Diyanet İşleri
Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."
Yûsuf suresi
Yûsuf suresi, 11. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَ۫نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ
ḳâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te'mennâ `alâ yûsüfe veinnâ lehû lenâṣiḥûn.
Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kardeşlerin tuzağı ve kuyu Yûsuf 7–20 3
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir."
"Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."
Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.
Babalarına şöyle dediler: "Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz."
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
Babaları, "Doğrusu onu götürmeniz beni üzer, siz ondan habersiz iken onu kurt yer, diye korkuyorum."
Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Dediler ki:” Yani Yusuf’un kardeşleri maksatlarına ulaşmak kastı ile babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Sana ne oluyor ki Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?” Herhangi bir sebep ve gerekçe yokken bizden yana Yusuf hakkında ne diye korkuyorsun? “Halbuki biz elbette onun iyiliğini isteriz.” Ona karşı şefkatimiz vardır ve kendimiz için istediğimizi onun için de isteriz. Bu ifade, Yakub aleyhisselam’ın Yusuf’un kardeşleri ile birlikte çöle ve benzeri uzak yerlere gitmesine müsaade etmediğini göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kardeşleri Yusuf'u yanlarından uzaklaştırmak konusunda anlaştıktan sonra babaları Yakup -aleyhisselam-'a şöyle dediler: Ey babamız! Yusuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki bizler, ona karşı çok şefkatli kimseleriz ve zararlı şeylerden onu koruruz. Biz, Yusuf'un koruması ve sana sağ salim geri dönmesi için iyilik yapan kimseleriz. Onu bizimle göndermene engel olan şey nedir?
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Hani Yusuf, babasına "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
"İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini…
Aynı kıssa: Hz. Ya'kūb · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
(Yusuf'u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir…
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
"Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz."
Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
"Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara…
Aynı kök: نصح (13 geçiş)
"Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.
Aynı kök: نصح (13 geçiş)
"Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Kardeşler babalarına) şöyle demişti: "Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? dipnot 1 Oysa biz onun için samimi olanlarız. dipnot 2
(Babalarına dönüp) "Ey babamız!" dediler, "Biz ona candan yürekten davrandığımız halde, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?
(Bu görüşte birleştiler ve bunun üzerine babalarına:) "Ey babamız!" dediler, "Biz Yusuf'un iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz halde, neden o'nun hakkında bize güvenmiyorsun?
Dediler ki: "Ey babamız, biz Onun hayrını istediğimiz halde neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun!"
(Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz."
Babalarına da şöyle demişlerdi: "Ey babamız! Biz Yusuf'a nasihat eden kimseler olduğumuz (ve onun iyiliğini isteyen kimseler olduğumuz) halde, onun hakkında bize neden güvenmiyorsun?"
"Ey babamız!" dediler; "Sana ne oluyor da bize güvenmiyorsun? Aslında, biz de Yusuf'un iyiliğini istiyoruz!"
Dediler ki: "Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz, onun iyiliğini istemekteyiz."
Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız."
Dediler ki: 'Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız.'
Vardılar babalarına: "Ey babamız, neden sen, Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini isteyenleriz.
Vardılar ey bizim pederimiz, dediler, sen neye bize Yusüfü inanmıyorsun? Cidden biz onun için recaciyiz
"Ey babamız! Yusuf hakkında neden bize güvenmiyorsun? Oysaki biz onun iyiliğini isteyenleriz." dediler.
"Ey babamız! Yusuf hakkında neden bize güvenmiyorsun? Oysaki biz onun iyiliğini isteyenleriz." dediler.
"Ey babamız! Yusuf hakkında neden bize güvenmiyorsun? Oysaki biz onun iyiliğini isteyenleriz." dediler.
(Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız" dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun (te'menna)? Oysa, gerçekte biz onun iyiliğini isteyenleriz."
Dediler: "Ey babamız, sen bize Yuusufu neye inanmıyorsun? Halbuki biz onun elbet hayırhahlarıyız".
Dediler ki: Ey babamız; sen bize Yusuf'u neden güvenmiyorsun? Halbuki biz, onun iyiliğini istemekteyiz.
(1-18) Elif Lâm Mîm, İşte bunlar apaçık kitabın ayetleridir, muhakkak ki arabi olarak indiriyoruz, böylece belki akledersiniz. Biz sana bu Kuran’ı vahy etmekle en güzel kıssayı anlatıyoruz , ondan önce sen bunu bilmiyordun / bundan gafil idin , bir vakit Yusuf, babasına dedi ki ey babacığım muhakkak ki ben on bir yıldız gördüm, güneş ve ayı bana secde ederlerken gördüm, dedi ki ey oğlum gördüğünü / rüyanı kardeşlerine anlatma, sana tuzak kurarlar, kesinlikle şeytan insana apaçık bir düşmandır, böylelikle Rabbin seni ayırıp seçecek ve sana olayların / hâdiselerin yorumunu /nasıl gerçekleşeceğini / tevilini öğretecek, s enin ve Yakup / İsrail a ilesinin üzerindeki nimetini tıpkı önceki babaların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak. Muhakkak ki Rabbin her şeyi bilen ve yargılayandır / hâkimdir. Sual edenler için Yusuf ve kardeşlerinde ayetler vardır. Bir vakit Kardeşleri Yusuf hakkında babamıza bizden daha sevimli dediler, bizler kalabalık bir grubuz, babamız hakikaten apaçık ne yaptığını bilmez halde / delalettedir, Yusuf’u öldürün yahut bir yere bırakın babanızın yüzü artık size yönelsin, onun sonrasında salih bir kavim olursunuz dediler , içlerinden konuşan biri dedi ki, Yusuf’u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu bir kuyunun dibine bırakın kimi yolculuk yapanlardan biri onu bulup alsın. Dediler ki Ey babacığım sana ne okuyor ki Yusuf için niye bize güvenmiyorsun? Kesinlikle biz ona nasihat ta edenleriz, onu yarın bizimle beraber gönder, yesin içsin ve oynasın, kesinlikle biz onun koruyucusuyuz. Onu götürmeniz beni hüzünlendiriyor ve siz gafil iken onu bir kurdun yemesinden korkuyorum dedi. Biz soyca kalabalık bir grupken eğer onu kurt yerse , bizler o vakit kesin hasara uğrarız. Onu götürdükleri vakit, hep birlikte onu kuyunun içine bıraktılar , Ona / Yusuf’a onlara bu işlerini, onların şuursuz oldukları bir zaman da haber vereceksin diye vahyettik, akşam ağlayarak babalarına geldiler , dediler ki ey babamız gerçekten biz yarışmaya gittik Yusuf’u eşyalarımız yanında bıraktık, onu da kurt yedi, ayrıca bizler sözüne sadık dahi olsak , sen bize inanmazsın, yalandan üzeri kanlı gömleğini getirdiler, bilakis sizi nefisleriniz bu işe sürüklemiş dedi , Güzel bir sabır, betimlediğiniz şeylere karşı yardım talebi istenecek Allah'tır.
Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.”
(Bu fikirde karar kıldılar ve babalarına gelip) Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun, oysa biz ona öğüt verenler(onun iyiliğini isteyenler)iz?"
Dediler ki: "Baba! Yusuf hakkında bize niye güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini isteyen kimseleriz.
(Babalarına geldiler ve) "Ey babamız! Neden Yusuf konusunda bize güvenmez oldun? Oysa biz hep onun iyiliğini isteriz" dediler.
Baba, sana ne oldu ki Yusuf için bize güvenmiyorsun? Biz, onun iyiliğini isteriz.
-Baba, Sana ne oldu ki Yusuf için bize güvenmiyorsun? Biz, Onun iyiliğini isteriz.
Dediler ki: "Ey babamız, ne oluyor da Yusuf konusunda bize güvenmiyorsun. Oysaki biz ona hep öğüt vermekteyiz."
And so, they asked their father: "Our father, why do you not trust us for the care of Yusuf! Our first wish in life is for his happiness and welfare. "
They said to their father, ‘Why do you not trust us with Joseph? We wish him well.
They said: "O our father! why dost thou not trust us with Joseph,- seeing we are indeed his sincere well-wishers?
After so deciding they said to their father: "Why is it that you do not trust us regarding Joseph although we are his true well-wishers?"
They said, ‘Our father! What is wrong with you that you refuse to trust us with Yusuf when in truth we only wish him well?
They said: "O our father! Why do you not trust us with Yûsuf (Joseph) though we are indeed his well-wishers?"
They said, ‘Father! Why is it that you do not trust us with Joseph? We are indeed his well-wishers.
(On making this resolution) they (went to their father and) said, `Our father! why do you not trust us with regard to Joseph, while, as a matter of fact, we are his sincere well-wishers?
They said, 'Father, what ails thee, that thou trustest us not with Joseph? Surely we are his sincere well-wishers.
They went to their father and said: "Why do you not trust us with Joseph? We [are his brothers after all and] do not wish nothing but the best for him. "
Said they, 'O our father! what ails thee that thou wilt not trust us with Joseph while we are unto him sincere?
They said, "Our father, why do you not trust us with Joseph, we are to him well wishers."
They said unto Jacob, O father, why dost thou not intrust Joseph with us, since we are sincere well-wishers unto him?
One from amongst them said, "Slay not Joseph, but, if you must act, throw him into the bottom of a pit; some caravan of travellers may pick him up. "
They said, "O our father, how is it with you, that you do not keep Yûsuf (Joseph) in our custody? And surely we are indeed his (honest) advisers.
They said: O our father! Why wilt thou not trust us with Joseph, when lo! we are good friends to him?
(Then going to their father) they said: "O father, why don't you trust us with Joseph? We are in fact his well-wishers.
[On this they agreed; and thereupon] they spoke [thus to their father]: "O our father! Wherefore wilt thou not trust us with Joseph, seeing that we are indeed his well-wishers?
They said, "O our father! Why do you not trust us with Joseph, although we truly wish him well?
They said: "Our father, why do you not trust us with Joseph, we are to him well wishers. "
They said, "Our father, why do you not trust us with Joseph? We will take good care of him.
They said, "O our father, why do you not entrust us with Joseph while indeed, we are to him sincere counselors?
They said: “O our father: what ails thee, that thou trustest us not with Joseph when we are sincere counsellors to him?
They said, "O Our father! Why don't you trust us with Joseph when we are good friends to him?"
They said: "O our father! Why don't you trust us with Yusuf (Joseph)— Seeing we are truly his sincere well wishers?
They said (to Ya‘qūb), "Our father, why is it that you do not trust us about Yūsuf, while we are his well-wishers indeed.
They said: "Our father, why do you not trust us with Joseph? And we will be giving him advice."