Diyanet İşleri
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 158. ayet. وَلَئِن مُّتُّمْ أَوْ قُتِلْتُمْ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحْشَرُونَ
veleim müttüm ev ḳutiltüm leile-llâhi tuḥşerûn.
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sefere çıkanlar; ölüm ve öldürülme Âl-i İmrân 156–158 3
İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sizler hangi hal üzere ölür yada öldürülürseniz, sonunda hepiniz tek olan Allah'a döndürüleceksiniz. Böylece O, sizlere amellerinizin karşılığını verecektir.
Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah…
Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.
Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi…
Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Ölüm
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de…
Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sayılı günlerde Allah'ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri…
Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"
Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda elbette toplanacaksınız.
Zira ölseniz de öldürülseniz de, sonunda Allah katında toplanacaksınız.
Çünkü ölseniz de, öldürülseniz de sonunda Allah katında toplanacaksınız.
Andolsun ki, ölseniz veya öldürülseniz Allah'a haşr olunacaksınız (değerlendirilmeniz hakikatiniz olan Allah Esma'sıyla yapılacaktır).
Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de şüphesiz Allah'a (varıp) toplanacaksınız.
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.
Ölseniz de öldürülseniz de kesinlikle Allah'ın karşısında toplanacaksınız.
Çünkü ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Ölürseniz de öldürülürseniz de ALLAH'ın huzuruna çıkarılacaksınız.
Ölürseniz de öldürülürseniz de ALLAH'ın huzuruna çıkarılacaksınız.
Andolsun ki, ölseniz de öldürülseniz de kesinlikle Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Celalim hakkı için: ölseniz de katlolunsanız da her halde hep Allaha haşrolunacaksınız
Elbette ölseniz de öldürülseniz de muhakkak sonunda Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Elbette ölseniz de öldürülseniz de muhakkak sonunda Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Elbette ölseniz de öldürülseniz de muhakkak sonunda Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de şüphesiz Tanrı'ya (varıp) toplanacaksınız.
Andolsun, ölseniz de, yahud öldürülseniz de muhakkak ki hepiniz Allah (ın huzuruna gidib) toplanacaksınız.
Andolsun ki, ölseniz de, öldürülseniz de; Allah katında toplanacaksınız.
(152-158) Allah size verdiği sözü kesinlikle doğruladı / tasdikledi, O’nun izniyle onların köklerini kazıyordunuz , s ize sevdiğiniz şeyler gösterildikten sonra gevşeklik gösterdiniz ve emir konusunda çekiştiniz, sizden kimileri yakında olanı / dünyada olanı istiyordu, kimileriniz de ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan amaçlı geri çekti. (Yenildiniz) Kesin olan şu ki sizleri affetti, Allah müminler üzerinde fazıl sahibidir. Bir vakit kaçıyordunuz ve geriye dönüp kimseye dahi bakmıyordunuz , Resul sizleri arkanızdan çağırıyordu. Size gam üstüne gam isabet etti ki elinizden gidene / kaybettiğinize ve size isabet edene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Bu gam sonrasından sonra size bir güven indirdi, sizden bir grubu da uyku hali sarıyordu, bir grup da kendinin derdine düşmüştü, Allah hakkında cahiliyette ki gibi gerçek dışı şeyler düşünüyorlardı, bu işten bize bir şey var mı ki? Diyorlardı , de ki kesinlikle işlerin hepsi Allah içindir , sana açık edemedikleri şeyleri içlerinde / kendilerinde saklıyorlardı , bize bu işten bir şey olsaydı eğer, buralarda öldürülmezdik diyorlar, de ki eğer evlerinizde dahi olsaydınız, ölümü yazılı olanlar öldürülecekleri yere giderlerdi, Allah sizi göğsünüzde olanla imtihan etti, (Savaşa gider miyim? Gitmez miyim?) sizin kalplerinizde olanları açığa çıkardı. Allah kalplerde olanı bilendir. İki cemaat karşılaştığı gün, sizden geri dönenler oldu, kesinlikle şeytan onların ayaklarını, kazandıklarından dolayı kaydırdı. Kesin olan şu ki Allah onları affetti muhakkak ki Allah bağışlayandır ve nazik davranandır. Ey İman edenler, kafirler gibi olmayın , kardeşleri yeryüzünde dolanan yahut gaza da olanlar için keşke yanımızda olsalardı ne ölürlerdi ne de öldürülürlerdi dediler. Allah bunu kalplerinde hasar oluşması için yaptı. Allah diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görendir. Eğer Allah’ın yolunda öldürülürseniz yahut ölürseniz , Allah tarafından bağışlanmak ve esirgenmek topladıklarınızdan hayırlıdır, ölseniz de öldürülseniz de kesinlikle Allah’ta toplanacaksınız.
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.
Ölür veya öldürülürseniz, elbette Allah'a götürüleceksiniz!
Ölseniz de öldürülseniz de, kesinlikle Allah'ın huzuruna toplanacaksınız. dipnot 1
Ölseniz de öldürülseniz de toplanacağınız yer, Allah'ın huzurudur.
Ölseniz de öldürülseniz de şüphesiz Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.
-Ölseniz de öldürülseniz de şüphesiz Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Ölür yahut öldürülürseniz elbette ki Allah'a götürüleceksiniz.
Whether you die or be slain, shall all of you be gathered to Allah.
Whether you die or are killed, it is to God that you will be gathered.
And if ye die, or are slain, Lo! it is unto Allah that ye are brought together.
And were you to die or be slain, it is to Allah that you will all be mustered.
If you die or you are killed, it is to Allah that you will be gathered.
And whether you die, or are killed, verily, unto Allâh you shall be gathered.
And if you die or are slain, you will surely be mustered toward Allah.
Indeed, whether you die or be killed, verily you shall be gathered together and brought before Allâh.
surely if you die or are slain, it is unto God you shall be mustered.
If you get killed or die in the cause of God, what a pleasure better than being escorted to the presence of the Lord Almighty?
and if ye die or be killed it is to God ye shall be assembled.
If you die or are killed, then to God you will be gathered.
And if ye die, or be slain, verily unto God shall ye be gathered.
And if you die or be killed it is to Allah that you shall be assembled.
And indeed in case you die or are killed, indeed to Allah you will be mustered.
What though ye be slain or die, when unto Allah ye are gathered?
And if you die or are killed, even so it is to God that you will return.
for, indeed, if you die or are slain, it will surely be unto God that you shall be gathered.
Whether you die or are martyred—all of you will be gathered before Allah.
And if you die or are killed, then to God you will be gathered.
Whether you die or get killed, you will be summoned before GOD.
And whether you die or are killed, unto Allah you will be gathered.
And if you die or are killed, to God will you be gathered.
Whether you die or get slain, life goes on to its Destination; you will be gathered before Allah.
And whether you die, or are killed indeed! It is before Allah that you are brought together.
If you die or get killed, it is towards Allah that you shall be gathered.
And if you die or are killed, then to God you will be gathered.