Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 7. ayet

Ahkâf suresi, 7. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

veiẕâ tütlâ `aleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâle-lleẕîne keferû lilḥaḳḳi lemmâ câehüm hâẕâ siḥrum mübîn.

Diyanet İşleri

Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur'an) için, düşünmeden "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 4–10 · surenin 7. ayeti / 35

Konu Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?" Ahkâf 1–11 3

  1. Ahkâf 4

    De ki: "Allah'ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!"

  2. Ahkâf 5

    Kim, Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.

  3. Ahkâf 6

    İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkar ederler.

  4. 7

    Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur'an) için, düşünmeden "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

  5. Ahkâf 8

    Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

  6. Ahkâf 9

    De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

  7. Ahkâf 10

    De ki: "Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat'ta görerek) şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. “Âyetlerimiz onlara” inkarcılara hiçbir kimsenin şüphe etmesi söz konusu olmayacak, gerçekliklerinde ve hakikati dile getirişlerinde en ufak bir tereddüt bulunmayacak şekilde “apaçık deliller halinde okunduğunda kâfir olanlar” onlardan istifade etmezler. Ancak alyhlerinde delil sabit olmuş olur. Onlar, iftira ve yalancılıklarından ötürü “kendilerine gelmiş olan hakka: “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.” Yani ‘Bunun büyü olduğu şüphesizdir’, dediler. Bu ise gerçekleri tersyüz etmektir. Buna ancak kıt akıllı kimseler kanar. Yoksa Allah Rasûlü’nün getirdiği hak ile büyü arasında gök ile yer arasındakinden daha fazla bir fark olduğu ortadadır. En yüce gök cisimlerinden daha yüksek, ışığı ve nuruyla güneşten daha aydınlık olan, iç ve dış dünyadaki delillerin desteklediği, basiret ve sağlam akıl sahiplerinin ikrar ve kabul ettiği hak, ancak sapık, zalim, nefsi ve ameli murdar kişilerin ortaya koydukları batılın ta kendisi olan sihir ile nasıl kıyaslanabilir? Sihir, ancak böylelerine yakışır. Kur’ân hakkında böyle bir iddia ise gerçeğin tersyüz edilmesinden başka bir şey değildir?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Resulümüze indirilen ayetlerimiz onlara okununca; kendilerine resullerinin eli ile gelen Kur'an'ı inkâr eden kâfirler şöyle dediler: "Bu apaçık bir sihirdir, bu Allah'tan bir vahiy değildir."

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve zaman
  2. تُتْلَىٰ tutla okunduğu kök: تلو
  3. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  4. ءَايَـٰتُنَا ayatuna ayetlerimiz kök: ايي
  5. بَيِّنَـٰتٍۢ beyyinatin açık açık kök: بين
  6. قَالَ kale dediler kök: قول
  7. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  8. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  9. لِلْحَقِّ lilhakki hakk için kök: حقق
  10. لَمَّا lemma
  11. جَآءَهُمْ ca'ehum kendilerine gelen kök: جيا
  12. هَـٰذَا haza bu
  13. سِحْرٌۭ sihrun bir büyüdür kök: سحر
  14. مُّبِينٌ mubinun apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler.…

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş)

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara ayetlerimiz apaçık tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kendilerine geldiğinde gerçeği inkâr edenler "Bu, apaçık bir büyüdür!" demişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Evet ne zaman ayetlerimiz onlara bütün açıklığıyla tebliğ edildiyse, inkar eden kimseler ayaklarına kadar gelen hakikat için "Bu etkili bir sihirdir!" dediler.

Muhammed Esed

Ama mesajlarımız ne zaman onlara bütün açıklığıyla iletildiyse, hakikati inkara şartlanmış olanlar, hakikat kendilerine iletilir iletilmez onun hakkında, "Bu, göz boyayan bir büyüden başka bir şey değil!" diye konuşurlar.

Ahmed Hulusi

İşaretlerimiz kendilerine apaçık bildirildiğinde, o hakikat bilgisini inkar edenler, kendilerine geldiğinde Hak için: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.

Ali Bulaç

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkar edenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: "Bu, apaçık bir büyüdür."

Ali Özek ve heyeti

Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.

Ali Rıza Safa

Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, kendilerine gelen gerçeği inkar edenler, şöyle dediler: "Apaçık bir büyü bu!"

Bayraktar Bayraklı

Ayetlerimiz onlara apaçık okunduğunda, hakikat kendilerine geldiğinde onu inkar edenler, "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

Edip Yüksel

Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, kendilerine gelen gerçeğe karşı çıkanlar, "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, kendilerine gelen gerçeğe karşı çıkanlar, 'Bu, açıkça bir büyüdür,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Karşılarında ayetlerimiz açık açık, parlak parlak okunurken de o inkar edenler gerçek kendilerine geldiği zaman ona: "Bu parlak bir büyüdür." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Karşılarında ayetlerimiz açık açık, parlak parlak okunurken de o küfredenler dediler ki hakka, kendilerine geldiği zaman: bu parlak bir sihir

Erhan Aktaş

Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, Kafirler; kendilerine gelen "Hakk" dipnot 1 için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mutlak Gerçek için.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, Kafirler; dipnot 1 kendilerine gelen "hakk" dipnot 2 için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, gerçeği yalanlayan nankörler; kendilerine gelen "hakk" için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

Gültekin Onan

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: "Bu, apaçık bir büyüdür."

Hasan Basri Çantay

Karşılarında açık açık ayetlerimiz okunduğu vakit (içlerinde) o küfredenler, kendilerine o hak gelince "Bu, apaşikar bir büyüdür" dediler.

İbni Kesir

Onlara, ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman; kendilerine geldiğinde hakkı inkar edenler: Bu, apaçık bir büyüdür, dediler.

Mehmet Alagaş

(7-10) Kendilerine ayetlerimiz açıklamaları ile sözlü okunduğu vakit, kafirler hak hakkında derler ki, bu apaçık bir sihirdir yahut onu iftira ediyor diyorlar, eğer ki o iftira ise ben Allahtan gelecek herhangi bir şeye karşı egemenliğim yok / mülkiyete sahip değilim, O içinizde taşıdığınız şeyleri en iyi bilendir , sizlerle benim aramda şahit olarak o yeterlidir , O bağışlayandır, esirgeyendir. Bu elçilik benim çıkardığım bir yenilik / icat değil, size veya bana ne yapılacağını bilmiyorum / idrak edemiyorum, ben sadece bana vahyedilene uyuyorum, ben sadece bir uyarıcıyım, O / Kuran, Allah'tan ise ve siz de onu yok saymışsanız İsrail oğullarından bir şahitte bunun bir benzerine şahit olmuşsa ve iman etm işse, sizde büyüklendiyseniz görüşünüz ne olurdu de. Muhakkak ki Allah zalim kavimleri yola iletmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfre sapanlar kendilerine gelmiş olan hak için, “Bu, apaçık bir büyüdür” derler.

Süleyman Ateş

Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca, kendilerine gelen gerçekleri görmek istemeyenler şöyle derler: "Bu apaçık büyüdür!".

Şaban Britch

Açıklayıcı ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, kendilerine gelen hakka/Kur'an'a küfredenler şöyle dediler: Bu, apaçık bir sihirdir!

Şaban Piriş

Açıklayıcı ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, kendilerine gelen gerçeği inkar edenler şöyle dediler: -Bu, apaçık bir sihirdir!

Yaşar Nuri Öztürk

Herşeyi ayan beyan gösteren ayetlerimiz onlara okunduğunda, kendilerine gelmiş olan hakkı inkar edenler şöyle derler: "Açık bir büyüdür bu!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet when Our evident and plain revelations are related to them and Our signs are clearly indicated and pointed out, then those who deny Allah label the truth presented to them as falsehood and say: "This is only sorcery assumed by him - the Messenger-"

Abdul Haleem

When Our revelations are recited to them in all their clarity, the disbelievers say of the Truth that has reached them, ‘This is clearly sorcery,’

Abdullah Yusuf Ali

When Our Clear Signs are rehearsed to them, the Unbelievers say, of the Truth when it comes to them: "This is evident sorcery!"

Abul A'la Maududi

When Our Clear Messages are rehearsed to them, the unbelievers exclaim about the Truth when it came to them: "This is plain sorcery." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It means: When the revelations of the Quran were recited before the disbelievers of Makkah, they realized that the Quran was far superior to human speech. The compositions of their greatest poets, orators and literary men were no match with the un-paralleled eloquence, enchanting oratory, sublime themes and heart-moving style of the Quran. Above all, even the Prophet’s (peace be upon him) own words and speech were not comparable with the discourses that were being sent down to him by God. Those who had known him since childhood knew well the vast difference that was there between his language and words and the words of the Quran, and it was not possible for them to believe that a man who had been living day and night among them for forty years would suddenly one day forge a speech whose diction and style would bear no resemblance with his familiar and known manner of speech and style. This thing made the truth plain before them, but since they were bent upon denial, they would say: This is plain magic, instead of acknowledging it as divine word after witnessing this manifest sign. (They regarded the Quran as magic from another aspect also, which we have explained in our commentary of (Surah Al-Anbiya, Ayat 3) and ( E.N. 5 of Surah Suad).

Aisha Bewley

When Our Clear Signs are recited to them, those who reject say to the truth when it comes to them, ‘This is downright magic. ’

Al-Hilali & Khan

And when Our Clear Verses are recited to them, the disbelievers say of the truth (this Qur’ân) when it reaches them: "This is plain magic!"

Ali Quli Qarai

When Our manifest signs are recited to them, the faithless say of the truth when it comes to them: ‘This is plain magic. ’

Amatul Rahman Omar

When Our clear Messages are recited to them, these disbelievers say with regard to the Truth when it comes to them, `This is an obvious sorcery. '

Arthur John Arberry

And when Our signs are recited to them, clear signs, the unbelievers say to the truth when it has come to them, 'This is manifest sorcery. '

Bijan Moeinian

Whenever My (God’s) clear revelations are recited to the disbelievers, they realize the truth; but instead of submission they call Qur’an a "plain magic!"

E. Henry Palmer

And when our evident signs are recited to them, those who misbelieve say of the truth when it comes to them, 'This is obvious magic. '

Edip-Layth

When Our clear signs are recited to them, those who rejected said of the truth that came to them: "This is evidently magic!"

George Sale

When our evident signs are rehearsed unto them, the unbelievers say of the truth, when it cometh unto them, this is a manifest piece of sorcery.

Hamid S. Aziz

And when Our clear revelations are recited to them, those who disbelieve say of the truth when it comes to them, "This is mere magic (or sorcery). "

Mahmoud Ghali

And when Our ayat (Verses, signs) are recited to them, supremely evident signs, the disbelievers say to the Truth as soon as it has come to them, "This is evident sorcery. "

Marmaduke Pickthall

And when Our clear revelations are recited unto them, those who disbelieve say of the Truth when it reacheth them: This is mere magic.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our clear revelations are read out to them, the infidels say of the truth, when it has come to them: "This is pure magic. "

Muhammad Asad

But whenever Our messages are conveyed to them in all their clarity, they who are bent on denying the truth speak thus of the truth as soon as it is brought to them: "This is clearly nothing but spellbinding eloquence!"

Mustafa Khattab

Whenever Our clear revelations are recited to them, the disbelievers say of the truth when it has come to them, "This is pure magic."

Progressive Muslims

And when Our clear revelations are recited to them, those who rejected said of the truth that came to them: "This is evidently magic!"

Rashad Khalifa

When our revelations were recited to them, perfectly clear, those who disbelieved said of the truth that came to them, "This is obviously magic!"

Sahih International

And when Our verses are recited to them as clear evidences, those who disbelieve say of the truth when it has come to them, "This is obvious magic. "

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to them as clear signs, those who ignore warning say of the truth when it has come to them: “This is obvious sorcery.”

Shabbir Ahmed

But when Our Clear Messages are conveyed to them, the rejecters say of the Truth as soon as it reaches them, "This is obviously a magical lie. " ('Sihr' = Magic = Lie = Delusion = Spellbinding eloquence = Amazing = Incredible = Surprising).

Syed Vickar Ahamed

And when Our Clear Signs are recited to them, the unbelievers say about the Truth, when it comes to them: "This is clearly magic!"

Taqi Usmani

When Our verses are recited to them in all their clarity, the disbelievers say about the truth when it comes to them, "This is an open magic."

The Monotheist Group

And when Our clear revelations are recited to them, those who rejected said of the truth that came to them: "This is evidently magic!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩