Diyanet İşleri
Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 71. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ
eferaeytümü-nnâra-lletî tûrûn.
Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? Vâkıa 57–74 3
İçtiğiniz suya ne dersiniz?!
Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.
Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 71–73. ayetler için yazılmıştır.
71-72. Bu da insanların kendisi olmasa hayatlarını devam ettiremeyecekleri temel ve zaruri ihtiyaçlar kapsamındaki bir nimettir. İnsanlar pek çok işlerinde ve gereklerinde ona ihtiyaç duyarlar. Yüce Allah ağaçlarda (potansiyel olarak) var ettiği ateş nimetini hatırlatmaktadır. İnsanların onun ağacını yaratmaya güç yetiremeyeceklerini ve Yüce Allah’ın ateşi yeşil ağaçta yaratmış olduğunu onlara da itiraf ettirmektdir. Bakarsın ki o, kulların ihtiyacı oranında bir ateş halini alır. İhtiyaçlarını gördükleri vakit de onu söndürürler.
73. “Biz onu” kullar için hem Rablerinin nimetini hatırlatan hem de Allah’ın isyankârlara hazırlamış olduğu ve kulları nimet yurduna sevkeden itici bir unsur kılıdığı cehennem ateşini hatırlatan “bir öğüt vesilesi ve yolcular” ile diğer yararlananlar “için bir nimet kıldık.”
Yüce Allah’ın özellikle yolcuları söz konusu etmesi, yolcuların ondan yararlanmasının başkalarına göre daha ileri derecede oluşundan ya da dünyanın tümünün bir yolculuk yurdu olmasından dolayıdır. Zira kul, doğduğundan itibaren Rabbine doğru yolculuk eder. İşte bu ateşi Yüce Allah, bu dünya yurdunun yolcuları için bir fayda ve ebedilik yurdu için öğüt ve ibret kılmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendisinden faydalanmak için tutuşturduğunuz ateşi gördünüz mü?
Aynı kök: وري (32 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, "Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım" diyecekleri gün kendilerine, "Arkanıza…
Aynı kök: وري (32 geçiş)
Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı)…
Aynı kök: وري (32 geçiş)
Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab'ı (Tevrat'ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Ortak kavram: Nûr (Işık)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Tutuşturmakta olduğunuz ateşi hiç düşündünüz mü?
Hiç tutuşturduğunuz ateşi düşündünüz mü?
Hiç tutuşturduğunuz ateşi düşündünüz mü?
Çakarak (ağaçtan) çıkardığınız o ateşi gördünüz mü?
Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,
Yaktığınız ateşi görüyor musunuz?
- Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!
Yakmakta olduğunuz ateşe dikkat ettiniz mi?
Yakmakta olduğunuz ateşe dikkat ettiniz mi?
Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü?
bir de gördünüz mü o çakdığınız ateşi?
Yaktığınız o ateşe baktınız mı hiç?
Yaktığınız o ateşe baktınız mı hiç?
Yaktığınız o ateşe baktınız mı hiç?
Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
Şimdi bana (yeşil bir ağacdan) çakmakda olduğunuz ateşi söyleyin.
Söyleyin bana, şimdi çakmakta olduğunuz ateşi,
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Tutuşturup, yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?
(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü?
Peki ya tutuşturmakta olduğunuz ateşi düşündünüz mü?
Tutuşturduğunuz ateşi de mi düşünmediniz?
Tutuşturduğunuz ateşi gördünüz mü?
-Çaktığınız ateşi gördünüz mü?
Çakıp çakıp çıkardığınız o ateşi gördünüz mü?
Do you see the fire you kindle?
Consider the fire you kindle-
See ye the Fire which ye kindle?
Did you consider the fire which you kindle?
Have you thought about the fire that you light?
Then tell Me about the fire which you kindle.
Have you considered the fire that you kindle?
Have you given thought to the fire which you kindle?
Have you considered the fire you kindle?
Have you ever thought the fire that you "make"? Who Created its wood [and its initial spark] ?. ...
Have ye considered the fire which ye strike?
Have you noted the fire you kindle?
What think ye? The fire which ye strike,
Have you considered the fire which you strike?
Have you then seen the fire you flare up?
Have ye observed the fire which ye strike out;
Consider the fire that you strike (and get by friction).
Have you ever considered the fire which you kindle?
Have you considered the fire you kindle?[1]
Have you noted the fire you kindle
Have you noted the fire you ignite?
And have you seen the fire that you ignite?
Have you considered the fire which you light?
Did you consider the fire you strike out?
Do you not see the Fire that you kindle?
Now tell Me about the fire you kindle:
Have you noted the fire you kindle?