Diyanet İşleri
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 50. ayet. فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ
felemmâ keşefnâ `anhümü-l`aẕâbe iẕâ hüm yenküŝûn.
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Zuhruf 46–56 3
(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
(Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"
"Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"
"(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
50. Sözlerinde durmuyor, küfürlerini devam ettiriyorlardı. Bu, Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “Biz de onlara ayrı ayrı âyetler/mucizelere olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşerât, kurbağalar ve kan gönderdik. Fakat yine büyüklük tasladılar. Onlar günahkâr bir topluluk idi. Üzerlerine azap çökünce: Ey Mûsâ, sana olan ahdi hürmetince bizim için Rabbine dua et! Şâyet bu azabı bizden kaldırırsan andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını da mutlaka seninle birlikte göndereceğiz, dediler. Biz kendisine erişecekleri bir süreye kadar üzerlerinden azabı giderince, bir de bakardın ki onlar sözlerini bozmuşlar bile!” (el-A’raf, 7/133-135)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Fakat biz azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman da hemen sözlerinden döndüler ve ahitlerini tutmadılar.
Aynı kök: نكث (7 geçiş) · Aynı kök: كشف (20 geçiş)
Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.
Aynı kök: نكث (7 geçiş)
Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen…
Aynı kök: نكث (7 geçiş)
Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa…
Aynı kök: كشف (20 geçiş)
Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O,…
Aynı kök: كشف (20 geçiş)
Hayır! (Bu durumda) yalnız O'na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah'a ortak koştuklarınızı…
Aynı kök: كشف (20 geçiş)
Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan azabı her kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönmüşlerdi.
Ama cezayı kaldırır kaldırmaz derhal sözlerinden caydılar.
Ama azaptan kurtarır kurtarmaz, bir bakarsın ki hemen sözlerinden dönüvermişler!
Kendilerinden azabı kaldırdığımızda, onlar hemen sözlerini bozdular!
Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.
Fakat onlardan cezayı kaldırınca, sözlerinden dönmeye başladılar.
Fakat biz onları azaptan kurtarır kurtarmaz, bir de bakarsın ki sözlerinden dönüvermişler.
Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.
Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.
Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımızda hemen cayıverdiler.
Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımız vakıt da derhal cayıverdiler
Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.
Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.
Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.
Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.
Fakat biz onlardan azabı giderince bir de ne bakarsın: Onlar verdikleri sözü bozuyorlar bile!
Azabı üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden caydılar.
(46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.
Fakat biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen verdikleri sözü bozdular.
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar.
Biz onlardan azabı kaldırır kaldırmaz sözlerinden döndüler dipnot 1 .
Krizlerini giderince, derhal sözlerinden caydılar.
Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.
Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.
Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda hemen yan çizmeye başladılar.
And when We delivered them from what was burdensome and exhaustive to the mind they simply broke their vow and their actions to their words did not accord.
but as soon as We relieved their torment they broke their word.
But when We removed the Penalty from them, behold, they broke their word.
But lo, each time We removed Our affliction from them, they would go back on their word. dipnot 1
But when We removed the punishment from them, they immediately broke their word.
But when We removed the torment from them, behold, they broke their covenant (that they will believe if We remove the torment from them).
But when We lifted the punishment from them, behold, they would break their pledge.
But no sooner did We relieve them of their affliction than they broke their word.
But when We removed from them the chastisement, behold, they broke their troth.
However, when I removed the plagues, they denied their promises [of following the right path. ]
And when we removed from them the torment, behold they broke their word.
But when We removed the torment from them, they broke their word.
But when We took the plague from off them, behold, they brake their promise.
But when We removed from them the chastisement, lo! They broke the pledge.
Yet, as soon as We lifted off them the torment, only then did they breach (their promise).
But when We eased them of the torment, behold! they broke their word.
Yet no sooner did We take away the affliction from them than they broke their pledge.
But whenever We removed the suffering from them, lo! they would break their word.
But as soon as We removed the torments from them, they broke their promise.
But when We removed the torment from them, they broke their word.
But as soon as we relieved their affliction, they reverted.
But when We removed from them the affliction, at once they broke their word.
But when We removed from them the punishment, then they reneged.
But as soon as we relieved their affliction, behold, they broke their word.
But when We removed the penalty from them, look! They broke their promise.
Then, once We removed the punishment from them, in no time they broke their promise.
But when We removed the torment from them, they broke their word.