Diyanet İşleri
Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 33. ayet. كَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ فَسَقُوٓا۟ أَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
keẕâlike ḥaḳḳat kelimetü rabbike `ale-lleẕîne feseḳû ennehüm lâ yü'minûn.
Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Denizdeki kurtuluş, dünya hayatı meseli ve ortaklar Yûnus 21–33 3
Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek), hepsi de gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir.
De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?" "Allah" diyecekler. De ki: "O halde, Allah'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?"
İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Hak'tan sonra sadece sapıklık vardır. O halde, nasıl oluyor da (Hak'tan) döndürülüyorsunuz?
Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.
De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?" De ki: "Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O halde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?"
De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"
Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
33. “İşte böylece Rabbinin, fâsık olanlar hakkındaki “Onlar iman etmezler” sözü gerçekleşmiş olmaktadır.” Yüce Allah, onlara özlü akıl sahipleri için ibret, gerçek takvâlılara dair bir öğüt ve bütün alemlere bir hidâyet ihtiva eden onca açık âyetleri, belgeleri, parıl parıl parıldayan delilleri kendilerine göstermesine rağmen onlar iman etmezler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Yüce Allah için hak olan rububiyet sabit olduğu gibi inat ile haktan çıkanların iman etmeyeceklerine dair Rabbinin kaderî sözü onlar üzerine hak olmuştur.
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Andolsun, biz sana apaçık ayetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkar eder.
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte böylece Rabbinin "Onlar inanmazlar" dipnot 1 şeklinde yoldan çıkanlar hakkındaki sözü gerçekleşmiş oldu. dipnot 2
İşte böylece, yoldan iyice sapmış olanlar için Rabbinin sözünün hakikat olduğu ortaya çıkmış oldu: "Onlar inanmayacaklar!"
Böylece günahkarca davranmaya eğilimli olanlar hakkında Rabbinin sözünün hak olduğu ortaya çıkmış oldu: "Onlar inanmayacaklar".
İşte böylece, Rabbinin inancı bozuk olanlar hakkında: "Onlar iman etmezler" sözü gerçekleşmiştir.
Böylece Rabbinin sözü o fasık kimseler üzerinde (şöyle) gerçekleşmiştir ki: "Onlar şüphesiz iman etmezler."
İşte böylece Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki «Onlar inanmazlar» sözü gerçekleşmiş oldu.
İşte böylece, yoldan çıkanlar hakkındaki Efendinin Sözü gerçekleşmiştir: "Onlar, artık inanmazlar!"
İşte böylece Rabbinin, yoldan çıkanlar hakkındaki "Onlar inanmazlar" sözü gerçekleşmiş oldu.
Yoldan çıkmış olanların onaylamayacağına dair Efendinin sözü işte böyle gerçekleşir.
Yoldan çıkmış olanların inanmıyacağına dair Rabbinin sözü işte böyle gerçekleşir.
Öyle büsbütün yoldan çıkmış fasıklara Rabbinin sözü şöyle gerçekleşti: "Onlar artık imana gelmezler!"
Öyle büsbütün haktan çıkmış fasıklara rabbının kelimesi şöyle hakk oldu: onlar artık iymana gelmezler
Böylece, Rabb'inin fasıklar hakkındaki kelimesi dipnot 1 gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.
Böylece, Rabb'inin fasıklar dipnot 1 hakkındaki kelimesi dipnot 2 gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.
Böylece, Rabb'inin fasıklar dipnot 1 hakkındaki kelimesi gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.
Böylece rabbinin sözü o fasık kimseler üzerinde (şöyle) gerçekleşmiştir ki: "Onlar şüphesiz inanmazlar."
(Onlar imandan nice döndürüldülerse hakdan) çık (ıb sap) mış olanlara karşı Rabbinin (ezeldeki) şu sözü de öylece sabit olmuşdur: "Hakıykat onlar iman etmezler".
Böylece, fasık olanların iman etmeyeceklerine dair Rabbının sözü gerçekleşti.
(24-36) Dünya hayatının misali tıpkı gökten indirdiğimiz su gibidir, arzın bitkileri / nebatı onunla karışır / harmanlanır ve ondan da insanlar ve hayvanlar yerler , ne zaman ki arz takılarını alıp süslendiğinde ehli / kullanıcıları buna onların muktedir olduklarını sanarlar, gece veya gündüz oraya emrimiz geldiğinde onu, sanki hiçbir şeyi yokmuş hale / hasat edilmiş hale getiririz, adeta dün ki zenginliği kalmamış gibidir, f ikir üreten kavim için ayetlerimizi böyle ayrıntılı açıklarız, Allah sizi teslimiyet yurduna / teslimiyet alanına davet eder ve istediğini de doğru yola yönlendirir. Güzel davranışlılara daha güzeli ve de ilavesi / ziyadesi vardır , yüzlerine ne toz ne de zillet bulaşır , işte onlar cennet halkıdırlar orada ebedi kalıcıdırlar. Kötülük kazanmış olanların cezası benzeri şekilde bir kötülüktür , onları ise zillet kaplar, onlar için Allahtan başka k urtarıcı da / asım da yoktur, gecenin karanlığından bir parça yüzlerini kaplamış gibidirler, işte bunlar Ateş halkıdır onlar orada kalıcıdırlar. O gün onları bir araya toplayacağız , sonra ortak koşanlara işte sizin ve ortaklarınızın mekanlarınız diyeceğiz ve aralarını da ayıracağız, onların ortakları; sizler bize ibadet eder değildiniz diyecekler, Allah’ın sizinle bizim aramızdaki şahitliği yeterlidir ki bizler sizin bize olan ibadetinizden gafil idik / farkında değildik. İşte o rada her kişiye geçmiş te yaptıklarıyla ilgili bilgilendirilecek / tebliğ edilecek, gerçek dostları olan Allah’a döndürülürl er ve iftira ettikleri şeyler ise onlardan sapar gider ler. De ki k im sizi semalardan ve arzdan rızıklandırıyor? kim işitmelere ve görmelere maliktir? Kim ölüden diri çıkarıyor, kim diriden ölüyü çıkarıyor? kim işleri idare ediyor? Allah diyecekler, hemen deki o halde sakınmaz mısınız? Bu sizin Allah’ınızdır gerçek rabbinizdir, Haktan sonrası ise sadece sapmışlıktır, nasıl olurda savrulursunuz. İşte böylelikle Rabbinin, yoldan çıkmışlar / fasıklar hakkında ki kelimesi gerçekleşti , kesinlikle onlar inanmıyorl ar. De ki ortak koştuklarınızdan yaratmaya başlay an ve onu tekrarlayacak olan var mı? Deki Allah yaratmaya başlar ve onu tekrarlar , nasıl olurda uydurursunuz? De ki ortak koştuklarınızdan gerçeğe / hakka yönlendirecek olan var mı? Deki Allah gerçeğe yönlendirir. Gerçeğe yönlendirene mi uyulur yoksa yönlendirilmediği sürece yön bulamaya kimseye mi tabi olunur? Ne oluyor size , nasıl yargıda bulunuyorsunuz / nasıl hüküm veriyorsunuz. Onların çoğu sanmalarına / zanlarına u yuyorlar muhakkak ki sanmak, gerçek olandan / hakikatten bir fayda sağlamaz, Allah yaptıklarınızı kesinlikle çok iyi bilendir.
İşte Rabbinin: “Gerçekten onlar iman etmezler” sözü o fâsıklar için böylece sabit olmuştur.
Böylece Rabbinin, yoldan çıkanlar için söylediği: "Onlar inanmazlar." sözü, gerçekleşti.
Rabbinin yoldan çıkanlar hakkında söylediği "Onlar inanıp güvenmezler!" sözü işte bu şekilde gerçekleşir dipnot 1 .
Yoldan çıkanlarla ilgili olarak Rabbinin söylediği şu söz böylece gerçekleşmiş oldu: "Onlar inanıp güvenmezler."
Böylece Rabbinin fasıklar (hak yoldan çıkanlar) hakkındaki "Onlar inanmazlar" sözü hak oldu.
Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin sözü gerçekleşti.
Bu, budur! Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar iman etmezler!" sözü gerçekleşmiştir.
Thus was the word of Allah verified and proved true against the wicked who just do not give credence to the truth nor do they accord Allah recognition.
In this way, your Lord’s word about those who defy [the Truth] has been proved- they do not believe.
Thus is the word of thy Lord proved true against those who rebel: Verily they will not believe.
Thus the word of your Lord is fulfilled concerning the transgressors that they shall not believe. dipnot 1
In that way the Word of your Lord is realised against those who are deviators, in that they do not have iman.
Thus is the Word of your Lord justified against those who rebel (disobey Allâh) that they will not believe (in the Oneness of Allâh and in Muhammad صلى الله عليه وسلم as the Messenger of Allâh).
Thus the word of your Lord became due against those who transgress that they shall not have faith.
Just as (He is your true Lord), the verdict of your Lord shall be confirmed against those who rebel, because they do not believe.
Thus the word of thy Lord is realized against the ungodly that they believe not.
These are the true words of your Lord to the corrupt people. What a shame that they do not choose to believe.
Thus is the word of thy Lord verified against those who commit abomination; verily, they will not believe.
It was thus that your Lord's command came against those who were wicked, for they do not acknowledge.
Thus is the word of thy Lord verified upon them who do wickedly, that they believe not.
Such, then, is Allah, your true Lord! What is there after the truth but error? How then can you turn away?
Thus the Word of your Lord has come true against the ones who were immoral that they do not believe.
Thus is the Word of thy Lord justified concerning those who do wrong: that they believe not.
Thus the word of your Lord about those who disobey comes true, that they do not believe.
Thus is thy Sustainer's word proved true with regard to such as are bent on sinful doings: they will not believes
And so your Lord’s decree has been proven true against the rebellious—that they will never believe.
It was thus that your Lord's command came against those who were wicked, for they do not believe.
This is what your Lord's decision does to those who choose to be wicked: they cannot believe.
Thus the word of your Lord has come into effect upon those who defiantly disobeyed - that they will not believe.
Thus did the word of thy Lord become binding upon those who are perfidious, that they do not believe.
The Word of your Lord is justified that those who drift away from Reason will not accept the Truth.
It is (indeed) the Word of the Lord (always) proved true against those who rebel: Surely they will not believe.
This is how the Word of your Lord has come true about the sinners that they will not believe.
It was thus that the command of your Lord came against those who were wicked, for they did not believe.