Diyanet İşleri
Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 76. ayet. وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلظَّٰلِمِينَ
vemâ żalemnâhüm velâkin kânû hümu-żżâlimîn.
Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri Zuhruf 74–80 3
Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.
Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.
(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" der.
Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
76. Bu büyük azap, onların kendi elleriyle yaptıkları ve bu yolla kendi kendilerine zulmetmiş olmaları sebebiyledir. Yüce Allah onlara zulmetmediği gibi, suçsuz ve günahsız oldukları halde de onları cezalandırmış da değildir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz cehenneme soktuğumuz zaman onlara zulmetmedik. Fakat onlar inkâr etmekle kendi nefislerine zulmettiler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz onlara haksızlık etmedik fakat kendileri haksızlık edenlerdi.
Ne ki, onlara haksızlık eden Biz değiliz, fakat asıl onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlar-
Onlara haksızlık yapacak olan Biz değiliz, ama onlardır kendi kendilerine haksızlık yapanlar.
Biz onlara zulmetmedik. . . Ne var ki onlar nefslerine zulmedenlerdendi!
Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir.
Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.
Biz, onlara haksızlık etmedik. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.
Biz onlara zulmetmedik; onlar kendilerine zulmetmişlerdir.
Biz onlara haksızlık etmedik, onlar kendi kendilerine haksızlık ettiler.
Biz onlara haksızlık etmedik, onlar kendi kendilerine haksızlık ettiler.
Biz onlara zulmetmemişizdir, fakat kendileri zalim idiler.
Ve biz onlara zulmetmemişizdir ve lakin kendileri zalim idiler
Biz onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.
Biz onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.
Biz onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.
Biz onlara zulmetmedik; ancak onların kendileri zalimlerdir.
Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendileri zaalimdiler.
Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalimlerin kendileridir.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.
Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendileri zalim idiler.
Biz onlara yanlış yapmadık; ama onlar yanlışlar içinde olan kimselerdi dipnot 1 .
Biz onlara yanlış yapmış olmayız; yanlışı yapanlar kendileridir.
Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.
Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.
Biz onlara zulmetmedik; onlar zalimlerin ta kendileriydi.
We never acted unjustly or unfairly to them nor did We not observe the principles of justice and fair dealing. It was they who acted unjustly and unfairly to themselves and were wrongful of actions.
We never wronged them; they were the ones who did wrong.
Nowise shall We be unjust to them: but it is they who have been unjust themselves.
It is not We Who wronged them; rather, it is they who wronged themselves.
We have not wronged them; it was they who were wrongdoers.
We wronged them not, but they were the Zâlimûn (polytheists, wrong-doers).
We did not wrong them, but they themselves were wrongdoers.
(By punishing them so) We did them no injustice, rather, it was they themselves who were the unjust and wrongdoers indeed.
We never wronged them, but they themselves did the wrong.
I (God) was not unjust to them, they themselves were unjust.
We have not wronged them, but it was themselves they wronged.
We did not wrong them, but it was they who were the wrongdoers.
We deal not unjustly with them, but they deal unjustly with their own souls.
It is not We who are unjust to them, but it is they who were unjust to themselves.
And in no way did We do injustice to them, but it is they who were the unjust.
We wronged them not, but they it was who did the wrong.
We did not wrong them, they wronged themselves.
And it is not We who will be doing wrong unto them, but it is they who will have wronged themselves.
We did not wrong them, but it was they who were the wrongdoers.
And We did not wrong them, but it was they who were the wrongdoers.
It is not us who wronged them; it is they who wronged their own souls.
And We did not wrong them, but it was they who were the wrongdoers.
And We wronged them not, but they were the wrongdoers.
And it is not We Who wrong them, but it is they who used to hurt their own "Self" by doing wrong to others.
In no way shall We (Allah) be unjust to them: But it is they who have been unjust to themselves.
We did not do injustice to them, rather, they themselves were the unjust.
And We did not wrong them, but it was they who were the wrongdoers.