Yûnus suresi

Yûnus suresi, 39. ayet

Yûnus suresi, 39. ayet. بَلْ كَذَّبُوا۟ بِمَا لَمْ يُحِيطُوا۟ بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

bel keẕẕebû bimâ lem yüḥîṭû bi`ilmihî velemmâ ye'tihim te'vîlüh. keẕâlike keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim fenżur keyfe kâne `âḳibetu-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 36–42 · surenin 39. ayeti / 109

Konu Ortakların âcizliği; "Kur'an uydurma değildir" Yûnus 34–40 3

  1. Yûnus 36

    Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

  2. Yûnus 37

    Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab'ı (Allah'ın Levh-i Mahfuz'daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) alemlerin Rabbi tarafındandır.

  3. Yûnus 38

    Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın.

  4. 39

    Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.

  5. Yûnus 40

    İçlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir.

  6. Yûnus 41

    Eğer onlar seni yalanlarlarsa, de ki: "Benim işim bana aittir; sizin işiniz de size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız; ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim)."

  7. Yûnus 42

    Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

39. Onları, hakkı içeren ve ondan öte hakkın bulunmadığı bu Kur’an-ı Kerim’i yalanlamaya iten neden onların, ilmini kavrayamadıkları bir şeyi yalanlamaya kalkışmalarıdır. Eğer onlar ilmini kuşatabilmiş olsalardı ve onu gereği gibi kavrasalardı, hiç şüphesiz onu doğrular ve ona itaatle boyun eğerlerdi. Aynı şekilde onlara şu ana kadar “onun tevili” de gelmemiştir. Yani üzerlerine inmekle tehdit ettiği azap, kendilerini gelip bulacağını vaad ettiği ibretli ceza henüz onlara gelmemiştir. O nedenle yalanlamaya devam etmektedirler. Onların bu yalanlamaları ise kendilerinden öncekilerin yalanlamaları kabilindendir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Ama bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!” Zalimlerin sonu, geriye onlardan hiçbir kimseyi bırakmayan helak oluştur. İşte bunlar da yalanlamayı sürdürmekten sakınsınlar. Aksi takdirde onlara da yalanlayan ümmetlerin ve helâk edilmiş nesillerin başına gelenlerin aynısı gelir.

Bu buyrukta işleri iyice araştırıp tetkik etmek gerektiğine ve insanın herhangi bir şeyi iyice anlayıp kavramadan önce kabul veya reddetmekte aceleci davranmaması gerektiğine delil vardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar icabet etmediler, aksine anlayıp tedebbür etmeden ve kendisi ile uyarıldıkları o azap gerçekleşmeden önce Kur'an'ı yalanlamakta birbirleri ile yarıştılar. Hâlbuki bu azabın gelme vakti yakınlaştı. İşte bunların yalanladıkları gibi geçmiş ümmetler de yalanlamışlardı. Onlara inen azap inivermişti. -Ey Peygamber!- Yalanlayan o ümmetlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak! Allah onları helak etti.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. بَلْ bel hayır
  2. كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanladılar kök: كذب
  3. بِمَا bima şeyi
  4. لَمْ lem
  5. يُحِيطُوا۟ yuhitu kavrayamadıkları kök: حوط
  6. بِعِلْمِهِۦ biilmihi ilmini kök: علم
  7. وَلَمَّا velemma ve
  8. يَأْتِهِمْ ye'tihim kendilerine gelmeyen kök: اتي
  9. تَأْوِيلُهُۥ ۚ te'viluhu yorumu kök: اول
  10. كَذَٰلِكَ kezalike böyle
  11. كَذَّبَ kezzebe yalanlamışlardı kök: كذب
  12. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler de
  13. مِن min
  14. قَبْلِهِمْ ۖ kablihim onlardan önceki(ler) kök: قبل
  15. فَٱنظُرْ fenzur bir bak kök: نظر
  16. كَيْفَ keyfe nasıl kök: كيف
  17. كَانَ kane olduğuna kök: كون
  18. عَـٰقِبَةُ aakibetu sonlarının kök: عقب
  19. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimlerin kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)

    "İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Bak, Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

89 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Aksine onlar bilgisini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan (Kur'an'ı) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl olmuştu!

Mustafa İslamoğlu

Fakat hayır, aksine onlar özünü kavramaktan aciz kaldıkları, üstelik o mesajın ayrıntılı açıklaması da (henüz) kendilerine ulaşmamışken yalanlamayı tercih ettiler. Onlardan öncekiler de işte böylesi bir yalanlamaya yeltenmişlerdi; fakat (onların akıbetini merak ediyorsan), dön de zalimlerin sonunun ne olduğuna bir bak!

Muhammed Esed

Hayır hayır, aslında onlar özünü, hikmetini kavrayamadıkları ve önceden kendilerine açıklanmamış her şeyi yalanlamaya eğilimliler. Onlardan önce gelip geçenler de işte böyle gerçeği yalanlamaya yeltenmişlerdi. (Gerçeği görmek istiyorsan) zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Ahmed Hulusi

Hayır! İlmini ihata etmedikleri ve ne olduğu hakkındaki bilgisi henüz kendilerine açılmamış bir şeyi yalanladılar. . . Onlardan öncekiler de böyle yalanladılar! Zulmedenlerin sonu nasıl oldu bir bak!

Ali Bulaç

Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.

Ali Özek ve heyeti

Hayır! Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve tevili kendilerine gelmemiş olan bir şeyi yalanlamaktadırlar. Nitekim kendilerinden öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!

Ali Rıza Safa

Hayır! Bilgisini kavrayamadıkları ve önceden kendilerine açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Artık, haksızlık yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

Bayraktar Bayraklı

Bilakis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan Kur'an'ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu?

Edip Yüksel

Hayır, onlar bilgisini kavramadan ve asıl anlamına ulaşmadan onu yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalanladı. Zalimlerin sonuna dikkatle bak.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hayır, onlar bilgisini kavramadan ve asıl anlamına ulaşmadan onu yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalanladı. Zalimlerin sonuna dikkatle bak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hayır, onlar anlamını kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş olan birşeye yalan dediler; bunlardan önce gelip geçenler de böyle yalanlamışlardı; ancak bak zalimlerin sonu nasıl oldu!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır onlar, ılmini ihata etmedikleri ve te'vili kendilerine hiç gelmemiş olan bir şey'i tekzib ettiler, bunlardan evvel geçenler de böyle tekzib etmişlerdi amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu?

Erhan Aktaş

Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

Gültekin Onan

Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz tevili gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.

Hasan Basri Çantay

Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları şey'i yalan saydılar. Kendilerine te'vili (hakkında bir idrak) gelmedi. Onlardan evvelki (ümmetler) de (peygamberlerini) böyle tekzib etdiler işte. Bak, o zaalimlerin sonucu nice olmuşdur!

İbni Kesir

Hayır, onlar bilgisini kavrayamadıkları, yorumu kendilerine gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

Mehmet Alagaş

(37-44) Bu Kur'an Allahtan başka sınca uydurulmuş / iftira edilmiş değildir ve fakat ellerinde olanı tasdik eder ve de kitabı açıklar, Onda çelişki yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa O nu uydurdu mu? diyorlar, deki sözünüze bağlı iseniz benzer bir sûre de siz getirin ve Allah’ın dışında gücünüzün yettiği kim varsa da çağırın. Bilakis ilimlerinin yetmediğini / kuşatmadığını, nasıl sonuçlan dığı kendilerine henüz belli olmamışken yalanladılar, Böylece bunlar da onlardan öncekiler gibi yalanladılar, Zalimlerin sonu / akıbeti nasıl oluyor bir bak. Onlardan birileri inanırlar birileri de inanmazlar, Rabbin bozanları / ifsat edenleri en iyi bilendir. Eğer seni yalanlarsalar deki benim amelim banadır sizin amelleriniz de sizedir, sizler benim yaptıklarımdan uzaksınız / berisiniz bende sizin yaptıklarınızdan uzağım / beriyim . Onlardan seni işitenler var, sağırlara sen mi işittireceksin ? üstelik akletmiyorsa! Onlardan kimileri de s ana bakıyor, köre sen mi yol göstereceksin üstelikte göremiyorsa! Allah hiçbir şeyde insana zulmetmez, velakin insan kendine zulmediyor.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz (onlara vadolunup da) gerçekleşmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Süleyman Ateş

Hayır, bilgisini kavrayamadıkları, sonucu henüz başlarına gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nice oldu?

Süleymaniye Vakfı

Aslında onlar, tam kavramadıkları şey karşısında yalana sarıldılar. Halbuki onun sonucu henüz ortaya çıkmış değildir. Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalana sarılmışlardı. Yanlış yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebilere inanmak istemeyenlerin tamamı, onların getirdikleri ayetler karşısında yalana sarılmış ve kaybetmişlerdir (A'raf 7/59-171, Sebe 34/45, Fatır 35/25-26, Zümer 39/25-26, Mülk 67/18).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Aslında onlar, Kur'an'daki bilgiyi (ilmi) anlamadan, (ayetler arası) iç bağlamı henüz ortaya çıkmadan yalana sarıldılar. Onlardan öncekiler de böyle yalana sarılmışlardı. Yanlışlar içindekilerin sonunun nasıl olduğunu bir düşün.

Şaban Britch

Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz (onlara vadolunup ta) gerçekleşmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Şaban Piriş

Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz açıklaması onlara gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, düşündükleri gibi değil. Onlar, ilmini kuşatamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak da gör nasıl olmuştur zalimlerin sonu!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The fact is that: they deny the Quran and assert that it is false without deliberating on its divine discourse and without knowledge of its precepts, nor has its interpretation been given yet. Similarly reacted their predecessors under the vexations of their minds, and you can see the fatal consequence of the wrongful of actions.

Abdul Haleem

But they are denying what they cannot comprehend- its prophecy has yet to be fulfilled for them. In the same way, those before them refused to believe- see what was the end of those evildoers!

Abdullah Yusuf Ali

Nay, they charge with falsehood that whose knowledge they cannot compass, even before the elucidation thereof hath reached them: thus did those before them make charges of falsehood: but see what was the end of those who did wrong!

Abul A'la Maududi

In fact they arbitrarily rejected as false whatever they failed to comprehend and whose final sequel was not apparent to them. dipnot 1 Likewise had their predecessors rejected the truth, declaring it falsehood. Do observe, then, what was the end of the wrong-doers.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    They could declare the Quran as forged on two grounds only, but neither of these existed: First, if they had had a proof that the Book had not been revealed by Allah, but had been forged by someone; secondly, that the truths enunciated in it and the information given in it were false. But no one could say on the basis of true knowledge that the Book had been really forged and then ascribed to God: nor could anyone say that he had peeped behind the curtains of the unseen and discovered that there was not One God (as taught in this Book) but many gods in the heavens: nor could anyone assert on the basis of true knowledge that there were no angels, no revelations and no God, but these were mere fictions that had been invented by some fertile imagination: nor had anyone witnessed by actually visiting the Hereafter that the information about rewards and punishments was utterly wrong. But in spite of the lack of any proof to the contrary; they were challenging the genuineness of the Quran with the boldness and impudence of one who had made a thorough research into the matter and proved it to be false.

Aisha Bewley

No, the fact is that they have denied something which their knowledge does not embrace and the meaning of which has not yet reached them. In the same way those before them also denied the truth. See the final fate of the wrongdoers!

Al-Hilali & Khan

Nay, they have belied the knowledge whereof they could not comprehend and what has not yet been fulfilled (i.e. their punishment). Thus those before them did belie. Then see what was the end of the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)!

Ali Quli Qarai

Rather, they deny that whose knowledge they do not comprehend, and whose explanation has not yet come to them. Those who were before them denied likewise. So observe how was the fate of the wrongdoers!

Amatul Rahman Omar

Nay, (the thing is that) they have cried lies to that the (full) knowledge of which they could not comprehend and whose (true) significance has not yet been explained to them. Their predecessors cried lies (to the truth) just in the same manner. But behold, how was the end of the wrong doers!

Arthur John Arberry

No; but they have cried lies to that whereof they comprehended not the knowledge, and whose interpretation has not yet come to them. Even so those that were before them cried lies; then behold how was the end of the evildoers!

Bijan Moeinian

The fact of the matter is, they have rejected Qur’an without studying it or contemplating about its verses. The previous disbelievers did the same thing and see where they ended up.

E. Henry Palmer

Yet they call that a lie, the knowledge of which they cannot compass, while its interpretation has not yet come to them; so did those before them charge with lying, and see what was the end of the unjust!

Edip-Layth

No, they have lied about the things they did not have comprehensive knowledge of, and before its explanation came to them. Similarly, those before them denied, so see what the retribution of the wicked was!

George Sale

But they have charged that with falsehood, the knowledge whereof they do not comprehend, neither hath the interpretation thereof come unto them. In the same manner did those who were before them, accuse their prophets of imposture; but behold, what was the end of the unjust.

Hamid S. Aziz

Do they say, "He hath devised it"? Say then, "Bring a surah (chapter) like it, and call, if you can, on other than Allah, if you are truthful!"

Mahmoud Ghali

No indeed, (but) they have cried lies to that of which they did not encompass the knowledge and whose interpretation as yet has not come up to them. Thus the ones who were even before them cried lies; so, look how was the end of the unjust!.

Marmaduke Pickthall

Nay, but they denied that, the knowledge whereof they could not compass, and whereof the interpretation (in events) hath not yet come unto them. Even so did those before them deny. Then see what was the consequence for the wrong-doers!

Mohamed Ahmed - Samira

In fact, they deny what is beyond the reach of their knowledge, whose explanation has not reached them yet. So had those who have gone before them denied; but look at the fate of the unjust

Muhammad Asad

Nay, but they are bent on giving the lie to everything the wisdom whereof they do not comprehend, and ere its inner meaning has become clear to them Even thus did those who lived before their time give the lie to the truth: and behold what happened in the end to those evildoers!

Mustafa Khattab

In fact, they ˹hastily˺ rejected the Book without comprehending it and before the fulfilment of its warnings. Similarly, those before them were in denial. See then what was the end of the wrongdoers!

Progressive Muslims

No, they have lied about that which they did not have knowledge of, nor has its explanation come to them. It is also how those before them denied, so see how was the retribution of the wicked!

Rashad Khalifa

Indeed, they have rejected this without studying and examining it, and before understanding it. Thus did those before them disbelieve. Therefore, note the consequences for the transgressors.

Sahih International

Rather, they have denied that which they encompass not in knowledge and whose interpretation has not yet come to them. Thus did those before them deny. Then observe how was the end of the wrongdoers.

Sam Gerrans

The truth is, they have denied what they compassed not in knowledge, and whose interpretation has not yet come to them. Thus denied those before them. Then see thou how was the final outcome of the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

Nay, they deny it without grasping the profound knowledge therein. And they have yet to see the benevolent transformation it can bring about in the making of humanity. Generations before them rejected Divine Revelation. Then see what was the consequence for those who thus wronged themselves!

Syed Vickar Ahamed

No! They say it is false that whose knowledge they cannot understand, even before its proof has reached them: Like this did those before them accuse as false: But see what was the end of those who did wrong!

Taqi Usmani

But they have rejected a thing they could not comprehend with knowledge, while its ultimate end has not appeared to them as yet. Similarly those who passed before them had rejected the truth. So, look how was the fate of the unjust.

The Monotheist Group

No, they have lied about that which they had no knowledge, nor has its explanation come to them. It is also how those before them denied, so see how was the retribution of the wicked!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩