Bakara suresi

Bakara suresi, 39. ayet

Bakara suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

Diyanet İşleri

İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 36–42 · surenin 39. ayeti / 286

Konu Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş Bakara 30–39 3

  1. Bakara 36

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

  2. Bakara 37

    Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

  3. Bakara 38

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.

  4. 39

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  5. Bakara 40

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

  6. Bakara 41

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.

  7. Bakara 42

    Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

39. “Küfre saplananlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar…” Bu buyrukta bir öncekinin aksi durum söz konusu edilmektedir. Allah’ın hidâyetine tabi olmayıp Allah’ı inkar/küfür eden ve O’nun âyetlerini yalanlayan kimseler “ateş ehlidirler.” Yani arkadaşın arkadaşından ayrılmaması, alacaklının borçlusunun peşini bırakmaması gibi onlar da ateşten ayrılmayacaktır. “orada ebediyen kalacaklardır.” Ne oradan çıkabilirler, ne azapları diner, ne de yardım görürler.

Bu ve benzeri âyetlerde cin ve insanlardan oluşan mahlûkatın mutlu/cennetlik kimselerle bedbaht/cehennemlik kimseler olmak üzere ikiye ayrıldıkları, her iki kesimin nitelikleri ve bunlar arasında yer almayı gerektiren ameller belirtilir. Yine cinlerin hem emir ve yasak bakımından hem de sevap ve ceza bakımından insanlar gibi oldukları ifade edilmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler var ya; işte onlar Cehennem ehlidir ve oradan kesinlikle çıkmayacaklardır.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  2. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden kök: كفر
  3. وَكَذَّبُوا۟ ve kezzebu ve yalanlayan kök: كذب
  4. بِـَٔايَـٰتِنَآ biayatina ayetlerimizi kök: ايي
  5. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  6. أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır kök: صحب
  7. ٱلنَّارِ ۖ n-nari ateş kök: نور
  8. هُمْ hum onlar
  9. فِيهَا fiha orada
  10. خَـٰلِدُونَ halidune ebedi kalacaklardır kök: خلد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak,…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır."

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalıcıdır." dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93, 169; Mâide 5:37, 80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63, 68; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

Mustafa İslamoğlu

Küfre saplanıp kalan ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince: işte onlar ateşin yoldaşıdırlar: onlar orada temelli kalıcıdırlar.

Muhammed Esed

Hakikati inkara şartlanmış olanlara ve mesajlarımızı yalanlayanlara gelince -işte onlar, içinde yaşayıp kalmak üzere ateşe mahkum olan kimselerdir.

Ahmed Hulusi

Onlar ki bizim işaretlerimizi inkar edip yalanlarlar, işte onlar sonsuza dek ateş (azap) içindedirler.

Ali Bulaç

"İnkar edip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ateşin halkıdırlar ve orada süresiz kalacaklardır."

Ali Özek ve heyeti

İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalırlar.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemliktirler;onlar orada süreli olarak kalacaklardır.

Edip Yüksel

"Ayetlerimizi yalanlayıp inkar edenler ise ateşe mahkûmdur; orada sürekli kalacaklar."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ayetlerimizi yalanlayıp inkar edenler ise ateşe mahkumdur; orada sürekli kalacaklar.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Küfre sapanlar ve ayetlerimize yalan diyenler ise, işte bunlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Küfre saplananlar ve ayetlerimize yalan diyenler ise işte bunlar ateş arkadaşlarıdır, onlar orda muhalled kalacaklardır

Erhan Aktaş

Ayetlerimizi küfredip yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ayetlerimizi küfredip dipnot 1 yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.

Gültekin Onan

"Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateşe mahkumdur, orada sürekli kalacaklardır".

Hasan Basri Çantay

O küfredenler, ayetlerimizi yalan sayanlar (Yok mu?), onlar ateşin (cehennemin) arkadaşlarıdır. Onlar orada bir daha çıkmamak üzere kalıcıdırlar.

İbni Kesir

Küfredenler, ayetlerimizi yalanlamış olanlar, işte onlar cehennemliklerdir. Ve onlar ateşte temelli kalıcıdırlar.

Mehmet Alagaş

(30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler cehennemliktirler. Onlar, orada ebedi kalacaklardır.

Süleyman Ateş

"İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır."

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimizi görmezlikte direnen dipnot 1 ve onlar karşısında yalana sarılanlar dipnot 2 olursa işte onlar o ateşin /cehennemin dipnot 3 ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır." dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Küfür, bir şeyi başka bir şey ile örtmektir (Müfredat). Kafirler kendilerine tebliğ edilen ayetlerin, Allah'a ait olduğunu ve doğruları gösterdiğini anlayıp kavradıktan sonra menfaatlerine ters düştüğü için inançlarının üstünü örtüp inanmadıklarını söyleyerek yalana sarılırlar (Al-i İmran 3/86, Neml 27/14). Kur'an'da kafirin ilk örneği İblis'tir (Bakara 2/34). Allah ona, Adem'e secde etmesini emrettiği halde etmemiş, "Sana emrettiğimde secde etmemene yol açan engel neydi?" diye sorduğunda da "Ben ondan daha değerliyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın." (A'raf 7/12) diyerek, sanki Allah ona, neden yaratıldığını sormuş gibi farklı bir cevapla, kendine verilen emrin üstünü örtmüş ve davranışında ısrarcı olmuştu. Bu sebeple kafirlik kelimesini en iyi karşılayan ifade "görmemekte direnmek"tir. Adem ve eşi ise Allah'ın emrini görmezden gelerek yasak ağaçtan yemişlerdi ama onlar, İblis gibi, Allah'ın emrini görmezlikte direnmeyip yaptıkları yanlışı kabul ettikleri için kafir değil günahkar sayılmışlardır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kezzebe (كذّب) fiili bazı ayetlerde geçişsiz /lazım, bazılarında geçişli /müteaddi, bazılarında da ba (ب) harf-i cerri ile geçişli kılınmıştır. Doğrudan geçişli olduğu yerlerde "yalanlama" harf-i cerr ile geçişli olanlarda "bir şey karşısında yalan söyleme" ve geçişsiz olanlarda da "çok yalan söyleme" anlamındadır.
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yalan söyleyerek dipnot 1 ayetlerimizi görmezlikten gelenler ise cehennem ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kezzebe = كذّب  fiili "yalanlama" veya "çokça yalan söyleme" anlamına gelen tekzib kökündendir. Kelimenin geçtiği ayetlere, yerine göre "yalanlama" veya "yalan yanlış şeyler söyleme" anlamı verilmiştir.

Şaban Britch

Ayetlerimizi yalanlayıp, inkar edenler cehennemliktirler. Onlar, orada ebedi kalacaklardır.

Şaban Piriş

Yol göstericimi tanımayıp, ayetlerimizi yalan sayanlar, cehennem halkıdır. Onlar, orada temelli kalacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Nankörlüğe sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, ateşin dostu olacaklardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"But those who choose to reject faith, denying Allah and His ordinances, refusing to recognise Our revelations and signs, shall be inmates of Hell, wherein they shall endure forever. "

Abdul Haleem

those who disbelieve and deny Our messages shall be the inhabitants of the Fire, and there they will remain.’

Abdullah Yusuf Ali

"But those who reject Faith and belie Our Signs, they shall be companions of the Fire; they shall abide therein."

Abul A'la Maududi

But those who refuse to accept this (guidance) and reject Our Signs as false dipnot 1 are destined for the Fire where they shall abide for ever." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayat is the plural of ayah which means a 'sign' or 'token' which directs one to something important. In the Qur'an this word is used in four different senses. Sometimes it denotes a sign or indication. In certain other places the phenomena of the universe are called the ayat (signs) of God, for the reality to which the phenomena point is hidden behind the veil of appearances. At times the miracles performed by the Prophets are also termed ayat since they show that the Prophets were envoys of the Sovereign of the universe. Lastly, individual units of the Book of God are also called ayat because they point to the ultimate reality, and because the substantive contents of the Book of God, its phraseology, its style, its inimitable literary excellence are clear tokens of the attributes of the Author of the Book. The sense in which the word ayah has been used in a particular verse becomes evident from the context of its occurrence.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is a permanent directive from God to mankind which is valid from the beginning of life until the Day of Judgement. It is this which has been mentioned earlier as God's covenant see (n. 31 above). It is not for man to prescribe the way of life which his fellow human beings should follow. In his double capacity as the subject and vicegerent of God, man is required to follow the way of life prescribed by his Lord. There are only two means of access to this way: either by direct revelation from God or by following one to whom God has revealed guidance. Nothing else can direct man to the way that enjoys God's approval and good pleasure. Resorting to any other means in quest of salvation is not only fundamentally mistaken but tantamount to rebellion. The story of the creation of Adam and the origin of the human species occurs seven times in the Qur'an, once in the verses just mentioned. For other references see (7: 11 ff), (15: 26 ff)., (17: 61 ff)., (18: 50),(20: 116 ff)., (38: 71 ff). The story also occurs in the Bible in Genesis 1, 2 and 3. A comparative reading of the Qur'anic and Biblical versions will enable the perceptive reader to detect the differences between the two. The dialogue between God and the angels at the time of the creation of Adam is also mentioned in the Talmud. This account lacks the spiritual significance underlying the Qur'anic version. Indeed, the Talmudic version additionally contains the following oddity: when the angels ask why men are being created, God replies that they are being created so that good people may be born among them. God refrains from mentioning the bad people lest the angels disapprove the creation of man! (See Paul Isaac Hershon, Talmudic Miscellany, London, 1880, pp. 294

Aisha Bewley

But those who are kafir and deny Our Signs are the Companions of the Fire, remaining in it timelessly, for ever.

Al-Hilali & Khan

But those who disbelieve and belie Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) - such are the dwellers of the Fire. They shall abide therein forever.

Ali Quli Qarai

But those who are faithless and deny Our signs, they shall be the inmates of the Fire and they shall remain in it [forever].

Amatul Rahman Omar

And those who disbelieve and belie Our Messages, shall be the inmates of the Fire. There they shall abide for long.

Arthur John Arberry

As for the unbelievers who cry lies to Our signs, those shall be the inhabitants of the Fire, therein dwelling forever. '

Bijan Moeinian

"But those who disbelieve and reject My revelations, they will be dwellers of Hell living therein forever. "

E. Henry Palmer

But those who misbelieve, and call our signs lies, they are the fellows of the Fire, they shall dwell therein for aye. '

Edip-Layth

Those who do not appreciate and deny Our signs, they are the dwellers of fire, in it they will abide.

George Sale

but they who shall be unbelievers, and accuse our signs of falsehood, they shall be the companions of hell fire, therein shall they remain for ever.

Hamid S. Aziz

But those who disbelieve, and call Our signs lies, they are the fellows of the Fire, they shall dwell therein for ever. "

Mahmoud Ghali

And (the ones) who have disbelieved and cried lies to Our signs, those are the companions (i. e. the inhabitants) of the Fire; they are therein eternally (abiding).

Marmaduke Pickthall

But they who disbelieve, and deny Our revelations, such are rightful Peoples of the Fire. They will abide therein.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who deny and reject Our signs will belong to Hell, and there abide unchanged. "

Muhammad Asad

but those who are bent on denying the truth and giving the lie to Our messages - they are destined for the fire, and therein shall they abide.

Mustafa Khattab

But those who disbelieve and deny Our signs will be the residents of the Fire. They will be there forever."

Progressive Muslims

And those who disbelieve and deny Our revelations, they are the dwellers of Hell, in it they will abide.

Rashad Khalifa

"As for those who disbelieve and reject our revelations, they will be dwellers of Hell, wherein they abide forever."

Sahih International

And those who disbelieve and deny Our signs - those will be companions of the Fire; they will abide therein eternally. "

Sam Gerrans

“But those who ignore warning and deny Our proofs: those are the companions of the Fire; therein they abide eternally.”

Shabbir Ahmed

But those who reject Our Messages, such will be the rightful companions of the Fire. They will abide therein."

Syed Vickar Ahamed

"But those who reject Faith and falsify Our Signs, they shall be companions of the Fire; They shall abide in there. "

Taqi Usmani

As for those who disbelieve, and deny Our signs, they are the people of the Fire. They shall dwell in it forever."

The Monotheist Group

And those who disbelieve and deny Our revelations, they are the dwellers of Hell, in it they will abide.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩