Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 47. ayet

Zuhruf suresi, 47. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ

felemmâ câehüm biâyâtinâ iẕâ hüm minhâ yaḍḥakûn.

Diyanet İşleri

(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 44–50 · surenin 47. ayeti / 89
  1. Zuhruf 44

    Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.

  2. Zuhruf 45

    Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?

  3. Zuhruf 46

    Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.

  4. 47

    (Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

  5. Zuhruf 48

    Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

  6. Zuhruf 49

    (Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.

  7. Zuhruf 50

    Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 47–48. ayetler için yazılmıştır.

47. “Onlara âyetlerimizi/mucizelerimizi getirdiğinde onlar, bunlara gülüverdiler.” Yani onları red ve inkâr ettiler, zalimlik ederek ve büyüklenerek bunlarla alay ettiler.

48. Yani iman etmeyişleri, âyetlerdeki bir eksiklik ve onların gereği kadar açık olmayışlarından ileri gelmiyordu. Onun için şöyle buyrulmaktadır: “Onlara gösterdiğimiz her bir âyet/mucize, bir öncekinden daha büyüktü.” Yani sonra gösterdiğimiz mucize, ondan öncekinden daha büyüktü.

“Belki” şirk ve kötülükleri son bulur da İslâm’a “dönerler” ve ona boyun eğerler “diye onları” birbirinden ayrı ve apaçık âyetler/mucizeler olan çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi “(dünyevi) azaplara da uğrattık.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara ayetlerimizle geldiği zaman alay edip küçümseyerek onlara gülüp geçmişlerdi.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. جَآءَهُم ca'ehum onlara gelince kök: جيا
  3. بِـَٔايَـٰتِنَآ biayatina ayetlerimizle kök: ايي
  4. إِذَا iza hemen
  5. هُم hum onlar
  6. مِّنْهَا minha onlarla
  7. يَضْحَكُونَ yedhakune (alay edip) gülmeğe başladılar kök: ضحك

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضحك (10 geçiş)

    Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.

  • Aynı kök: ضحك (10 geçiş)

    İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.

  • Aynı kök: ضحك (10 geçiş)

    Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara delillerimizi getirince hemen onlara gülmüşlerdi. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada kafirlerin kibri ve alaycılığı görülmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Fakat ardından, onların önüne mucizevi ayetlerimizi sürünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Muhammed Esed

Ama önlerine (mucizevi) işaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar,

Ahmed Hulusi

Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!

Ali Bulaç

Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

Ali Özek ve heyeti

Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.

Ali Rıza Safa

Yine de onlara mucizelerimizle geldiğinde gülmeye başladılar.

Bayraktar Bayraklı

Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.

Edip Yüksel

Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki onlara böyle ayetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler

Erhan Aktaş

Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucizelerimizle, kanıtlarımızla.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucizelerimizle, kanıtlarımızla.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucizelerimizle, kanıtlarımızla.

Gültekin Onan

Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

Hasan Basri Çantay

Fakat onlara ayetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (ayetlere) gülüyorlar!

İbni Kesir

Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.

Mehmet Alagaş

(46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.

Süleyman Ateş

Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara belgelerimizi getirince hemen gülüverdiler.

Şaban Britch

Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.

Şaban Piriş

Onlara ayetlerle geldiği zaman onlar, ona gülüp geçmişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But when he presented them with Our signs and displayed to them acts of a miraculous nature, they laughed them to scorn.

Abdul Haleem

but when he presented Our signs to them, they laughed,

Abdullah Yusuf Ali

But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them.

Abul A'la Maududi

Yet when he brought forth Clear Signs from Us, then lo, they burst into laughter.

Aisha Bewley

But when he came to them with Our Signs, they merely laughed at them.

Al-Hilali & Khan

But when he came to them with Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations) behold, they laughed at them.

Ali Quli Qarai

But when he brought them Our signs, behold, they laughed at them.

Amatul Rahman Omar

But no sooner did he bring them Our signs than they laughed at them.

Arthur John Arberry

But when he brought them Our signs, lo, they laughed at them.

Bijan Moeinian

When Moses introduced God’s miracles, they simply laughed.

E. Henry Palmer

but when he came to them with our signs, lo, they laughed at them!'

Edip-Layth

But when he came to them with Our signs, they laughed at them.

George Sale

And when he came unto them with our signs, behold, they laughed him to scorn;

Hamid S. Aziz

But when he came to them with Our signs, lo! They laughed at them.

Mahmoud Ghali

Yet, as soon as he came to them with Our signs, only then did they laugh at them.

Marmaduke Pickthall

But when he brought them Our tokens, behold! they laughed at them.

Mohamed Ahmed - Samira

But when he brought to them Our signs they laughed at them,

Muhammad Asad

But as soon as he came before them with Our [miraculous] signs, lo! they derided them,

Mustafa Khattab

But as soon as he came to them with Our signs, they laughed at them,

Progressive Muslims

But when he came to them with Our signs, they laughed at them.

Rashad Khalifa

When he showed them our proofs, they laughed at them.

Sahih International

But when he brought them Our signs, at once they laughed at them.

Sam Gerrans

And when he came to them with Our proofs, then they laughed at them.

Shabbir Ahmed

But when he presented them Our Messages, behold, they laughed at them.

Syed Vickar Ahamed

But when he came to them with Our Signs, look! They made fun of them (the Signs).

Taqi Usmani

So, when he came to them with Our signs, they at once started laughing at them.

The Monotheist Group

But when he came to them with Our signs, they laughed at them.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 47. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 47. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 47. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩