Diyanet İşleri
Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 70. ayet. لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
lev neşâü ce`alnâhü ücâcen felevlâ teşkürûn.
Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? Vâkıa 57–74 3
"Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"
İçtiğiniz suya ne dersiniz?!
Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.
Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 68–70. ayetler için yazılmıştır.
68-70. Yüce Allah, kullarına yiyecek nimetini hatırlattıktan sonra içtikleri tatlı su nimetini hatırlatmaktadır. Eğer Yüce Allah, bu suyu elde etmeyi onlara kolaylaştırmamış olsaydı, onu elde etme yolunu bulamazlardı. Bu suyu buluttan indiren Yüce Allah’tır. Bundan da kimi yer yüzeyinde kimi de yer altında akan ırmaklar, kaynayıp coşan pınarlar oluşur. Bu suyu içimi kolay ve tatlı kılmış olması da Yüce Allah’ın nimetlerindendir. Çünkü dileseydi elbette ki onu kendisinden yararlanılmayacak şekilde oldukça tuzlu ve acı kılabilirdi.
"O halde” size ihsan etmiş olduğu bu nimetler dolayısı ile “Allah’a şükretmeniz gerekmez mi?”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer bu suyu içme ve sulamada kullanamayacağınız şekilde çok tuzlu yapmak isteseydik, öyle yapardık. Size rahmet olarak bu suyu tatlı bir şekilde indirdiği için Yüce Allah'a şükretmeyecek misiniz?
Aynı kök: اجج (3 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve…
Aynı kök: اجج (3 geçiş)
O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Dileseydik onu da tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
Eğer dileseydik onu tuzlu ve acı bir su yapardık: şu halde neden hala şükretmiyorsunuz?
(O tatlı bir su şeklinde iner, ama) dileseydik yakacak kadar tuzlu ve acı yapabilirdik. Öyleyse neden (Bize) şükretmiyorsunuz?
Eğer dileseydik onu acı (bir su) kılardık. . . Şükretmeniz gerekmez mi?
Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
Eğer dileseydik, onu tuzlu yapardık. Yine de şükretmiyor musunuz?
- İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?
Dileseydik onu acı bir çorak yapardık. O halde şükretseniz ya!
Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniz a
Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?
Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?
Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?
Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?
Eğer dileseydik onu (içilmeyecek) tuzlu bir su yapardık. O halde şükretmeli değil misiniz?
İsteseydik onu tuzlu bir su kılardık. Öyleyse şükretmeli değil misiniz?
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi?
İsteseydik o suyu acı yapardık dipnot 1 . Keşke şükretseniz /görevlerinizi yerine getirseniz!
O suyu, tuzlu ve sıcak indirmeyi tercih edebilirdik. Öyleyse görevlerinizi neden yerine getirmiyorsunuz!
İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?
İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?
Dileseydik, onu tuzlu yapıverirdik. Peki şükretmeniz gerekmez mi?
Had We willed We could render it salty and embitter all the sweets of life so why are you not impelled to the feeling of gratitude!
If We wanted, We could make it bitter: will you not be thankful?
Were it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks?
If We had so pleased, We could have made it bitter. dipnot 1 So why would you not give thanks? dipnot 2
If We wished We could have made it bitter, so will you not give thanks?
If We willed, We verily could make it salt (and undrinkable): why then do you not give thanks (to Allâh)?
If We wish We can make it bitter. Then why do you not give thanks?
If We (so) pleased We could make it brackish. Then why do you not give thanks?
Did We will, We would make it bitter; so why are you not thankful?
If God had desired, He could have rained down salty water. Why are not you grateful [about the simplest things which are of the most importance for your survival]?
If we pleased we could make it pungent - why then do ye not give thanks?
If We wished, We could make it salty. If only you would give thanks.
If We pleased, We could render the same brackish: Will ye not therefore give thanks?
If We willed, We could have made it salty; why do you not then give thanks?
If We had (so) decided, We would have made it bitter; so had you only thanked (Us)!
If We willed We verily could make it bitter. Why then, give ye not thanks?
We could make it brackish, if We pleased; so why do you not acknowledge thanks?
[It comes down sweet - but] were it Our will, We could make it burningly salty and bitter: why, then, do you not give thanks [unto Us]?
If We willed, We could make it salty. Will you not then give thanks?
If We wished, We can make it salty. If only you would give thanks.
If we will, we can make it salty. You should be thankful.
If We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful?
If We willed, We could make it bitter. Oh, that you were but grateful!
If We willed, We surely could make it salty. Why, then, do you not show gratitude? (By devising an equitable system of provision for all).
If it was Our Will We verily, could make it salt (and bitter) then why do you not give thanks (to Allah)?
If We so will, We can make it bitter in taste. So why do you not offer gratitude?
If We wished, We can make it salty. If only you would give thanks.