Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 65. ayet

Zuhruf suresi, 65. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ

faḫtelefe-l'aḥzâbü mim beynihim. feveylül lilleẕîne żalemû min `aẕâbi yevmin elîm.

Diyanet İşleri

Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 62–68 · surenin 65. ayeti / 89

Konu Meryem oğlu Îsâ örneği Zuhruf 57–65 3

  1. Zuhruf 62

    Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

  2. Zuhruf 63

    İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

  3. Zuhruf 64

    Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.

  4. 65

    Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

  5. Zuhruf 66

    Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.

  6. Zuhruf 67

    O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.

  7. Zuhruf 68

    (68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

65. İsa aleyhisselam, İsrailoğullarına bunları getirdikten sonra “o fırkalar” yani inkar üzere birleşmiş olan gruplara “kendi aralarında ihtilafa düştüler.” Onların her birisi İsa aleyhisselam ile ilgili batıl bir görüş ortaya attı ve onun getirdiği şeyleri reddetti. Allah’ın hidâyete ilettiği, onun risaletine tanıklık eden, bütün getirdiklerini tasdik edip “O, Allah’ın kulu ve rasûlüdür”, diyen mü’minler müstesnâ.

“Pek acıklı bir günün azabından dolayı zulmedenlerin vay haline!” Onların kederleri, üzüntüleri ne kadar büyük, o gündeki hüsranları ne kadar fazla olacaktır!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Hristiyan gruplar, İsa hakkında kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Bir kısmı o bir ilahtır dediler. Bir kısmı o Allah'ın oğludur dediler. Bir kısmı da o ve annesi ile birlikte iki ilahtır dediler. İsa'yı ilahlık, oğulluk veya üçün üçüncüsüdür diye vasfederek kendi nefislerine zulmedip kıyamet gününde kendilerini bekleyen acı verici azabı çekecek olanların vay haline.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱخْتَلَفَ fehtelefe birbirleriyle ihtilafa düştüler kök: خلف
  2. ٱلْأَحْزَابُ l-ehzabu guruplar kök: حزب
  3. مِنۢ min
  4. بَيْنِهِمْ ۖ beynihim aralarından çıkan kök: بين
  5. فَوَيْلٌۭ feveylun vay haline
  6. لِّلَّذِينَ lillezine
  7. ظَلَمُوا۟ zelemu zulmedenlerin kök: ظلم
  8. مِنْ min -ndan
  9. عَذَابِ azabi azabı- kök: عذب
  10. يَوْمٍ yevmin bir günün kök: يوم
  11. أَلِيمٍ elimin acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حزب (20 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    (156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden…

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Çeşitli) gruplar (İsa hakkında) kendi aralarında ayrılığa düştüler. Elem verici günün azabı nedeniyle zalimlerin vay hâllerine! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Meryem 19:37.

Mustafa İslamoğlu

Fakat onlar arasından çıkan hizipler birbirleriyle anlaşmazlığa düştüler: Artık, acı bir günün azabından dolayı yazıklar olsun zulme gömülüp giden o kimselere!

Muhammed Esed

Fakat (İsa'dan sonra gelenler) arasından çıkan gruplar farklı görüşleri savunmaya başladılar. Vay haline o zulmedenlerin ve yazık o acı Gün'de (başlarına gelecek) azap için!

Ahmed Hulusi

Anlayışta ayrılığa düşenler kendi aralarında zıtlaştılar! Feci bir sürecin azabından dolayı yazıklar olsun o (nefslerine) zulmedenlere!

Ali Bulaç

Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.

Ali Özek ve heyeti

Ama aralarından çıkan gruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!

Ali Rıza Safa

Yine de kümeler, kendi aralarında uyuşmazlığa düştüler. Acı Gün'ün cezasından, o haksızlık yapanların; artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Bunun ardından gruplar, yine ayrılığa düştüler. Azabı acıklı günden dolayı vay o zalimlerin hallerine!

Edip Yüksel

Partiler ve mezhepler aralarında tartıştılar. Acı azaptan dolayı vay zalimlerin haline.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Partiler ve mezhepler aralarında tartıştılar. Acı azaptan dolayı vay zalimlerin haline.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra o gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ihtilafa düştüler. Onun için acı bir günün azabından dolayı vay o zulmedenlerin haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra o hizibler kendi aralarında ıhtilaf ettiler, onun için elim bir günün azabından vay o zulmedenlere

Erhan Aktaş

Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!

Gültekin Onan

Sonra, içlerinden birtakım fırkalar ihtilafa düştü. Artık, acı bir günün azabından vay o zulmetmiş olanlara.

Hasan Basri Çantay

Sonra aralarından partiler (çıkıb) ihtilaf etdiler. Artık pek acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlere!

İbni Kesir

Ama aralarında hizibler birbirleriyle ihtilafa düştüler. Acıklı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline.

Mehmet Alagaş

(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Fırkalar/gruplar, aralarında (İsa hakkında) anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline.

Süleyman Ateş

Aralarından çıkan partiler, birbirleriyle ihtilafa düşmüşlerdir. Acı bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onlardan farklı kesimler ihtilafa düştüler. Bu yanlışı yapanların, o acıklı günün azabından çekecekleri var."

Şaban Britch

Fırkalar/gruplar, aralarında (İsa hakkında) anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline.

Şaban Piriş

Buna rağmen gruplar, aralarında anlaşmazlığa düştüler. O acı günün azabına uğrayacak zalimlerin vay haline..

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle iken, aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Korkunç bir günün azabından vay haline o zulmedenlerin!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet the various sects and factions, Jewish and Christian ignored the knowledge imparted to them and they differed from each other in opinion and moved to disagree among themselves, and so, denunciated shall be those who were wrongful of actions; they shall suffer torment on an Eventful and Grievous Days

Abdul Haleem

Yet still the different factions among them disagreed- woe to the evildoers: they will suffer the torment of a grievous day!-

Abdullah Yusuf Ali

But sects from among themselves fell into disagreement: then woe to the wrong-doers, from the Penalty of a Grievous Day!

Abul A'la Maududi

Then the factions fell apart among themselves. dipnot 1 So woe to the wrong-doers from the chastisement of a grievous Day.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, one group of the people denied him and in their antagonism went to the extent of accusing him of illegitimate birth and got him crucified as they thought. The other group believed in him but owing to exaggerated reverence made him son of God, and then the question of man’s being God became such a riddle for it that every effort to resolve it caused it to be divided into countless sects. (For explanation, see (Surah An-Nisa, Ayat 171),(Surah Al-Maidah, Ayats 17,77,116-117 )and the corresponding E.Ns).

Aisha Bewley

The various factions among them differed. Woe then to those who did wrong on account of the punishment of a painful Day!

Al-Hilali & Khan

But the sects from among themselves differed. So woe to those who do wrong [by ascribing things to ‘Îsâ (Jesus) that are not true] from the torment of a painful Day (i.e. the Day of Resurrection)!

Ali Quli Qarai

But the factions differed among themselves. So woe to the wrongdoers for the punishment of a painful day.

Amatul Rahman Omar

But (hearing this) various groups (of the people addressed) fell into variance among themselves, therefore woe to those who act unjustly because of the torments of a woeful Day.

Arthur John Arberry

But the parties among them fell into variance; so woe unto those who did evil, because of the chastisement of a painful day.

Bijan Moeinian

But in spite of his clear teachings [about worshipping none but God], his followers disagreed among themselves. What a punishment awaits for those who initiated these disagreements on the Day of Judgment.

E. Henry Palmer

But the confederates disputed amongst themselves; and woe to those who are unjust from the torment of a grievous day!

Edip-Layth

The groups disputed among themselves. Woe to those who have been wicked from the retribution of a painful day.

George Sale

And the confederated sects among them fell to variance: But woe unto those who have acted unjustly, because of the punishment of a grievous day.

Hamid S. Aziz

But parties from among them differed, so woe to those who do wrong because of the chastisement of a painful day.

Mahmoud Ghali

Yet the (allied) parties differed among themselves; so woe to the ones who did injustice from the torment of a painful Day.

Marmaduke Pickthall

But the factions among them differed. Then woe unto those who do wrong from the doom of a painful day.

Mohamed Ahmed - Samira

But the factions differed among themselves. Woe alas to the sinners for the torment of the grievous Day!

Muhammad Asad

But factions from among those [who came after Jesus] began to hold divergent views: woe, then, unto those who are bent on evildoing - [woe] for the suffering [that will befall them] on a grievous Day!

Mustafa Khattab

Yet their ˹various˺ groups have differed among themselves ˹about him˺, so woe to the wrongdoers when they face the torment of a painful Day!

Progressive Muslims

The groups disputed among themselves. Woe to those who have been wicked from the retribution of a painful Day.

Rashad Khalifa

The opponents disputed among themselves. Woe to those who transgress from the retribution of a painful day.

Sahih International

But the denominations from among them differed [and separated], so woe to those who have wronged from the punishment of a painful Day.

Sam Gerrans

Then the parties among them differed; so woe to those who did wrong from the punishment of a painful day!

Shabbir Ahmed

(This was the true Monotheism he had brought) but factions among them began to hold different views. Then anguish of an awful Day awaits those who wrongfully deviated.

Syed Vickar Ahamed

But groups from among themselves fell into disagreement: Then misery to the wrong doers, from the penalty of a painful Day!

Taqi Usmani

Then different groups, out of them, fell into disagreement. Woe to the wrongdoers because of the punishment of a painful day!

The Monotheist Group

The Confederates disputed among themselves. So, woe to those who have been wicked from the retribution of a painful Day.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 65. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 65. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 65. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩