Yûsuf suresi

Yûsuf suresi, 75. ayet

Yûsuf suresi, 75. ayet. قَالُوا۟ جَزَٰٓؤُهُۥ مَن وُجِدَ فِى رَحْلِهِۦ فَهُوَ جَزَٰٓؤُهُۥ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

ḳâlû cezâühû mev vucide fî raḥlihî fehüve cezâüh. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

Onlar da: "Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûsuf 72–78 · surenin 75. ayeti / 111

Konu Su kabı ve hırsızlık iddiası Yûsuf 69–79 3

  1. Yûsuf 72

    Onlar, "Hükümdar'ın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Ben buna kefilim" dediler.

  2. Yûsuf 73

    Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

  3. Yûsuf 74

    Onlar, "Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?" dediler.

  4. 75

    Onlar da: "Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.

  5. Yûsuf 76

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle bir plan öğrettik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

  6. Yûsuf 77

    Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor" dedi.

  7. Yûsuf 78

    Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

75. “Cezası, (çalınan mal)” tas “kimin yükünde bulunursa o kişinin (çalınan mala) karşılık” çalıntı malın sahibinin hırsızlık yapanı mülkiyeti altına alması sureti ile köle “alınmasıdır.” Onların şeriatlarında hüküm bu şekilde idi. Hırsızlık yapan kimsenin hırsızlık yaptığı sabit oldu mu o, çalınan malın sahibinin mülkiyetine girerdi. Bu yüzden onlar: “Biz zalimleri böylece cezalandırırız, dediler.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yusuf'un kardeşleri onlara şöyle dediler: Bizde hırsızın cezası çalınan mal kimin yükünde çıkarsa, o kişinin kendisi malını çaldığı kimseye köle olarak teslim edilir. İşte biz hırsızları, köle olarak edinmek ile cezalandırırız.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  2. جَزَٰٓؤُهُۥ ceza'uhu cezası kök: جزي
  3. مَن men kimin
  4. وُجِدَ vucide bulunursa kök: وجد
  5. فِى fi
  6. رَحْلِهِۦ rahlihi yükünde kök: رحل
  7. فَهُوَ fehuve işte o
  8. جَزَٰٓؤُهُۥ ۚ ceza'uhu onun karşılığıdır kök: جزي
  9. كَذَٰلِكَ kezalike böylece
  10. نَجْزِى neczi biz cezalandırırız kök: جزي
  11. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine haksızları kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رحل (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine…

  • Aynı kök: رحل (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûsuf

    Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Olgunluk çağına erişince, ona hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûsuf · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Onlar, "Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?" dediler.

  • Aynı kök: رحل (4 geçiş)

    (1-4) Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah'tan başka ne…

  • Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Onlar da) "Onun cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunursa işte o (şahsın alıkonulması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız." cevabını vermişlerdi. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Yusuf, babasının şeriatında hırsızlığa bu cezanın verildiğini bildiği için kardeşinin yüküne bu su kabını koydurmuş ve onu geri bıraktırma tedbirine başvurmuştu. Muhtemelen ana baba bir kardeşi olan Bünyamin'e durumu önceden bildirerek onun da güvende olmasını sağlamıştı. Kaldı ki bu uygulama 76. ayette Yüce Allah tarafından öğretilmiş bir tedbir olarak da ilan edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

"Onun cezası" dedlier, "kimin denkleri arasında bulunursa, onun ona karşılık rehin alınmasıdır: biz bu (suçu işleyen) zalimleri işte böyle cezalandırırız!"

Muhammed Esed

"Bunun cezası": diye cevap verdi (Yakub'un oğulları), "(kupa) kimin denkleri arasından çıkarsa (yaptığının) ceza(sı) olarak tutsak edilir! (Bu suçu işleyen) zalimleri biz işte böyle cezalandırırız".

Ahmed Hulusi

(Kardeşler) dediler ki: "Onun cezası: (Melik'in su tası) kimin yükü içinde bulunursa o (yükün sahibi) tutuklanır. . . Zalimleri işte böyle cezalandırırız!"

Ali Bulaç

Dediler ki: "Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle cezalandırırız."

Ali Özek ve heyeti

«Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o (şahsa el koymak) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız» dediler.

Ali Rıza Safa

"Cezası, kimin yükünde çıkarsa, onun alıkoyulmasıdır. Haksızlık yapanları, işte böyle cezalandırırız!"

Bayraktar Bayraklı

Kardeşleri dedi ki: "Cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunduysa, ona aittir. Biz hırsızları böyle cezalandırırız."

Edip Yüksel

"Onun cezası" dediler, "Kimin torbasında bulunursa o kişi alıkonur. Biz zalimleri böyle cezalandırırız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Onun cezası,' dediler, 'Kimin torbasında bulunursa o kişi alıkonur. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ki "Cezası kimin yükünde çıkarsa, işte o onun cezası! Biz zalimlere böyle ceza veririz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Cezası dediler: kimin yükünde çıkarsa işte o, onun cezası, biz zalimlere böyle ceza veririz.

Erhan Aktaş

"Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir. dipnot 1 Biz haksızları böyle cezalandırırız." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suça karşılık, suçu işleyene el konur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir. dipnot 1 Biz haksızları böyle cezalandırırız." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suça karşılık, suçu işleyene el konur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir. dipnot 1 Biz haksızları böyle cezalandırırız." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suça karşılık, suçu işleyene el koyarız.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle cezalandırırız."

Hasan Basri Çantay

"Onun cezası yükünde (hırsızlık mal) bulunan kimsenin kendisidir. İşte o kimse (şahsan) bunun cezasıdır. Biz (memleketimizde) zaalimleri (hırsızları) böyle cezalandırırız" dediler.

İbni Kesir

Dediler ki: Bunun cezası, yükünde bulunan kimsenin kendisidir. İşte o kimse bunun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.

Mehmet Alagaş

(58-87) Yusuf’un kardeşleri geldiler ve içeri girdiler , (Yusuf) onları tanıdı, onlar ise onu tanıyamadılar, hazırlayacaklarını hazırladıklarında, bana babanız bir olan diğer kardeşinizi de getirin dedi. Dikkat edin görüyorsunuz ki ben ölçüyü tam yerine getiriyorum ve ben iyi bir konukseverim, Onu bana getirmezseniz benim yanımda size ölçü falan yok, yanıma yaklaşmayın. O konuda babasını ikna etmeye çalışırız bunu kesinlikle yapacağız dediler. (Yusuf) genç çalışanların a, sermayelerini yüklerinin içine koy un, belki yakın çevrelerine döndüklerinde fark ederler de böyle ce de geri dönerler dedi. Babalarına geri döndüklerinde dediler ki ey babamız bizden ölçü yasaklandı bizimle beraber kardeşimizi gönder zahire alalım biz kesinlikle onu koruruz. Dedi ki Önceden kardeşi için güvendiğim gibi Onun için de size güvenebilir miyim? Her neyse Allah en hayırlı koruyucudur ve esirgeyenlerin en esirgeyicisidir. Getirdikleri eşyalarını açtıklarında sermayelerini kendilerine geri iade edilmiş olarak buldular, ey babamız ne ortaya çıktı! bu bizim geri iade edilmiş sermayemiz, yakın çevremize erzak getiririz , kardeşimizi de koruruz dediler , bir d eve ölçüsünde fazla alabiliriz bu aldığımız az bir ölçüydü. Allahtan, geri onu bana getireceğinize dair sağlam ve de sizleri bağlayıcı bir söz bana verdiğiniz sürece O’nu asla sizle göndermem dedi. Ona sağlam bir söz verdiklerinde O da Allah ne söylediğinize vekildir dedi . Ey oğullarım tek bir kapıdan girmeyin farklı farklı kapılardan içeri girin, Allah’tan bir şey olursa ben size bir fayda veremem, Yargı / hüküm sadece Allah’a aittir, Onu vekil tayin ettim, vekalet verecekler de ona vekalet versinler dedi. Babalarının emir ettiği taraftan gi rmeleri Allah’tan gelecek şeyler hakkında onlara fayda vermedi, sadece Yakub’un nefsinde ki acil ihtiyacın yerine getirilmesi ni sağladı (Ona faydası oldu), muhakkak ki O, ona öğrettiklerimizin bilgisine sahipti ve lakin insanların çoğu bilmiyorlardı, Yusuf’un yanına girdiklerinde, (Yusuf) kardeşini yanına aldı. Muhakkak ki ben senin kardeşinim y aptıklarından dolayı kaygıya kapılma dedi. Hazırlayacaklarını hazırladıklarında kardeşinin yüküne su kabı koydu, ardından da çığırtkan / müezzin ilan etti ki, ey kervan kesinlikle siz hırsızsınız! Onlarda dönerek ne kaybınız var ki dediler. Melik’in su kabını kaybettik, o nu kim getirirse kervan yükü ödül var, ben de buna kefilim / zaimim dedi, Allah’a yemin olsun, sizde biliyorsunuz, bizler arzda bozgunculuk etmek için gelmedik, biz hırsız da değiliz, eğer ki yalan söylüyor iseniz sizde bunun cezası nedir diye sordular, (Kervandakiler) dediler ki bizde onun cezası kimin yükünde bulunduysa, o kişi, onun karşılığıdır, zalimleri böyle cezalandırırız. Kardeşinin eşyalarından önce diğerlerinin eşyalarına baktılar, ardından kardeşinin eşyaları arasından onu / su kabını çıkardılar, Yusuf için böyle yaptık, Melik’in kurallarında kardeşini tutup almak yoktu, (Ama Yusuf’un kardeşlerinin kabilesinde vardı) Allah’ın istemesi hariç , biz istediğimizin derecesini yükseltiriz, her alimin ilminin üzerinde olan biri vardır. Eğer o çalmış ise kesin olan şu ki onun kardeşi de önceden çalmıştı dediler, Yusuf bunu kendinde tuttu (Bu lafa içerledi ama bir şey demedi) bunu onlara açıklamadı, dedi ki sizler ne fena bir mevkidesiniz Allah vasıflandırdıklarınızı / betimleyerek anlattıklarınızı en iyi bilendir dedi. Ey aziz! çok yaşlı bir babası var yerine bizden birini al, seni güzel davranan biri olarak görüyoruz dediler. Allah’a sığınırım, kimin eşyalarının yanında bulundu ise sadece onu alabiliriz , kesinlikle o zaman zalimlerden oluruz dedi. Ondan üm itleri kesilince bir kenarda fısıldaştılar , onların büyük olanı, babanızın sizden Allah adına söz aldığını ve önceden de Yusuf’a yaptığınız aşırılığı / ifratı bilmiyor musunuz? Ben babamdan bir izin yahut Allahtan bir yargı / bir hüküm gelinceye kadar bu yeri bırakıp ta gitmem, O en hayırlı hüküm vericidir dedi, siz babanıza geri dönün ve deyin ki ey babacığımız oğlun hırsızlık etti, sadece bildiğimize şahitlik ediyoruz, bilemediğimize / gaybe bekçi / muhafız değiliz, içinde olduğumuz memlekete de beraber geri döndüğümüz kervana da sorabilirsin, kesinlikle biz doğru söyleyenleriz. Dedi ki sizi bu işe nefisleriniz sürüklemiş / nefisleriniz ayartmış, şimdi güzel bir sabır, belki de Allah onların hepsini bana birlikte getirir (Sadece ikisini demedi tüm kardeşleri kastetti ) Kesinlikle O, alim dir, hâkimdir. (Hâkim; h üküm veren , Hikmet, hükmün gerekçesi) Onlardan yüz çevirdi ve ey benim tasam / kederim Y usuf dedi, gözlerine üzüntüden ak düştü, O öfkeliydi. Allah’a yemin olsun ki Yusuf ’u hatırlayıp duruyorsun, böyle giderse çok ağır hasta olacaksın yahut yok olacaksın / helak olacaksın dediler. Muhakkak ki kaygımı ve hüznümü Allah’a şikâyet ediyorum ve Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey oğullarım gidiniz Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi arayın / malumat toplayın , Allah’ın esintisinden / rahmetinden ümit kesmeyin muhakkak ki Onun esintisinden / rahmetinden ancak kafirler ümidi keserler. Onun yanına girdiklerinde ey aziz dediler bize ve yakın çevremize zarar dokundu, biz önemsiz bir sermaye ile geldik bize tam ölçüsünde ver, artı bize sadaka da ver / tasadduk eyle, Allah sadaka verenlerin karşılığını verir. Dedi ki siz cahil iken Yusuf’a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz? Dediler ki Sen Yusuf musun ki? Ben Yusuf’um bu da kardeşim dedi, Allah bize minnet te bulundu , m uhakkak ki ondan kim sakınır ve sabred erse kesinlikle Allah, güzel davrananların ücretini zayi etmez. Dediler ki Allah ’a yemin olsun ki seni bizden üstün tutmuş ve bizler yanlış yapanlardan olmuşuz. Yusuf dedi ki, b ugün size bir kınama / ayıplama yoktur, Allah sizi bağışlar, esirgeyenlerin en merhametlisidir. Bu gömleğimle gidiniz onu babamın yüzü ile buluşturunuz görmesi gelecektir yakın çevrenizin hepsini bana getirin. Kervan ayrıldığın da babaları dedi ki bana eğer bunadı demez iseniz Yusuf’un kokusunu duyuyorum, Allah’a yemin olsun ki sen kesin hâlâ eski şaşkınl ığının içindesin dediler. Müjdeci gelince onu / gömleği yüzüyle buluşturdu görmesi geri döndü / mürted oldu. Size demedim mi? A llah’ın sayesinde sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi. Ey babamız günahlarımızın bağışlamasını dile , biz kesinlikle yanlış yapanlardan idik dediler. İleride sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim kesinlikle O, bağışlayan ve esirgeyendir dedi. Yusuf'un yanına girdiklerinde ana ve babasını / ebeveynini kucakladı / ağırladı , Allah’ın istemesi sayesinde güven içinde / emin olarak Mısır’a girin dedi , ebeveynini tahtına çıkardı ve onun için O’na / Allah’a secdeye kapandılar ve ey babacığım dedi bu önceden gördüğüm rüyamın ne şekilde sonuçlandığını gösteriyor kesinlikle Rabbim onu gerçekledi / gerçekleştirdi ve kesinlikle hapishaneden çıkardığı zaman da bana güzellikte bulundu (Kardeşlerinin yanında kuyu olayını hatırlatmadı) Şeytanın benimle kardeşlerimin aramızı bozmasının ardından da sizi çölden alıp getirdi, Rabbim kesinlikle dilediğine nazik davranır / latiftir, muhakkak ki O bilendir / alimdir ve yargıçtır / h âkimdir. Rabbim gerçekten bana mülkünden verdin ve bana olayların / hadiselerin ne şekilde sonuçlanacağını öğrettin , gökleri ve yeri yaratan sen benim dünyada ve ahirette dostumsun / velimsin, beni teslim olmuş olarak / Müslüman olarak vefat ettir ve beni salihlere kat / ilhak et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.” dediler.

Süleyman Ateş

"Cezası, (tas) kimin yükünde bulunursa işte o, onun karşılığıdır. (Hırsızlığına karşılık kendisine el konur). Biz haksızları böyle cezalandırırız!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

"Onun cezası" dediler. "Çalınan mal, kimin yükünde bulunursa bizzat o kişinin kendisi onun cezasıdır dipnot 1 . Biz bu yanlışı yapanları böyle cezalandırırız."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yakup aleyhisselamın şeriatına göre kim hırsızlık yaparsa o kişi, malını çaldığı kişinin kölesi olurdu. Yusuf (a.s.) da kardeşi Bünyamin'i bu yolla alıkoymuştu. Yusuf 12/79. ayet hırsızlığın cezası konusundaki bu bilgiyi pekiştirmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Kimin yükünden çıkarsa ceza olarak o alınır dipnot 1 . Biz yanlış yapanları böyle cezalandırırız." dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Köleleştirilir.

Şaban Britch

Kimin yükünde bulunursa, işte (o şahsa el koymak) onun cezasıdır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız, dediler.

Şaban Piriş

-Kimin yükünde bulunursa, ceza olarak o alıkonulur. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kardeşler dedi: "Cezası şu: Çalınan mal kimin yükünde çıkarsa yükün sahibi çalınan mala karşılık olacaktır. Biz zalimleri böyle cezalandırıyoruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

-Being sure of their innocence-, the brothers said: "He who is found guilty of theft shall have to pay for it or else be the property of the state, and it serves him right; for thus do we treat (in Jewish Can'an) the wrongful of actions. "

Abdul Haleem

and they answered, ‘The penalty will be [the enslavement of] the person in whose bag the cup is found: this is how we punish wrongdoers.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "The penalty should be that he in whose saddle-bag it is found, should be held (as bondman) to atone for the (crime). Thus it is we punish the wrong-doers!"

Abul A'la Maududi

They replied: "He in whose saddlebag the cup is found, he himself shall be its recompense." Thus do we punish the wrong-doers. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It should be kept in mind that these people were the descendants of Prophet Abraham. Therefore they put forward his law regarding a thief, that is, the thief should be made the bondsman of the one whose goods he had stolen.

Aisha Bewley

They said, ‘Its reparation shall be him in the saddlebags of whom it is discovered. With us that is how wrongdoers are repaid.’

Al-Hilali & Khan

They [Yûsuf’s (Joseph) brothers] said: "His penalty should be that he, in whose bag it is found, should be held for the punishment (of the crime). Thus we punish the Zâlimûn (wrong-doers)!"

Ali Quli Qarai

They said, ‘The requital for it shall be that he in whose saddlebag it is found shall give himself over as its requital. Thus do we requite the wrongdoers.’

Amatul Rahman Omar

They replied, `The punishment for this is that he in whose saddle-bag this (vessel) is found shall himself be the penalty for it (and so he himself shall be confiscated as its forfeit). This is how we punish the wrong doers.'

Arthur John Arberry

They said, 'This shall be its recompense -- in whoever's saddlebag the goblet is found, he shall be its recompense. So we recompense the evildoers.'

Bijan Moeinian

The brothers replied: "If the cup is found in anybody’s bag, he would be yours as a slave. This is the way that we punish the thief."

E. Henry Palmer

They said, 'The recompense thereof is he in whose pack it is found - he shall be the recompense thereof; thus do we recompense the unjust. '

Edip-Layth

They said, "The punishment is that the person who has it in his bag shall himself be held as penalty. It is such that we punish the wicked."

George Sale

Joseph's brethren answered, as to the reward of him, in whose sack it shall be found, let him become a bondman in satisfaction for the same: Thus do we reward the unjust, who are guilty of theft.

Hamid S. Aziz

They said, "And what shall be the penalty thereof if you prove to be liars?"

Mahmoud Ghali

They said, "The recompense for this (is that) he in whomever?s saddlebag (the tumbler) is found, then he shall be its recompense. Thus we recompense the unjust."

Marmaduke Pickthall

They said: The penalty for it! He in whose bag (the cup) is found, he is the penalty for it. Thus we requite wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

"The punishment for that (should be), " they said, "that he in whose luggage it is found should be held as punishment. This is how we repay the wrong-doers."

Muhammad Asad

[The brothers] replied: "Its requital? He in whose camel-pack [the cup] is found-he shall be [enslaved as] a requital thereof! Thus do we [ourselves] requite the doers of [such] wrong.

Mustafa Khattab

Joseph’s brothers responded, "The price will be ˹the enslavement of˺ the one in whose bag the cup is found. That is how we punish the wrongdoers."

Progressive Muslims

They said: "The punishment is that whomever it is found in his bags, then to compensate is his punishment. It is such that we punish the wicked."

Rashad Khalifa

They said, "The punishment, if it is found in his bag, is that the thief belongs to you. We thus punish the guilty."

Sahih International

[The brothers] said, "Its recompense is that he in whose bag it is found - he [himself] will be its recompense. Thus do we recompense the wrongdoers."

Sam Gerrans

Said they: “The recompense for it is that he in whose saddlebag it is found, he is the recompense for it. Thus requite we the wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

The brothers replied, "The penalty for it! He in whose bag the cup is found he shall be the penalty for it. (The thief belongs to you). Thus we requite the doers of such wrong (in our land)."

Syed Vickar Ahamed

They said: "The penalty should be that he in whose saddle-bag it (the drinking cup) is found, should be held to make up for the (crime). It is like this that we punish the wrongdoers!"

Taqi Usmani

They said, "Its punishment? The one in whose saddlebag it is found shall himself be the punishment. This is how we punish the wrongdoers."

The Monotheist Group

They said: "The punishment is that he in whose saddlebag it is found will himself serve as the punishment. It is so that we punish the wicked."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 75. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 75. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûsuf suresi, 75. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩