Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 35. ayet

Ahkâf suresi, 35. ayet. فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍۭ بَلَٰغٌ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

faṣbir kemâ ṣabera ülü-l`azmi mine-rrusüli velâ testa`cil lehüm. keennehüm yevme yeravne mâ yû`adûne lem yelbeŝû illâ sâ`atem min nehâr. belâg. fehel yühlekü ille-lḳavmü-lfâsiḳûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 32–35 · surenin 35. ayeti / 35

Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret Ahkâf 29–35 3

  1. Ahkâf 32

    Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

  2. Ahkâf 33

    Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  3. Ahkâf 34

    İnkar edenlere ateşe sunuldukları gün, "Bu gerçek değil miymiş?" denir. Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş" derler. Allah, "Öyle ise inkar etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!" der.

  4. 35

    (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Daha sonra Yüce Allah, Rasûlüne kendisini yalanlayanların ve ona karşı çıkanların eziyetlerine sabretmesini, onları Allah’ın yoluna daveti sürdürmesini, bu konuda insanları efendileri, sabırları pek büyük, yakînleri eksiksiz, kararları tam olan “azim sahibi” peygamberlere uyarak sabretmesini emretmektedir. Çünkü insanlar arasında kendilerine uyulmaya, açıklanan aydınlık yolda hidâyet bulmaya en layık olanlar onlardır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Rabbinin emrine uydu, kendinden önce hiçbir peygamberin sabretmediği şekilde sabretti. Onun düşmanları hep birlikte ona karşı çıktılar. Hepsi de onu Allah’ın yoluna davet etmekten engellediler. Ellerinden geldiğince ona düşmanlık ettiler ve ona karşı savaştılar. O ise Allah’ın emrini açıklamaya devam etti, Allah’ın düşmanlarına karşı cihadı sürdürdü. Karşı karşıya kaldığı her türlü eziyete sabredip direndi. Nihâyet Yüce Allah, ona yeryüzünde güç ve imkân verdi. Dinini diğer dinlere, ümmetini de diğer ümmetlere üstün kıldı. Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun.

“Ve bunlar” yani azabı çabucak isteyen yalanlayıcılar “hakkında acele etme!” Çünkü bunlar, cahilliklerinden ve ahmaklıklarından bu tutumu sergiliyorlar. Onların bilgisizlikleri seni aceleciliğe sürüklemesin, onların acele ettiklerini görmen, seni azabın gelişi için onlara beddua etmeye sevk etmesin. Çünkü gelecek olan her şey, yakın demektir.

“Zira onlar, tehdit edildikleri o (azabı) gördükleri gün sanki” dünyada “ancak gündüzün bir bölümü kadar kaldıklarını sanacaklardır.” Dolayısıyla o korkunç azaba doğru yol alırlarken onların azıcık bir süre faydalanmaları seni sakın üzmesin.

“Bu, tebliğdir.” Yani bu dünya, onun zevkleri, arzuları ve lezzetleri, hevesi kursakta bırakan ve halihazırdaki azıcık bir vaktin ihtiyaçlarının karşılandığı geçici bir şeydir.

Size yeterli açıklamayı yapmış olduğumuz bu Kur’ân-ı Azim de sizin için bir tebliğdir ve âhiret yurdu için de bir azıktır. O, çok bir güzel azıktır ve maksada da ulaştırıcıdır. Nimetler yurdu cennete ulaştıran, can yakıcı azaptan da koruyan bir azıktır. O, bütün insanların edinecekleri en üstün azık, Allah’ın kendilerine ihsan ettiği en değerli nimettir.

“Artık” büsbütün hayırsız, Rablerinin itaatinin dışına çıkmış, peygamberlerinin kendilerine getirmiş olduğu hakkı kabul etmeyen “fasık toplumlardan başkası” îlâhî cezalarla “helâk edilir mi hiç?”

Zira Allah, onlara gereken uyarıcıları göndermiş, onlara ileri sürebilecekleri bir mazeret bırakmamıştır. Onlar ise buna rağmen yalanlamalarını ve küfürlerini sürdürmüşlerdir. Yüce Allah bizleri korusun.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- O halde Nûh, İbrahim, Musa ve İsa -aleyhimusselam- gibi peygamberlerden azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onların (kavminin) azaba uğratılmaları hususunda acele etme! Kavminden seni yalanlayanlar; ahirette azabı gördükleri gün, azaplarının uzunluğu sebebi ile dünyada iken sanki gündüzün bir vakti kadar kaldıklarını zannederler. Muhammed -salllallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiş olan bu Kur'an, insanlara ve cinlere bir uyarı olarak yeter. Şüphesiz; inkâr ve masiyetler ile Allah'ın taatinden çıkmış olan topluluktan başkası azap ile helak edilmez.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱصْبِرْ fesbir o halde sabret kök: صبر
  2. كَمَا kema gibi
  3. صَبَرَ sabera sabrettikleri kök: صبر
  4. أُو۟لُوا۟ ulu sahibi kök: اول
  5. ٱلْعَزْمِ l-azmi azim (ve irade) kök: عزم
  6. مِنَ mine
  7. ٱلرُّسُلِ r-rusuli elçilerin kök: رسل
  8. وَلَا ve la ve asla
  9. تَسْتَعْجِل testea'cil acele etme kök: عجل
  10. لَّهُمْ ۚ lehum onlar için
  11. كَأَنَّهُمْ keennehum onlar gibi olurlar
  12. يَوْمَ yevme gün kök: يوم
  13. يَرَوْنَ yeravne gördükleri kök: راي
  14. مَا ma şeyi (azabı)
  15. يُوعَدُونَ yuadune tehdit edildikleri kök: وعد
  16. لَمْ lem
  17. يَلْبَثُوٓا۟ yelbesu (sanki) yaşamamışlar kök: لبث
  18. إِلَّا illa dışında
  19. سَاعَةًۭ saaten bir sa'at kök: سوع
  20. مِّن min -den
  21. نَّهَارٍۭ ۚ neharin gündüz- kök: نهر
  22. بَلَـٰغٌۭ ۚ belagun (bu) bir duyurudur kök: بلغ
  23. فَهَلْ fehel
  24. يُهْلَكُ yuhleku helak mı edilecektir? kök: هلك
  25. إِلَّا illa başkası
  26. ٱلْقَوْمُ l-kavmu topluluktan kök: قوم
  27. ٱلْفَـٰسِقُونَ l-fasikune yoldan çıkmış kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler.…

  • Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

  • Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü…

  • Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    "Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)

    Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elçilerden kararlılık sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret! Onlar (inkârcılar) hakkında acele etme! Vadedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar. dipnot 1 (Bu), bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluktan başkası helak edilir mi hiç!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:45; Tâhâ 20:103; Mü'minûn 23:112-114; Rûm 30:55; Nâzi‘ât 79:46.

Mustafa İslamoğlu

Bundan böyle (ey muhatap), elçilerden kararlılık ve direnç sahibi olanların yaptığı gibi sen de dirençle göğüs ger! Acele ile onların işinin bitirilmesini isteme! (Nasıl olsa) onlar vaad edilen o günü görünce, kendilerini gündüzün tek bir saati dışında sanki dünyada hiç yaşamamış (sayacaklar). Duyurumuz işte budur: Şu halde, hiç sorumsuzca davranan bir toplumdan başkası helak edilir mi?

Muhammed Esed

Öyleyse (ey inananlar!) Kalpleri azim ve kararlılıkla doldurulmuş olan bütün Peygamberler gibi sıkıntılara karşı sabırlı olun ve onlara sabırla katlanın. Ve (hakikati inkar edip duran) bu kişilerin hemen azaba çarptırılmalarını istemeyin, kendilerine vaad edilen şeyin (gerçekleştiğini) gördükleri o gün, (yeryüzünde) kaldıkları süre, onlara (dünyevi ölçülerle) ancak bir günün bir saati kadar (kısa görünecek.) Mesaj(ımız işte budur.) Öyleyse hiç sapkın bir halktan başkası yok edilir mi?

Ahmed Hulusi

Rasullerden Ulül Azm'ın sabrettiği gibi (sen de) sabret; onlar için acele etme! Tehdit edildikleri şeyi gördükleri (ölümü tattıkları) süreçte, sanki gündüzden bir saatten fazla (Dünya'da) kalmamış gibi olurlar! Belağ (bu yeterli bir tebliğdir)! İnancı bozuklar toplumundan başkası mı helak edilecek!

Ali Bulaç

Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı?

Ali Özek ve heyeti

O halde (Rasûlüm), peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç!

Ali Rıza Safa

Kararlı ve dirençli elçilerin dirençli oldukları gibi, artık dirençli ol ve onlar için acele etme. Aslında, sözü verileni gördükleri gün, günün bir saatinden çok yaşamamış gibi olacaklardır. Bir duyurudur; öyle ya, yoldan çıkmış bir toplumdan başkası yıkıma uğratılır mı?

Bayraktar Bayraklı

Artık güç ve kuvvet sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret! Onlara azabın çabuk gelmesini isteme. Onlar uyarıldıkları azabı gördükleri zaman, sanki günün bir saati kadar beklemiş gibi olacaklardır. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkan topluluklardan başkası helak olmayacaktır.

Edip Yüksel

Karar ve azim sahibi elçiler nasıl sabrettiyse sen de sabret ve onlar için acele etme. Onlar, kendilerine söz verileni gördüklerinde, (sanki dünyada) gündüzün bir anı kadar kalmışlardır. Bu bir bildiridir: Yoldan çıkmış topluluklardan başkası mı yok edilir?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Karar ve azim sahibi elçiler nasıl sabrettiyse sen de sabret ve onlar için acele etme. Onlar, kendilerine söz verileni gördüklerinde, (sanki dünyada) gündüzün bir saati kadar kalmışlardır. Bu bir bildiridir: Yoldan çıkmış topluluklardan başkası mı yok edilir?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde üstün irade sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret ve onlar hakkında ivedilik etme! Onlar, kendilerine va'dedilen acıyı görecekleri gün, gündüzün bir saatinden başka durmamışa döneceklerdir. Bu yeterli bir tebliğdir. Demek ki, helak edilecekler, başkası değil, ancak itaattan çıkmış fasıklar topluluğudur!

Elmalılı Hamdi Yazır

Binaenaleyh ülül'azim Peygamberlerin sabrettiği gibi sabret ve onlar hakkında ivedi etme, sanki onlar o va'dolundukları acıyı görecekleri gün gündüzün bir saatinden başka durmamışa döneceklerdir; kafi bir tebliğ, demek ki ihlak edilecek başka değil, ancak taatten çıkmış fasıklar güruhudur

Erhan Aktaş

O halde Resullerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar. dipnot 1 Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette, "kabir azabı" inancının sapkın bir inanç olduğu açıkça ifade edilmektedir. Ayete göre; insanlar, hesap günü, ahiret'e intikal etmeden önceki geçen zamanı, gündüz saatiyle bir saat kadar kısa sanacaklar. Kabir azabı olsaydı, Müşrikler, Kafirler ve fasıklar, ahiret öncesi hayatı hiç bu kadar kısa olarak görürler miydi? Kabir azabında geçirecekleri bir saat dahi onlara sanki bir yılmış gibi uzun gelmez miydi?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O halde resullerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar. dipnot 1 Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette, "kabir azabı" inancının sapkın bir inanç olduğu açıkça ifade edilmektedir. Ayete göre; insanlar, hesap günü, ahirete intikal etmeden önceki geçen zamanı, gündüz saatiyle bir saat kadar kısa sanacaklar. Kabir azabı olsaydı, müşrikler, kafirler ve fasıklar, Ahiret öncesi hayatı hiç bu kadar kısa olarak görürler miydi? Kabir azabında geçirecekleri bir saat dahi onlara sanki bir yılmış gibi uzun gelmez miydi?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O halde rasullerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar. dipnot 1 Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette, "kabir azabı" inancının sapkın bir inanç olduğu açıkça ifade edilmektedir. Ayete göre; insanlar, hesap günü, ahirete intikal etmeden önceki geçen zamanı, gündüz saatiyle bir saat kadar kısa sanacaklar. Kabir azabı olsaydı, müşrikler, kafirler ve fasıklar, Ahiret öncesi hayatı hiç bu kadar kısa olarak görürler miydi? Kabir azabında geçirecekleri bir saat dahi onlara sanki bir yılmış gibi uzun gelmez miydi?

Gültekin Onan

Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasıklar kavminden başkası yıkıma uğratılır mı?

Hasan Basri Çantay

O halde (Habibim) peygamberlerden azim saahiblerinin sabretdikleri gibi sen de sabret. Onlar (ın azabı) için acele etme. Onlar tehdid edilmekde oldukları (azabı) görecekleri gün sanki kendileri (dünyada) gündüzün bir saatinden başka durmamış gibi (olacaklardır). (Bu, yeter) bir tebliğdir. Öyle ya, faasıklar güruhundan başkası helak edilir mi? (Asla).

İbni Kesir

Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar için acele etme. Onlar vaad olunduklarını gördükleri gün; sanki dünyada sadece gündüzün bir saatı kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Fasıklar güruhundan başkası helak edilir mi hiç?

Mehmet Alagaş

(29-35) Kuranı işiten cinlerden bir ekibi / neferi sana iletmiştik, Onun huzuruna vardıklarında susun dediler , dinleme gerçekleşince de uyarmak amacıyla kavimlerine geri döndüler , dediler ki ey kavmimiz biz Musa’dan sonra indirilmiş daha önceki kitapları da tastik eden bir kitap işittik , hakikate yönlendiriyor doğru istikametli yola yönlendiriyor. Ey kavmimiz Allah’a çağırana cevap veriniz / icabet ediniz ona iman ediniz, sizi günahlarınızdan bağışlasın, sizi acıtıcı azap tan korusun / caar etsin, Kim Allah’ın dave tine uymazsa bizi arzda aciz bırakacak değildir, O’ ndan başka dostları da yoktur, işte onlar apaçık bir sapma içindedirler , Görmedin mi muhakkak ki Allah semaları ve arzı yarattı ve onları yaratmaktan da yorulmadı, ölüleri diriltmeye de muktedirdir, evet kesinlikle O, her şeye muktedirdir. Kafirler ateşe arz edildiklerinde bu hak değil miymiş denilir? Derler ki evet, Rabbimiz de hakmış, göz ardı ettiğiniz / yok saydığınız azabı tadın denir. Sabret, Resullerimizden azmin / kararlılığın uluları gibi sabret, onlar hakkında acele etme. Vaad edildikleri şeyi gördükleri günde, onlar sanki gündüzün bir saati gibi durmamış kadar olacaklar, bu bir bilgilendirmedir / tebliğdir, Yoldan çıkmış kavimden başkası helak edilir mi ki?

Rowwad Tercüme Merkezi

(Ey Muhammed!) Rasullerden büyük azim sahiplerinin sabrettiği gibi sen de sabret ve hunlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir bildiridir. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.

Süleyman Ateş

O halde sen de, azim (ve irade) sahibi elçilerin sabrettikleri gibi sabret. O (nankör)ler için acele etme. Onlar, tehdidedildikleri azabı gördükleri gün, sanki gündüzün sadece bir sa'ati kadar yaşamış gibi olurlar. (Bu) Bir duyurudur. Yoldan çıkmış topluluktan başkası mı helak edilecektir?

Süleymaniye Vakfı

Elçilerden kararlılık sahibi olanlar dipnot 1 nasıl sabrettilerse /duruşlarını bozmadılarsa sen de onlar gibi sabret! Kafirler için aceleci olma dipnot 2 ! Onlar; tehdit edildikleri azabı görecekleri gün, dünyada gündüzün kısa bir süresi kadar kalmış gibi olacaklar dipnot 3 . Bu, bir bildiridir. Hiç, yoldan çıkmış bir topluluktan başkası helak edilir mi dipnot 4 ?

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Ülü'l-azm" olarak nitelendirilen elçiler Nuh, İbrahim, Musa ve İsa aleyhisselam olmalıdır. Çünkü bunlar şu iki ayette de birlikte zikredilmiştir (Ahzab 33/7, Şura 42/13).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kararlı davranan elçiler nasıl sabrettiyse sen de öyle sabret. Onlar için aceleci olma. Tehdit edildikleri azabı görecekleri gün, sanki dünyada gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar. Bu bir bildiridir. Yoldan çıkan(fasık) topluluktan başka kim, bütün beklentilerinden yoksun bırakılır?

Şaban Britch

O halde, sen de azim sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret! Onlar için acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gördükleri gün gündüzün bir saatinden fazla yaşamamış gibidirler. Bu bir tebliğdir. Fasık toplumdan başkası helak edilir mi?

Şaban Piriş

O halde, sen de azim sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret! Onlar için acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gördükleri gün gündüzün bir saatinden fazla yaşamamış gibidirler. Bu bir tebliğdir. Fasık toplumdan başkası helak edilir mi?

Yaşar Nuri Öztürk

Artık, resullerin azim sahibi olanlarının sabrettiği gibi sabret! O inkarcılar için acele etme! Tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, gündüzün sadece bir saati kadar yaşamış gibi olurlar. Bir duyurudur bu. Sapmışlar topluluğundan başka kim helak edilir!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, in patience O Muhammad possess you your soul as did the resolute among the Messengers; and do not dwell on their punishment to be hastened on; for, on the day they face resolutely what they have been promised, they will realize that life here was a scene of ephemeral glory, imperceptibly minute as though it had lasted for no more than an hour of the time of daylight. This is a divinely inspired message entrusted to a Messenger; a message that warns of a condign punishment, and who shall suffer it but a people given to wickedness and crime!

Abdul Haleem

Be steadfast [Muhammad], like those messengers of firm resolve. Do not seek to hasten the punishment for the disbelievers: on the Day they see what they had been warned about, it will seem to them that they lingered no more than a single hour of a single day [in this life]. This is a warning. Shall any be destroyed except the defiant?

Abdullah Yusuf Ali

Therefore patiently persevere, as did (all) messengers of inflexible purpose; and be in no haste about the (Unbelievers). On the Day that they see the (Punishment) promised them, (it will be) as if they had not tarried more than an hour in a single day. (Thine but) to proclaim the Message: but shall any be destroyed except those who transgress?

Abul A'la Maududi

So bear with patience, (O Prophet), even as the Messengers endowed with firmness of resolve dipnot 1 (before you) bore with patience, and do not be hasty in their regard. The Day when they see what they had been warned against they will feel as though they had remained in the world no more than an hour of a day. (The Truth has been conveyed.) Will any, then, suffer perdition except those who disobey?

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, just as the Prophets before you went on enduring with patience and ceaseless struggle the indifference, opposition, resistance and persecutions of their people for years, so should you also do the same, and do not entertain the idea that either the people should believe in you immediately or if they do not believe, Allah should visit them with His torment.

Aisha Bewley

So be steadfast as the Messengers with firm resolve were also steadfast. And do not seek to hasten it for them. On the Day they see what they were promised, it will be as if they had only tarried for just one hour of a single day. It has been transmitted! Will any be destroyed except for deviant people?

Al-Hilali & Khan

Therefore be patient (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) as did the Messengers of strong will[1] and be in no haste about them (disbelievers). On the Day when they will see that (torment) with which they are promised (i.e. threatened, it will be) as if they had not stayed more than an hour in a single day. (O mankind! this Qur’ân is sufficient as) a clear Message (or proclamation to save yourself from destruction). But shall any be destroyed except the people who are Al-Fâsiqûn (the rebellious against Allâh’s Command, the disobedient to Allâh)?

Ali Quli Qarai

So be patient just as the resolute among the apostles were patient, and do not seek to hasten [the punishment] for them. The day when they see what they are promised, [it will be] as though they had remained only an hour of a day. This is a proclamation. So shall anyone be destroyed except the transgressing lot?

Amatul Rahman Omar

Patiently persevere then (O Prophet!) as did all the Messengers possessed of high-resolve did, and do not seek to hasten on for them (- the disbelievers, the doom which they are being promised). On the day when they will witness that they have been threatened with (they will feel) as if they have not tarried (in this world) but for an hour of a day. (It is) enough as delivery (of fair-warning from God). Who shall be destroyed now, if not the disobedient sinful people?

Arthur John Arberry

So be thou patient, as the Messengers possessed of constancy were also patient. Seek not to hasten it for them -- it shall be as if on the day they see that they are promised, they had not tarried but for an hour of a single day. A Message to be delivered! And shall any be destroyed but the people of the ungodly?

Bijan Moeinian

Be patient (O Mohammad), as the Prophet before you endured the patience and do not be in a hurry to see the punishment that inevitable will overtake them. When the Day comes, it will seem to them that it was only an hour ago that they were living on earth! Now the message has been delivered. Only the evil doers will be destroyed.

E. Henry Palmer

Then do thou be patient, as the apostles endowed with a purpose were patient, and hasten not on (their, punishment). It shall be to them, on the day they see what they are threatened with, as though they had tarried but an hour of the day. A preaching this! Shall any perish but the people who work abomination?

Edip-Layth

Therefore, be patient like the messengers of strong-will did before you and do not be in haste regarding them. On the day they will see what they have been promised; it will be as if they had not remained except for one moment of a single day. A proclamation: "Are any destroyed except for the wicked people?"

George Sale

Do thou, O prophet, bear the insults of thy people with patience, as our apostles, who were endued with constancy, bare the injuries of their people: And require not their punishment to be hastened unto them. On the day whereon they shall see the punishment wherewith they have been threatened, it shall seem as though they had tarried in the world but an hour of a day. This is a fair warning. Shall any perish except the people who transgress?

Hamid S. Aziz

Therefore persevere patiently (O Muhammad) as did the messengers endowed with constancy, and do not seek to hasten for them (their doom). On the day that they shall see what they are promised they shall be as if they had not waited save an hour of the day. A sufficient exposition! Shall then any be destroyed save the transgressing people?

Mahmoud Ghali

So (endure) patiently, as the Messengers endowed with resolve (endured) patiently; and do not seek to hasten (the torment) for them; it will be as if, on the Day they see what they are promised, they had not lingered except for an hour of a (single) daytime. It is a proclamation! Then who will be caused to perish except the immoral people?

Marmaduke Pickthall

Then have patience (O Muhammad) even as the stout of heart among the messengers (of old) had patience, and seek not to hasten on (the doom) for them. On the day when they see that which they are promised (it will seem to them) as though they had tarried but an hour of daylight. A clear message. Shall any be destroyed save evil-living folk?

Mohamed Ahmed - Samira

So bear with patience, as the apostles who were constant, bore; and do not be hasty (in demanding punishment) for them. On the day they see what they had been foretold, (they will realise) that they did not stay in the world but only an hour of the day. This is the message to be conveyed: Shall any perish but the ungodly?

Muhammad Asad

REMAIN, then, [O believer,] patient in adversity, just as all of the apostles, endowed with firmness of heart, bore themselves with patience. And do not ask for a speedy doom of those [who still deny the truth]: on the Day when they see [the fulfillment of] what they were promised, [it will seem to them] as though they had dwelt [on earth] no longer than one hour of [an earthly] day! [This is Our] message. Will, then, any be [really] destroyed save iniquitous folk?"

Mustafa Khattab

So endure patiently, as did the Messengers of Firm Resolve.[1] And do not ˹seek to˺ hasten ˹the torment˺ for the deniers. On the Day they see what they have been threatened with, it will be as if they had only stayed ˹in this world˺ for an hour of a day.[2] ˹This is˺ a ˹sufficient˺ warning! Then, will anyone be destroyed except the rebellious people?

Progressive Muslims

Therefore, be patient like the messengers of strong-will did before you and do not be in haste regarding them. On the Day they will see what they have been promised, it will be as if they had not remained except for one hour of a single day. A proclamation: "Are any destroyed except for the wicked people"

Rashad Khalifa

Therefore, be patient like the messengers before you who possessed strength and resorted to patience. Do not be in a hurry to see the retribution that will inevitably come to them. The day they see it, it will seem as if they lasted one hour of the day. This is a proclamation: Is it not the wicked who are consistently annihilated?

Sahih International

So be patient, [O Muúammad], as were those of determination among the messengers and do not be impatient for them. It will be - on the Day they see that which they are promised - as though they had not remained [in the world] except an hour of a day. [This is] notification. And will [any] be destroyed except the defiantly disobedient people?

Sam Gerrans

So be thou patient, as those of determination among the messengers were patient, and seek thou not to hasten for them. The day they see what they are promised, it will be as though they had not tarried an hour of a day. Notification! And will there be destroyed save the perfidious people?

Shabbir Ahmed

And so, hold on to patience, as did the Messengers of firm resolve. And hasten not about which way they choose. On the Day when they shall see what they are promised, it will seem to them as if they had not lived in the world more than an hour of the day. A Clear Message! Shall anyone perish except those who drift away from the right path? ('What they are promised' enfolds the glad tiding if they choose to walk aright and, in that instance, they will feel that a new blissful chapter of life dawns upon them. On the other hand, 'What they are promised' enfolds grievous suffering if they persist in their denial of the Truth.)

Syed Vickar Ahamed

Therefore patiently work hard, as did (all) messengers with unchanging purpose; And do not be in haste about the (unbelievers). On the Day that they see the (punishment) promised to them, (it will be) as if they had not spent more than an hour of a single day. (O Prophet! Your duty is only) to state and repeat the Message: But will any be destroyed except those who transgress (and exceed their limits)?

Taqi Usmani

So, (O prophet,) observe patience, as the resolute messengers observed patience, and be not in haste about them. The Day they will see what they are promised, (it will be) as if they did not stay (in the world) more than an hour in a single day. This is a message. So, none will be destroyed except the sinners.

The Monotheist Group

Therefore, be patient like the messengers of strong-will did before you and do not be in haste regarding them. On the Day they will see what they have been promised, it will be as if they had not remained except for one hour of a single day. A proclamation: "Are any destroyed except for the wicked people?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩