Süleymaniye Vakfı
Ey örtüsüne bürünen kişi!
74. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Müddessir suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
yâ eyyühe-lmüddeŝŝir.
Ey örtüsüne bürünen kişi!
Müddessir suresi, 2. ayet. قُمْ فَأَنذِرْ
ḳum feenẕir.
Kalk da uyar! dipnot 1
Müddessir suresi, 3. ayet. وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
verabbeke fekebbir.
Sadece Rabbini yücelt! dipnot 1
Müddessir suresi, 4. ayet. وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
veŝiyâbeke feṭahhir.
Elbiselerini tertemiz tut! dipnot 1
Müddessir suresi, 5. ayet. وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ
verrucze fehcür.
Bütün pisliklerden uzak dur! dipnot 1
Müddessir suresi, 6. ayet. وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
velâ temnün testekŝir.
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma! dipnot 1
Müddessir suresi, 7. ayet. وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ
velirabbike faṣbir.
Rabbin için sabırlı ol /duruşunu bozma! dipnot 1
Müddessir suresi, 8. ayet. فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ
feiẕâ nüḳira fi-nnâḳûr.
Kalk borusu çalındığı zaman, dipnot 1
Müddessir suresi, 9. ayet. فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
feẕâlike yevmeiẕiy yevmün `asîr.
işte o gün zor bir gündür;
Müddessir suresi, 10. ayet. عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
`ale-lkâfirîne gayru yesîr.
hele kafirler için hiç kolay değildir! dipnot 1
Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.
Beni yarattığım o kişiyle baş başa bırak: dipnot 1
Müddessir suresi, 12. ayet. وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا
vece`altü lehû mâlem memdûdâ.
Ona bol bol mal mülk verdim, dipnot 1
Müddessir suresi, 13. ayet. وَبَنِينَ شُهُودًا
vebenîne şühûdâ.
her zaman yanında olan evlatlar da. dipnot 1
Müddessir suresi, 14. ayet. وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
vemehhettü lehû temhîdâ.
Her türlü imkanı önüne serdim dipnot 1 .
Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
ŝümme yaṭme`u en ezîd.
Yine de açgözlülükle daha çok vermemi bekliyor! dipnot 1
Müddessir suresi, 16. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا
kellâ. innehû kâne liâyâtinâ `anîdâ.
Asla (bu beklentisi gerçekleşmeyecek)! Çünkü o, ayetlerimize karşı inatçılık etmektedir dipnot 1 .
Müddessir suresi, 17. ayet. سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
seürhiḳuhû ṣa`ûdâ.
Onu dik bir yokuşa süreceğim dipnot 1 .
Müddessir suresi, 18. ayet. إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
innehû fekkera veḳaddera.
Çünkü o (Kur'an hakkında ne diyeceğini) düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Müddessir suresi, 19. ayet. فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
feḳutile keyfe ḳaddera.
Kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Müddessir suresi, 20. ayet. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
ŝümme ḳutile keyfe ḳaddera.
Ah kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Müddessir suresi, 21. ayet. ثُمَّ نَظَرَ
ŝümme neżara.
Sonra durup baktı.
Müddessir suresi, 22. ayet. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
ŝümme `abese vebesera.
Sonra yüzünü ekşitti ve kaşlarını çattı.
Müddessir suresi, 23. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
ŝümme edbera vestekbera.
Sonra sırtını döndü ve kibirlendi dipnot 1 .
Müddessir suresi, 24. ayet. فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
feḳâle in hâẕâ illâ siḥruy yü'ŝer.
Arkasından şöyle dedi: "Bu (Kur'an) olsa olsa (öncekilerden) nakledilegelen bir sihirdir! dipnot 1
Müddessir suresi, 25. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
in hâẕâ illâ ḳavlü-lbeşer.
Bu, olsa olsa bir insan sözüdür!" dipnot 1
Müddessir suresi, 26. ayet. سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
seuṣlîhi seḳara.
Onu Sakar'a (cehenneme) sokacağım. dipnot 1
Müddessir suresi, 27. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
vemâ edrâke mâ seḳar.
Sakar'ın ne olduğunu sana kim bildirebilir!
Müddessir suresi, 28. ayet. لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
lâ tübḳî velâ teẕer.
O, bırakmaz (ki yaşasın), terk etmez (ki ölsün) dipnot 1 .
Müddessir suresi, 29. ayet. لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
levvâḥatül lilbeşer.
İnsanı kavurup durur! dipnot 1
Müddessir suresi, 30. ayet. عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
`aleyhâ tis`ate `aşer.
Onun üzerinde on dokuz (melek) vardır dipnot 1 .
Müddessir suresi, 31. ayet. وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
vemâ ce`alnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ce`alnâ `iddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmü'minûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vemâ ya`lemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.
O ateşin (Cehennemin) görevlilerini sadece meleklerden oluşturduk dipnot 1 . Sayılarını dipnot 2 da kafirler için sırf bir imtihan dipnot 3 sebebi yaptık ki kendilerine kitap verilenler (Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğu konusunda) kesin kanaate varsınlar, iman edenlerin güvenleri artsın, kendilerine kitap verilenler ile müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık olanlarla dipnot 4 kafirler de şöyle desinler: "Allah bu sayıyla neyi amaçlamış olabilir ki! dipnot 5 " Böylece Allah, (sapkınlığı) tercih edeni sapkın sayar, (doğru yolu) tercih edeni de yoluna kabul eder. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir dipnot 6 . Bunlar, insanlar için sadece doğru bilgidir dipnot 7 .
Müddessir suresi, 32. ayet. كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
kellâ velḳamer.
Hayır, hayır; Ay'a yemin olsun dipnot 1 ,
Müddessir suresi, 33. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
velleyli iẕ edbera.
dönüp gittiğinde geceye yemin olsun dipnot 1
Müddessir suresi, 34. ayet. وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ
veṣṣubḥi iẕâ esfera.
ve aydınlandığında sabaha yemin olsun ki dipnot 1
Müddessir suresi, 35. ayet. إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ
innehâ leiḥde-lküber.
O ateş, kesinlikle büyük azaplardan biridir dipnot 1 ;
Müddessir suresi, 36. ayet. نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ
neẕîral lilbeşer.
insanlar için bir uyarıdır dipnot 1 .
Müddessir suresi, 37. ayet. لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
limen şâe minküm ey yeteḳaddeme ev yeteeḫḫar.
İçinizden önde gitmeyi veya geri kalmayı tercih edenler dipnot 1 için (bir uyarı) dipnot 2 .
Müddessir suresi, 38. ayet. كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
küllü nefsim bimâ kesebet rahîneh.
(Hesap günü) Herkes kazandıklarına karşılık rehin tutulur dipnot 1 .
Müddessir suresi, 39. ayet. إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ
illâ aṣḥâbe-lyemîn.
Defteri sağdan verilenler hariç dipnot 1 .
Müddessir suresi, 40. ayet. فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ
fî cennâtin. yetesâelûn.
Onlar cennetlerde / bahçelerde olur dipnot 1 , birbirlerine sorarlar;
Müddessir suresi, 41. ayet. عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
`ani-lmücrimîn.
suça dalanların halini... dipnot 1
Müddessir suresi, 42. ayet. مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
mâ selekeküm fî seḳara.
(Sonra onları Sakar'da görür ve şöyle sorarlar:) "Sizi Sakar'a dipnot 1 sürükleyen ne oldu?"
Müddessir suresi, 43. ayet. قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.
Onlar şöyle derler: "Biz, kulluk görevlerini yapanlardan dipnot 1 değildik.
Müddessir suresi, 44. ayet. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
velem nekü nuṭ`imü-lmiskîn.
Çaresiz kalmış birini doyurmazdık dipnot 1 .
Müddessir suresi, 45. ayet. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
vekünnâ neḫûḍu me`a-lḫâiḍîn.
Boş işlere dalanlarla birlikte biz de dalar giderdik dipnot 1 .
Müddessir suresi, 46. ayet. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.
Her şeyin karşılığını bulacağı dipnot 1 gün hakkında da hep yalan söylerdik dipnot 2 .
Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
ḥattâ etâne-lyeḳîn.
Sonunda o kesin gerçek /ölüm bize geldi çattı dipnot 1 ."
Müddessir suresi, 48. ayet. فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ
femâ tenfe`uhüm şefâ`atü-şşâfi`în.
Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir fayda vermeyecek dipnot 1 .
Müddessir suresi, 50. ayet. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
keennehüm ḥumürum müstenfirah.
Onlar, ürküp kaçışan eşekler gibidir,
Müddessir suresi, 51. ayet. فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
ferrat min ḳasverah.
aslandan kaçan (eşekler gibi dipnot 1 ).
Müddessir suresi, 52. ayet. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yü'tâ ṣuḥufem müneşşerah.
Aslında onlardan her biri, kendilerine dağıtılacak sayfalar /belgeler getirilmesini ister dipnot 1 .
Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
kellâ. bel lâ yeḫâfûne-l'âḫirah.
Hayır (bu istedikleri olmayacak)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar dipnot 1 .
Müddessir suresi, 54. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ
kellâ innehû teẕkirah.
Hayır (bir belgeye ihtiyaç yok)! Çünkü Kur'an, kesinlikle size verilen doğru bilgidir dipnot 1 .
Müddessir suresi, 55. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Yapması gerekeni yapan o bilgiden yararlanır dipnot 1 .
Müddessir suresi, 56. ayet. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
vemâ yeẕkürûne illâ ey yeşâe-llâh. hüve ehlü-ttaḳvâ veehlü-lmagfirah.
Onlar, ancak Allah'ın gerekeni yapması ile dipnot 1 bu bilgiden yararlanırlar dipnot 2 . Allah, her türlü yanlıştan sakınan ve hep bağışlayandır dipnot 3 .