Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 11. ayet

Âl-i İmrân suresi, 11. ayet. كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

kede'bi âli fir`avne velleẕîne min ḳablihim. keẕẕebû biâyâtinâ. feeḫaẕehümü-llâhü biẕünûbihim. vellâhü şedîdü-l`iḳâb.

Diyanet İşleri

(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 8–14 · surenin 11. ayeti / 200

Konu İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri Âl-i İmrân 10–20 3

  1. Âl-i İmrân 8

    (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."

  2. Âl-i İmrân 9

    "Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez."

  3. Âl-i İmrân 10

    Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

  4. 11

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.

  5. Âl-i İmrân 12

    İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"

  6. Âl-i İmrân 13

    Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

  7. Âl-i İmrân 14

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 10–11. ayetler için yazılmıştır.

10-11. Yüce Allah Kıyamet gününü söz konusu ettikten sonra Allah’a küfredenlerin, peygamberlerini yalanlayanların cehenneme girmelerinin ve orayı boylamalarının kaçınılmaz olduğunu zikretmektedir. Bunların malları ve evlatları Allah’ın azabına karşı kendilerine herhangi bir fayda sağlamayacaktır. Dünya hayatında da başlarına, Firavun’un ve Allah’ın âyetlerini yalanlayan diğer ümmetlerin başına gelen ceza ve azapların benzerinin geleceğini bildirmektedir ki “Allah onları günahlarından dolayı yakalayıverdi” ve onlara uhrevi cezalar ile birleştirilecek şekilde dünyevi cezaları da derhal verdi. “Allah cezası pek şiddetli olandır.” Sakın O’nun cezasını küçümsemeye kalkışmayın, böyle yaparsanız küfür ve yalanlamayı sürdürmek size kolay gelir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte bu kafirlerin hali, Allah'ı inkâr edip O'nun ayetlerini yalanlayan firavun ailesi ve ondan öncekilerin hali gibidir. Allah, günahları sebebi ile onlara azap edecektir. Onlara malları ve evlatları fayda vermeyecektir. Kendisini inkâr edenler ve ayetlerini yalanlayanlar için Allah'ın azabı şiddetlidir.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَدَأْبِ kede'bi durumu gibi kök: داب
  2. ءَالِ ali ailesinin kök: اول
  3. فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn
  4. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimselerin
  5. مِن min
  6. قَبْلِهِمْ ۚ kablihim onlardan önceki kök: قبل
  7. كَذَّبُوا۟ kezzebu onlar da yalanladılar kök: كذب
  8. بِـَٔايَـٰتِنَا biayatina ayetlerimizi kök: ايي
  9. فَأَخَذَهُمُ feehazehumu onları yakaladı kök: اخذ
  10. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  11. بِذُنُوبِهِمْ ۗ bizunubihim günahlarıyla kök: ذنب
  12. وَٱللَّهُ vallahu Allah'ın kök: اله
  13. شَدِيدُ şedidu çetindir kök: شدد
  14. ٱلْعِقَابِ l-ikabi cezası kök: عقب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: داب (6 geçiş) · Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş)

    Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini inkar etmişler, Allah da kendilerini günahları…

  • Aynı kök: داب (6 geçiş) · Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    (2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki…

  • Aynı kök: داب (6 geçiş)

    Yusuf dedi ki: "Yedi yıl adetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın."

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah'ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bunların durumu) tıpkı Firavun'un ailesi (destekçileri) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (Onlar) ayetlerimizi yalanlamışlardı; Allah da günahları sebebiyle onları yakalamıştı. dipnot 1 Allah, azabı şiddetli olandır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günahlar "sebep", Yüce Allah'ın yakalaması ise "sonuç"tur.

Mustafa İslamoğlu

(Onların gidişatı da) tıpkı Firavun toplumu ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi: mesajlarımızı yalanladılar ve Allah da onları günahları nedeniyle (suçüstü) yakalayıverdi: Allah pek şiddetli cezalandırandır.

Muhammed Esed

Firavun halkının ve onlardan önce yaşayanların başına gelenlerin aynısı (onların başına da gelecek): Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah günahlarından dolayı onları hesaba çekti: çünkü Allah karşılık vermede şedittir.

Ahmed Hulusi

(Onların gidişatı) tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi. . . (Onlar) işaretlerimizi (Esma'nın açığa çıkışı olan işaretleri) yalanlamışlardı. Allah da onları bu suçlarıyla yakalayıverdi. Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılan suçun hak ettiği karşılığı vermede çok şiddetlidir).

Ali Bulaç

Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Allah günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Ali Özek ve heyeti

Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin âdetleri üzere âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden cezâlandırdı. Allah'ın cezâsı çok şiddetlidir.

Ali Rıza Safa

Firavun ailesi ve onlardan öncekiler gibi ayetlerimizi yalanladılar. Sonunda Allah, suçları yüzünden onları yakaladı. Çünkü Allah'ın cezası çok yamandır.

Bayraktar Bayraklı

İnkarcıların yolu Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar; Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

Edip Yüksel

Firavunun halkı veya onlardan öncekilerin durumu gibi... Ayetlerimizi (vahiy ve mucizelerimizi) yalanladılar ve ALLAH da onları günahları sebebiyle suçüstü yakaladı. ALLAH'ın cezalandırması şiddetlidir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kuran'da "ayet" kelimesi sadece "mucize, delil, ders" anlamına gelirken, çoğulu olan "ayat (ayetler)" ise buna ek olarak "Tanrısal kitapların cümleleri" için kullanılır. * Bu yüzden, Kuran'da geçen "ayetler" kelimesi, çoğu yerde bütün bu anlamları kapsayarak anlama zenginlik katmaktadır. * Bu gerçeği her defasında parantezle vurgulamadık. Bak 2:106.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Firavun'un halkı veya onlardan öncekilerin durumu gibi... Ayetlerimizi (vahiy ve mucizelerimizi) yalanladılar ve ALLAH da onları suçüstü yakaladı. ALLAH'ın cezalandırması şiddetlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahları yüzünden tutup yakaladı. Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tıpkı Ali Fir'avnin gidişi gibi, ki ayetlerimizi tekzib ettiler de Allah onları cürümlerile tutup alıverdi, Allahın ikabı çok şiddetlidir.

Erhan Aktaş

Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

Gültekin Onan

Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Tanrı günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Tanrı, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Hasan Basri Çantay

(Onların gidişi) tıbkı Fir'avn haanedanının ve onlardan evvel gelenlerin gidişi gibidir. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar da Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah, cezası pek çetin olandır.

İbni Kesir

Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin yaptığı gibi. Onlar ayetlerimizi yalanladılar da Allah günahlarından dolayı onları yakalayıverdi. Allah azabı çok şiddetli olandır.

Mehmet Alagaş

(10-12) Muhakkak ki kafirlere malları ve evlatları Allah’tan bir şeyleri savmayacaktır / fayda vermeyecektir , işte onlar ateş yakıtıdırlar. Gidişatları tıpkı onlardan önceki firavun ailesi gibi dir, ayetlerimizi yalanlamışlardı, Allah onları günahları nedeniyle yakaladı, Allah şiddetli geri dönüşü olandır / misillemesi / ikâbı çok şiddetlidir. Kafirlere de ki, ilerde mağlup olacaksınız ve cehennemde bir araya getirileceksiniz, kötü bir oturuş yeridir / mahat’tır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası çok çetin olandır.

Süleyman Ateş

Fir'avn ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar da ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah'ın cezası çetindir.

Süleymaniye Vakfı

(Onların durumu,) tıpkı Firavun hanedanının ve daha öncekilerin durumu gibidir. Onlar ayetlerimiz karşısında yalana sarıldılar. dipnot 1 Allah da onları günahları sebebiyle yakaladı. Allah cezalandırması çetindir. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kezzebe (كذّب) fiili Kur'an'da hem lazım /geçişsiz hem de müteaddi /geçişli olarak kullanılır. Lazım olarak kullanıldığı yerlerde çok yalan söyleme (En'am 6/148, Yunus 10/39) anlamındadır. Bazı ayetlerde ba (ب) harf-i cerri ile müteaddi olur ve bir şey karşısında yalan söyleme anlamına gelir (En'am 6/21, 157, A'raf 7/37, Taha 20/48). Harf-i cersiz müteaddi olduğu yerlerde de yalanlama anlamındadır (Al-i İmran 3/184, Hicr 15/80, Şuara 26/176).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların tutumu, Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir dipnot 1 . Onlar da ayetlerimiz karşısında yalana sarılmışlardı dipnot 2 da Allah suçüstü yakalamıştı. Allah cezayı, suçla doğru orantılı olarak dipnot 3 verir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Başta bazı hocalar olmak üzere kendine Müslüman diyenlerin çoğu, işlerine gelmediği için bazı ayetleri görmek istemezler.  Firavun ve ailesi de öyleydi. Allah Teala şöyle demiştir: "Her şeyi açıkça gösteren ayetlerimiz gelince: "Bunlar açık büyüdür" dediler. İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde yanlış yapmalarından ve büyüklenmelerinden dolayı onları, bile bile inkar ettiler." (Neml 27/13-14)
  2. metne dön, dipnot 2
    Kezzebe = كذب fiili "yalanlama" veya "çokça yalan söyleme" anlamına gelen tekzib = تكذيب kökündendir. Kelimenin geçtiği ayetlere, yerine göre "yalanlama" veya "yalan yanlış şeyler söyleme" anlamı verilmiştir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayetteki = شديد şedid, sıkıca bağlı demektir. Allah'ın ödülü veya cezası, kulun fiili ile doğru orantılıdır: "Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz." (En'am 6/160)

Şaban Britch

Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin tutumu (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası çok çetin olandır.

Şaban Piriş

Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah'ın cezalandırması pek şiddetlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanlamışlardı da Allah, onları günahları yüzünden yakalamıştı. Allah, cezayı çok şiddetli vermektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

What becomes of them compares to what had become of the people of Pharaoh and to those who preceded them who refused to recognize Our revelations and signs, evincing both Omnipotence and Authority. Consequently Allah seized them with a calamity and reduced them to a useless form in requital of their iniquities. With justness does Allah punish severely.

Abdul Haleem

just as Pharaoh’s people and their predecessors denied Our revelations, and God punished them for their sins: God is severe in punishing.

Abdullah Yusuf Ali

(Their plight will be) no better than that of the people of Pharaoh, and their predecessors: They denied our Signs, and Allah called them to account for their sins. For Allah is strict in punishment.

Abul A'la Maududi

(To them shall happen) the like of what happened to the people of Pharaoh, and those before them. They rejected Our signs, so Allah seized them for their sins. Allah indeed is severe in punishment.

Aisha Bewley

as was the case with the people of Pharaoh and those before them. They denied Our Signs so Allah seized them for their wrong actions. Allah is fierce in retribution.

Al-Hilali & Khan

Like the behaviour of the people of Fir‘aun (Pharaoh) and those before them; they belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.). So Allâh seized (destroyed) them for their sins. And Allâh is Severe in punishment.

Ali Quli Qarai

as in the case of Pharaoh’s clan and those who were before them, who denied Our signs. So Allah seized them for their sins, and Allah is severe in retribution.

Amatul Rahman Omar

(Their conduct is) like the conduct of the followers of Pharaoh and those before them. They cried lies to Our Messages, so that Allâh took them to task for their sins. Allâh is Severe in retribution.

Arthur John Arberry

like Pharaoh's folk, and the people before them, who cried lies to Our signs; God seized them because of their sins; God is terrible in retribution.

Bijan Moeinian

[The laters, like] the people of Pharaoh, and the disbelievers before them, rejected God’s revelations; consequently, God punished them for this sin of theirs.

E. Henry Palmer

As was the wont of Pharaoh's people, and those before them, they said our signs were lies, and God caught them up in their sins, for God is severe to punish.

Edip-Layth

Like the behavior of the people of Pharaoh and those before them. They rejected Our signs, so God took them for their sins. God is severe in retribution.

George Sale

According to the wont of the people of Pharaoh, and of those who went before them, they charged our signs with a lie; but God caught them in their wickedness, and God is severe in punishing.

Hamid S. Aziz

As was the case with Pharaoh's people and their predecessors: they said Our signs were lies, and Allah seized them for their sins, for Allah is severe in punishment.

Mahmoud Ghali

As was the steadfast manner of the house of Firaawn, (Pharaoh) and the ones before them (who) cried lies to Our signs, so Allah took them away for their guilty deeds; and Allah is strict in punishment.

Marmaduke Pickthall

Like Pharaoh's folk and those who were before them, they disbelieved Our revelations and so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in punishment.

Mohamed Ahmed - Samira

Like the people of the Pharaoh, and those before them, who rejected Our signs, and were punished for their sins by God; and the punishment of God is severe.

Muhammad Asad

[To them shall - happen] the like of what happened to Pharaoh's people and those who lived before them: they gave the lie to Our messages - and so God took them to task for their sins: for God is severe in retribution.

Mustafa Khattab

Their fate will be like that of the people of Pharaoh and those before them—they all rejected Our signs, so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in punishment.

Progressive Muslims

Like the behaviour of the people of Pharaoh and those before them. They rejected Our signs so God took them for their sins. God is awesome in retribution.

Rashad Khalifa

Like Pharaoh's people and those before them, they rejected our revelations and, consequently, GOD punished them for their sins. GOD is strict in enforcing retribution.

Sahih International

[Theirs is] like the custom of the people of Pharaoh and those before them. They denied Our signs, so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in penalty.

Sam Gerrans

Like the case of the house of Pharaoh and those before them: they denied Our proofs, so God seized them for their transgressions; and God is severe in retribution.

Shabbir Ahmed

Like Pharaoh's people and the ones before them, these people reject Our Revelations, and so Allah will seize them for their trailing behind in humanity. Allah's Law of Requital is strong in pursuing and grasping.

Syed Vickar Ahamed

(Their fate will be) no better than that of the people of Firon (Pharaoh), and the earlier people: They denied Our Signs, and Allah punished them for their sins. And Allah is strict in punishment.

Taqi Usmani

a case similar to that of the House of Pharaoh and those before them. They denied our signs. So, Allah seized them for their sins. Allah is severe in punishment.

The Monotheist Group

Like the behavior of the people of Pharaoh and those before them. They rejected Our signs so God took them for their sins. God is awesome in retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩