Yûnus suresi

Yûnus suresi, 36. ayet

Yûnus suresi, 36. ayet. وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ

vemâ yettebi`u ekŝeruhüm illâ żannâ. inne-żżanne lâ yugnî mine-lḥaḳḳi şey'â. inne-llâhe `alîmüm bimâ yef`alûn.

Diyanet İşleri

Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 33–39 · surenin 36. ayeti / 109

Konu Ortakların âcizliği; "Kur'an uydurma değildir" Yûnus 34–40 3

  1. Yûnus 33

    Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.

  2. Yûnus 34

    De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?" De ki: "Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O halde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?"

  3. Yûnus 35

    De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"

  4. 36

    Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

  5. Yûnus 37

    Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab'ı (Allah'ın Levh-i Mahfuz'daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) alemlerin Rabbi tarafındandır.

  6. Yûnus 38

    Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın.

  7. Yûnus 39

    Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

36. Yani onlar gerçekte Allah’a ortak olan varlıklara uymuyorlar. Çünkü Allah’ın asla bir ortağı yoktur. Ne akıl ile ne nakil ile bunu ortaya koyan bir delil bulunmamaktadır. Dolayısıyla da “Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Zan ise hak olan hiçbir şeyin yerini tutmaz.” Onlar bu uydurma mabudlara ilah adını verdiler ve Allah ile birlikte onlara ibadet ettiler. Oysa “onlar ancak sizin ve atalarınızın adlandırdığı ve Allah’ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği birtakım isimlerden ibarettir.” (en-Necm, 53/23)

“Şüphesiz ki Allah yaptıklarını çok iyi bilendir” ve bu yaptıklarına karşılık en büyük cezayı verecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşriklerin çoğu hakkında bilgilerinin olmadığı şeylere vehim ve şüphe ederek tabi olmaktadırlar. Şüphesiz şek, ilmin yerini tutamaz. İlmin yerine geçmez. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilir. Onların yaptıklarından hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verecektir.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. يَتَّبِعُ yettebiu uymamaktadır kök: تبع
  3. أَكْثَرُهُمْ ekseruhum onların çoğu kök: كثر
  4. إِلَّا illa başkasına
  5. ظَنًّا ۚ zennen zandan kök: ظنن
  6. إِنَّ inne şüphesiz
  7. ٱلظَّنَّ z-zenne zan ise kök: ظنن
  8. لَا la
  9. يُغْنِى yugni kazandırmaz kök: غني
  10. مِنَ mine
  11. ٱلْحَقِّ l-hakki gerçek açısından kök: حقق
  12. شَيْـًٔا ۚ şey'en bir şey kök: شيا
  13. إِنَّ inne şüphesiz
  14. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  15. عَلِيمٌۢ alimun bilmektedir kök: علم
  16. بِمَا bima şeyleri
  17. يَفْعَلُونَ yef'alune onların yaptıkları kök: فعل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: غني (73 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: غني (73 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

  • Aynı kök: غني (73 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen…

  • Aynı kök: غني (73 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler…

  • Aynı kök: غني (73 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun,…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah onların yapmakta olduklarını bilendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:116, 148; Yûnus 10:66; Câsiye 45:24; Necm 53:28.

Mustafa İslamoğlu

Bir de, onların çoğu sadece zannın peşine takılırlar. Oysa ki hiç bir zan, insanı hakikatten hiçbir şekilde müstağni kılmaz. Elbette Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.

Muhammed Esed

Onların çoğu sadece zanna uymaktadırlar. Oysa, zan hiçbir şekilde hakkın yerini tutamaz. Gerçek şu ki, Allah onların yaptıklarını bütünüyle bilmektedir.

Ahmed Hulusi

Onlardan çoğunluğunun tabi olduğu, varsandıklarıdır! Muhakkak ki varsayım, gerçeğin yerini tutmaz! Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarını (Esma'sıyla hakikatleri olarak) Bilen'dir.

Ali Bulaç

Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.

Ali Özek ve heyeti

Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.

Ali Rıza Safa

Onların çoğu yalnızca yakıştırıyor. Aslında, yakıştırmak, gerçek hakkında hiçbir yarar sağlamaz. Kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir.

Edip Yüksel

Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Zan ise gerçeğin yerini tutamaz. ALLAH onların yaptıklarını Bilendir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Zan ise gerçeğin yerini tutamaz. ALLAH onların yaptıklarını Bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber onların çoğu, sadece bir zan peşinde gider, ama zan gerçek adına hiçbir şey ifade etmez! Şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını çok iyi biliyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih ekserisi sırf bir zan ardında gider fakat zan, hakdan hiç bir şey ifade etmez, her halde Allah, onların ne yaptıklarını bilib duruyor

Erhan Aktaş

Onların çoğu, ancak zanna dipnot 1 uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiy dışı bilgi. Zann kelimesi Cahiliye'de tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu kelimeyi: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca kelimeden sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann kelimesi "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann kelimesi "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi bilgisi ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri açısından kendi bilgisi yanında zann düzeyinde görmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların çoğu, ancak zanna dipnot 1 uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiy dışı bilgi. Zann sözcüğü Cahiliye'de tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu sözcüğü: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve "yakin"e dayanan kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca sözcükten sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann sözcüğü "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann sözcüğü "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi hakikati ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri olarak kendi bilgisi yanında zann olarak görmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Kuşkusuz zan hakkın yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

Gültekin Onan

Onlann çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Tanrı, onların işlemekte olduklarını bilendir.

Hasan Basri Çantay

Onların çoğu (kupkuru bir) zandan başkasına tabi' olmaz. Hakıykatde zan ise hakdan hiç bir şey'in yerini tutmaz. Şübhesiz ki Allah, onlar ne işlerlerse kemaliyle bilendir.

İbni Kesir

Onların çoğu, sadece zanna tabi olurlar. Şüphe yok ki zann, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Doğrusu Allah, onların bütün işlediklerini bilendir.

Mehmet Alagaş

(24-36) Dünya hayatının misali tıpkı gökten indirdiğimiz su gibidir, arzın bitkileri / nebatı onunla karışır / harmanlanır ve ondan da insanlar ve hayvanlar yerler , ne zaman ki arz takılarını alıp süslendiğinde ehli / kullanıcıları buna onların muktedir olduklarını sanarlar, gece veya gündüz oraya emrimiz geldiğinde onu, sanki hiçbir şeyi yokmuş hale / hasat edilmiş hale getiririz, adeta dün ki zenginliği kalmamış gibidir, f ikir üreten kavim için ayetlerimizi böyle ayrıntılı açıklarız, Allah sizi teslimiyet yurduna / teslimiyet alanına davet eder ve istediğini de doğru yola yönlendirir. Güzel davranışlılara daha güzeli ve de ilavesi / ziyadesi vardır , yüzlerine ne toz ne de zillet bulaşır , işte onlar cennet halkıdırlar orada ebedi kalıcıdırlar. Kötülük kazanmış olanların cezası benzeri şekilde bir kötülüktür , onları ise zillet kaplar, onlar için Allahtan başka k urtarıcı da / asım da yoktur, gecenin karanlığından bir parça yüzlerini kaplamış gibidirler, işte bunlar Ateş halkıdır onlar orada kalıcıdırlar. O gün onları bir araya toplayacağız , sonra ortak koşanlara işte sizin ve ortaklarınızın mekanlarınız diyeceğiz ve aralarını da ayıracağız, onların ortakları; sizler bize ibadet eder değildiniz diyecekler, Allah’ın sizinle bizim aramızdaki şahitliği yeterlidir ki bizler sizin bize olan ibadetinizden gafil idik / farkında değildik. İşte o rada her kişiye geçmiş te yaptıklarıyla ilgili bilgilendirilecek / tebliğ edilecek, gerçek dostları olan Allah’a döndürülürl er ve iftira ettikleri şeyler ise onlardan sapar gider ler. De ki k im sizi semalardan ve arzdan rızıklandırıyor? kim işitmelere ve görmelere maliktir? Kim ölüden diri çıkarıyor, kim diriden ölüyü çıkarıyor? kim işleri idare ediyor? Allah diyecekler, hemen deki o halde sakınmaz mısınız? Bu sizin Allah’ınızdır gerçek rabbinizdir, Haktan sonrası ise sadece sapmışlıktır, nasıl olurda savrulursunuz. İşte böylelikle Rabbinin, yoldan çıkmışlar / fasıklar hakkında ki kelimesi gerçekleşti , kesinlikle onlar inanmıyorl ar. De ki ortak koştuklarınızdan yaratmaya başlay an ve onu tekrarlayacak olan var mı? Deki Allah yaratmaya başlar ve onu tekrarlar , nasıl olurda uydurursunuz? De ki ortak koştuklarınızdan gerçeğe / hakka yönlendirecek olan var mı? Deki Allah gerçeğe yönlendirir. Gerçeğe yönlendirene mi uyulur yoksa yönlendirilmediği sürece yön bulamaya kimseye mi tabi olunur? Ne oluyor size , nasıl yargıda bulunuyorsunuz / nasıl hüküm veriyorsunuz. Onların çoğu sanmalarına / zanlarına u yuyorlar muhakkak ki sanmak, gerçek olandan / hakikatten bir fayda sağlamaz, Allah yaptıklarınızı kesinlikle çok iyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir.

Süleyman Ateş

Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymuyorlar. Zan ise gerçekten hiçbir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların ne yaptıklarını bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların çoğu, sadece kendi varsayımlarının peşine takılırlar. Varsayım, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz. Allah, onların ne yaptıklarını bilir.

Şaban Britch

Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir.

Şaban Piriş

Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların çoğu sanıdan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını iyice bilmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Most of them only follow the false suppositions and the incitement arising from the state of their minds and feeling. An opinion offered on insufficient presumptive evidence cannot override the truth nor overrule it; Allah is 'Alimun (Omniscient) of all that they do.

Abdul Haleem

Most of them follow nothing but assumptions, but assumptions can be of no value at all against the Truth: God is well aware of what they do.

Abdullah Yusuf Ali

But most of them follow nothing but fancy: truly fancy can be of no avail against truth. Verily Allah is well aware of all that they do.

Abul A'la Maududi

Most of them only follow conjectures; dipnot 1 and surely conjecture can be no substitute for truth. Allah is well aware of whatever they do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It means that neither the authors of religion, nor philosophers, nor law makers based their opinions on knowledge but on mere guesswork and conjecture. Likewise, those who followed these religious or worldly leaders did it on the mere assumption that their authors were great people; therefore they must be right. That was why their forefathers and the common people followed them.

Aisha Bewley

Most of them follow nothing but conjecture. Conjecture is of no use whatsoever against the truth. Allah most certainly knows what they are doing.

Al-Hilali & Khan

And most of them follow nothing but conjecture. Certainly, conjecture can be of no avail against the truth. Surely, Allâh is All-Aware of what they do.

Ali Quli Qarai

Most of them just follow conjecture; indeed conjecture is no substitute for the truth. Indeed Allah knows best what they do.

Amatul Rahman Omar

And most of them follow nothing but mere conjecture whereas, by no means, can a conjecture do away with the need of the truth. The fact is, Allâh is Well-Aware of what they do.

Arthur John Arberry

And the most of them follow only surmise, and surmise avails naught against truth. Surely God knows the things they do.

Bijan Moeinian

The fact of the matter is, most of them base their lives on false assumptions. Such assumptions then cannot guide them to the truth [and they are led to evil deeds] and God is aware of their evil deeds.

E. Henry Palmer

But most of them follow only suspicion; verily, suspicion does not avail against the truth at all; verily, God knows what they do.

Edip-Layth

Most of them only follow conjecture. While conjecture does not avail against the truth in anything. God is knower of what they do.

George Sale

And the greater part of them follow an uncertain opinion only; but a mere opinion attaineth not unto any truth. Verily God knoweth that which they do.

Hamid S. Aziz

Say, "Is there any of your associates who guides unto the truth?" Say, "Allah guides unto the truth. " Is then He who guides unto the truth more worthy to be followed, or he that guides not except he is himself guided? What ails you then, how judge you?

Mahmoud Ghali

And in no way do most of them ever follow anything except surmise; surely surmise avails nothing against the Truth. Surely ? Allah is Ever-Knowing of whatever they perform.

Marmaduke Pickthall

Most of them follow not but conjecture. Assuredly conjecture can by no means take the place of truth. Lo! Allah is Aware of what they do.

Mohamed Ahmed - Samira

Many of them follow nothing but illusion; yet illusion cannot replace the reality. God verily knows what they do.

Muhammad Asad

For, most of them follow nothing but conjecture: [and,] behold, conjecture can never be a substitute for truth. Verily, God has full knowledge of all that they do.

Mustafa Khattab

Most of them follow nothing but ˹inherited˺ assumptions. ˹And˺ surely assumptions can in no way replace the truth. Allah is indeed All-Knowing of what they do.

Progressive Muslims

Most of them only follow conjecture. While conjecture does not avail against the truth in anything. God is aware of what they do.

Rashad Khalifa

Most of them follow nothing but conjecture, and conjecture is no substitute for the truth. GOD is fully aware of everything they do.

Sahih International

And most of them follow not except assumption. Indeed, assumption avails not against the truth at all. Indeed, Allah is Knowing of what they do.

Sam Gerrans

And most of them follow only assumption; assumption avails nothing against the truth. God knows what they do.

Shabbir Ahmed

The majority of the people follow nothing but conjecture. Surely, conjecture can never at all be a substitute for the Truth. Allah is Knower of how they act (and forge).

Syed Vickar Ahamed

And most of them follow nothing but (their) wishes: Truly, wishes can be of no use against Truth. Surely, Allah is well aware of all that they do.

Taqi Usmani

Most of them follow nothing but conjectures. Surely, conjectures are of no avail in the matter of truth at all. Certainly, Allah is fully aware of what they do.

The Monotheist Group

Most of them only follow conjecture. While conjecture does not avail against the truth in anything. God is aware of what they do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩