Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 13. ayet

Âl-i İmrân suresi, 13. ayet. قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا فِئَةٌ تُقَٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

ḳad kâne leküm âyetün fî fieteyni-lteḳatâ. fietün tüḳâtilü fî sebîli-llâhi veuḫrâ kâfiratüy yeravnehüm miŝleyhim ra'ye-l`ayn. vellâhü yü'eyyidü binaṣrihî mey yeşâ'. inne fî ẕâlike le`ibratel liüli-l'ebṣâr.

Diyanet İşleri

Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 10–16 · surenin 13. ayeti / 200

Konu İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri Âl-i İmrân 10–20 3

  1. Âl-i İmrân 10

    Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

  2. Âl-i İmrân 11

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.

  3. Âl-i İmrân 12

    İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"

  4. 13

    Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

  5. Âl-i İmrân 14

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.

  6. Âl-i İmrân 15

    De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir.

  7. Âl-i İmrân 16

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 12–13. ayetler için yazılmıştır.

12-13. Bu buyruklar mü’minler için bir hayır ve müjde, kâfirler için de bir korkutmadır. Allah Dünya’da kafirlerin mutlaka yenileceklerini bildirmektedir. Nitekim iş Yüce Allah’ın haber verdiği şekilde gerçekleşmiş ve benzeri görülmedik bir şekilde yenik düşmüşlerdir. Yüce Allah Bedir’de meydana gelen olayları, Peygamberinin doğruluğuna, onun hak üzere bulunduğuna, düşmanlarının da batıl üzere olduklarına delalet eden ilâhi belgelerden birisi kılmıştır.

O savaşta iki kesim karşı karşıya gelmişti. Mü’minler tarafı ancak üç yüz on küsür kişi idi ve hazırlıkları da azdı. Onlar az olmakla birlikte kâfirler bin kişiye yakın idiler. Ayrıca silâh ve diğer gereçleri itibari ile de hazırlıkları tamdı. Yüce Allah yardımı ile mü’minleri destekledi ve Allah’ın izni ile mü’minler kâfirleri yendi. İşte bu olayda basiret sahibi kimselere büyük bir ibret vardır. Şâyet bu, batıl ile karşılaştığında onu darmadağın ve yok eden hakkın ta kendisi olmasa idi sonucun -maddi sebeplere göre- tam aksi olması gerekirdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bedir günü, birbirlerine karşı savaşmak için karşı karşıya gelen iki grupta sizin için ibret ve deliller vardır. Bu gruplardan biri; Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ve onun ashabıdır. Onlar, Allah'ın kelimesinin yüce olması için Allah yolunda savaşanlardır. Kafirlerin kelimesi ise alçak ve düşüktür. Diğer grup ise övünme, riya ve asabiyet ile çıkan Mekke kafirleridir. Müminler, onları gözleriyle hakikaten kendilerinin iki katı olarak gördüler. Allah, dostlarına yardım etti. Allah, yardımı ile dilediğini destekler. İşte bunda, sayıları az da olsa yardımın iman ehli için olduğuna ve sayıları çok da olsa yenilginin kafirler için olduğuna dair basiret sahipleri için ibret ve nasihat vardır.

Kelimeler

29 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَدْ kad muhakak
  2. كَانَ kane kök: كون
  3. لَكُمْ lekum sizin için vardır
  4. ءَايَةٌۭ ayetun bir ibret kök: ايي
  5. فِى fi
  6. فِئَتَيْنِ fieteyni şu iki toplulukta kök: فاي
  7. ٱلْتَقَتَا ۖ t-tekata karşılaşan kök: لقي
  8. فِئَةٌۭ fietun bir topluluk kök: فاي
  9. تُقَـٰتِلُ tukatilu çarpışıyordu kök: قتل
  10. فِى fi
  11. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  12. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  13. وَأُخْرَىٰ ve uhra öteki de kök: اخر
  14. كَافِرَةٌۭ kafiratun nankördü kök: كفر
  15. يَرَوْنَهُم yeravnehum onları görüyorlardı kök: راي
  16. مِّثْلَيْهِمْ misleyhim kendilerinin iki katı kök: مثل
  17. رَأْىَ ra'ye görüşüyle kök: راي
  18. ٱلْعَيْنِ ۚ l-ayni gözlerinin kök: عين
  19. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  20. يُؤَيِّدُ yu'eyyidu destekler kök: ايد
  21. بِنَصْرِهِۦ binesrihi yardımıyle kök: نصر
  22. مَن men kimseyi
  23. يَشَآءُ ۗ yeşa'u dilediği kök: شيا
  24. إِنَّ inne elbette
  25. فِى fi
  26. ذَٰلِكَ zalike bunda
  27. لَعِبْرَةًۭ leibraten bir ibret vardır kök: عبر
  28. لِّأُو۟لِى liuli olanlar için kök: اول
  29. ٱلْأَبْصَـٰرِ l-ebsari gözleri kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فاي (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

  • Aynı kök: فاي (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de…

  • Aynı kök: عبر (9 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: فاي (11 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre)…

  • Aynı kök: ايد (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı,…

  • Aynı kök: ايد (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    (62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların…

  • Aynı kök: ايد (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat…

  • Aynı kök: عبر (9 geçiş)

    Kral, "Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bedir'de) karşı karşıya gelen (şu) iki grupta sizin için elbette bir ibret vardır: dipnot 1 (Biri) Allah yolunda savaşan bir grup, diğeri ise onları apaçık bir şekilde kendilerinin iki katı gören kâfir (bir grup). Allah dilediğini (layık olanı) yardımı ile destekler. Şüphesiz ki görenler için bunda ibret vardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Medine'deki yahudi gruplar, Mekkeli müşriklere benzemediklerini ve onların savaşlarda galip gelecek durumda olduklarını iddia ettikleri için Yüce Allah müşriklerin mağlup edileceklerini haber vermektedir. Bedir'de yaşanan durum, bu gerçeğin delili ve örneğidir. Çeşitli yönlerden bakıldığında bu iki ordunun karşılaşmasında, savaş esnasında ve sonrasında nice derslerin bulunduğu görülmektedir. Zira bir sonraki cümlede de geçtiği gibi, müşriklerin müminleri mevcut sayının iki katı görmesi de başlı başına bir delildir.

Mustafa İslamoğlu

Karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir mesaj vardı: Bir ordu Allah yolunda savaşıyor, diğeri ise inkarında direniyordu. Onlar ötekilerin iki misli olduğunu kendi gözleriyle görüyorlardı: Ama Allah dilediğini yardımıyla güçlendirir. İşte bu olayda basiret sahipleri için elbette ibretler vardır.

Muhammed Esed

Savaşta karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir işaret vardı: bir ordu Allah için savaşırken diğeri O'nu inkar ediyordu. (Öncekiler,) kendi gözleriyle diğer tarafı kendilerinin iki misli (kalabalık) gördüler: Ama Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bakın, bunda görecek gözleri olan herkes için muhakkak bir ders vardır.

Ahmed Hulusi

Hakikat ki; sizin için, karşı karşıya gelmiş iki topluluğun halinde bir işaret - ibret vardı; bir topluluk Allah için vuruşurken, diğerleri kafirdi ve onları gözleriyle kendilerinin iki misli olarak görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Muhakkak bunda basiret sahipleri için büyük ibret vardır.

Ali Bulaç

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk, Allah yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.

Ali Özek ve heyeti

(Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki grubun halinde sizin için büyük bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir grup, diğeri ise müslümanları apaçık bir şekilde kendilerinin iki misli gören kâfir bir grup. Allah dilediğini yardımı ile destekler. İşte bunda basîret sahipleri için muhakkak büyük bir ibret vardır.

Ali Rıza Safa

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir gösterge vardır: Bir topluluk, Allah'ın yolunda çarpışanlardı. Nankörlük eden diğerleri ise onları kendilerinin iki katı gibi görüyorlardı. Çünkü Allah, dilediğine yardımıyla destek verir. Aslında, işte bunda, görüş yetisi olanlar için kesinlikle bir ders vardır.

Bayraktar Bayraklı

Savaşta/Bedir'de karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir işaret vardır. Ordunun biri Allah için savaşırken, diğeri O'nu inkar ediyordu. Gözleriyle diğer tarafı kendilerinin iki misli gördüler. Ama Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Elbette bunda basiret/aydınlık sahipleri için bir ibret vardır.

Edip Yüksel

Karşılaşan iki orduda sizin için bir ders var. Ordulardan birisi ALLAH yolunda savaşırken diğeri de inkarcı idi. Onları gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. ALLAH dilediğini zaferle destekler. Bunda görüş sahipleri için bir ibret vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Karşılaşan iki orduda sizin için bir ders var. Ordulardan birisi ALLAH yolunda savaşırken diğeri de inkarcı idi. Onları (inananları), gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. ALLAH dilediğini zaferle destekler. Bunda görüş sahipleri için bir ibret vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz çarpışan iki topluluğun durumunda size bir ibret vardı. Bir topluluk Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri de kafirdi ve onları göz göre göre kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da yardımıyla dilediğini kuvvetlendiriyordu. Elbette gören göze sahip olanlara bunda şüphesiz bir ders vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Muhakkak bir ayet oldu size: çarpışan iki cemi'yette: Bir cem'iyet Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri de kafir: Onları göz göre göre kendilerinin iki misli görüyorlardı, Allah da nusratiyle dilediğini te'yid buyuruyordu, görecek gözleri olanlar için elbette bunda şüphesiz bir ibret var.

Erhan Aktaş

İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir gösterge vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşan, diğeri de Kafirlerdendi. dipnot 1 Kafirler, onları dipnot 2 kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret dipnot 3 sahipleri için bunda bir ders vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 3:4 ayetin 2. dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müslimeri.
  3. metne dön, dipnot 3
    Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir gösterge vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşanlardan, diğeri de Kafirdi dipnot 1 . Kafirler, onları dipnot 2 kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret dipnot 3 sahipleri için bunda bir ders vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müslümanları.
  3. metne dön, dipnot 3
    Derin kavrayış.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir ayet vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşanlardan, diğeri de gerçeği yalanlayan nankörlerdendi. Gerçeği yalanlayan nankörler, onları kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret dipnot 1 sahipleri için bunda bir ders vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Derin kavrayış.

Gültekin Onan

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet vardır. Bir topluluk, Tanrı yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Tanrı, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.

Hasan Basri Çantay

(Bedir muhaarebesinde) karşılaşan iki cem'iyyet hakkında sizin için muhakkak bir ibret vardı. (Onlardan) bir cem'iyyet Allah yolunda döğüşüyordu, diğeri ise kafirdi. Onlar öbürlerini (müslümanları) dış gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, kimi dilerse onu yardımıyle destekler. Şübhesiz bunda kalb gözleri açık olanlar için kat'i bir ibret vardır.

İbni Kesir

Karşılaşan iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır. Biri, Allah yolunda döğüşüyordu. Diğeri ise, kafirdi. Onlar, öbürlerinin kendilerinin iki katı olduklarını gözleriyle görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Görebilenler için bunda ibret vardır.

Mehmet Alagaş

(13) Şu iki birliğin / bölüğün karşılaşmasında sizin için ayet vardı, bir bölük Allah yolunda çarpışıyordu bir diğeri ise kafir idi. Göz görmesiyle onları iki kat görüyorlardı , Allah nusreti ile istediğini destekler / teyit eder , görme uluları için bunda alınacak ders / ibret vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahipleri için gerçekten ibret vardır.

Süleyman Ateş

Karşılaşan şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu, öteki de nankördü, onları, gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyle destekler. Elbette (bunda) gözleri olanlar için bir ibret vardı.

Süleymaniye Vakfı

(Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki birlikte sizin için bir ayet / bir gösterge vardır. Birliklerden biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kafirdi. (Müminler) baktıklarında onları kendilerinin iki katı görüyorlardı. dipnot 1 Allah, gereğini yapanı dipnot 2 yardımıyla destekler. İleri görüşlüler için bunda tam bir ibret vardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bedir Savaşında Mekkeli müşrikler müminlerin iki katından fazlaydı ama onlara kendilerinin iki katı gösterildiler ki müminler onlarla savaşmak zorunda kalsın. Çünkü müminlere, kendilerinin iki katına kadar düşmanla savaşma görevi verilmişti (Enfal 8/65-66). Müslümanların Mekke ordusu ile kervan arasında kalması (Enfal 8/42), düşmanın rüyada Rasulullah'a az gösterilmesi (Enfal 8/43), iki ordu karşılaştığında birbirlerine olduklarından daha az gösterilmeleri (Enfal 8/44), Müslümanların üç bin melekle desteklenmesi (Al-i İmran 3/124), müminlerin rahatlaması için o gün hoş bir uykuya daldırılmaları ve üzerlerine rahatlatıcı bir yağmur yağdırılması da (Enfal 8/11) Allah'ın onlara olan yardımlarındandı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Şae ( شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gereğini yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Bedir'de) Karşı karşıya gelen o iki orduda, sizin için bir belge vardır. Biri Allah yolunda savaşanlar, diğeri ise ayetleri görmezlikte direnenler topluluğuydu. (Müminler) onları göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyordu dipnot 1 . Allah, doğru tercihte bulunanı kendi yardımı ile destekler. İleri görüşlüler için bunda bir ibret vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu, Bedir Savaşında olmuştur. Allah Teala şöyle demiştir: "(Ey Muhammed!) Allah onları rüyanda sana az gösterdi. Çok gösterse (savaşma) işinde telaşa düşer, çekişirdiniz. Ama Allah, sizi bu hale düşmekten kurtardı. Çünkü O, içinizde olanları bilir. Onlarla karşılaştığınızda da Allah, sizin gözünüze onları az göstermiş, onların gözüne de sizi az göstermişti. Allah, karar verdiği bir işi gerçekleştirsin diye böyle yapmıştı. Her iş, Allah'a bağlıdır. (O, ol demeden olmaz.)" (Enfal 8/43-44) Mekkeliler müslümanların üç katıydı. Korkup dağılmasınlar diye Allah kendilerinin iki katı göstermişti. Enfal 8/65. ayette, on katı düşmanı yenebilecekleri belirtilmişti ama zayıflık gösterince Allah yüklerini hafifletmiş ve şöyle demişti: "Şimdi Allah sizde bir zayıflık olduğunu gördü ve yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiyi yener. Sizden bin kişi de Allah'ın izniyle onlardan iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir. " (Enfal 8/66)

Şaban Britch

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahipleri için gerçekten ibret vardır.

Şaban Piriş

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kafir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, gören göze sahip olanlar için gerçekten ibret vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yüz yüze gelen şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışıyordu; ötekisi küfre batmıştı. Allah yolunda çarpışanları, kafa gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah, öz yardımıyla dilediğini destekler. İşte bunda, gözleri olanlar için gerçek bir ibret vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There is an intellectual and spiritual lesson to comprehend. Two forces met, one fighting in favour of Allah and the other against Allah. The pursuit of an end and the unwavering and positive stand merited the Muslims aid at the hands of Allah to the end that the enemy of faith was divinely induced to form witness a mirage of the Muslims portraying them to be twice as the enemy. Allah confirms whom He will and gives them supremacy and superiority and bestows victory. This is indeed an instructive example to those who have opened their minds’ eyes.

Abdul Haleem

You have already seen a sign in the two armies that met in battle, one fighting for God’s cause and the other made up of disbelievers. With their own eyes [the former] saw [the latter] to be twice their number, but God helps whoever He will. There truly is a lesson in this for all with eyes to see.’

Abdullah Yusuf Ali

"There has already been for you a Sign in the two armies that met (in combat): One was fighting in the cause of Allah, the other resisting Allah; these saw with their own eyes Twice their number. But Allah doth support with His aid whom He pleaseth. In this is a warning for such as have eyes to see."

Abul A'la Maududi

You have already come across an instructive sign in the two hosts that encountered each other in battle (at Badr): one host fighting in the way of Allah, and the other that of unbelievers. They saw with their own eyes that one host was twice the number of the other. dipnot 1 But (the result of the battle has proved that) Allah succours with His victory whomsoever He wills. In this there is surely a lesson for all who have eyes to see. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The actual disparity between the two armies was roughly three to one, but even a cursory glance was enough to tell the casual observer that the army of unbelievers was about twice as large as that of the believers.
  2. metne dön, dipnot 2
    The events and results of the Battle of Badr are briefly reviewed so as to bring home certain lessons to the Muslims. There are three important lessons to be learnt. First, the manner in which the believers and the unbelievers advanced to the battlefield clearly demonstrated the difference in the moral fibre of the two armies. In the army of the unbelievers, the soldiers held drinking parties and were entertained by the songs and dances of slave girls. The prevalent mood of that army was one of self-indulgence. On the other hand, piety, fear of God and moral restraint of the highest order characterized the Muslim army. The soldiers were busy in devotion and remembrance of God, to Whom they addressed all their prayers and supplication. It was obvious to anyone which army was fighting in God's cause. Second, the believers won a resounding victory against an army of unbelievers superior to them in numbers, and in the quality and the quantity of arms. So the victory clearly indicated which of the two armies enjoyed the support of God. Third, the outcome of the battle came as a shocking humiliation for those who, heedless of God's might, had been exulting in the strength of their arms and the number of their supporters. It came as a shock to such people when God subjected a tribe like the Quraysh, foremost in influence and power throughout Arabia, to an ignominious defeat at the hands of a few ill-equipped Makkan fugitives and peasants from Madina.

Aisha Bewley

There was a sign for you in the two parties which met face to face, one party fighting in the Way of Allah and the other kafirun. You saw them as twice their number with your own eyes. Allah reinforces with His help whoever He wills. There is instruction in that for people of insight.

Al-Hilali & Khan

There has already been a sign for you (O Jews) in the two armies that met (in combat i.e. the battle of Badr). One was fighting in the Cause of Allâh, and as for the other, (they) were disbelievers. They (the believers) saw them (the disbelievers) with their own eyes twice their number (although they were thrice their number). And Allâh supports with His Victory whom He wills. Verily, in this is a lesson for those who understand. (See Verse 8:44). (Tafsir At-Tabarî)

Ali Quli Qarai

There was certainly a sign for you in the two hosts that met: one host fighting in the way of Allah and the other faithless, who saw them visibly twice as many. Allah strengthens with His help whomever He wishes. There is indeed a moral in that for those who have insight.

Amatul Rahman Omar

There has already been for you a remarkable sign in the two armies that encountered each other (- in the Battle of Badr). (Behold!) one army is fighting in the cause of Allâh and the other is (an army of) disbelievers, whom they (- the Muslims) saw with their naked eyes twice as many (and not thrice as the actual figure was so that the believers did not lose their hearts). And Allâh strengthens with His help whomsoever He will. Verily, in this is a lesson for those who have eyes.

Arthur John Arberry

There has already been a sign for you in the two companies that encountered, one company fighting in the way of God and another unbelieving; they saw them twice the like of them, as the eye sees, but God confirms with His help whom He will. Surely in that is a lesson for men possessed of eyes.

Bijan Moeinian

You recently witnessed how your troop [in the first battle of Islam] defeated the disbelievers in spite of the fact that as you saw with your own eyes they were twice as big as your troop! Indeed God strengthens with his aid whom he pleases. Here there is an important lesson for those who are open-minded thinkers.

E. Henry Palmer

'Ye have had a sign in the two parties who met; one party fighting in the way of God, the other misbelieving; these saw twice the same number as themselves to the eye-sight, for God aids with His help those whom He pleases. ' Verily, in that is a lesson for those who have perception.

Edip-Layth

There was a sign for you in the two groups that met. One was fighting in the cause of God, and the other was ingrate. They thus saw them as twice their number with their eyes. God supports with His victory whomever He wills. In this is a lesson for those with vision.

George Sale

Ye have already had a miracle shewn you in two armies which attacked each other: One army fought for God's true religion, but the other were infidels; they saw the faithful twice as many as themselves in their eye-sight; for God strengtheneth with his help whom he pleaseth. Surely herein was an example unto men of understanding.

Hamid S. Aziz

"You already have had a sign in the two parties who met (at the battle of Badr); one party fighting in the way of Allah, the other disbelieving; these saw, with their very eyes, twice the number as themselves. Thus Allah strengthens with His help those whom He pleases." Verily, in that is a lesson for those who have perception.

Mahmoud Ghali

There has already been a sign for you in the two communities that encountered, (The reference is to the Battle of Badr) one community fighting in the way of Allah and another disbelieving. They saw them twice the like of them, as the eye sees, (Literally: as the sight of the eye) and Allah aids with His victory whomever He decides. Surely in that is indeed a lesson for the ones endowed with beholdings. (Literally: eyesights).

Marmaduke Pickthall

There was a token for you in two hosts which met: one army fighting in the way of Allah, and another disbelieving, whom they saw as twice their number, clearly, with their very eyes. Thus Allah strengtheneth with His succour whom He will. Lo! herein verily is a lesson for those who have eyes.

Mohamed Ahmed - Samira

There was a token for you in the two armies which clashed (in the battle of Badr), one fighting for God, the other of unbelievers who saw with their own eyes the faithful to be two times as many as they, for God reinforces with His help whomsoever He will. In this is a lesson for those who have eyes.

Muhammad Asad

You have already had a sign in the two hosts that met in battle, one host fighting in God's cause and the other denying Him; with their own eyes [the former] saw the others as twice their own number: but God strengthens with His succour whom He wills. In this, behold, there is indeed a lesson for all who have eyes to see.

Mustafa Khattab

Indeed, there was a sign for you in the two armies that met in battle—one fighting for the cause of Allah and the other in denial. The believers saw their enemy twice their number.[1] But Allah supports with His victory whoever He wills. Surely in this is a lesson for people of insight.

Progressive Muslims

There was a sign for you in the two groups that met. One was fighting in the cause of God, and the other was rejecting. They thus saw them as twice their number with their eyes. And God supports with His victory whom He wills. In this is a lesson for those with vision.

Rashad Khalifa

An example has been set for you by the two armies who clashed - one army was fighting in the cause of GOD, while the other was disbelieving. They saw with their own eyes that they were twice as many. GOD supports with His victory whomever He wills. This should provide an assurance for those who possess vision.

Sahih International

Already there has been for you a sign in the two armies which met - one fighting in the cause of Allah and another of disbelievers. They saw them [to be] twice their [own] number by [their] eyesight. But Allah supports with His victory whom He wills. Indeed in that is a lesson for those of vision.

Sam Gerrans

There had been a proof for you in the two hosts which met: one host fighting in the cause of God, and another denying; they saw them as twice their like by the sight of the eye. But God strengthens with His help whom He wills; in that is a lesson for those of vision.

Shabbir Ahmed

(Only recently at Badr), there was a Sign for you in the two armies that met in combat. One was fighting in the Cause of Allah, the other denying Him. With their own eyes the two armies saw each other as twice their number. (The believers in their motivation saw the manifold enemy just twice their own numbers, while the deniers saw the smaller opponents twice the size they actually were). But Allah strengthens people with His support according to His Laws. (Allah helps those who help themselves). This must be a lesson for people of vision for all times.

Syed Vickar Ahamed

"There has already been for you a Sign in the two armies that met (in battle): One was fighting in the Cause of Allah, and another resisting Allah; Whom they saw with their own eyes as twice their number. But Allah does support with His help whom He pleases. Surely, in this is a warning for those who have eyes to see."

Taqi Usmani

"There was a sign for you in the two groups who confronted each other: One group fighting in the way of Allah, and the other disbelieving, seeing themselves as twice their number, with open eyes. And Allah gives strength with His help to whomsoever He wills. Indeed, there is a lesson therein for those who have eyes."

The Monotheist Group

There was a sign for you in the two groups that met. One was fighting in the cause of God, and the other was rejecting. They thus saw them as twice their number with their eyes. And God supports with His victory whom He wills. In this is a lesson for those with vision.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩