Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 78. ayet

Zuhruf suresi, 78. ayet. لَقَدْ جِئْنَٰكُم بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

leḳad ci'nâküm bilḥaḳḳi velâkinne ekŝeraküm lilḥaḳḳi kârihûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 75–81 · surenin 78. ayeti / 89

Konu Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri Zuhruf 74–80 3

  1. Zuhruf 75

    Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.

  2. Zuhruf 76

    Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.

  3. Zuhruf 77

    (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" der.

  4. 78

    Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.

  5. Zuhruf 79

    Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.

  6. Zuhruf 80

    Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.

  7. Zuhruf 81

    (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

78. Daha sonra yaptıkları sebebi ile şöyle azarlanacaklar: “Andolsun Biz size” tâbi olmanız gereken ve tâbi olmanız halinde kurtuluşunuzu ve mutluluğunuzu sağlayacak olan “hakkı göndermiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyordunuz.” Bundan dolayı ardından asla mutluluk gelmeyecek bir bedbahtlığa mahkûm oldunuz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Hakikat şu ki, biz size dünyada içerisinde hiçbir şüphe bulunmayan hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmadınız.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَقَدْ lekad andolsun
  2. جِئْنَـٰكُم ci'nakum biz size getirdik kök: جيا
  3. بِٱلْحَقِّ bil-hakki hakkı kök: حقق
  4. وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat
  5. أَكْثَرَكُمْ ekserakum sizin çoğunuz kök: كثر
  6. لِلْحَقِّ lilhakki haktan kök: حقق
  7. كَـٰرِهُونَ karihune hoşlanmıyorsunuz kök: كره

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كره (41 geçiş)

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…

  • Aynı kök: كره (41 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

  • Aynı kök: كره (41 geçiş)

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz size elbette gerçeği getirmiştik fakat çoğunuz gerçek(ler)den hoşlanmıyorsunuz.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanların amellerinin kaydedilmesiyle ilgili bkz. İnfitâr 82:11, dipnot 5.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz, hakikati ayağınıza kadar getirmiştik: Fakat bir çoğunuz hakikatten hiç hoşlanmadınız.

Muhammed Esed

(Siz ey günahkarlar!) Size hakikati ilettik, fakat çoğunuz ondan nefret ediyorsunuz.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki size Hak olarak geldik! Ne var ki sizin çoğunluğunuz Hak'tan nefret ediyordunuz!

Ali Bulaç

"Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp tiksinenlerdiniz."

Ali Özek ve heyeti

Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, size gerçeği getirdik. Fakat çoğunuz gerçeği sevmiyordunuz.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyordunuz.

Edip Yüksel

Size gerçeği getirdik; ancak çoğunuz gerçekten hoşlanmıyorsunuz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Size gerçeği getirdik; ancak çoğunuz gerçekten hoşlanmıyorsunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki Biz, size gerçeği gönderdik; fakat çoğunuz gerçekten hoşlanmayanlarsınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalım hakkı için biz size hakkı gönderdik ve lakin ekseriniz hakkı hoşlanmıyanlarsınız

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki size hakkı dipnot 1 getirdik. Ancak çoğunuz haktan hoşlanmadınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeği.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki size hakkı getirdik. Ancak çoğunuz haktan hoşlanmadınız.

Gültekin Onan

"Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp tiksinenlerdiniz."

Hasan Basri Çantay

"Andolsun, biz size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz hakkı çirkin görenlerdiniz".

İbni Kesir

Andolsun ki; size hak ile geldik. Fakat çoğunuz hakkı hoş görmüyordunuz.

Mehmet Alagaş

(78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)

Rowwad Tercüme Merkezi

Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.

Süleyman Ateş

Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Size bütünüyle gerçek olanı getirdik ama çoğunuz bu gerçekten hoşlanmıyorsunuz.

Şaban Britch

Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.

Şaban Piriş

Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, size hakkı getirdik ama çoğunuz haktan tiksiniyorsunuz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you Meccans: We have presented you with the spirit of truth guiding people into all truth, but most of you do detest the truth and execrate My fact.

Abdul Haleem

We have brought you the Truth but most of you despise it.

Abdullah Yusuf Ali

Verily We have brought the Truth to you: but most of you have a hatred for Truth.

Abul A'la Maududi

We brought you the Truth; but to the truth most of you were averse." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, We made the reality plain to you, but you were fond of the imaginary, and you had an aversion to the truth. Now, why do you lament at the fate of your foolish choice? It may be a part of the Hell-keeper’s answer, and it may also be that his answer ended with: Here you must remain, and this second sentence as an addition by Allah. In the first case, the keeper’s saying: We had brought the Truth to you, is just like an official’s using the word "we" on behalf of his government, when he wants to say: Our government did this or gave such and such an order.

Aisha Bewley

We brought you the truth but most of you hated the truth.

Al-Hilali & Khan

Indeed We have brought the truth (Muhammad صلى الله عليه و سلم with the Qur’ân) to you, but most of you have a hatred for the truth.[1]

Ali Quli Qarai

‘We certainly brought you the truth, but most of you were averse to the truth. ’

Amatul Rahman Omar

(God will say, ) `We really brought you the Truth, yet most of you were those who found the truth hard (to follow). '

Arthur John Arberry

'We brought you the truth, but most of you were averse to the truth. '

Bijan Moeinian

We offered you the truth but most of you resented the truth.

E. Henry Palmer

We have brought you the truth, but most of you are averse from the truth.

Edip-Layth

We have come to you with the truth, but most of you hate the truth.

George Sale

We brought you the truth heretofore, but the greater part of you abhorred the truth.

Hamid S. Aziz

Certainly We have brought you the Truth, but most of you are averse to the Truth.

Mahmoud Ghali

Indeed We have already come to you with the Truth, but most of you are hating the Truth.

Marmaduke Pickthall

We verily brought the Truth unto you, but ye were, most of you, averse to the Truth.

Mohamed Ahmed - Samira

We have brought to you the truth, but most of you despise the truth.

Muhammad Asad

INDEED, [O you sinners,] We have conveyed the truth unto you; but most of you abhor the truth.

Mustafa Khattab

We certainly brought the truth to you, but most of you were resentful of the truth.

Progressive Muslims

We have come to you with the truth, but most of you hate the truth.

Rashad Khalifa

"We have given you the truth, but most of you hate the truth."

Sahih International

We had certainly brought you the truth, but most of you, to the truth, were averse.

Sam Gerrans

We have brought you the truth, but most of you are averse to the truth.

Shabbir Ahmed

Indeed We have conveyed to you the Truth, but most of you resent the Truth.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We (Allah) have brought the truth to you: But most of you hate the Truth.

Taqi Usmani

(O disbelievers,) indeed We have brought to you the truth, but it is the truth that most of you detest.

The Monotheist Group

We have come to you with the truth,but most of you hate the truth.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 78. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 78. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 78. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩