısı ile zekâttan pay alanlar, ikincisi de kendisine ihtiyaç duyulduğu ve İslâm’ın kendisinden fayda sağladığı kimseler.

Yüce Allah’ın zenginlerin mallarında zekâtı farz kılması, İslâm’ın ve müslümanların özel ve genel ihtiyaçlarını sağlamak içindir. Eğer zenginler şeriata uygun bir şekilde mallarının zekâtını verecek olurlarsa, hem müslümanlar arasında fakir kimse kalmayacaktır hem de İslâm devletinin sınırlarını korumak ve kâfirlere karşı cihad etmek için gerekli olan mallar elde edilecektir ki bu sayede de bütün dinî maslahatlar tahakkuk edecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Farz olan zekâtlar; ancak görev yahut meslekleri sebebiyle mal sahibi olan fakat kendilerine yetmeyen ve bu durumları hususunda da kendilerine dikkat edilmeyen fakirler, hiçbir şeye sahip olmayan ve durumları yahut sözleri sebebiyle halleri diğer insanlara gizli olmayan miskinler, devlet idarecisinin zekât mallarını toplaması için görevlendirdiği kimseler, Müslüman olmaları için kendilerine zekât malından verilen kâfirler yahut imanlarının kuvvetlenmesi için imanı zayıf olan kimseler veya kötülüklerinin savuşturulması için verilen kimseler içindir. Özgürlüklerini kazanmaları için kölelere, israf ve masiyet olmaksızın borçlarını ödeyecek bir şey bulamayan kimselere, Allah yolunda cihat eden mücahitlerin hazırlanması ve nafakası biten ve bundan dolayı yolda kalmış kimselere verilir. Zekât mallarının sadece bu kimseler ile sınırlı olması Allah Teâlâ'dan bir farzdır. Yüce Allah, kullarının yararına olan şeyleri hakkıyla bilen, idare etmesinde ve dininde hikmetli olandır.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّمَا innema şüphesiz ancak
  2. ٱلصَّدَقَـٰتُ s-sadekatu sadakalar (zekatlar) kök: صدق
  3. لِلْفُقَرَآءِ lilfukara'i fakirlere mahsustur kök: فقر
  4. وَٱلْمَسَـٰكِينِ velmesakini ve düşkünlere kök: سكن
  5. وَٱلْعَـٰمِلِينَ vel'aamiline ve çalışan memurlara kök: عمل
  6. عَلَيْهَا aleyha onlar üzerinde
  7. وَٱلْمُؤَلَّفَةِ velmu'ellefeti ve ısındırılacak olanlara kök: الف
  8. قُلُوبُهُمْ kulubuhum kalbleri kök: قلب
  9. وَفِى ve fi
  10. ٱلرِّقَابِ r-rikabi ve kölelere kök: رقب
  11. وَٱلْغَـٰرِمِينَ velgarimine ve borçlulara kök: غرم
  12. وَفِى ve fi
  13. سَبِيلِ sebili ve yoluna kök: سبل
  14. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  15. وَٱبْنِ vebni ve oğluna (yolcuya) kök: بني
  16. ٱلسَّبِيلِ ۖ s-sebili yol (yolcuya) kök: سبل
  17. فَرِيضَةًۭ ferideten bir farz olarak kök: فرض
  18. مِّنَ mine -tan
  19. ٱللَّهِ ۗ llahi Allah- kök: اله
  20. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  21. عَلِيمٌ alimun bilendir kök: علم
  22. حَكِيمٌۭ hakimun hüküm ve hikmet sahibidir kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رقب (24 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: الف (22 geçiş) · Ortak kavram: Kalp · Ortak kavram: Hikmet

    (62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların…

  • Aynı kök: رقب (24 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk) · Ortak kavram: Hikmet

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

  • Aynı kök: رقب (24 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti,…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Ortak kavram: Kalp · Ortak kavram: Hikmet

    O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla…

  • Aynı kök: فقر (14 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da…

  • Aynı kök: فقر (14 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından…

  • Aynı kök: فقر (14 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sadakalar Allah'tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, kalpleri (İslam'a) ısındırılmış olanlara, (özgürleşmek isteyen) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara, yolcuya mahsustur. Allah bilendir, doğru hüküm verendir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet "sadaka" özelinde bütün infak türlerinin farz olduğunu ve sekiz grup insana verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır. Sadaka vermek sanıldığı gibi sünnet değil, farzdır. Sadaka da zekât da Tevbe 9:103, İsrâ 17:26, Rûm 30:38, Zâriyât 50:19 ve Me‘âric 70:24-25'te belirtildiği gibi "maldan" verilmelidir; konunun sadece "kâra" indirgenmesi doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü "infak bir iman kurumudur; imkanla sınırlı değildir." İmanı olan herkesin infakı da olur, olmalıdır. Unutulmamalıdır ki "sadaka, bir müminin imanındaki sadakatinin görüntüsüdür;" asla ve asla hafife alınmamalı, geçiştirilmemeli ve görmezlikten gelinmemelidir.

Mustafa İslamoğlu

Zekatlar yalnızca yoksullara ve düşkünlere, bu işi yapan görevlilere ve kalpleri kazanılacak kimselere, özgürlükleri elinden alınanlar ve borç yükü altında ezilenler için, Allah yolunda gösterilen her türlü faaliyet ve yolda kalmışlar için verilir: bu Allah'ın koyduğu bir kuraldır. Ve Allah her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet sahibidir.

Muhammed Esed

Allah için sunulan şeyler, yalnızca yoksul ve düşkünler, bu konuyla ilgilenen görevliler, kalpleri kazanılacak olan kimseler içindir; ve insanları boyunduruklarından kurtarmak için; ve borçlarını ödeyemeyecek durumda olanlar için; ve Allah uğruna girişilebilecek her türlü çaba için ve yolda kalmış kimseler için: bu, Allahtan (uyulması zorunlu) bir yönergedir; çünkü Allah, doğru hüküm ve hikmetle yön gösteren mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.

Ahmed Hulusi

Sadakalar Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullar, düşkünler, sadaka işleri ile ilgili çalışanlar, İslam'a yönlendirilmek istenenler, köleler, borçlular, Allah yolunda (harcama) ve yolcular içindir. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

Ali Bulaç

Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalbleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Özek ve heyeti

Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm'a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Karşılıksız yardımlar, Allah'tan bir yükümlülük olarak; yoksullar, düşkünler, bu konuda çalışan görevliler, yürekleri ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmişler, borçlular, Allah'ın yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Sadakalar/zekatlar Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, zekat memurlarına, gönülleri ısındırılmış olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolda kalana/toplumun bitirilemeyen işlerine aittir. Allah hakkıyla bilen, işini yerli yerince yapandır.

Edip Yüksel

Sadakalar, ALLAH'tan bir yükümlülük olarak, yoksullara, düşkünlere, bu konuda çalışan görevlilere, sempatizanlara, kölelerin özgürlüğü için, borçlulara, ALLAH yoluna ve yolda kalmışlara verilmeli. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sadakalar, ALLAH'tan bir yükümlülük olarak, yoksullara, düşkünlere, bu konuda çalışan görevlilere, sempatizanlara, kölelerin özgürlüğü için, borçlulara, ALLAH yoluna ve yolda kalmışlara verilmeli. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sadakalar, ancak fakirler, miskinler, zekat toplama görevlileri, kalpleri islamiyete ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar içindir. Allah tarafından kesin olarak böyle farz edildi. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sadakalar ancak şunlar içindir: fukara, mesakin, onun üzerine me'mur olanlar, müellefetülkulub, rakabeler hakkında borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar, Allah tarafından kat'i olarak böyle farz buyuruldu, ve Allah alimdir, hakimdir

Erhan Aktaş

Sadakalar dipnot 1 , Allah'tan bir farz olarak dipnot 2 ; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere, dipnot 3 kalpleri kazanılacak kimselere, dipnot 4 rikab olanlara, dipnot 5 borçlulara, Allah yoluna ve yol oğluna dipnot 6 aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hak gözetirlik; sahip olduğumuz mal üzerinde başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, başkalarının sahip olduğumuz mal üzerindeki hakkıdır. Sadaka, malın şükrüdür. Allah'ın bize verdiklerine şükretmek, sözle değil, sadaka vermekle olur. Bu ayete göre sadaka vermek farzdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Zorunlu yükümlülük.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sadaka işi ile görevli olanlara.
  4. metne dön, dipnot 4
    Gönülleri İslam'dan yana olduğu halde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çıkmazda olanlara.
  5. metne dön, dipnot 5
    Boyunduruk altında bulunan köle ve cariyelerden özgürlüğüne kavuşmak isteyenlere. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı (köle) olan kimseler için kullanılmaktadır.
  6. metne dön, dipnot 6
    "İbnu's-sebil," deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, kara yolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmektir, yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yollardan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı, "yolda kalanlar" değil, bütün varlığı ile "Allah yolunda" çalışmayı seçmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Diğer bir anlamı da yaptığı herhangi bir şeyi imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sadakalar dipnot 1 , Allah'tan bir farz olarak dipnot 2 ; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere dipnot 3 , kalpleri kazanılacak kimselere dipnot 4 , rikab olanlara dipnot 5 , borçlulara, Allah yoluna ve yol oğluna dipnot 6 aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hak gözetirlik; sahip olunan malda başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, kişinin sahip olduğu mal üzerinde, başkalarına ait olan haklardır. Maldan çıkarılan, verilen şey demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Zorunlu yükümlülük.
  3. metne dön, dipnot 3
    Sadaka işi ile görevlendirilmişlere.
  4. metne dön, dipnot 4
    Gönülleri İslam'dan yana olduğu halde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çıkmazda olanlara.
  5. metne dön, dipnot 5
    Boyunduruk altında bulunan ve özgürlüğüne kavuşmak isteyen kimse. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Sözcük anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir.
  6. metne dön, dipnot 6
    "İbnu's-sebili, " deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmek yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yoldan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı "yolda kalanlar" değil, büyün varlığı ile "Allah yolunda" çalışma yolunu tercih etmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Ayrıca yaptığı bir şeyi imkansızlık nedeni yarım kalmış kimselere de denmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sadakalar dipnot 1 , Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere dipnot 2 , kalpleri kazanılacak kimselere dipnot 3 , kölelere dipnot 4 , borçlulara, Allah yoluna ve yolda kalmışlara dipnot 5 aittir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hak gözetirlik; sahip olunan mal üzerinde başkasının hakkını gözetmek. Yardım etmek. Sadaka, başkalarının, sahip olunan mal üzerindeki haklarıdır. Maldan çıkarılan, verilen şey demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sadaka işi ile görevlendirilmişlere.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gönülleri İslam'dan yana olduğu halde ekonomik sıkıntılar nedeniyle çıkmazda olanlara.
  4. metne dön, dipnot 4
    Kölenin, özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak için, ona yardım etmek.
  5. metne dön, dipnot 5
    Yaptığı işi yarım kalmışlara. Bütün benliği ve varlığı ile kendilerini Allah yoluna adamış olanlara.

Gültekin Onan

Sadakalar, -Tanrı'dan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Tanrı yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Sadakalar, Allahdan bir farz olarak, ancak fakirlere, miskinlere, (sadakaların) üzerine me'mur olanlara, kalbleri (müslümanlığa) alışdırılmak istenenlere, kölelere, esirlere, (borcundan fazla nisaabı olmayan) borçlulara, Allah yolunda (harcamıya) ve yol oğluna (ya'ni memleketinde zengin bile olsa meşru' bir maksadla seyr-ü sefer ederken muhtac kalmış olan yolculara) mahsusdur. Allah hakkıyle bilendir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

İbni Kesir

Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak; ancak fakirler, miskinler, sadaka üzerinde memur olanlar, kalbleri ısındırılanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğruna sarfedilir. Ve Allah; Alim' dir, Hakim'dir.

Mehmet Alagaş

(53-60) De ki gönüllü yahut zorlanarak harcayın / infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir, siz kesinlikle yoldan çıkmış topluluk oldunuz , o nların infaklarının kabul edilmesine engel olan şey , Allah’ı ve Resul’ünü örtbas etmeleri / yok saymaları, namazı tembellik etmeden / üşenmeden yerine getirmemeleri ve hoşlanarak infak etmemeleri nedenleriyledir. Onların malları ve evlatları seni cezbetmesin / imrendirmesin, muhakkak ki Allah, onlarla (mal ve evlatlarla) onlara dünya hayatında azap etmek istiyor, kafir olarak kendi ruhlarının çıkmasını istiyor. Sizden olduklarına dair yemin ediyorlar, onlar sizden değiller, onlar ödlek / korkak toplulukturlar, şayet bir sığınak veya mağara veya bir delik bulurlarsa topluca oraya yönelirler. Onlardan birileri de sadakalar konusunu dillerine doluyorlar, O sadakalar verilirse hoşlanırlar, eğer verilmezse de öfkelenir kızarlar , keşke, Allah’ın ve Resul’ünün verdiklerine razı olsalardı ve Allah bize yeterli gelir, ilerde Allah ve O’nun Resulü O’nun maddi ve manevi hazinesinden bize verecektir, kesinlikle bizim rağbetimiz / talebimizin yönü Allah’adır deselerdi , s adakalar Allah’ın farziyeti gereği olarak, fakirlerindir, miskinlerindir, sadakaların elde edilmesi için çalışanlarındır, kalpleri ısındırılacak olanlarındır, boyunduruk altındakilerin / köle olanlarındır, borçlu olanlarındır, Allah yolu içindir, yolda olanlar (göçmenler) içindir, Allah bilendir hâkimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sadakalar/zekâtlar, Allah’tan bir farz olarak fakirler, miskinler, onu toplayan memurlar, kalpleri (İslam’a) ısındırılanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda (cihad edenler) ve yolda kalanlar içindir. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

Süleyman Ateş

Sadakalar, (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, onlar üzerinde çalışan (zekat toplayan) memurlara, kalbleri (İslam'a) ısındırılacak olanlara, kölelik altında bulunanlara, borçlulara, Allah yoluna ve yolcuya mahsustur (toplanan zekat, ancak bu sayılanlara verilir). Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Sadakalar dipnot 1 sadece fakirlere, miskinlere dipnot 2 , sadaka işinde çalışanlara dipnot 3 ve müellefe-i kuluba /kalpleri ısındırılacak olanlara dipnot 4 verilir. Bir de boyunduruk altındakilere dipnot 5 , borçlulara dipnot 6 , Allah yolunda dipnot 7 ve yolculara dipnot 8 harcanmak üzere ayrılır. Bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sadaka, sadakati gösteren bir vergidir. Müslüman olsun olmasın, nisap miktarı malı olan her vatandaştan alınır (Tevbe 9/103). Müslüman onu, Allah'ın emrine sadakatini göstermek için verdiğinden onun açısından zekat olur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Fakir muhtaç durumda olan, miskin ise işsiz ve çaresiz kalan kişidir. Nebimiz şöyle demiştir: "Miskin bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen değil, ihtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhari, "Zekat", 53; Müslim, "Zekat", 101; Ebu Davud, "Zekat", 23; Nesai, "Zekat", 78)
  3. metne dön, dipnot 3
    Bunlar, vergi işinde çalışanlardır. Sadece vergiyi toplayanlar değil, güven ve tatmin ortamının oluşması için çalışan kamu görevlileri de bu kapsama girer (Tevbe 9/103). Onların maaşları da sadakadan verilir.
  4. metne dön, dipnot 4
    "Müellefe-i kulub" gönülleri ısındırılan kişilerdir. Nebimiz Huneyn Savaşından sonra Mekke'nin liderlerinden Safvan b. Ümeyye'ye bir miktar mal vermişti. Safvan dedi ki: O benim en fazla kin duyduğum kişiydi ama bana mal vermeye devam etti ve en çok sevdiğim kişi oldu. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 153)
  5. metne dön, dipnot 5
    Rikab, hürriyetini kaybetmiş kişilerdir (Müfredat). Esir düşen kişiler savaşa katılanlara ganimetten bir pay olarak dağıtılırlar ki savaşa katılanlar onlardan fidyelerini alıp serbest bıraksınlar. Fidye alınmadan da serbest bırakılabilirler (Muhammed 47/4). Elindeki esiri fidyesiz serbest bırakmak istemeyenlere bu fondan ödeme yapılarak esirler hürriyetlerine kavuşturulurlar. Esir veya başka ülkelerde hapse düşmüş ama elinde imkanı olmayanlara da bu fondan ödeme yapılarak kurtulmaları sağlanır.
  6. metne dön, dipnot 6
    Bu, fakir olmadıkları halde borçlarını ödeyemeyenler için kurulan fondur. Mesela birinin bir işletmesi vardır, borçlanmıştır. Orayı satsa borcunu ödeyebilir ama o zaman da işsiz kalır. Bu gibi kimselerin ödeme gücünün olmadığı tespit edilirse borçları bu fondan ödenir ki işleri bozulmasın.
  7. metne dön, dipnot 7
    Bu, savaş başta olmak üzere Allah'ın emrine uygun olarak onun yolunda yapılacak bütün kamu harcamaları için kurulan fondur (Bakara 2/190 ve 195, Enfal 8/60).
  8. metne dön, dipnot 8
    İnsani ilişkilerin ve ticari hayatın gelişmesi için yolların yapılmasına ve oralarda güvenle hareket etmeye ihtiyaç olur (Nahl 16/112). Yolcuların ihtiyaçları, yol yapımı ve yol güvenliği için yapılan harcamalar bu fondan karşılanır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Zekatlar (Sadakalar) sadece fakirler, çaresizler, bu işte çalışanlar dipnot 1 ve kalpleri ısındırılanlar dipnot 2 içindir. Bir de esirler, borçlular, Allah yolunda çalışanlar ve yolda kalanlar uğrunda harcanır. Bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Allah bilir, doğru kararlar verir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sadaka toplama ve dağıtma işini meslek edinmiş müminler, kamu görevlilieri
  2. metne dön, dipnot 2
    İslam dinine kalpleri ısındırılanlar

Şaban Britch

Sadakalar/zekatlar, Allah’tan bir farz olarak fakirler, miskinler, onu toplayan memurlar, kalpleri (İslam’a) ısındırılanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda (cihad edenler) ve yolda kalanlar içindir. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

Şaban Piriş

Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak fakirler, düşkünler, onu toplayan memurlar, kalpleri (İslam'a) ısındırılanlar, köle ve esirler, borçlular, Allah yolunda ve yolda kalanlar içindir. Allah alimdir, hakimdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sadakalar/zekat malları Allah'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Zakat is but a vehicle of prayers; it is due only to:

Abdul Haleem

Alms are meant only for the poor, the needy, those who administer them, those whose hearts need winning over, to free slaves and help those in debt, for God’s cause, and for travellers in need. This is ordained by God; God is all knowing and wise.

Abdullah Yusuf Ali

Alms are for the poor and the needy, and those employed to administer the (funds); for those whose hearts have been (recently) reconciled (to Truth); for those in bondage and in debt; in the cause of Allah; and for the wayfarer: (thus is it) ordained by Allah, and Allah is full of knowledge and wisdom.

Abul A'la Maududi

[9:60] The alms are meant only for the poor and the needy and those who are in charge thereof, those whose hearts are to be reconciled, and to free those in bondage, and to help those burdened with debt, and for expenditure in the Way of Allah and for the wayfarer. This is an obligation from Allah. Allah is All-Knowing, All-Wise.

Aisha Bewley

Zakat is for: the poor, the destitute, those who collect it, reconciling people’s hearts, freeing slaves, those in debt, spending in the Way of Allah, and travellers. It is a legal obligation from Allah. Allah is All-Knowing, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

As-Sadaqât (here it means Zakât ) are only for the Fuqarâ’ (poor), and Al-Masâkin [1] (the poor) and those employed to collect (the funds), and to attract the hearts of those who have been inclined (towards Islâm), and to free the captives, and for those in debt, and for Allâh’s Cause (i.e. for Mujahidûn - those fighting in a holy battle), and for the wayfarer (a traveller who is cut off from everything); a duty imposed by Allâh. And Allâh is All-Knower, All-Wise.

Ali Quli Qarai

Charities are only for the poor and the needy, and those employed to collect them, and those whose hearts are to be reconciled, and for [the freedom of] the slaves and the debtors, and in the way of Allah, and for the traveller. [This is] an ordinance from Allah, and Allah is all-knowing, all-wise.

Amatul Rahman Omar

Compulsory charities (- Zakât) are meant for the destitute and the needy, and for its functionaries, and (for) those whose hearts require to be consoled (in all sincerity), and for the emancipation of the slaves, and for (the relief of) those in debt, and (for spending) in the cause of Allâh, and for the wayfarer. (This is) an obligation imposed by Allâh, for Allâh is All-Knowing, All-Wise.

Arthur John Arberry

The freewill offerings are for the poor and needy, those who work to collect them, those whose hearts are brought together, the ransoming of slaves, debtors, in God's way, and the traveller; so God ordains; God is All-knowing, All-wise.

Bijan Moeinian

The collected charities should go to the needy ones, the poor people, the administrators of the charities, those who sympathize with the Muslims, those who are heavily in debt, the travelers in distress and may be used in freeing the slaves as well as any God pleasing cause. This is how God wants it and God is the Most Knowledgeable, the Most Wise.

E. Henry Palmer

Alms are only for the poor and needy, and those who work for them, and those whose hearts are reconciled, and those in captivity, and those in debt, and those who are on God's path, and for the wayfarer;- an ordinance this from God, for God is knowing, wise.

Edip-Layth

The charities are to go to the poor, the needy, those who work on their collection, those whose hearts are to be reconciled, free the slaves, those in debt, in the cause of God, and to the wayfarer. A duty from God; God is Knowledgeable, Wise.

George Sale

Alms are to be distributed only unto the poor, and the needy, and those who are employed in collecting and distributing the same, and unto those whose hearts are reconciled, and for the redemption of captives, and unto those who are in debt and insolvent, and for the advancement of God's religion, and unto the traveller. This is an ordinance from God: And God is knowing and wise.

Hamid S. Aziz

Alms are only for the poor and needy, and those who work for them, and those whose heart are to be reconciled (to be converted to Islam), and those in captivity, and those in debt, and those who are on Allah's path, and for the wayfarer. This is an ordinance from Allah, for Allah is Knower, Wise.

Mahmoud Ghali

Surely donations are only for the poor, and the indigent, and the ones collecting them, (Literally: working (doing) upon them) and the ones whose hearts are brought together, (i. e. newly converted enemies, so as to reconcile their hearts) and the ransoming of necks, (i.e. captives and slaves) and the ones penalized (for debt), and in the way of Allah, and the wayfarer; an ordinance from Allah, and Allah is Ever-Knowing, Ever-Wise..

Marmaduke Pickthall

The alms are only for the poor and the needy, and those who collect them, and those whose hearts are to be reconciled, and to free the captives and the debtors, and for the cause of Allah, and (for) the wayfarer; a duty imposed by Allah. Allah is Knower, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

Charities are meant for the indigent and needy, and those who collect and distribute them, and those whom you wish to win over, and for redeeming slaves (and captives) and those who are burdened with debt, and in the cause of God, and the wayfarers: So does God ordain. God is all-knowing and all-wise.

Muhammad Asad

The offerings given for the sake of God are [meant] only for the poor and the needy, and those who are in charge thereof, and those whose hearts are to be won over, and for the freeing of human beings from bondage, and [for] those who are over burdened with debts, and [for every struggle] in God's cause, and [for] the wayfarer: [this is] an ordinance from God - and God is all-knowing, wise.

Mustafa Khattab

Alms-tax is only for the poor and the needy, for those employed to administer it, for those whose hearts are attracted ˹to the faith˺, for ˹freeing˺ slaves, for those in debt, for Allah’s cause, and for ˹needy˺ travellers. ˹This is˺ an obligation from Allah. And Allah is All-Knowing, All-Wise.

Progressive Muslims

The charities are to go to the poor, and the needy, and those who work to collect them, and those whose hearts have been united, and to free the slaves, and those in debt, and in the cause of God, and the wayfarer. A duty from God, and God is Knowledgeable, Wise.

Rashad Khalifa

Charities shall go to the poor, the needy, the workers who collect them, the new converts, to free the slaves, to those burdened by sudden expenses, in the cause of GOD, and to the traveling alien. Such is GOD's commandment. GOD is Omniscient, Most Wise.

Sahih International

Zakah expenditures are only for the poor and for the needy and for those employed to collect [zakah] and for bringing hearts together [for Islam] and for freeing captives [or slaves] and for those in debt and for the cause of Allah and for the [stranded] traveler - an obligation [imposed] by Allah. And Allah is Knowing and Wise.

Sam Gerrans

Charity is but for the poor and the needy, and the workers with it, and those whose hearts are to be reconciled, and for slaves and debtors, and in the cause of God, and the wayfarer — an obligation from God; and God is knowing and wise.

Shabbir Ahmed

Remember that the funds that the Central Authority receives as Alms and Charity belong to the following categories: The poor. Those who are not able to earn enough living to meet their basic needs, for any reason. Those whose running businesses have stalled or the ones who have lost their jobs, who have become needy with their active lives coming to a standstill. Officers who have been appointed by the government to collect alms and charity. Those who are hindered from joining the Divine System for financial reasons. To free men and women from bondage of any kind: physical slavery, unjust captivity, and oppression from any quarters. Those pressed under the load of ransom or heavy debt from an enemy. Defense of the Ideological State, in the Cause of Allah. The wayfarer who becomes needy, or travels to the believers in destitute condition, and the homeless son of the street. This is a Duty from Allah. He is the Knower, the Wise and His Commands are based on Knowledge and Wisdom.

Syed Vickar Ahamed

Alms (goods and money given in charity) are for the poor and the needy, and those employed to manage the (funds); For those whose hearts have turned (to truth and belief recently); For those in slavery (and for the freedom of captives) and in debt; And for (fighters in) the cause of Allah; And for the wayfarer: (It is so) ordered by Allah, and Allah is All Knowing (Aleem), All Wise (Hakeem).

Taqi Usmani

The Sadaqāt (prescribed alms) are (meant) only to be given to the poor, the needy, to those employed to collect them, to those whose hearts are to be won, in the cause of the slaves and those encumbered with debt, in the way of Allah and to a wayfarer. This is an obligation prescribed by Allah. Allah is All-Knowing, Wise.

The Monotheist Group

Indeed, the charities are for the poor, and the needy, and those who work to collect them, and those whose hearts have been united, and to free the slaves, and those in debt, and in the cause of God, and the wayfarer. A duty from God, and God is Knowledgeable, Wise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 60. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 60. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 60. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩