Diyanet İşleri
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 75. ayet. لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ
lâ yüfetteru `anhüm vehüm fîhi müblisûn.
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri Zuhruf 74–80 3
İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size miras verilen cennettir.
Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.
Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.
(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" der.
Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
75. “O azap onlara” bir an dahi ne kaldırılmak sureti ile ne de azaltılmak sureti ile “hafifletilmeyecektir ve onlar o azap içinde ümitsiz kalacaklardır.” Her türlü hayırdan yana ümitsiz olacaklar ve kurtuluş ümitleri kalmayacaktır. Çünkü onlar Rablerine şöyle sesleneceklerdir:
“Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Eğer bundan sonra bir daha dönersek şüphesiz biz zalim kimseleriz. Buyuracak ki: Yıkılın içerisine ve bir daha bana bir şey söylemeyin.” (el-Müminun, 23/107-108)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Üzerlerindeki azap hiç hafifletilmeyecektir. Onlar bu sebeple ateşin içinde kurtulmaktan ve Yüce Allah'ın rahmetinden ümit kesmişlerdir.
Aynı kök: فتر (3 geçiş)
Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, "Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı" demeyesiniz diye, işte size…
Aynı kök: فتر (3 geçiş)
Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.
Aynı kök: بلس (5 geçiş)
Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları…
Aynı kök: بلس (5 geçiş)
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.
Aynı kök: بلس (5 geçiş)
Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Azapları hafifletilmeyecektir. dipnot 1 Onlar orada (kurtuluştan) ümit kesmişlerdir.
Onlardan (azap) hiç hafifletilmeyecek ve onlar derin bir umutsuzluğa kapılacaklar;
bu (azap), onlar için hiç hafifletilmeyecek ve orada çaresizlik, ümitsizlik içinde kaybolup gidecekler.
Onlardan (azap) hafifletilmez! Onlar onun içinde gelecekten umutsuzdurlar!
Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
Onlar için azaltılmayacaktır. Zaten orada, tüm umutlarını yitirmişlerdir.
Azapları hafiflemeyecek ve orada ümitsizlik içinde kalacaklardır.
Onlardan hafifletilmez ve onlar orada ümitsizdirler.
Onlardan hafifletilmez ve onlar orada ümitsizdirler.
Kendilerinden o azap gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir.
Kendilerinden o azab gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir
Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.
Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.
Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.
Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
(Bu azab) onlardan hafifletilmeyecek. Onlar bunun içinde ümidsiz susacaklardır.
Azablarına ara verilmeyecek ve orada tamamen ümitsiz kalacaklardır.
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orada onlar ümitlerini kaybetmiş kimselerdir.
(Azab) Kendilerinden hiç hafifletilmeyecektir. Onlar azab içinde umutsuzdurlar!
Azaplarına ara verilmeyecek dipnot 1 ve orada umutlarını tamamen kaybetmiş olacaklar dipnot 2 .
Azapları hafifletilmeyecek, orada umutlarını büsbütün yitireceklerdir.
Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orada onlar ümitlerini kaybetmiş kimselerdir.
Onların azabına hiç ara verilmez ve onlar orada ümitsiz kalmışlardır.
Azapları hafifletilmeyecektir; onun içinde ümitsiz kalacaklardır.
No relief physical or mental will be expected and in their idea of relief comes the intensity of punishment and the longer they lose hope the more they nurse despair.
from which there is no relief: they will remain in utter despair.
Nowise will the (Punishment) be lightened for them, and in despair will they be there overwhelmed.
Never will their torment be lightened for them. They shall remain in utter despair.
It will not be eased for them. They will be crushed there by despair.
(The torment) will not be lightened for them, and they will be plunged into destruction with deep regrets, sorrows and in despair therein.
It will not be lightened for them and they will be despondent in it.
That (torment) will not be allowed to abate for them, and once caught in it they shall completely despair.
that is not abated for them and therein they are sore confounded.
Their punishment will never be reduced and they will live there in despair.
It shall not be intermitted for them, and they therein shall be confused.
It will not be removed from them; they will be confined therein.
It shall not be made lighter unto them; and they shall despair therein.
It shall not be abated from them and they shall despair therein.
It is not mitigated for them, and therein they will be dumbfounded.
It is not relaxed for them, and they despair therein.
It will not decrease for them; dumb with despair they will stay in it.
it will not be lightened for them; and therein they will be lost in hopeless despair.
It will never be lightened for them, and there they will be overwhelmed with despair.
It will not be removed from them; they will be confined therein.
Never will the retribution be commuted for them; they will be confined therein.
It will not be allowed to subside for them, and they, therein, are in despair.
It will not be abated for them, and they are therein in despair;
It will not be relaxed for them, and therein they will be in despair.
In no way will the (punishment) be lowered for them, and they will be thrown in destruction, despair and sorrow.
It will not be lightened for them, and they will be there, devoid of all hopes.
It will not be removed from them; they will be confined therein.