Diyanet İşleri
Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ لَئِنْ أَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّآ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ
ḳâlû lein ekelehü-ẕẕi'bü venaḥnü `uṣbetün innâ iẕel leḫâsirûn.
Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kardeşlerin tuzağı ve kuyu Yûsuf 7–20 3
Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."
Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.
Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.
(Yusuf'u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
14. “Onlar da dediler ki: Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde” onu korumaya dikkat gösteren bir grup olduğumuz halde “eğer onu kurt yiyecek olursa o zaman gerçekten biz zarara uğramış (işe yaramaz) kimseleriz demektir.” Eğer kurt onu yer ve bu konuda bizi aciz bırakacak olursa artık bizde hayır yok, bizden hiçbir iyilik beklenmez demektir.
Onlar, bu şekilde Yusuf’u beraberlerinde göndermesini sağlayacak sebepleri hazırlayıp engelleri de ortadan kaldırdıktan sonra babaları, Yusuf’un onlarla birlikte gitmesine izin verdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Babalarına şöyle dediler: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk olduğumuz halde, eğer Yusuf'u kurt yerse, o zaman biz kendilerinde bir hayır olmayan kimseleriz. Eğer onu bir kurttan koruyamazsak o halde bizler aciz kimseler sayılırız.
Aynı kök: ذاب (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."
Aynı kök: ذاب (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen…
Aynı kök: عصب (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir…
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Hani Yusuf, babasına "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf
"İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini…
Aynı kök: عصب (5 geçiş)
Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.
Aynı kök: عصب (5 geçiş)
O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Kardeşler) şöyle demişti: "Gerçekten biz (kalabalık) bir topluluk olduğumuz hâlde onu kurt yerse, o zaman biz kaybedenler oluruz."
Onlar dediler ki: "Biz bunca kalabalık olduğumuz halde eğer onu kurt kapacak olursa, asıl işte o zaman biz yanmışız demektir."
"Bu kadar insanın arasında, yine de o'nu kurt kapacaksa, o zaman, biz ölmüşüz demektir!" dediler.
Dediler ki: "Andolsun ki, biz kuvvetli bir grupken hala Onu kurt kaparsa, gerçekten biz hüsrana uğrayanlar oluruz. "
Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz."
Dediler ki: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk olduğumuz halde, eğer onu kurt yerse, o zaman biz gerçekten âciz kimseler sayılırız.
"Güçlü bir küme olmamıza karşın, Onu kurt yerse, kesinlikle yitime uğrayanlar arasında oluruz!" dediler.
Dediler ki: "Hakikaten biz böylesine kalabalık olduğumuz halde, eğer onu kurt yerse, o zaman biz gerçekten aciz kimseler sayılırız."
Dediler ki: "Biz kalabalık bir grup olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman gerçekten kaybedenler oluruz."
Dediler ki: 'Biz kalabalık bir grup olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman gerçekten kaybedenler oluruz.'
Onlar: "Andolsun, biz böylesine birbirine sargın bir topluluk iken onu kurt yerse, o taktirde biz hüsran çekeriz!" dediler.
Vallahi, dediler, biz müteassıb bir kuvvet iken onu kurt yerse biz o halde çok husran çekeriz
"Ant olsun ki, biz bu kadar kişiyken yine de kurt onu yerse, o takdirde bize yazıklar olsun." dediler.
"Ant olsun ki, biz bu kadar kişiyken yine de kurt onu yerse, o takdirde bize yazıklar olsun." dediler.
"Ant olsun ki, biz bu kadar kişiyken yine de kurt onu yerse, o takdirde bize yazıklar olsun." dediler.
Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz.
"Andolsun ki, dediler, bizim (kuvvetli) bir cemaat olmamıza rağmen onu kurt yerse bu takdirde muhakkak biz de husrane uğrayanlar (dan) oluruz".
Dediler ki: Biz bir toplulukken onu kurt yerse; bu takdirde biz, muhakkak hüsrana uğrayanlardan oluruz.
(1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.
Onlar da: “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.
Dediler ki: "Biz bir topluluk olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman biz tamamen beceriksiz kimseleriz, demektir!"
Dediler ki: "Biz birbirimize kenetlenmiş kişilerken onu kurt yerse o zaman büsbütün kaybetmiş kimseler oluruz."
Dediler ki "Biz birbirine kenetlenmiş bir toplulukken onu kurt yerse o zaman bütün itibarımızı kaybederiz."
Onlar: Biz kalabalık bir topluluk iken eğer onu kurt yerse yazıklar olsun bize, dediler.
Onlar: -Biz sağlam bir topluluk iken eğer onu kurt yerse yazıklar olsun bize, dediler.
Dediler ki: "Vallahi biz böylesine dayanışma içinde bir ekipken onu kurt yerse, o takdirde biz hüsrana uğrayan kişiler oluruz."
They protested, thus: "If this be true"t, they said, "and the wolf were to devour him when we are a collective mass of men, then we will have incurred privation of attributes and it would be a lost sorrow to wail our fall. "
They said, ‘If a wolf were to eat him when there are so many of us, we would truly be losers!’
They said: "If the wolf were to devour him while we are (so large) a party, then should we indeed (first) have perished ourselves!"
They said: "Should a wolf eat him, despite the presence of our strong group, we would indeed be a worthless lot!"
They said, ‘If a wolf does come and eat him up when together we make up a powerful group in that case we would truly be in loss!’
They said: "If a wolf devours him, while we are a strong group (to guard him), then surely, we are the losers."
They said, ‘Should the wolf eat him while we are a hardy group, then we will indeed be losers!’
They said, `If the wolf were to devour him inspite of the fact we are a formidable party, in that case we shall be indeed losers. '
They said, 'If the wolf eats him, and we a band, then are we losers!'
They replied: "We will be good for nothing, if a wolf attacks him while he is among us. "
Said they, 'Why, if the wolf should devour him while we are (such) a band, verily, we then should deserve to lose!'
They said, "If the wolf eats him, while we are a gang, then we are the losers."
They said, surely if the wolf devour him, when there are so many of us, we shall be weak indeed.
Said he, "Verily, it grieves me that you should take him with you, for I fear lest the wolf devour him while you take no heed. "
They said, "Indeed, in case the wolf eats him, and we are a band, (then) surely we are indeed losers!"
They said: If the wolf should devour him when we are (so strong) a band, then surely we should have already perished.
They replied: "If a wolf should devour him when we are there, a well-knit band, we shall certainly be treacherous. "
Said they: "Surely, if the wolf were to devour him notwithstanding that we are so many-then, behold, we ought ourselves to perish!"
They said, "If a wolf were to devour him, despite our strong group, then we would certainly be losers!"
They said: "If the wolf eats him, while we are a numerous group, then we are the losers. "
They said, "Indeed, if the wolf devours him, with so many of us around, then we are really losers."
They said, " If a wolf should eat him while we are a [strong] clan, indeed, we would then be losers. "
They said: “If the wolf should eat him when we are a group, then will we be the losers.”
They said, "If a wolf devours him in the strong presence (of the ten) of us, will our lives be worth living?"
They said: "If the wolf were to eat him when we are (so large) a party, then truly we should be the losers!"
They said, "If a wolf eats him up, while we are a whole group, we are then losers indeed."
They said: "If the wolf eats him, while we are a numerous group, then we are the losers."