Tevbe suresi

Tevbe suresi, 82. ayet

Tevbe suresi, 82. ayet. فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

felyaḍḥakû ḳalîlev velyebkû keŝîrâ. cezâem bimâ kânû yeksibûn.

Diyanet İşleri

Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 79–85 · surenin 82. ayeti / 129

Konu Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı Tevbe 81–89 3

  1. Tevbe 79

    Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

  2. Tevbe 80

    Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resulünü inkar etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

  3. Tevbe 81

    Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı.

  4. 82

    Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.

  5. Tevbe 83

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun."

  6. Tevbe 84

    Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler.

  7. Tevbe 85

    Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

82. Onlar, gelip geçici olanı, kalıcı olana tercih ettikleri, yine geçici zorluktan kaçarken sürekli ve oldukça çetin bir zorluğa yöneldikleri için Allah şöyle buyurmuştur: “Artık onlar kazandıklarının” küfür, münafıklık, Rablerinin emirlerine itaatsizlik suçlarının “bir cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.” Gelip geçici bu dünyadan yararlansınlar, lezzetleri ile sevinsinler, oyunlarıyla eğlenedursunlar. Çünkü can yakıcı azabın içerisinde çok ağlayacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cihattan geri kalan o münafıklar, geçici dünya hayatlarında az gülsünler ve kalıcı olan ahiret hayatlarında ise çok ağlasınlar. Bu; onların dünyada kazandıkları küfür, masiyetler ve günahlar sebebiyledir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلْيَضْحَكُوا۟ felyedhaku artık gülsünler kök: ضحك
  2. قَلِيلًۭا kalilen az kök: قلل
  3. وَلْيَبْكُوا۟ velyebku ve ağlasınlar kök: بكي
  4. كَثِيرًۭا kesiran çok kök: كثر
  5. جَزَآءًۢ ceza'en karşılık kök: جزي
  6. بِمَا bima şeylere
  7. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  8. يَكْسِبُونَ yeksibune kazanıyor(lar) kök: كسب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir.…

  • Aynı kök: بكي (7 geçiş) · Aynı kök: ضحك (10 geçiş)

    Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.

  • Aynı kök: بكي (7 geçiş) · Aynı kök: ضحك (10 geçiş)

    (59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

  • Aynı kök: بكي (7 geçiş)

    (Yusuf'u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Artık yapıp ettiklerinin bir karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki buyruk, bağlam gereği savaştan kaçan münafıklarla ilgilidir; yoksa mutlak anlamda gülmek ve ağlamakla ilgili değildir.

Mustafa İslamoğlu

Artık, bundan böyle (dünyada) az biraz gülsünler; fakat kazandıklarının bir karşılığı olarak (ukbada) çok ağlayacaklar!

Muhammed Esed

Bundan böyle artık az gülsün onlar, çünkü kazandıklarından ötürü çok ağlayacaklar.

Ahmed Hulusi

Yaptıklarının sonucu olarak yaşayacaklarını düşünerek, az gülsünler çok ağlasınlar!

Ali Bulaç

Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

Ali Özek ve heyeti

Artık kazanmakta olduklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!

Ali Rıza Safa

Kazandıklarına karşılık, artık az gülsünler; çok ağlasınlar.

Bayraktar Bayraklı

Artık kazanmış oldukları günahlara karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar.

Edip Yüksel

Kazandıklarına karşılık az gülüp çok ağlasınlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kazandıklarına karşılık az gülüp çok ağlasınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık kazandıkları günahın cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık kazandıkları günahın cezası olarak az gülsünler çok ağlasınlar

Erhan Aktaş

Öyleyse yaptıklarına karşılık, az gülüp, çok ağlasınlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyleyse yaptıklarına karşılık, az gülüp, çok ağlasınlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyleyse yaptıklarına karşılık, az gülüp, çok ağlasınlar.

Gültekin Onan

Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

Hasan Basri Çantay

Artık irtikab etmekde oldukları (günahın) cezası olmak üzere az gülsünler, çok ağlasınlar onlar.

İbni Kesir

Artık yaptıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Artık yaptıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

Süleyman Ateş

Artık kazandıkları işlere karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar!

Süleymaniye Vakfı

Artık bunlar, elde ettikleri şeye karşılık az gülsün, çok ağlasınlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yapmakta olduklarının cezası olarak bundan sonra az gülsünler, çok ağlasınlar.

Şaban Britch

Yaptıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

Şaban Piriş

Yaptıklarının cezası olarak az gülsünler çok ağlasınlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Kazanır oldukları yüzünden artık az gülsünler, çok ağlasınlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They may deride; ridicule and laugh the believers to scorn. They shall laugh only for a little but much shall they weep. They shall weep their fill and expend their endless life in Hell in weeping in requital of what their minds and souls had impelled them to do.

Abdul Haleem

Let them laugh a little; they will weep a lot in return for what they have done.

Abdullah Yusuf Ali

Let them laugh a little: much will they weep: a recompense for the (evil) that they do.

Abul A'la Maududi

[9:82] Let them, then, laugh little, and weep much at the contemplation of the punishment for the evil they have committed.

Aisha Bewley

Let them laugh little and weep much, in repayment for what they have earned.

Al-Hilali & Khan

So let them laugh a little and (they will) cry much as a recompense of what they used to earn (by committing sins).

Ali Quli Qarai

So let them laugh a little; much will they weep as a requital for what they used to earn.

Amatul Rahman Omar

(Well!) let them laugh a little (now) as they have to weep much more to recompense for what they have wrought.

Arthur John Arberry

Therefore let them laugh little, and weep much, in recompense for what they have been earning.

Bijan Moeinian

Let them laugh a little bit as they are going to cry for the longest time; a punishment that they have earned.

E. Henry Palmer

Let them then laugh little, and let them weep much, as a recompense for that which they have earned!

Edip-Layth

Let them laugh a little, and cry a lot, as a recompense for what they had earned.

George Sale

Wherefore let them laugh little, and weep much, as a reward for that which they have done.

Hamid S. Aziz

Let them then laugh a little, they will weep much, as a recompense for that which they have earned!

Mahmoud Ghali

So, let them laugh a little and weep much in recompense for what they have been earning. .

Marmaduke Pickthall

Then let them laugh a little: they will weep much, as the reward of what they used to earn.

Mohamed Ahmed - Samira

So let them laugh a little, for weep they will, more as retribution for what they have done.

Muhammad Asad

Let them, then, laugh a little - for they will weep a lot in return for what they have earned.

Mustafa Khattab

So let them laugh a little—they will weep much as a reward for what they have committed.

Progressive Muslims

Let them laugh a little, and cry a lot, a recompense for what they had earned.

Rashad Khalifa

Let them laugh a little, and cry a lot. This is the requital for the sins they have earned.

Sahih International

So let them laugh a little and [then] weep much as recompense for what they used to earn.

Sam Gerrans

Then let them laugh a little and weep much, as reward for what they earned.

Shabbir Ahmed

Then let them laugh a little, they will weep much, as the reward of what they have earned.

Syed Vickar Ahamed

So let them laugh a little: And (they will) weep a lot: A repayment for the (evil) that they do.

Taqi Usmani

So, let them laugh a little, and weep a lot, this being a reward of what they used to earn.

The Monotheist Group

Let them laugh a little, and cry a lot, a recompense for what they have earned.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 82. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 82. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 82. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩