Mü'min suresi

Mü'min suresi, 46. ayet

Mü'min suresi, 46. ayet. ٱلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدْخِلُوٓا۟ ءَالَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ ٱلْعَذَابِ

ennâru yü`raḍûne `aleyhâ gudüvvev ve`aşiyyâ. veyevme teḳûmü-ssâ`ah. edḫilû âle fir`avne eşedde-l`aẕâb.

Diyanet İşleri

(Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 43–49 · surenin 46. ayeti / 85

Konu Ateşte tartışma ve peygamberlere yardım Mü'min 46–52 3

  1. Mü'min 43

    "Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir."

  2. Mü'min 44

    "Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir."

  3. Mü'min 45

    Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azabın en kötüsü kuşattı.

  4. 46

    (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun" denilecektir.

  5. Mü'min 47

    Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.

  6. Mü'min 48

    Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."

  7. Mü'min 49

    Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, "Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin" derler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 45–46. ayetler için yazılmıştır.

45. O gücü sonsuz Yüce Allah, o ilâhî tevfike mazhar olan mü’min adamı, Firavun ve onun hanedanının planladıkları cezalara, onu öldürüp yok etme isteklerine karşı korudu. Zira o, onların hoşlarına gitmeyecek şeyler yapmış, Mûsâ aleyhisselam’a tam anlamı ile muvafakat ettiğini açığa vurmuştu. Mûsâ’nın kendilerini davet ettiği aynı şeylere onları davet etmişti. Onlar ise böyle bir işe tahammül edemediler. Halbuki o vakit güç ve kudret sahibi idiler. Bu mü’min kişi ise onları kızdırıp öfkelendirmiş, bu yüzden ona karşı kin duymuşlardır. Ona bir tuzak kurmak istediler, Allah da onların hile ve tuzaklarına karşı onu korudu, onların hile ve tuzakları bizzat kendi başlarına geçti. “Firavun hanedanını ise feci azap kuşattı.” Yüce Allah, bir günün sabahında arkalarında tek bir kişi kalmamak üzere hepsini suda boğuverdi.

46. Berzah âleminde ise: “Onlar sabah akşam ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün ise: “Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sokun” denilecek.” Allah’ın peygamberlerini yalanlayanların, O’nun emrine inatla direnenlerin başına gelecek korkunç cezalar işte bunlardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Öldükten sonra sabah akşam kabirlerinde ateşe sunulurlar. Kıyamet günü içinde bulundukları küfür, yalanlama ve Allah yolundan alıkoyma sebebiyle Firavun'a tabi olanları daha şiddetli ve büyük bir azaba sokun denilir.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلنَّارُ en-naru ateş kök: نور
  2. يُعْرَضُونَ yua'radune sunulurlar kök: عرض
  3. عَلَيْهَا aleyha ona
  4. غُدُوًّۭا guduvven sabah kök: غدو
  5. وَعَشِيًّۭا ۖ ve aşiyyen ve akşam kök: عشو
  6. وَيَوْمَ ve yevme ve günü kök: يوم
  7. تَقُومُ tekumu koptuğu kök: قوم
  8. ٱلسَّاعَةُ s-saatu kıyametin kök: سوع
  9. أَدْخِلُوٓا۟ edhilu sokun (denilir) kök: دخل
  10. ءَالَ ale ailesini kök: اول
  11. فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn
  12. أَشَدَّ eşedde en çetinine kök: شدد
  13. ٱلْعَذَابِ l-azabi azabın kök: عذب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: غدو (16 geçiş)

    Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey…

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: غدو (16 geçiş)

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini…

  • Aynı kök: غدو (16 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını…

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş)

    Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim."

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    "Onunla gücümü artır."

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sabah akşam ateşe sunulurlar. dipnot 1 O (Son) Saat gerçekleştiğinde "Firavun'un ailesini (destekçilerini) azabın en şiddetlisine koyun!" (denecektir).

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümlede Firavun'un destekçilerinin iktidarı kaybetmekle çektikleri sıkıntı, onlara sabah akşam sunulan azap tehdidi bilgileri yer almaktadır. Ayetin, sanıldığı gibi "kabir azabı"yla herhangi bir ilgisi yoktur. Mü'min 40:46. ayette "kabir azabı" veya "kabirde azap" ifadelerinin kesinlikle kullanılmadığını özellikle belirtmeliyiz. Dünyada sabah akşam ateşe sunulmak, psikolojik veya manevî olarak insanın içinde yanan bir ateşi ifade edebilir. Sıkıntılar, pişmanlıklar, günahların izleri, muhaliflerin başarısı, ateşle ilgili sabah akşam uyarılar vs. inkarcı insanın gönlünü, nefsini ve beynini adeta ateşe çevirmektedir. İnsanın içinde yanan ateş, dışarıdaki ateşlere benzer mi? Yürek yangını başka ateşlere benzemez. Ateşe sunulmak, ateşe girmekten farklıdır. Ateşe sunulanlar, insanların ruhlarıdır; ateşe girecek olanlar ise ruhlarla birlikte bedenlerdir. Bu dünyada psikolojik olarak çeşitli sıkıntılarla, belalarla, bir anlamda manevî ateşle iç içe yaşamak da bir çeşit ateştir. Ateşe sunulmanın bu dünyada geri dönüşü vardır ama ateşe girmenin geri dönüşü yoktur. Bir bakıma Yüce Allah özelde Firavun ve ailesine, genelde ise bütün insanlığa "böyle davranmaya devam ederseniz bu ateşe atılacaksınız" uyarısını yapmaktadır, diyebiliriz.

Mustafa İslamoğlu

Ateş... Onlar o (ateşe) sabah ve akşam sunulacaklar; ve Son Saat gelip çattığında (Allah şöyle buyuracak): "Firavun ailesine en şiddetli cezayı verin!"

Muhammed Esed

(öteki dünyadaki) ateş(in, ki o ateş)e sabah akşam (rastgele) sokulacaklar: Nitekim Son Saat'in gelip çattığı Gün (Allah), "Firavun ailesini en şiddetli azabın içine atın!" (buyuracaktır).

Ahmed Hulusi

(O kötü azap) Nar'dır! Sabah - akşam ona arz olunurlar. . . O saatin geldiği süreçte de: "Al-i Firavun'u azabın en şiddetlisine sokun!" (denilir).

Ali Bulaç

Ateş; sabah akşam, ona sunulurlar. Kıyamet saatinin kopacağı gün: "Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun" (denecek).

Ali Özek ve heyeti

Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)!

Ali Rıza Safa

Sabah-akşam ateşe sunulacaklardır. Evrenlerin sonu gelip çattığı gün: "Firavun ailesini, yaman bir cezanın içine atın!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar sabah-akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde kendilerine, "Firavun ailesini en çetinine sokunuz" denilecektir.

Edip Yüksel

Onlara gündüz ve akşam ateş sunulacaklar. Dünyanın son gününde: "Firavunun taraftarlarını azabın en çetinine sokun."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara gündüz ve akşam ateş sunulur. Dünyanın son gününde ise: 'Firavun'un taraftarlarını azabın en çetinine sokun.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ateş; onlar, sabah akşam ona karşı sunulur dururlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Tıkın Firavun ailesini en şiddetli azaba!" (denilir).

Elmalılı Hamdi Yazır

Ateş; onlar sabah akşam ona arzolunur dururlar, saat kıyam edeceği gün de tıkın Al-i Fir'avn'i en şiddetli azaba!

Erhan Aktaş

Ateş! Sabah akşam ona dipnot 1 arz olunurlar. O Sa'at'in gerçekleşeceği gün: "Firavuncuları azabın şiddetlisine sokun!"

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sabah akşam: "sabahtan akşama," diğer bir ifade ile "devamlı" anlamına gelen; süreklilik ifade eden bir deyimdir. Buna; günün iki ucu, yani sabah ve akşam vakitleri olarak anlam vermek yanlıştır. Bu ayet, sapkın bir inanç olan "kabir azabına" kanıt olarak gösterilmektedir. Böyle bir inanç, Kur'an'ın onlarca ayetiyle çelişmektedir. Zira Kur'an, yalın ve çok açık bir şekilde "ölümden" ve ölümden sonra da "kıyamet günü diriltilmekten" söz etmektedir. Kur'an'a göre, bu ikisinin arasında ayrıca bir diriltilme, bir yaşam kesinlikle söz konusu değildir. Kabir azabı ve kabir azabına dair söylenenlerin tamamı gerçek dışıdır; Kur'an'ı yalanlamadır. Örneğin: "Kıyametin koptuğu gün, suçlular bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı (30:55)." Kur'an'a göre: Kıyamet günü herkes hesaba çekilecek ve ondan sonra kimin nereye gideceği belirlenecektir. Yani hesaba çekilmeden, yargılanmadan ceza veya ödül söz konusu değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ateş! Sabah akşam ona dipnot 1 arz olunurlar. O saatin gerçekleşeceği gün: "Firavuncuları azabın şiddetlisine sokun!"

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sabah akşam: "sabahtan akşama, " diğer bir ifade ile "devamlı" anlamına gelen; süreklilik ifade eden bir deyimdir. Buna; günün iki ucu, yani sabah ve akşam vakitleri olarak anlam vermek yanlıştır. Bu ayet, sapkın bir inanç olan "kabir azabına" kanıt olarak gösterilmektedir. Böyle bir inanç, Kur'an'ın onlarca ayetiyle çelişmektedir. Zira Kur'an, yalnızca ve çok açık bir şekilde "ölümden" ve ölümden sonra da "Kıyamet Günü diriltilmekten" söz etmektedir. Kur'an'a göre, bu ikisinin arasında ayrıca bir diriltilme, bir yaşam kesinlikle söz konusu değildir. Kabir azabı ve kabir azabına dair söylenenlerin tamamı gerçek dışıdır; Kur'an'ı yalanlamadır. Örneğin: "Kıyametin koptuğu gün, suçlular bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı." (30:55) Kur'an'a göre: Kıyamet Günü herkes hesaba çekilecek ve ondan sonra kimin nereye gideceği belirlenecektir. Yani hesaba çekilmeden, yargılanmadan ceza veya ödül söz konusu değildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ateş! Sabah akşam ona dipnot 1 arz olunurlar. O saatin gerçekleşeceği gün: "Firavuncuları azabın şiddetlisine sokun!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sabah akşam: "sabahtan akşama," diğer bir ifade ile "devamlı" anlamına gelen; süreklilik ifade eden bir deyimdir. Buna; günün iki ucu, yani sabah ve akşam vakitleri olarak anlam vermek yanlıştır. Bu ayet, sapkın bir inanç olan "kabir azabına" delil olarak gösterilmektedir. Böyle bir inanç, Kur'an'ın onlarca ayetiyle çelişmektedir. Zira Kur'an, yalnızca ve çok açık bir şekilde "ölümden" ve ölümden sonra da "Kıyamet Günü diriltilmekten" söz etmektedir. Kur'an'a göre, bu ikisinin arasında ayrıca bir diriltilme kesinlikle söz konusu değildir. Kabir azabı ve kabir azabına dair söylenenlerin tamamı gerçek dışıdır; Kur'an'ı yalanlamadır. Örneğin: "Kıyametin koptuğu gün, suçlular bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı."(30/Rum, 55) Kur'an'a göre: Kıyamet Günü herkes hesaba çekilecek ve ondan sonra kimin nereye gideceği belirlenecektir. Yani hesaba çekilmeden, yargılanmadan ceza veya ödül söz konusu değildir.

Gültekin Onan

Ateş; sabah akşam, ona sunulurlar. Kıyamet saatinin kopacağı gün: "Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun" (denecek).

Hasan Basri Çantay

(Azabdan biri de) ateşdir ki onlar buna sabah, akşam arzolunacaklar, kıyametin kopacağı gün de "Fir'avn haanedanını azabın en çetinine sokun" (denilecek).

İbni Kesir

Sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet koptuğu gün; Firavun'un adamlarını azabın en şiddetlisine sokun, denir.

Mehmet Alagaş

(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar sabah akşam o ateşe sunulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)!

Süleyman Ateş

Ateş! Sabah akşam ona sunulurlar. Kıyamet koptuğu gün de: "Fir'avn ailesini azabın en çetinine sokun!" (denilir).

Süleymaniye Vakfı

sabah akşam karşısına çıkarıldıkları ateş azabı... dipnot 1 Kıyamet /mezardan kalkış saati geldiği gün ise (Allah şöyle diyecektir:) "Firavun hanedanını daha çetin dipnot 2 bir azaba sokun!"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet kabir azabına delil getirilir. Halbuki ölüm ile yeniden diriliş arasında geçen süre, insanın algılaması açısından gözü kapayıp açma hatta daha kısa bir süre gibidir. Kimse aradan geçen sürenin farkında olmaz (Nahl 16/77, Yasin 36/51-52, Kamer 54/46-50). Firavun gibi kafirler yeniden dirildiklerinde: "Vay halimize, uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı?" diyeceklerdir (Yasin 36/52). Eğer kabir azabı çekiyor olsalardı, "Oh kurtulduk!" diye sevinmeleri gerekirdi. Dolayısıyla bu ayet kabir azabına delil getirilemez. Ayet, Firavun ailesinden birinin Musa aleyhisselama inandığını gören Firavun ve adamlarının nasıl çaresiz kaldıklarını ve hayatın onlara nasıl zindan olduğunu gösterme dışında bir anlama gelmez. Bu azab, bir önceki ayette "kötü azap" diye nitelenen azap ile ilgili bir tanımlamadır. Dünyadaki bu kötü azabı, nebilerine karşı çıkan bütün kafirler yaşarlar (En'am 6/155-157, Neml 27/4-5).
  2. metne dön, dipnot 2
    Çetin, ayetteki (شديد) şedid'in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır. Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır (En'am 6/160).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Cehennem ateşi onlara, sabah akşam gösterilir. Kıyamet saati geldiğinde, "Firavun ailesini o azabın en ağırına sokun!" denir.

Şaban Britch

Onlar sabah akşam o ateşe sunulurlar: Kıyamet gerçekleştiği gün Firavun ailesini en şiddetli azaba sokun!

Şaban Piriş

Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet gerçekleştiği gün; Firavun ailesini en şiddetli azaba sokun!

Yaşar Nuri Öztürk

Sabah akşam, ateşe arz olunurlar. Kıyamet koptuğu gün de şöyle denir: "Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Exposed to the fire shall their souls be, morning and evening, (the interim between death and Resurrection) and when a point in the course of time is marked by the Eventful Hour of Judgement, the command is issued thus: "Enter Pharaoh and his people into the pit of Hell and submit them to the maximum punishment. "

Abdul Haleem

they will be brought before the Fire morning and evening. On the Day the Hour comes, it will be said, ‘Throw Pharaoh’s people into the worst torment.’

Abdullah Yusuf Ali

In front of the Fire will they be brought, morning and evening: And (the sentence will be) on the Day that Judgment will be established: "Cast ye the People of Pharaoh into the severest Penalty!"

Abul A'la Maududi

They are exposed to the Fire every morning and evening; and when the Last Hour will come to pass, a command shall be given: "Admit the Pharaonites to an even more severe chastisement." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse is an express proof of the torment of barzakh, which has often been mentioned in the traditions as the torment of the grave. Allah here has in clear words mentioned two stages of the torment, a lesser torment, which is being given now to Pharaoh and his people before the coming of Resurrection, and it is, this that they are presented before the fire of Hell morning and evening, which strikes terror in their hearts and they see the Hell which they will have to enter ultimately. After this when Resurrection comes, they will be given the real and greater punishment which is destined for them, i.e. they will be hurled into the same Hell, which they are being made to witness since the time they were drowned till today, and will continue to witness it till the Hour of Resurrection. And such a treatment is not especially meant for Pharaoh and his people. All the culprits continue to witness the evil end, from the hour of death till Resurrection, which is awaiting them. On the other hand, the righteous people are made to see continually the pleasant picture of the good end, which Allah has gotten ready for them. A tradition has been related in Bukhari, Muslim, and Musnad Ahmad on the authority of Abdullah bin Umar, saying that the Prophet (peace be upon him) said: Whoever from among you dies is shown his final resting place morning and evening continually, whether he be a dweller of Paradise or of Hell. It is said to him: This is the place which you will enter when Allah will raise you back to life on the Day of Resurrection and will call you into His presence. (For further details, see (Surah Al-Anfaal, Ayats 50-51); (Surah An-Nahal, Ayats 28-32); (Surah Al-Mominoon, Ayats 99-100 )and the E.Ns thereof, and(E.Ns 22, 23 of Surah YaSeen).

Aisha Bewley

the Fire, morning and night, to which they are exposed; and on the Day the Hour takes place: ‘Admit Pharaoh’s people to the harshest punishment!’

Al-Hilali & Khan

The Fire, they are exposed to it, morning and afternoon. And on the Day when the Hour will be established (it will be said to the angels): "Cause Fir‘aun’s (Pharaoh) people to enter the severest torment!"

Ali Quli Qarai

the Fire, to which they are exposed morning and evening. And on the day when the Hour sets in Pharaoh’s clan will enter the severest punishment.

Amatul Rahman Omar

(Their abode is) the Fire. They are presented to it morning and evening. And on the day when the (appointed) Hour comes to pass, (the angels will be commanded,) `Put Pharaoh's people into the severest torment.'

Arthur John Arberry

the Fire, to which they shall be exposed morning and evening; and on the day when the Hour is come: 'Admit the folk of Pharaoh into the most terrible chastisement!'

Bijan Moeinian

[While waiting for their Resurrection (in the grave), ] The people of Pharaoh will continuously be exposed to the nightmare of their destiny, i. e., the Hell. On the Day of Resurrection, it will be ordered: "Now admit them to the worse place of Hell for the most horrible punishment."

E. Henry Palmer

The fire - they shall be exposed to it morning and evening; and 'on the day the Hour shall arise, ' enter, O people of Pharaoh! into the keenest torment.

Edip-Layth

The fire, which they will be exposed to morning and evening, and on the day when the moment is established: "Admit the people of Pharaoh into the most severe of the retribution."

George Sale

They shall be exposed to the fire of hell morning and evening: And the day whereon the hour of judgment shall come, it shall be said unto them, enter O people of Pharaoh, into a most severe torment.

Hamid S. Aziz

The Fire, they shall be brought before it morning and evening and on the Day when the Hour (of Judgment) shall come to pass, (it will be said,) "Make Pharaoh's people enter the severest penalty.

Mahmoud Ghali

The Fire. They will be set before it in the early morning and at nightfall, and on the Day when the Hour (comes) up, "Make the house of Firaawn (Pharaoh) to enter into the strictest torment."

Marmaduke Pickthall

The Fire; they are exposed to it morning and evening; and on the day when the Hour upriseth (it is said): Cause Pharaoh's folk to enter the most awful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Fire, to which they are exposed morning and evening. The day the Hour is proclaimed (it will be said:) "Admit the people of Pharaoh to the severest punishment,"

Muhammad Asad

the fire [of the hereafter - that fire] which they had been made to contemplate [in vain], morning and evening: for on the Day when the Last Hour dawns [God will say], "Make Pharaoh’s folk enter upon suffering most severe!"

Mustafa Khattab

they are exposed to the Fire ˹in their graves˺ morning and evening. And on the Day the Hour will be established ˹it will be said˺, "Admit Pharaoh’s people into the harshest punishment ˹of Hell˺."

Progressive Muslims

The Fire, which they will be exposed to morning and evening, and on the Day when the Hour is established: "Admit the people of Pharaoh into the most severe of the retribution. "

Rashad Khalifa

The Hell will be shown to them day and night, and on the Day of Resurrection: "Admit Pharaoh's people into the worst retribution."

Sahih International

The Fire, they are exposed to it morning and evening. And the Day the Hour appears [it will be said], "Make the people of Pharaoh enter the severest punishment."

Sam Gerrans

The Fire: they are exposed to it morning and evening; and the day the Hour strikes: “Cause the house of Pharaoh to enter the most severe punishment!”

Shabbir Ahmed

The Fire which they had been warned, day-in and day-out and then faced it (as long as they lived in this world. ) And on the Day when the Hour dawns, it will be said, "Cast Pharaoh's folk into the toughest penalty." (7:133), (28:42).

Syed Vickar Ahamed

The Fire, they will be brought in front of it, morning and evening: And (the sentence will be) on the Day that Judgment will be established: "You throw the people of Firon (Pharaoh) into the severest Penalty!"

Taqi Usmani

It is the Fire before which they are presented morning and evening. And on the day when the Hour (of final judgment) will take place, (the order will be released,): "Admit the family of Pharaoh into the most severe punishment."

The Monotheist Group

The Fire, which they will be exposed to morning and evening, and on the Day when the Hour is established: "Admit the people of Pharaoh into the most severe of the retribution."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩