Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 34. ayet

Ahkâf suresi, 34. ayet. وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَلَيْسَ هَٰذَا بِٱلْحَقِّ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

veyevme yü`raḍu-lleẕîne keferû `ale-nnâr. eleyse hâẕâ bilḥaḳḳ. ḳâlû belâ verabbinâ. ḳâle feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

Diyanet İşleri

İnkar edenlere ateşe sunuldukları gün, "Bu gerçek değil miymiş?" denir. Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş" derler. Allah, "Öyle ise inkar etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!" der.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 31–35 · surenin 34. ayeti / 35

Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret Ahkâf 29–35 3

  1. Ahkâf 31

    "Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın."

  2. Ahkâf 32

    Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

  3. Ahkâf 33

    Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  4. 34

    İnkar edenlere ateşe sunuldukları gün, "Bu gerçek değil miymiş?" denir. Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş" derler. Allah, "Öyle ise inkar etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!" der.

  5. Ahkâf 35

    (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

34. Yüce Allah, kâfirlerin dünyada iken yalanladıkları cehennem ateşine sunulacakları vakit karşı karşıya bulunacakları korkunç hallerini haber vermekte, azarlanacaklarını ve onlara: “Hani, bu (azap) hak değil miymiş?” denileceğini bildirmektedir. İşte şimdi bu azapla karşı karşıya bulunuyorsunuz ve onu gözlerinizle görmektesiniz.

“Onlar da: “Evet, Rabbimize yemin olsun ki (hak imiş)” derler” ve böylelikle günahlarını itiraf etmiş olurlar, yalan söyledikleri de açıkça ortaya çıkmış olur.

“O halde inkâr etmenizden dolayı tadın azabı!” buyurur.” Sizin küfrünüz nasıl sizden ayrılmaz bir nitelik idiyse, sizin çekeceğiniz bu azap da yakanızı bırakmayacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ı ve resulünü inkâr edenler, azaba uğramak için ateşe arz edildiklerinde kınanıp, azarlanarak kendilerine şöyle denilir: "Sizin müşahede etmiş olduğunuz bu azap gerçek değil mi? Yoksa bu azap, sizin dünyada söylemiş olduğunuz gibi yalan mı?" Onlar şöyle derler: “Rabbimiz! Ant olsun ki, evet.” Bunun üzerine onlara şöyle denilir: “Öyleyse Allah'ı inkâr etmeniz sebebiyle tadın azabı!”

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَوْمَ ve yevme ve gün kök: يوم
  2. يُعْرَضُ yua'radu sunulacakları kök: عرض
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  4. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  5. عَلَى ala karşı
  6. ٱلنَّارِ n-nari ateşe kök: نور
  7. أَلَيْسَ eleyse değil miymiş? kök: ليس
  8. هَـٰذَا haza bu
  9. بِٱلْحَقِّ ۖ bil-hakki gerçek kök: حقق
  10. قَالُوا۟ kalu derler kök: قول
  11. بَلَىٰ bela evet
  12. وَرَبِّنَا ۚ verabbina Rabbimiz hakkı için kök: ربب
  13. قَالَ kale der kök: قول
  14. فَذُوقُوا۟ fezuku öyleyse tadın kök: ذوق
  15. ٱلْعَذَابَ l-azabe azabı kök: عذب
  16. بِمَا bima dolayı
  17. كُنتُمْ kuntum olmanızdan kök: كون
  18. تَكْفُرُونَ tekfurune inkar ediyor(lar) kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)

    Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet…

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Rab'lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: "Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?" Onlar, "Evet,…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine…

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    İnkar edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) "Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    İşte onlar, kendileri için ahirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ateşe sunulacakları gün, kâfir olanlara "Bu (diriltilme) gerçek değil miymiş!" (diyecek), onlar da "Rabbimize yemin olsun: Evet (gerçekmiş)!" diyeceklerdir. (Allah:) "İnkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın!" diyecektir.

Mustafa İslamoğlu

Ve hakikati inkar eden kimselere ateşe takdim olunurken, "Ne yani, bu da mı gerçek değil?" (denileceği) gün, onlar şöyle cevap verecekler: "Rabbimize andolsun ki (bu hakikatin ta kendisidir)!" (Allah) buyuracak: "Haydi, hakikati inkarınıza karşılık tadın malum azabı!"

Muhammed Esed

Böylece, hakikati inkara şartlanmış olanlar, ateşin karşısına getirilecekleri ve "Bu, gerçek değil mi?" diye sorulacağı Gün "Rabbimize andolsun ki öyle!" diye cevaplayacaklar. (Bunun üzerine) Allah, "Öyleyse, hakikati inkar etmenizin karşılığı olan bu azabı tadın!" diyecektir.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenlerin Nar'a arz olunacakları süreçte: "Bu Hak değil miymiş?" denir. Dediler ki: "Rabbimize yemin olsun ki evet!". . . "O halde hakikat bilgisini inkar etmeniz yüzünden (hadi) tadın azabı!" dedi.

Ali Bulaç

İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle denir:) "Bu gerçek değil miymiş?" Onlar: "Rabbimize andolsun, evet (öyledir)" derler. (Allah da:) "Öyleyse inkar ettiklerinizden dolayı azabı tadın" dedi.

Ali Özek ve heyeti

İnkâr edenlere, ateşe sunulacakları gün: Nasıl, bu gerçek değil miymiş? denildiğinde: Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş, derler. Allah: Öyleyse inkâr etmenizden dolayı azabı tadın! der.

Ali Rıza Safa

Ve ateşe sunulacakları gün, nankörlük edenlere: "Gerçek değil miymiş bu?" Şöyle diyecekler: "Efendimize yemin ederiz ki, evet, öyle!" Der ki: "Nankörlük etmenize karşılık, artık tadın cezayı!"

Bayraktar Bayraklı

Kafirler ateşle yüz yüze getirildikleri gün, kendilerine, "Bu gerçek değil miymiş?" denilecek. Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun doğruymuş" diyecekler. Allah, "Öyleyse, inkar etmenizden dolayı tadın bu azabı" diyecektir.

Edip Yüksel

İnkarcılar ateşe sunuldukları gün: "Bu gerçek değil mi?" Derler ki "Evet, Efendimize ant olsun." O da, "İnkar etmiş olduğunuz için azabı tadın" der.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkarcılar ateşe sunuldukları gün: 'Bu gerçek değil mi?' Derler ki, 'Evet, Rabbimize andolsun.' O da, 'İnkar etmiş olduğunuz için azabı tadın,' der.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve O küfredenler ateşe sunulacakları gün onlara: "Nasıl bu gerçek değil miymiş?" denilir. Onlar: "Evet, Rabbimiz hakkı için!" diyecekler. Allah ise: "Öyleyse küfredegeldiğiniz için haydi tadın azabı!" buyuracaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o küfredenler ateşe arzolunacağı gün: nasıl bu hak değil mi imiş! diye, evet, rabbımız hakkı için diyecekler, buyuracak: "öyle ise haydin tadın azabı, küfrede geldiğiniz için."

Erhan Aktaş

Kafirler, ateşle karşı karşıya kaldıkları gün, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. "O halde kafirliğinizden dolayı azabı tadın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler dipnot 1 , ateşle karşı karşıya kaldıkları gün, Allah onlara: "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabbimize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. " O halde kafirliğinizden dolayı azabı tadın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler, ateşle karşı karşıya kaldıkları gün, onlara: "Nasıl, bugün gerçekmiş değil mi?" dendiğinde, onlar, "Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." diyecekler. "Gerçeği yalanlayarak nankörlük ettiğinizden dolayı azabı tadın." denecek.

Gültekin Onan

Küfredenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle denir:) "Bu gerçek değil miymiş?" Onlar: "Rabbimize andolsun, evet (öyledir)" derler. (Tanrı da:) "Öyleyse küfrettiklerinizden dolayı / küfrettiğiniz için (tekfürun) azabı tadın" dedi.

Hasan Basri Çantay

O kafirler ateşin karşısına (getirilerek) gösterileceği gün (kendilerine denilecek ki:) "Bu (azab) gerçek değil mi imiş"? Onlar "Evet, Rabbimize yemin ederiz (ki gerçekdir)" dediler (diyecekler). (Allah da) "Küfredegeldiğinize mukaabil tadın azabı" dedi (diyecek).

İbni Kesir

O küfredenler ateşe sunuldukları gün. Nasıl, bu gerçek değil miymiş? denildiğinde: Rabbımıza andolsunki, evet gerçekmiş, derler. O da: Şu halde küfrettiğinizden dolayı tadın azabı, der.

Mehmet Alagaş

(29-35) Kuranı işiten cinlerden bir ekibi / neferi sana iletmiştik, Onun huzuruna vardıklarında susun dediler , dinleme gerçekleşince de uyarmak amacıyla kavimlerine geri döndüler , dediler ki ey kavmimiz biz Musa’dan sonra indirilmiş daha önceki kitapları da tastik eden bir kitap işittik , hakikate yönlendiriyor doğru istikametli yola yönlendiriyor. Ey kavmimiz Allah’a çağırana cevap veriniz / icabet ediniz ona iman ediniz, sizi günahlarınızdan bağışlasın, sizi acıtıcı azap tan korusun / caar etsin, Kim Allah’ın dave tine uymazsa bizi arzda aciz bırakacak değildir, O’ ndan başka dostları da yoktur, işte onlar apaçık bir sapma içindedirler , Görmedin mi muhakkak ki Allah semaları ve arzı yarattı ve onları yaratmaktan da yorulmadı, ölüleri diriltmeye de muktedirdir, evet kesinlikle O, her şeye muktedirdir. Kafirler ateşe arz edildiklerinde bu hak değil miymiş denilir? Derler ki evet, Rabbimiz de hakmış, göz ardı ettiğiniz / yok saydığınız azabı tadın denir. Sabret, Resullerimizden azmin / kararlılığın uluları gibi sabret, onlar hakkında acele etme. Vaad edildikleri şeyi gördükleri günde, onlar sanki gündüzün bir saati gibi durmamış kadar olacaklar, bu bir bilgilendirmedir / tebliğdir, Yoldan çıkmış kavimden başkası helak edilir mi ki?

Rowwad Tercüme Merkezi

Küfre sapanlar ateşe sunuldukları gün; “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Onlar; “Evet! Rabbimize andolsun ki gerçekmiş.” derler. Allah; “Öyle ise küfretmekte olduklarınızdan dolayı azabı tadın!” der.

Süleyman Ateş

İnkar edenler ateşe sunulacakları gün (Allah onlara): "(Nasıl), Bu gerçek değil miymiş?" (der); "Evet Rabbimiz hakkı için (gerçekmiş)" derler. "Öyleyse inkar etmenizden dolayı azabı tadın" der.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ateşle yüzleştirildikleri gün, ayetleri görmezlikten gelenlere şöyle denecek: "Cehennem gerçekmiş değil mi?" (Onlar:) "Evet, Rabbimize yemin olsun ki gerçekmiş" diye cevap verecekler. Allah da "Ayetleri görmezlikten gelmenize karşılık tadın şu azabı" diye karşılık verecek.

Şaban Britch

Kâfirler, ateşe sunuldukları gün: (Onlara) Bu, gerçek değil mi? (denir) Rabbimize andolsun ki evet (gerçektir), derler. Kâfirliğinizden dolayı tadın azabı! der.

Şaban Piriş

Bunu inkar edenler, ateşe sunuldukları gün: -Bu, gerçek değil mi? -Rabbi'mize andolsun ki evet (gerçektir), dediler. -Nankörlük ettiğiniz için azabı tadın! der.

Yaşar Nuri Öztürk

Gün gelir, o inkar edenler, ateşe arz edilir. "Bu gerçek değil miymiş?" diye sorulur. "Elbette! Rabbimize yemin ederiz, gerçekmiş!" derler. Allah buyurur: "O halde, inkar ettiğinizden ötürü tadın azabı!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

One day will those who denied Allah be exposed to Hell fire and be asked: "Is this not consistent with the truth? By Allah, our Creator ", they will say "indeed it is" Therefore, they are told, "now taste with all your senses the merciless but just retribution for denying Allah and for your insolent disregard of His warning. "

Abdul Haleem

On the Day the disbelievers are brought before Hell [it will be said to them], ‘Is this not real?’ ‘Yes, by our Lord,’ they will reply and He will say, ‘Then taste the punishment for having denied the truth.’

Abdullah Yusuf Ali

And on the Day that the Unbelievers will be placed before the Fire, (they will be asked,) "Is this not the Truth?" they will say, "Yea, by our Lord!" (One will say:) "Then taste ye the Penalty, for that ye were wont to deny (Truth)!"

Abul A'la Maududi

On the Day when the unbelievers will be brought within sight of the Fire, they will be asked: "Is this not the Truth?" and they will answer “Yes, by Our Lord (this is the Truth).” Allah will say: “Then suffer the chastisement as a requital for your disbelieving.”

Aisha Bewley

On the Day when those who were kafir are exposed to the Fire, they will be asked, ‘Is this not the truth?’ They will say, ‘Yes, by our Lord. ’ He will say, ‘Then taste the punishment for having been kafir.’

Al-Hilali & Khan

And on the Day when those who disbelieve will be exposed to the Fire (it will be said to them): "Is this not the truth?" They will say: "Yes, By our Lord!" He will say: "Then taste the torment, because you used to disbelieve!"

Ali Quli Qarai

The day when the faithless are exposed to the Fire, [He will say,] ‘Is this not a fact?’ They will say, ‘Yes, by our Lord!’ He will say, ‘So taste the punishment because of what you used to disbelieve. ’

Amatul Rahman Omar

And the day those who disbelieve will be exposed to the Fire, (they will be asked,) `Has this (punishment) not actually come to pass?' They will say, `Yes, it has, by our Lord. ' He will then say, `(Now) suffer the punishment because of your disbelief.'

Arthur John Arberry

Upon the day when the unbelievers are exposed to the Fire: 'Is not this the truth?' They shall say, 'Yes, by our Lord!' He shall say, 'Then taste the chastisement of your unbelief!'

Bijan Moeinian

The Day the disbelievers are led to the Fire, they will be asked: "Is not this the Truth?" They will say: “By our Lord, indeed it is the Truth. ” God will say: “Then taste the fruit of your denying the Truth.”

E. Henry Palmer

And the day when those who misbelieve shall be exposed to the fire, - 'Is not this the truth?' they shall say, 'Yea, by our Lord!' He shall say, 'Then taste the torment for that ye did misbelieve!'

Edip-Layth

The day those who do not appreciate are displayed to the fire: "Is this not the truth?" They will answer: "Yes indeed, by our Lord." He will say, "Then taste the retribution for what you had rejected."

George Sale

On a certain day the unbelievers shall be exposed unto hell fire; and it shall be said unto them, is not this really come to pass? They shall answer, yea, by our Lord. God shall reply, taste, therefore, the punishment of hell, for that ye have been unbelievers.

Hamid S. Aziz

And on the day when those who disbelieve shall be brought before the Fire, (they will be asked,) "Is it not true?" They shall say, "Aye! By our Lord!" He will say, "Then taste the punishment, because you used to deny (the Truth). "

Mahmoud Ghali

And on the Day when the ones who disbelieved are set before the Fire, (it will be said), "Is not this (really) the Truth?" They will say, "Yes indeed, by our Lord!" He will say, "Then taste the torment for that you used to disbelieve!"

Marmaduke Pickthall

And on the day when those who disbelieve are exposed to the Fire (they will be asked): Is not this real? They will say: Yea, by our Lord. He will say: Then taste the doom for that ye disbelieved.

Mohamed Ahmed - Samira

The day the unbelievers will be stood before the Fire, (they will be asked:) "Is this not the reality?" They will answer: "In truth, by our Lord!" It will be said: "Then taste the torment of what you had denied. "

Muhammad Asad

And so, on the Day when those who were bent on denying the truth will be brought within sight of the fire [and will be asked], "Is not this the truth?" - they will answer, “Yea, by Our Sustainer!” [And] He will say: “Taste, then, this suffering as an outcome of your denial of the truth!”

Mustafa Khattab

And on the Day the disbelievers will be exposed to the Fire, ˹they will be asked,˺ "Is this ˹Hereafter˺ not the truth?" They will cry, “Absolutely, by our Lord!” It will be said, “Then taste the punishment for your disbelief.”

Progressive Muslims

And the Day the disbelievers are displayed to the Fire: "Is this not the truth" They will answer: "Yes indeed, by our Lord. " He will say, "Then taste the retribution for what you had rejected."

Rashad Khalifa

The day the disbelievers are introduced to the Hellfire, they will be asked, "Is this not the truth?" They will answer, "Yes indeed, by our Lord." He will say, "Then suffer the retribution for your disbelief."

Sahih International

And the Day those who disbelieved are exposed to the Fire [it will be said], "Is this not the truth?" They will say, "Yes, by our Lord. " He will say, "Then taste the punishment because you used to disbelieve."

Sam Gerrans

And the day those who ignore warning are exposed to the Fire: “Is then this not the truth?” They will say: “Verily, by our Lord!” He will say: “Then taste the punishment for what you denied.”

Shabbir Ahmed

And on the Day when the rejecters will be exposed to the Fire (they will be asked), "Is it not for real?" They will answer, "Yes indeed, by our Lord!" He will say, "Taste, then, this punishment as a consequence of your denial of the Truth. "

Syed Vickar Ahamed

And on the Day that the unbelievers will be placed before the Fire, (they will be asked:) "Is this not the Truth?" They will say: "Yes, by our Lord!" (One will say:) "Then you taste the penalty, for that you were used to denying (the Truth)!"

Taqi Usmani

The day the disbelievers will be presented to the Fire, (it will be said to them,) "Is this not true?" They will say, “Yes of course, Our Lord!” He will say, “Then taste the punishment, for you used to disbelieve.”

The Monotheist Group

And the Day those who rejected are displayed to the Fire: "Is this not the truth?" They will say: "Yes indeed, by our Lord." He will say, "Then taste the retribution for what you had rejected."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 34. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 34. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 34. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩