Diyanet İşleri
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 41. ayet. فَإِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنْهُم مُّنتَقِمُونَ
feimmâ neẕhebenne bike feinnâ minhüm münteḳimûn.
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı Zuhruf 36–45 3
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Onlara, "(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız" denir.
Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.
Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.
Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
41. “Eğer seni (vefat ettirip içlerinden) alıp götürsek bile biz, onlardan kesinlikle intikam alacağız.” Yani onları tehdit edegeldiğimiz azabı sana göstermeden önce seni alıp götürürsek, Bizim vermiş olduğumuz doğru habere dayanarak şunu bil ki; şüphesiz Biz onlardan intikam alacağız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz bu itibarla -onlara azap etmeden önce biz senin canını alarak onların arasından alıp götürsek bile, dünyada ve ahirette onlara azap ederek mutlaka onlardan intikam alacağız.
Aynı kök: نقم (17 geçiş)
(3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak…
Aynı kök: نقم (17 geçiş)
De ki: "Ey kitap ehli! Sadece Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar…
Aynı kök: نقم (17 geçiş)
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…
Aynı kök: ذهب (56 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: ذهب (56 geçiş)
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…
Aynı kök: ذهب (56 geçiş)
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz seni onlardan alıp götürsek de şüphesiz ki onlardan intikam alırız. dipnot 1
Biz ister seni çekip (katımıza) alır daha sonra onlardan öcümüzü alırız;
Biz (mesajın hakim duruma geçmeden önce) seni (onların) elinden alsak da (almasak da) mutlaka onlardan öcümüzü alırız.
Eğer seni (dünyadan) götürsek dahi, doğrusu biz onlardan intikam alıcılarız.
Şu halde Biz seni alıp götürürsek, elbette onlardan intikam alacağız.
Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız .
Seni alıp götürdükten sonra, hak ettikleri cezayı, onlara kesinlikle veririz.
Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız.
Seni alıp götürsek de biz onları cezalandıracağız.
Seni alıp götürsek de biz onları cezalandıracağız.
Şu halde şayet Biz seni alıp götürürsek (hayatını sona erdirsek), elbette onlardan intikam alacağız.
Şu halde şayed biz seni alır götürür isek elbette onlardan intikam alacağız
Biz, seni bu dünyadan alıp götürsek bile, onlara hak ettikleri cezayı mutlaka vereceğiz.
Biz, seni bu dünyadan alıp götürsek bile, onlara hak ettikleri cezayı mutlaka vereceğiz.
Biz, seni bu dünyadan alıp götürsek bile, onlara hak ettikleri cezayı mutlaka vereceğiz.
Şu halde biz seni alıp götürürsek, elbette onlardan intikam alacağız.
Eğer seni herhalde (alır) götürürsek şübhe yok ki onlardan biz intikaam alıcılarızdır.
Seni onlardan uzaklaştırsak da; muhakkak ki Biz, onlardan intikam alırız.
(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?
Biz, seni alıp götürsek de onlardan yine intikam alacağız.
Ya biz seni alıp götürdükten sonra onlardan öc alırız.
Seni (onların arasından) alıp götürürsek dipnot 1 hak ettikleri cezayı onlara elbette veririz dipnot 2 .
Seni bu dünyadan göç ettirsek bile, hak ettikleri cezayı onlara yine veririz.
Biz, seni alıp götürsek de onlardan yine intikam alacağız.
Biz, seni alıp götürsek de onlardan intikam alacağız;
Ya biz, seni alıp götürdükten sonra onlardan öç alırız;
Therefore, O Muhammad, should We take you away by death before you witness the promised punishment, rest assured that We, will take just vengeance on them.
Either We shall take you away and punish them- indeed We will-
Even if We take thee away, We shall be sure to exact retribution from them,
We shall inflict retribution on them, whether We take you away from the world (before We do that),
Either We will extricate you and take revenge on them
And even if We take you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) away, We shall indeed take vengeance on them.
Either We shall take you away —for We will indeed take vengeance on them—
And even if We take you away (from this world) We shall punish them (in all events);
Whether We take thee away, We shall take vengeance upon them,
Whether you (Mohammad) live long enough to see it or not [as the disbelievers were planning to kill Mohammad], I (God) will surely punish them.
Whether then we take thee off we will surely take vengeance on them;
For when We take you away, We may seek revenge on them.
Whether We take thee away, We will surely take vengeance on them;
But if We should take you away, still We shall inflict retribution on them;
So, in case ever We definitely cause you to go away, then surely We will be the Avengers against them;
And if We take thee away, We surely shall take vengeance on them,
We shall punish them whether We take you away,
But whether We do [or do not] take thee away [ere thy message prevails] - verily, We shall inflict Our retribution on them;
Even if We take you away ˹from this world˺, We will surely inflict punishment upon them.
For when We decease you, We may seek revenge on them.
Whether we let you die before it or not, we will surely requite them.
And whether [or not] We take you away [in death], indeed, We will take retribution upon them.
And whether We take thee away — then will We take vengeance on them —
(O Prophet) Even if We take you away, verily, Our Requital is inevitable for them.
And even if We take you (O Prophet!) away, We shall be sure to punish them,
So, even if We take you away, We will surely take vengeance on them.
So if We take you away, We may then seek revenge on them.