Diyanet İşleri
Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 65. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ
faḫtelefe-l'aḥzâbü mim beynihim. feveylül lilleẕîne żalemû min `aẕâbi yevmin elîm.
Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meryem oğlu Îsâ örneği Zuhruf 57–65 3
Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.
Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
65. İsa aleyhisselam, İsrailoğullarına bunları getirdikten sonra “o fırkalar” yani inkar üzere birleşmiş olan gruplara “kendi aralarında ihtilafa düştüler.” Onların her birisi İsa aleyhisselam ile ilgili batıl bir görüş ortaya attı ve onun getirdiği şeyleri reddetti. Allah’ın hidâyete ilettiği, onun risaletine tanıklık eden, bütün getirdiklerini tasdik edip “O, Allah’ın kulu ve rasûlüdür”, diyen mü’minler müstesnâ.
“Pek acıklı bir günün azabından dolayı zulmedenlerin vay haline!” Onların kederleri, üzüntüleri ne kadar büyük, o gündeki hüsranları ne kadar fazla olacaktır!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hristiyan gruplar, İsa hakkında kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Bir kısmı o bir ilahtır dediler. Bir kısmı o Allah'ın oğludur dediler. Bir kısmı da o ve annesi ile birlikte iki ilahtır dediler. İsa'yı ilahlık, oğulluk veya üçün üçüncüsüdür diye vasfederek kendi nefislerine zulmedip kıyamet gününde kendilerini bekleyen acı verici azabı çekecek olanların vay haline.
Aynı kök: حزب (20 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!
Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…
Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden…
Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
(Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Çeşitli) gruplar (İsa hakkında) kendi aralarında ayrılığa düştüler. Elem verici günün azabı nedeniyle zalimlerin vay hâllerine! dipnot 1
Fakat onlar arasından çıkan hizipler birbirleriyle anlaşmazlığa düştüler: Artık, acı bir günün azabından dolayı yazıklar olsun zulme gömülüp giden o kimselere!
Fakat (İsa'dan sonra gelenler) arasından çıkan gruplar farklı görüşleri savunmaya başladılar. Vay haline o zulmedenlerin ve yazık o acı Gün'de (başlarına gelecek) azap için!
Anlayışta ayrılığa düşenler kendi aralarında zıtlaştılar! Feci bir sürecin azabından dolayı yazıklar olsun o (nefslerine) zulmedenlere!
Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.
Ama aralarından çıkan gruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!
Yine de kümeler, kendi aralarında uyuşmazlığa düştüler. Acı Gün'ün cezasından, o haksızlık yapanların; artık, vay başlarına gelene!
Bunun ardından gruplar, yine ayrılığa düştüler. Azabı acıklı günden dolayı vay o zalimlerin hallerine!
Partiler ve mezhepler aralarında tartıştılar. Acı azaptan dolayı vay zalimlerin haline.
Partiler ve mezhepler aralarında tartıştılar. Acı azaptan dolayı vay zalimlerin haline.
Sonra o gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ihtilafa düştüler. Onun için acı bir günün azabından dolayı vay o zulmedenlerin haline!
Sonra o hizibler kendi aralarında ıhtilaf ettiler, onun için elim bir günün azabından vay o zulmedenlere
Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!
Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!
Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!
Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.
Sonra aralarından partiler (çıkıb) ihtilaf etdiler. Artık pek acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlere!
Ama aralarında hizibler birbirleriyle ihtilafa düştüler. Acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Fırkalar/gruplar, aralarında (İsa hakkında) anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline.
Aralarından çıkan partiler, birbirleriyle ihtilafa düşmüşlerdir. Acı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!
İçlerinden bazı kesimler anlaşmazlığa düştü. Yanlışa dalanların, acıklı günün azabından dolayı vay haline dipnot 1 !
Sonra onlardan farklı kesimler ihtilafa düştüler. Bu yanlışı yapanların, o acıklı günün azabından çekecekleri var."
Fırkalar/gruplar, aralarında (İsa hakkında) anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline.
Buna rağmen gruplar, aralarında anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline..
Böyle iken, aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Korkunç bir günün azabından vay haline o zulmedenlerin!
Yet the various sects and factions, Jewish and Christian ignored the knowledge imparted to them and they differed from each other in opinion and moved to disagree among themselves, and so, denunciated shall be those who were wrongful of actions; they shall suffer torment on an Eventful and Grievous Days
Yet still the different factions among them disagreed- woe to the evildoers: they will suffer the torment of a grievous day!-
But sects from among themselves fell into disagreement: then woe to the wrong-doers, from the Penalty of a Grievous Day!
Then the factions fell apart among themselves. dipnot 1 So woe to the wrong-doers from the chastisement of a grievous Day.
The various factions among them differed. Woe then to those who did wrong on account of the punishment of a painful Day!
But the sects from among themselves differed. So woe to those who do wrong [by ascribing things to ‘Îsâ (Jesus) that are not true] from the torment of a painful Day (i.e. the Day of Resurrection)!
But the factions differed among themselves. So woe to the wrongdoers for the punishment of a painful day.
But (hearing this) various groups (of the people addressed) fell into variance among themselves, therefore woe to those who act unjustly because of the torments of a woeful Day.
But the parties among them fell into variance; so woe unto those who did evil, because of the chastisement of a painful day.
But in spite of his clear teachings [about worshipping none but God], his followers disagreed among themselves. What a punishment awaits for those who initiated these disagreements on the Day of Judgment.
But the confederates disputed amongst themselves; and woe to those who are unjust from the torment of a grievous day!
The groups disputed among themselves. Woe to those who have been wicked from the retribution of a painful day.
And the confederated sects among them fell to variance: But woe unto those who have acted unjustly, because of the punishment of a grievous day.
But parties from among them differed, so woe to those who do wrong because of the chastisement of a painful day.
Yet the (allied) parties differed among themselves; so woe to the ones who did injustice from the torment of a painful Day.
But the factions among them differed. Then woe unto those who do wrong from the doom of a painful day.
But the factions differed among themselves. Woe alas to the sinners for the torment of the grievous Day!
But factions from among those [who came after Jesus] began to hold divergent views: woe, then, unto those who are bent on evildoing - [woe] for the suffering [that will befall them] on a grievous Day!
Yet their ˹various˺ groups have differed among themselves ˹about him˺, so woe to the wrongdoers when they face the torment of a painful Day!
The groups disputed among themselves. Woe to those who have been wicked from the retribution of a painful Day.
The opponents disputed among themselves. Woe to those who transgress from the retribution of a painful day.
But the denominations from among them differed [and separated], so woe to those who have wronged from the punishment of a painful Day.
Then the parties among them differed; so woe to those who did wrong from the punishment of a painful day!
(This was the true Monotheism he had brought) but factions among them began to hold different views. Then anguish of an awful Day awaits those who wrongfully deviated.
But groups from among themselves fell into disagreement: Then misery to the wrong doers, from the penalty of a painful Day!
Then different groups, out of them, fell into disagreement. Woe to the wrongdoers because of the punishment of a painful day!
The Confederates disputed among themselves. So, woe to those who have been wicked from the retribution of a painful Day.