Diyanet İşleri
(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 89. ayet. فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ
feravḥuv verayḥânüv vecennâtü ne`îm.
(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu Vâkıa 83–96 3
(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.
(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.
(92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 88–89. ayetler için yazılmıştır.
88-89. Yüce Allah, yakın (mukarreb) kulların, amelleri sağ taraflarındna verilenlerin ve yalanlayıcı sapıkların ebedilik yurdundaki durumlarını, sûrenin baş taraflarında söz konusu etmişti. Şimdi de ölüm esnasındaki hallerini sûrenin bu son kısımlarında zikrederek şöyle buyurmaktadır:
"Eğer o (ölü) Allah'a yakın kullardan ise” yani ölen kişi Allah’a yakın, farz ve müstehabları edâ etmek, haramları, mekruhları ve gereksiz mubahları terk etmek sureti ile O’na yakınlaşmaya çalışan kimselerden ise “artık” onun için “bir rahatlık” huzur, sevinç, kalp ve ruh nimetleri ve “hoş nimetler” vardır. Bu da yiyecek, içecek ve başka türlerden olan her türlü bedenî nimeti kapsamına alan bir ifadedir. Bunun bilinen anlamda hoş koku olduğu da söylenmiştir. O vakit bu, bir şeyi zikredip onun genel türünü kasdetmek kabilinden olur.
“Ve Naîm cenneti vardır.” İçinde hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insan kalbinin hatırından geçirmediği ve daha önceki iki hususu (rahatı ve hoş nimetleri) kendisinde toplayan nimet dolu cennetler vardır.
İşte Allah'a yakın (mukarreb) kullar, ölümleri esnasında sevinç ve mutluluktan adeta ruhları uçuracak olan bu bu müjde ile müjdelenirler. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak, Rabbimiz Allah’tır, deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: Korkmayın, üzülmeyin ve size vaadolunan cennetle sevinin, diyerek inerler. Dünya hayatında da âhirette de sizin en yakın dostlarınız biziz. Orada canlarınız neyi arzu ediyorsa, orada neyi istiyorsanız sizin için vardır. Çok bağışlayıcı ve pek merhametli (Allah'tan) bir ikram ve ihsan olmak üzere.” (Fussilet, 41/30-32)
Yüce Allah’ın: “Onlar için dünya hayatında da âhirette de müjde vardır.” (Yunus, 10/64) buyruğundaki müjde de burada sözü edilen müjde diye açıklanmıştır ki o da dünya hayatındaki müjdedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onun için ardında yorgunluk olmayan rahatlık, güzel rızık ve rahmet vardır. Ve onun için canının çektiği şeylerle rızıklandırıldığı cennet vardır.
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Ortak kavram: Nimet
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık.…
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet
İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet
Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…
Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Ortak kavram: Cennet
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(88, 89) (Ölen kişi Allah'a) yakınlaştırılanlardan ise ona rahatlık, güzel rızık ve nimet cenneti vardır.
(yeriniz) tarifsiz bir huzur, bitimsiz bir rızık ve mutluluğun üretildiği cennetler (olur).
(öteki dünyada onu) mutluluk, gönül rahatlığı ve bir esenlik bahçesi (bekler).
Ravh (Rahmani tecelli ile yaşam), Reyhan (Esma tecellileri seyri) ve Nimetler Cenneti vardır.
Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).
ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
Gönül rahatlığı, güzel kokulu çiçekler ve nimet cenneti.
- Eğer ölmek üzere olan kişi, Allah'a yakın olanlardansa, ona rahatlık, güzel kokular ve nimet cenneti vardır.
o zaman neşe, çiçekler ve nimet bahçeleri...
o zaman neşe, çiçekler ve nimet cennetleri...
(ona) ravh (rahmet, ferahlık, daimi bir hayat), güzel bir rızık ve Naim cenneti vardır.
artık bir revh-u reyhan ve bir Cenneti ne'im
O takdirde, rahat bir hayat, huzur, güzel kokulu rızık ve nimetlerle dolu bir Cennet vardır.
O takdirde, rahat bir hayat, huzur, güzel kokulu rızık ve nimetlerle dolu bir Cennet vardır.
O takdirde, rahat bir hayat, huzur, güzel kokulu rızık ve nimetlerle dolu bir Cennet vardır.
Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).
artık rahatlık, güzel rızık ve Naıym cenneti (onundur).
Rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.
O'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var.
onun için iyilik ve ikram, güzel kokular ve nimetlerle dolu cennet vardır dipnot 1 .
Huzur, güzel kokular ve nimetlerle dolu bahçeler onu bekler.
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.
Rahatlık, güzel rızık ve nimet cennetleri...
Rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle dolu cennet var ona.
Then a great welcome and a rich smell of sweet air, fragrance and the beatitude of heaven;
he will have rest, ease, and a Garden of Bliss;
(There is for him) Rest and Satisfaction, and a Garden of Delights.
then happiness and delight and Gardens of Bliss are his.
there is solace and sweetness and a Garden of Delight.
(There is for him) rest and provision, and a Garden of Delights (Paradise).
then ease, abundance, and a garden of bliss.
Then (he will have) happiness, comfort and plenty and Garden of Bliss.
there shall be repose and ease, and a Garden of Delight;
… peace and flowers entering to the Gardens of Paradise.
then rest and fragrance and the garden of pleasure!
Then joy, and rose buds, and paradises of bliss.
his reward shall be rest, and mercy, and a garden of delights:
(There is for him) Satisfaction and Bounty and a Garden of Bliss.
Then (there will be) relief, and soothing comfort, and a Garden of Bliss;
Then breath of life, and plenty, and a Garden of delight.
There will be peace and plenty, and gardens of tranquility for him.
happiness [awaits him in the life to come], and inner fulfillment, and a garden of bliss.
then ˹such a person will have˺ serenity, fragrance,[1] and a Garden of Bliss.
Then joy, and rose buds, and paradises of bliss.
then joy, flowers, and gardens of bliss.
Then [for him is] rest and bounty and a garden of pleasure.
Then rest, and plenty, and a garden of bliss.
(For him) Jubilation, and inner fulfillment, and a Garden of Bliss!
(For him there is) rest and satisfaction, and a Garden of (heavenly) delights.
then (for him) there is comfort and fragrance and garden of bliss.
Then joy, and rose buds, and gardens of bliss.