43. sure

Zuhruf Suresi الزخرف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler 1–14 karşılaştır — Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler
  2. Meleklere kız isnadı ve atalara uyma 15–25 karşılaştır — Meleklere kız isnadı ve atalara uyma
  3. İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" 26–35 karşılaştır — İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam"
  4. Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı 36–45 karşılaştır — Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı
  5. Mûsâ ve Firavun 46–56 karşılaştır — Mûsâ ve Firavun
  6. Meryem oğlu Îsâ örneği 57–65 karşılaştır — Meryem oğlu Îsâ örneği
  7. Kıyamet günü dostlar ve cennet 66–73 karşılaştır — Kıyamet günü dostlar ve cennet
  8. Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri 74–80 karşılaştır — Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri
  9. Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" 81–89 karşılaştır — Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler 1–14

  1. Zuhruf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Diyanet İşleri

    Ha Mim.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 1. ayet

  2. Zuhruf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 2. ayet. وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    velkitâbi-lmübîn.

    Diyanet İşleri

    (2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 2. ayet

  3. Zuhruf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 3. ayet. إِنَّا جَعَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    innâ ce`alnâhü ḳur'ânen `arabiyyel le`alleküm ta`ḳilûn.

    Diyanet İşleri

    (2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 3. ayet

  4. Zuhruf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 4. ayet. وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلْكِتَٰبِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ

    veinnehû fî ümmi-lkitâbi ledeynâ le`aliyyün ḥakîm.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz'da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 4. ayet

  5. Zuhruf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 5. ayet. أَفَنَضْرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكْرَ صَفْحًا أَن كُنتُمْ قَوْمًا مُّسْرِفِينَ

    efenaḍribü `ankümü-ẕẕikra ṣafḥan en küntüm ḳavmem müsrifîn.

    Diyanet İşleri

    Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir'le (Kur'an'la) sizi uyarmaktan geri mi duralım?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 5. ayet

  6. Zuhruf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 6. ayet. وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِن نَّبِىٍّ فِى ٱلْأَوَّلِينَ

    vekem erselnâ min nebiyyin fi-l'evvelîn.

    Diyanet İşleri

    Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 6. ayet

  7. Zuhruf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 7. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    vemâ ye'tîhim min nebiyyin illâ kânû bihî yestehziûn.

    Diyanet İşleri

    (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 7. ayet

  8. Zuhruf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 8. ayet. فَأَهْلَكْنَآ أَشَدَّ مِنْهُم بَطْشًا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلْأَوَّلِينَ

    feehleknâ eşedde minhüm baṭşev vemeḍâ meŝelü-l'evvelîn.

    Diyanet İşleri

    Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 8. ayet

  9. Zuhruf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 9. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

    velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa leyeḳûlünne ḫaleḳahünne-l`azîzü-l`alîm.

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka, "Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı" diyeceklerdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 9. ayet

  10. Zuhruf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 10. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    elleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa mehdev vece`ale leküm fîhâ sübülel le`alleküm tehtedûn.

    Diyanet İşleri

    O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 10. ayet

  11. Zuhruf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 11. ayet. وَٱلَّذِى نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِۦ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ

    velleẕî nezzele mine-ssemâi mâem biḳader. feenşernâ bihî beldetem meytâ. keẕâlike tuḫracûn.

    Diyanet İşleri

    O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 11. ayet

  12. Zuhruf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 12. ayet. وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْفُلْكِ وَٱلْأَنْعَٰمِ مَا تَرْكَبُونَ

    velleẕî ḫaleḳa-l'ezvâce küllehâ vece`ale leküm mine-lfülki vel'en`âmi mâ terkebûn.

    Diyanet İşleri

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 12. ayet

  13. Zuhruf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 13. ayet. لِتَسْتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا ٱسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا۟ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقْرِنِينَ

    litestevû `alâ żuhûrihî ŝümme teẕkürû ni`mete rabbiküm iẕe-steveytüm `aleyhi veteḳûlû sübḥâne-lleẕî seḫḫara lenâ hâẕâ vemâ künnâ lehû muḳrinîn.

    Diyanet İşleri

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 13. ayet

  14. Zuhruf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 14. ayet. وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

    veinnâ ilâ rabbinâ lemünḳalibûn.

    Diyanet İşleri

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 14. ayet

Meleklere kız isnadı ve atalara uyma 15–25

  1. Zuhruf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 15. ayet. وَجَعَلُوا۟ لَهُۥ مِنْ عِبَادِهِۦ جُزْءًا إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ

    vece`alû lehû min `ibâdihî cüz'â. inne-l'insâne lekefûrum mübîn.

    Diyanet İşleri

    Böyle iken ("melekler Allah'ın kızlarıdır" demek suretiyle) kullarından bir kısmını O'nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 15. ayet

  2. Zuhruf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 16. ayet. أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَأَصْفَىٰكُم بِٱلْبَنِينَ

    emi-tteḫaẕe mimmâ yaḫlüḳu benâtiv veaṣfâküm bilbenîn.

    Diyanet İşleri

    Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 16. ayet

  3. Zuhruf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 17. ayet. وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ

    veiẕâ büşşira eḥadühüm bimâ ḍarabe lirraḥmâni meŝelen żalle vechühû müsveddev vehüve keżîm.

    Diyanet İşleri

    Onlardan biri, Rahman'a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 17. ayet

  4. Zuhruf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 18. ayet. أَوَمَن يُنَشَّؤُا۟ فِى ٱلْحِلْيَةِ وَهُوَ فِى ٱلْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ

    evemey yüneşşeü fi-lḥilyeti vehüve fi-lḫiṣâmi gayru mübîn.

    Diyanet İşleri

    Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah'a isnad ediyorlar?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 18. ayet

  5. Zuhruf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 19. ayet. وَجَعَلُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمْ عِبَٰدُ ٱلرَّحْمَٰنِ إِنَٰثًا أَشَهِدُوا۟ خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَٰدَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ

    vece`alü-lmelâikete-lleẕîne hüm `ibâdü-rraḥmâni inâŝâ. eşehidû ḫalḳahüm. setüktebü şehâdetühüm veyüs'elûn.

    Diyanet İşleri

    Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 19. ayet

  6. Zuhruf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 20. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَٰنُ مَا عَبَدْنَٰهُم مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

    veḳâlû lev şâe-rraḥmânü mâ `abednâhüm. mâ lehüm biẕâlike min `ilm. in hüm illâ yaḫruṣûn.

    Diyanet İşleri

    "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik" dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 20. ayet

  7. Zuhruf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 21. ayet. أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًا مِّن قَبْلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسْتَمْسِكُونَ

    em âteynâhüm kitâbem min ḳablihî fehüm bihî müstemsikûn.

    Diyanet İşleri

    Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 21. ayet

  8. Zuhruf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 22. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّهْتَدُونَ

    bel ḳâlû innâ vecednâ âbâenâ `alâ ümmetiv veinnâ `alâ âŝârihim mühtedûn.

    Diyanet İşleri

    Hayır! Onlar sadece, "Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 22. ayet

  9. Zuhruf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 23. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ

    vekeẕâlike mâ erselnâ min ḳablike fî ḳaryetim min neẕîrin illâ ḳâle mütrafûhâ innâ vecednâ âbâenâ `alâ ümmetiv veinnâ `alâ âŝârihim muḳtedûn.

    Diyanet İşleri

    İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 23. ayet

  10. Zuhruf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 24. ayet. قَٰلَ أَوَلَوْ جِئْتُكُم بِأَهْدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمْ عَلَيْهِ ءَابَآءَكُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    ḳâle evelev ci'tüküm biehdâ mimmâ vecettüm `aleyhi âbâeküm. ḳâlû innâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

    Diyanet İşleri

    (Gönderilen uyarıcı,) "Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" dedi. Onlar, "Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 24. ayet

  11. Zuhruf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 25. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    fenteḳamnâ minhüm fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.

    Diyanet İşleri

    Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 25. ayet

İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" 26–35

  1. Zuhruf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 26. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّنِى بَرَآءٌ مِّمَّا تَعْبُدُونَ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü liebîhi veḳavmihî innenî berâüm mimmâ ta`büdûn.

    Diyanet İşleri

    Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 26. ayet

  2. Zuhruf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 27. ayet. إِلَّا ٱلَّذِى فَطَرَنِى فَإِنَّهُۥ سَيَهْدِينِ

    ille-lleẕî feṭaranî feinnehû seyehdîn.

    Diyanet İşleri

    "Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 27. ayet

  3. Zuhruf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 28. ayet. وَجَعَلَهَا كَلِمَةًۢ بَاقِيَةً فِى عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    vece`alehâ kelimetem bâḳiyeten fî `aḳibihî le`allehüm yerci`ûn.

    Diyanet İşleri

    İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 28. ayet

  4. Zuhruf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 29. ayet. بَلْ مَتَّعْتُ هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ وَرَسُولٌ مُّبِينٌ

    bel metta`tü hâülâi veâbâehüm ḥattâ câehümü-lḥaḳḳu verasûlüm mübîn.

    Diyanet İşleri

    Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur'an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 29. ayet

  5. Zuhruf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 30. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ وَإِنَّا بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    velemmâ câehümü-lḥaḳḳu ḳâlû hâẕâ siḥruv veinnâ bihî kâfirûn.

    Diyanet İşleri

    Fakat kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 30. ayet

  6. Zuhruf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 31. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنَ ٱلْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ

    veḳâlû levlâ nüzzile hâẕe-lḳur'ânü `alâ racülim mine-lḳaryeteyni `ażîm.

    Diyanet İşleri

    "Bu Kur'an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 31. ayet

  7. Zuhruf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 32. ayet. أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَٰتٍ لِّيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

    ehüm yaḳsimûne raḥmete rabbik. naḥnü ḳasemnâ beynehüm me`îşetehüm fi-lḥayâti-ddünyâ verafa`nâ ba`ḍahüm fevḳa ba`ḍin deracâtil liyetteḫiẕe ba`ḍuhüm ba`ḍan suḫriyyâ. veraḥmetü rabbike ḫayrum mimmâ yecme`ûn.

    Diyanet İşleri

    Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 32. ayet

  8. Zuhruf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 33. ayet. وَلَوْلَآ أَن يَكُونَ ٱلنَّاسُ أُمَّةً وَٰحِدَةً لَّجَعَلْنَا لِمَن يَكْفُرُ بِٱلرَّحْمَٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِّن فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَ

    velevlâ ey yekûne-nnâsü ümmetev vâḥidetel lece`alnâ limey yekfüru birraḥmâni libüyûtihim süḳufem min fiḍḍativ veme`ârice `aleyhâ yażherûn.

    Diyanet İşleri

    Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 33. ayet

  9. Zuhruf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 34. ayet. وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَٰبًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِـُٔونَ

    velibüyûtihim ebvâbev vesüruran `aleyhâ yettekiûn.

    Diyanet İşleri

    (34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 34. ayet

  10. Zuhruf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 35. ayet. وَزُخْرُفًا وَإِن كُلُّ ذَٰلِكَ لَمَّا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلْمُتَّقِينَ

    vezuḫrufâ. vein küllü ẕâlike lemmâ metâ`u-lḥayâti-ddünyâ. vel'âḫiratü `inde rabbike lilmütteḳîn.

    Diyanet İşleri

    (34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 35. ayet

Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı 36–45

  1. Zuhruf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 36. ayet. وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُۥ شَيْطَٰنًا فَهُوَ لَهُۥ قَرِينٌ

    vemey ya`şü `an ẕikri-rraḥmâni nüḳayyiḍ lehû şeyṭânen fehüve lehû ḳarîn.

    Diyanet İşleri

    Kim, Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 36. ayet

  2. Zuhruf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 37. ayet. وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

    veinnehüm leyeṣuddûnehüm `ani-ssebîli veyaḥsebûne ennehüm mühtedûn.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 37. ayet

  3. Zuhruf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 38. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَٰلَيْتَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ بُعْدَ ٱلْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ ٱلْقَرِينُ

    ḥattâ iẕâ câenâ ḳâle yâ leyte beynî vebeyneke bü`de-lmeşriḳayni febi'se-lḳarîn.

    Diyanet İşleri

    Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 38. ayet

  4. Zuhruf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 39. ayet. وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلْيَوْمَ إِذ ظَّلَمْتُمْ أَنَّكُمْ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    veley yenfe`akümü-lyevme iż żalemtüm enneküm fi-l`aẕâbi müşterikûn.

    Diyanet İşleri

    Onlara, "(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız" denir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 39. ayet

  5. Zuhruf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 40. ayet. أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ أَوْ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    efeente tüsmi`u-ṣṣumme ev tehdi-l`umye vemen kâne fî ḍalâlim mübîn.

    Diyanet İşleri

    Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 40. ayet

  6. Zuhruf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 41. ayet. فَإِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنْهُم مُّنتَقِمُونَ

    feimmâ neẕhebenne bike feinnâ minhüm münteḳimûn.

    Diyanet İşleri

    Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 41. ayet

  7. Zuhruf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 42. ayet. أَوْ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِى وَعَدْنَٰهُمْ فَإِنَّا عَلَيْهِم مُّقْتَدِرُونَ

    ev nüriyenneke-lleẕî ve`adnâhüm feinnâ `aleyhim muḳtedirûn.

    Diyanet İşleri

    Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 42. ayet

  8. Zuhruf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 43. ayet. فَٱسْتَمْسِكْ بِٱلَّذِىٓ أُوحِىَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    festemsik billeẕî ûḥiye ileyk. inneke `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Diyanet İşleri

    Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 43. ayet

  9. Zuhruf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 44. ayet. وَإِنَّهُۥ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ

    veinnehû leẕikrul leke veliḳavmik. vesevfe tüs'elûn.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 44. ayet

  10. Zuhruf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 45. ayet. وَسْـَٔلْ مَنْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلْنَا مِن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ءَالِهَةً يُعْبَدُونَ

    ves'el men erselnâ min ḳablike mir rusülinâ. ece`alnâ min dûni-rraḥmâni âlihetey yü`bedûn.

    Diyanet İşleri

    Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 45. ayet

Mûsâ ve Firavun 46–56

  1. Zuhruf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 46. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَقَالَ إِنِّى رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ ilâ fir`avne vemeleihî feḳâle innî rasûlü rabbi-l`âlemîn.

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 46. ayet

  2. Zuhruf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 47. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ

    felemmâ câehüm biâyâtinâ iẕâ hüm minhâ yaḍḥakûn.

    Diyanet İşleri

    (Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 47. ayet

  3. Zuhruf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 48. ayet. وَمَا نُرِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا وَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    vemâ nürîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uḫtihâ. veeḫaẕnâhüm bil`aẕâbi le`allehüm yerci`ûn.

    Diyanet İşleri

    Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 48. ayet

  4. Zuhruf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 49. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ

    veḳâlû yâ eyyühe-ssâḥiru-d`u lenâ rabbeke bimâ `ahide `indeke innenâ lemühtedûn.

    Diyanet İşleri

    (Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 49. ayet

  5. Zuhruf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 50. ayet. فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ

    felemmâ keşefnâ `anhümü-l`aẕâbe iẕâ hüm yenküŝûn.

    Diyanet İşleri

    Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 50. ayet

  6. Zuhruf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 51. ayet. وَنَادَىٰ فِرْعَوْنُ فِى قَوْمِهِۦ قَالَ يَٰقَوْمِ أَلَيْسَ لِى مُلْكُ مِصْرَ وَهَٰذِهِ ٱلْأَنْهَٰرُ تَجْرِى مِن تَحْتِىٓ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    venâdâ fir`avnü fî ḳavmihî ḳâle yâ ḳavmi eleyse lî mülkü miṣra vehâẕihi-l'enhâru tecrî min taḥtî. efelâ tübṣirûn.

    Diyanet İşleri

    Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 51. ayet

  7. Zuhruf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 52. ayet. أَمْ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى هُوَ مَهِينٌ وَلَا يَكَادُ يُبِينُ

    em ene ḫayrum min hâẕe-lleẕî hüve mehînüv velâ yekâdü yübîn.

    Diyanet İşleri

    "Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 52. ayet

  8. Zuhruf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 53. ayet. فَلَوْلَآ أُلْقِىَ عَلَيْهِ أَسْوِرَةٌ مِّن ذَهَبٍ أَوْ جَآءَ مَعَهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ مُقْتَرِنِينَ

    felevlâ ülḳiye `aleyhi esviratüm min ẕehebin ev câe me`ahü-lmelâiketü muḳterinîn.

    Diyanet İşleri

    "(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 53. ayet

  9. Zuhruf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 54. ayet. فَٱسْتَخَفَّ قَوْمَهُۥ فَأَطَاعُوهُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    festeḫaffe ḳavmehû feeṭâ`ûh. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Diyanet İşleri

    Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 54. ayet

  10. Zuhruf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 55. ayet. فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    felemmâ âsefûne-nteḳamnâ minhüm feagraḳnâhüm ecme`în.

    Diyanet İşleri

    Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 55. ayet

  11. Zuhruf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 56. ayet. فَجَعَلْنَٰهُمْ سَلَفًا وَمَثَلًا لِّلْـَٔاخِرِينَ

    fece`alnâhüm selefev vemeŝelel lil'âḫirîn.

    Diyanet İşleri

    Onları, sonradan gelecek inkarcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 56. ayet

Meryem oğlu Îsâ örneği 57–65

  1. Zuhruf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 57. ayet. وَلَمَّا ضُرِبَ ٱبْنُ مَرْيَمَ مَثَلًا إِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ

    velemmâ ḍuribe-bnü meryeme meŝelen iẕâ ḳavmüke minhü yeṣiddûn.

    Diyanet İşleri

    Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 57. ayet

  2. Zuhruf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 58. ayet. وَقَالُوٓا۟ ءَأَٰلِهَتُنَا خَيْرٌ أَمْ هُوَ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ إِلَّا جَدَلًۢا بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ

    veḳâlû eâlihetünâ ḫayrun em hû. mâ ḍarabûhü leke illâ cedelâ. bel hüm ḳavmün ḫasimûn.

    Diyanet İşleri

    "Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?" dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 58. ayet

  3. Zuhruf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 59. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا عَبْدٌ أَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَٰهُ مَثَلًا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    in hüve illâ `abdün en`amnâ `aleyhi vece`alnâhü meŝelel libenî isrâîl.

    Diyanet İşleri

    İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları'na örnek kıldığımız bir kuldur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 59. ayet

  4. Zuhruf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 60. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَا مِنكُم مَّلَٰٓئِكَةً فِى ٱلْأَرْضِ يَخْلُفُونَ

    velev neşâü lece`alnâ minküm melâiketen fi-l'arḍi yaḫlüfûn.

    Diyanet İşleri

    Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 60. ayet

  5. Zuhruf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 61. ayet. وَإِنَّهُۥ لَعِلْمٌ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    veinnehû le`ilmül lissâ`ati felâ temterunne bihâ vettebi`ûn. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir yoldur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 61. ayet

  6. Zuhruf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 62. ayet. وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    velâ yeṣuddennekümü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Diyanet İşleri

    Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 62. ayet

  7. Zuhruf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 63. ayet. وَلَمَّا جَآءَ عِيسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُم بِٱلْحِكْمَةِ وَلِأُبَيِّنَ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى تَخْتَلِفُونَ فِيهِ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    velemmâ câe `îsâ bilbeyyinâti ḳâle ḳad ci'tüküm bilḥikmeti veliübeyyine leküm ba`ḍa-lleẕî taḫtelifûne fîh. fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Diyanet İşleri

    İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 63. ayet

  8. Zuhruf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 64. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    inne-llâhe hüve rabbî verabbüküm fa`büdûh. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 64. ayet

  9. Zuhruf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 65. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ

    faḫtelefe-l'aḥzâbü mim beynihim. feveylül lilleẕîne żalemû min `aẕâbi yevmin elîm.

    Diyanet İşleri

    Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 65. ayet

Kıyamet günü dostlar ve cennet 66–73

  1. Zuhruf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 66. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    hel yenżurûne ille-ssâ`ate en te'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Diyanet İşleri

    Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 66. ayet

  2. Zuhruf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 67. ayet. ٱلْأَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍۭ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلْمُتَّقِينَ

    el'eḫillâü yevmeiẕim ba`ḍuhüm liba`ḍin `adüvvün ille-lmütteḳîn.

    Diyanet İşleri

    O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 67. ayet

  3. Zuhruf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 68. ayet. يَٰعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ

    yâ `ibâdi lâ ḫavfün `aleykümü-lyevme velâ entüm taḥzenûn.

    Diyanet İşleri

    (68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 68. ayet

  4. Zuhruf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 69. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

    elleẕîne âmenû biâyâtinâ vekânû müslimîn.

    Diyanet İşleri

    (68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 69. ayet

  5. Zuhruf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 70. ayet. ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ

    üdḫulü-lcennete entüm veezvâcüküm tuḥberûn.

    Diyanet İşleri

    "Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 70. ayet

  6. Zuhruf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 71. ayet. يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ وَأَنتُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    yüṭâfü `aleyhim biṣiḥâfim min ẕehebiv veekvâb. vefîhâ mâ teştehîhi-l'enfüsü veteleẕẕü-l'a`yün. veentüm fîhâ ḫâlidûn.

    Diyanet İşleri

    Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 71. ayet

  7. Zuhruf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 72. ayet. وَتِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    vetilke-lcennetü-lletî ûriŝtümûhâ bimâ küntüm ta`melûn.

    Diyanet İşleri

    İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size miras verilen cennettir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 72. ayet

  8. Zuhruf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 73. ayet. لَكُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنْهَا تَأْكُلُونَ

    leküm fîhâ fâkihetün keŝîratüm minhâ te'külûn.

    Diyanet İşleri

    Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 73. ayet

Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri 74–80

  1. Zuhruf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 74. ayet. إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى عَذَابِ جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

    inne-lmücrimîne fî `aẕâbi cehenneme ḫâlidûn.

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 74. ayet

  2. Zuhruf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 75. ayet. لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

    lâ yüfetteru `anhüm vehüm fîhi müblisûn.

    Diyanet İşleri

    Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 75. ayet

  3. Zuhruf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 76. ayet. وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemâ żalemnâhüm velâkin kânû hümu-żżâlimîn.

    Diyanet İşleri

    Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 76. ayet

  4. Zuhruf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 77. ayet. وَنَادَوْا۟ يَٰمَٰلِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ

    venâdev yâ mâlikü liyaḳḍi `aleynâ rabbük. ḳâle inneküm mâkiŝûn.

    Diyanet İşleri

    (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" der.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 77. ayet

  5. Zuhruf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 78. ayet. لَقَدْ جِئْنَٰكُم بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

    leḳad ci'nâküm bilḥaḳḳi velâkinne ekŝeraküm lilḥaḳḳi kârihûn.

    Diyanet İşleri

    Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 78. ayet

  6. Zuhruf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 79. ayet. أَمْ أَبْرَمُوٓا۟ أَمْرًا فَإِنَّا مُبْرِمُونَ

    em ebramû emran feinnâ mübrimûn.

    Diyanet İşleri

    Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 79. ayet

  7. Zuhruf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 80. ayet. أَمْ يَحْسَبُونَ أَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُم بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ

    em yaḥsebûne ennâ lâ nesme`u sirrahüm venecvâhüm. belâ verusülünâ ledeyhim yektübûn.

    Diyanet İşleri

    Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 80. ayet

Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" 81–89

  1. Zuhruf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 81. ayet. قُلْ إِن كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدٌ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْعَٰبِدِينَ

    ḳul in kâne lirraḥmâni veled. feenâ evvelü-l`âbidîn.

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 81. ayet

  2. Zuhruf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 82. ayet. سُبْحَٰنَ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    sübḥâne rabbi-ssemâvâti vel'arḍi rabbi-l`arşi `ammâ yeṣifûn.

    Diyanet İşleri

    Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 82. ayet

  3. Zuhruf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 83. ayet. فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    feẕerhüm yeḫûḍû veyel`abû ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî yû`adûn.

    Diyanet İşleri

    Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 83. ayet

  4. Zuhruf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 84. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى فِى ٱلسَّمَآءِ إِلَٰهٌ وَفِى ٱلْأَرْضِ إِلَٰهٌ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

    vehüve-lleẕî fi-ssemâi ilâhüv vefi-l'arḍi ilâhün. vehüve-lḥakîmü-l`alîm.

    Diyanet İşleri

    O, gökte de ilah olandır, yerde de ilah olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 84. ayet

  5. Zuhruf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 85. ayet. وَتَبَارَكَ ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    vetebârake-lleẕî lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. ve`indehû `ilmü-ssâ`ah. veileyhi türce`ûn.

    Diyanet İşleri

    Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O'nun katındadır ve yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 85. ayet

  6. Zuhruf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 86. ayet. وَلَا يَمْلِكُ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    velâ yemlikü-lleẕîne yed`ûne min dûnihi-şşefâ`ate illâ men şehide bilḥaḳḳi vehüm ya`lemûn.

    Diyanet İşleri

    O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 86. ayet

  7. Zuhruf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 87. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    velein seeltehüm men ḫaleḳahüm leyeḳûlünne-llâhü feennâ yü'fekûn.

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, "Allah" derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 87. ayet

  8. Zuhruf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 88. ayet. وَقِيلِهِۦ يَٰرَبِّ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ لَّا يُؤْمِنُونَ

    veḳîlihî yâ rabbi inne hâülâi ḳavmül lâ yü'minûn.

    Diyanet İşleri

    Onun (Muhammed'in), "Ya Rabbi!" demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 88. ayet

  9. Zuhruf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 89. ayet. فَٱصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَٰمٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    faṣfaḥ `anhüm veḳul selâm. fesevfe ya`lemûn.

    Diyanet İşleri

    Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 89. ayet