Diyanet İşleri
Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 37. ayet. وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
veteraknâ fîhâ âyetel lilleẕîne yeḫâfûne-l`aẕâbe-l'elîm.
Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi Zâriyât 24–37 3
(32-34) Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lut'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."
Orada (Lut'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık.
Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık.
Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.
Musa kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.
O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.
Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
37. “Orada can yakıcı azaptan korkanlar için” ibret alan, Yüce Allah’ın cezasının çetin olduğunu, peygamberlerinin ise doğru sözlü ve diğer peygamberleri tasdik edici olduklarını ortaya koyan “bir alâmet/ibret bıraktık.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Lût kavminin yaşadığı beldede onlara azabın isabet ettiğine dair izler bıraktık ki, onlara isabet eden elem dolu azaptan ibret alsınlar. Ki o azaptan kurtulmak için onların yaptıklarını yapmasınlar.
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah'a karşı…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O'na ortak…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum."
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Elem verici azaptan korkanlar için orada bir delil dipnot 1 bırakmıştık.
Ve elem verici azaptan korkacak olan kimseler için orada bir işaret, bir mesaj bıraktık.
Ve böylece (bütün zalimleri bekleyen) şiddetli azaptan korkanlar için orada bir işaret, bir mesaj bıraktık.
Orada o elim azaptan korkanlara bir işaret terkettik.
Ve orada, acı bir azabtan korkanlar için bir ayet bıraktık.
Acı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık.
Ve acı bir cezadan korkanlar için bir belirti bıraktık.
O helak olan toplumu o ülkede, elem verici azaptan korkanlar için bir ders olarak bıraktık.
Acı azaptan korkacaklar için orada bir ders bıraktık.
Acı azaptan korkacaklar için orada bir ders bıraktık.
Ve orada acı bir azaptan korkacak için bir ibret bıraktık.
Ve öyle elim azabdan korkacaklar için orada bir ayet bıraktık
Orada can yakan azaptan korkanlar için bir ayet dipnot 1 bıraktık.
Orada can yakan azaptan korkanlar için bir ayet dipnot 1 bıraktık.
Orada can yakan azaptan korkanlar için bir ayet dipnot 1 bıraktık.
Ve orada, acı bir azabtan korkanlar için bir ayet bıraktık.
(Bununla beraber) orada elem verici azabdan, korkacaklar için, bir alamet de bırakdık.
Elim azabdan korkanlar için orada bir ayet bıraktık.
(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.
Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.
Acı azabdan korkanlar için orada bir ibret bıraktık.
Can yakıcı azaptan korkanlar için orada bir ayet /gösterge bıraktık dipnot 1 .
Üzüntü verici azaptan korkanlar için orada bir belge (ayet) de bıraktık.
Orada, acı azaptan korkan kimseler için bir işaret bıraktık.
Orada, acı azaptan korkan kimseler için bir işaret bıraktık.
Acıklı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık;
We made the event cast its shadows which We left as a sign serving to convey an intimation and to demonstrate divine power and omnipotence to those who fear greatly the eternally tormenting punitive punishment.
and left the town to be a sign for those who fear the painful punishment.
And We left there a Sign for such as fear the Grievous Penalty.
and We left therein a Sign for those who fear the grievous chastisement. dipnot 1
And We left a Sign in it for those who fear the painful punishment.
And We have left there a sign (i.e. the place of the Dead Sea[1] in Palestine) for those who fear the painful torment.
and We have left therein a sign for those who fear a painful punishment. ’
And (after destroying the townships) We left in them a sign (to serve as a lesson) to those who fear the woeful punishment.
And therein We left a sign to those who fear the painful chastisement.
"We set it up as an example for those who do not want to face the punishment of the Lord. "
And we left therein a sign to those who fear the grievous woe.
We have left in it a sign for those who fear the painful retribution.
And we overthrew the same, and left a sign therein unto those who dread the severe chastisement of God.
And We left therein a sign for those who fear the grievous penalty.
And We have left in it a sign to the ones who fear the painful torment.
And We left behind therein a portent for those who fear a painful doom.
We left a sign in this for those who fear the grievous punishment,
And so We left therein a message for those who fear the grievous suffering [which awaits all evildoers].
And We have left a sign there[1] ˹as a lesson˺ for those who fear the painful punishment.
And We have left in it a sign for those who fear the painful retribution.
We set it up as a lesson for those who fear the painful retribution.
And We left therein a sign for those who fear the painful punishment.
And We left therein a proof for those who fear the painful punishment.
And so We left therein a Sign for those who fear a painful consequence (of their actions).
And We have left there a Sign for those who may fear the painful penalty.
And We left in this (event) a sign (of deterrence) for those who fear the painful punishment.
And We left in it a sign for those who fear the painful retribution.